striking - Turco Inglés Diccionario

striking

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

striking — Definition

Significado:
çarpıcı, dikkat çekici
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈstraɪkɪŋ/ – BrE /ˈstraɪkɪŋ/)
Categoría gramatical:
Sıfat: striking
Sinónimo:
remarkable, dramatic
Antónimos:
ordinary, dull

Significados de "striking" en diccionario turco inglés : 21 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
striking adj. çarpıcı
There was a striking similarity between her and the picture of her grandmother at the same age.
Onunla büyükannesinin aynı yaştaki fotoğrafı arasında çarpıcı bir benzerlik vardı.

More Sentences
General
striking n. vurma
It was a bright cold day in April, and the clocks were striking thirteen.
Nisanda aydınlık soğuk bir gündü ve saat on üçü vuruyordu.

More Sentences
striking adj. grevdeki
They have reached an agreement with striking bus drivers.
Grevdeki otobüs şoförleriyle bir anlaşmaya vardılar.

More Sentences
striking adj. dikkati çeken
There are also a few other issues which have struck me.
Ayrıca dikkatimi çeken birkaç konu daha var.

More Sentences
striking adj. çarpıcı
There was a striking similarity between her and the picture of her grandmother at the same age.
Onunla büyükannesinin aynı yaştaki fotoğrafı arasında çarpıcı bir benzerlik vardı.

More Sentences
striking adj. dikkat çekici
His smile is his most striking feature.
Gülümsemesi en dikkat çekici özelliğidir.

More Sentences
Geography
striking adj. dikkat çekici
His smile is his most striking feature.
Gülümsemesi en dikkat çekici özelliğidir.

More Sentences
Military
striking n. vuruş
We are within striking distance of the enemy.
Düşmanla vuruş mesafesi içindeyiz.

More Sentences
General
striking n. geçici desteklerin alınması
striking adj. çarpan
striking adj. vuran
striking adj. usturuplu
striking adj. şaşırtıcı
striking adj. frapan
striking adj. göz alıcı
striking adj. göze çarpan
striking adj. göze çarpıcı
Technical
striking n. elektrikli ince kaplama
striking n. cam opalleşmesi
Geography
striking adj. göze çarpıcı
Military
striking n. müsademe

Significados de "striking" con otros términos en diccionario inglés turco: 106 resultado(s)

Inglés Turco
General
striking feature n. göze çarpan özellik
mobile striking force n. çevik güç
striking lightly n. çırpıştırma
striking resemblance n. şaşırtıcı benzerlik
striking resemblance n. çarpıcı benzerlik
striking claims n. çarpıcı iddialar
striking parallel n. dikkat çekici benzerlik
striking parallel n. dikkat çekici paralellik
sudden and striking realization n. ani aydınlanma
sudden and striking realization n. bir anda gelen aydınlanma
bear a striking resemblance to v. şaşırtıcı derecede benzemek
bear a striking resemblance to v. tam bir kopyası olmak
bear a striking resemblance to v. bire bir benzemek
bear a striking similarity v. aşırı derecede benzerlik göstermek
be within striking distance of v. eşiğine gelmek
be within striking distance of v. burun buruna gelmek
be within striking distance of v. ramak kalmak
be within striking distance of v. çok yaklaşmak
come within striking distance of v. ramak kalmak
come within striking distance of v. eşiğine gelmek
come within striking distance of v. burun buruna gelmek
come within striking distance of v. çok yaklaşmak
within striking distance adv. vurulacak mesafede
within striking distance adv. darbe indirecek mesafede
Colloquial
striking example n. çarpıcı örnek
Idioms
striking distance n. birkaç adımlık mesafe
striking distance n. çok yakın mesafe
striking distance n. eli kulağında
get within striking distance v. etkilenme alanına girmek
get within striking distance v. etkilenme alanı içinde olmak
bear a striking resemblance to v. tıpkısının aynısı olmak
bear a striking resemblance to v. tıpatıp benzemek
in striking distance (of something) expr. (yapmaya/bir şeye) ramak kalmış
within striking distance (of something) expr. (yapmaya/bir şeye) ramak kalmış
within striking distance expr. çok yakın mesafede
in striking distance (of something) expr. eli kulağında
within striking distance expr. bir adım mesafede
in striking distance expr. çok yakın
in striking distance expr. bir adım mesafede
in striking distance expr. çok yakın mesafede
within striking distance (of something) expr. eli kulağında
within striking distance expr. çok yakın
within striking distance expr. birkaç adım mesafede
in striking distance expr. birkaç adım mesafede
within striking distance expr. bitmeye yakın
in striking distance expr. tamamlanmak üzere
within striking distance expr. bitmek üzere
within striking distance expr. sonuna yaklaşmış
in striking distance expr. sonuna yaklaşmış
in striking distance expr. bitmeye yakın
within striking distance expr. tamamlanmak üzere
in striking distance expr. bitmek üzere
in striking distance (of someone or something) expr. (birine/bir şeye) birkaç adım mesafede
in striking distance (of someone or something) expr. (birine/bir şeye) bir adım mesafede
in striking distance (of someone or something) expr. (birinin/bir şeyin) dibinde
in striking distance (of someone or something) expr. (birine/bir şeye) çok yakın
in striking distance (of someone or something) expr. (birine/bir şeye) çok yakın mesafede
in striking distance (of someone or something) expr. (birinin/bir şeyin) çok yakınında
within striking distance (of someone or something) expr. (birinden/bir şeyden) bir adım mesafede
within striking distance (of someone or something) expr. (birine/bir şeye) çok yakın
within striking distance (of someone or something) expr. (birinin/bir şeyin) çok yakınında
Trade/Economic
striking price n. uygulama fiyatı
striking a balance n. hesabı dengeleme
striking price n. icra fiyatı
striking of the balance n. bilanço tanzimi
Law
striking of the balance n. bilanço tanzimi
striking out pleadings n. mahkeme hükümlerini yerine getirmeyen tarafın ileri sürdüğü iddiaların silinmesi
Technical
striking potential n. elektrik akımı boşaltma seviyesi
over-striking n. üstüne yazma
striking plate n. karşılık plakası
striking surfaces n. öpüşen yüzeyler
arc striking and stabilizing device n. ark başlatma ve dengeleme cihazı
striking pin n. yeni tabaklanmış deriden tortuyu sıyırma bıçağı
Electric
ignition or striking voltage n. yanma veya amorsaj gerilimi
striking voltage n. amorsaj gerilimi
striking tension n. amorsaj gerilimi
Construction
formwork striking n. kalıbın sökülmesi
formwork striking n. kalıp sökme
Chemistry
striking formwork n. kalıbın çıkarılması
Military
attack carrier striking forces n. uçak gemisi vurucu kuvvetleri
striking velocity n. vurucu hız
carrier striking force n. uçak gemisi vurucu kuvveti
striking echelon n. vuruş kademesi
striking force n. vurucu kuvvet
striking power n. vurucu güç
striking force area n. vurucu kuvvet bölgesi
striking velocity n. vuruş hızı
striking power n. müsademe gücü
striking echelon n. müsademe kademesi
mobile striking force n. çevik vurucu kuvvet
mobile strategic striking force n. çevik stratejik vurucu kuvvet
surface striking forces n. su üstü vurucu kuvvetleri
submarine striking forces n. denizaltı darbe kuvvetleri
air striking force n. hava darbe kuvveti
air striking force n. hava vurucu kuvveti
commander naval striking and support forces south n. güney bölge deniz darbe ve destek kuvvetleri komutanı
ground striking force n. kara vuruş kuvveti
ground striking force n. kara vurucu kuvveti
commander striking fleet atlantic n. atlantik darbe filosu komutanı
amphibious striking force n. amfibi vurucu gücü
amphibious striking force n. amfibi vurucu kuvvet
striking fleet atlantic n. atlantik darbe filosu
main striking element n. asli vurucu unsur
carrier striking force n. uçak gemileri ve onlara eşlik eden savaş gemilerinden oluşan deniz gücü
Sport
striking circle n. çim hokeyinde kale önündeki yarı dairesel alan
Boxing
striking bag n. kum torbası