striking - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

striking

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"striking" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 21 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
striking s. çarpıcı
General
striking i. vurma
striking i. geçici desteklerin alınması
striking s. dikkati çeken
striking s. göz alıcı
striking s. şaşırtıcı
striking s. vuran
striking s. usturuplu
striking s. frapan
striking s. grevdeki
striking s. çarpan
striking s. çarpıcı
striking s. göze çarpan
striking s. dikkat çekici
striking s. göze çarpıcı
Technical
striking i. cam opallaşması
striking i. elektrikli ince kaplama
Places
striking s. dikkat çekici
striking s. göze çarpıcı
Military
striking i. müsademe
striking i. vuruş

"striking" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 76 sonuç

İngilizce Türkçe
General
bear a striking resemblance to f. tam bir kopyası olmak
bear a striking resemblance to f. bire bir benzemek
bear a striking resemblance to f. şaşırtıcı derecede benzemek
bear a striking similarity f. aşırı derecede benzerlik göstermek
striking feature i. göze çarpan özellik
mobile striking force i. çevik güç
striking lightly i. çırpıştırma
striking resemblance i. çarpıcı benzerlik
striking resemblance i. şaşırtıcı benzerlik
striking claims i. çarpıcı iddialar
striking parallel i. dikkat çekici benzerlik
striking parallel i. dikkat çekici paralellik
sudden and striking realization i. bir anda gelen aydınlanma
sudden and striking realization i. ani aydınlanma
within striking distance zf. darbe indirecek mesafede
within striking distance zf. vurulacak mesafede
Colloquial
striking example i. çarpıcı örnek
Idioms
get within striking distance f. etkilenme alanı içinde olmak
get within striking distance f. etkilenme alanına girmek
bear a striking resemblance to f. tıpkısının aynısı olmak
bear a striking resemblance to f. tıpatıp benzemek
within striking distance expr. birkaç adım mesafede
in striking distance expr. birkaç adım mesafede
within striking distance expr. bir adım mesafede
in striking distance expr. bir adım mesafede
in striking distance expr. çok yakın mesafede
in striking distance expr. çok yakın
within striking distance expr. çok yakın
within striking distance expr. çok yakın mesafede
within striking distance (of something) expr. eli kulağında
in striking distance (of something) expr. eli kulağında
within striking distance (of something) expr. (yapmaya/bir şeye) ramak kalmış
in striking distance (of something) expr. (yapmaya/bir şeye) ramak kalmış
Trade/Economic
striking of the balance i. bilanço tanzimi
striking a balance i. hesabı dengeleme
striking price i. icra fiyatı
striking price i. uygulama fiyatı
Law
striking of the balance i. bilanço tanzimi
striking out pleadings i. mahkeme hükümlerini yerine getirmeyen tarafın ileri sürdüğü iddiaların silinmesi
Technical
arc striking and stabilizing device i. ark başlatma ve dengeleme cihazı
striking potential i. elektrik akımı boşaltma seviyesi
striking plate i. karşılık plakası
striking surfaces i. öpüşen yüzeyler
over-striking i. üstüne yazma
Electric
striking voltage i. amorsaj gerilimi
striking tension i. amorsaj gerilimi
ignition or striking voltage i. yanma veya amorsaj gerilimi
Construction
formwork striking i. kalıp sökme
formwork striking i. kalıbın sökülmesi
Chemistry
striking formwork i. kalıbın çıkarılması
Military
carrier striking force i. uçak gemileri ve onlara eşlik eden savaş gemilerinden oluşan deniz gücü
commander striking fleet atlantic i. atlantik darbe filosu komutanı
amphibious striking force i. amfibi vurucu gücü
amphibious striking force i. amfibi vurucu kuvvet
main striking element i. asli vurucu unsur
striking fleet atlantic i. atlantik darbe filosu
mobile strategic striking force i. çevik stratejik vurucu kuvvet
mobile striking force i. çevik vurucu kuvvet
submarine striking forces i. denizaltı darbe kuvvetleri
commander naval striking and support forces south i. güney bölge deniz darbe ve destek kuvvetleri komutanı
air striking force i. hava darbe kuvveti
air striking force i. hava vurucu kuvveti
ground striking force i. kara vuruş kuvveti
ground striking force i. kara vurucu kuvveti
striking echelon i. müsademe kademesi
striking power i. müsademe gücü
surface striking forces i. su üstü vurucu kuvvetleri
attack carrier striking forces i. uçak gemisi vurucu kuvvetleri
carrier striking force i. uçak gemisi vurucu kuvveti
striking force area i. vurucu kuvvet bölgesi
striking power i. vurucu güç
striking force i. vurucu kuvvet
striking echelon i. vuruş kademesi
striking velocity i. vurucu hız
striking velocity i. vuruş hızı
Boxing
striking bag i. boks torbası