vuran - Türkçe İngilizce Sözlük

vuran

"vuran" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 9 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
vuran percussive s.
vuran striking s.
vuran pulsatory s.
vuran flappy s.
vuran pulsatile s.
vuran pulsative s.
vuran scudding s.
Teknik
vuran pulsant s.
vuran appulsive s.

"vuran" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
sırrı açığa vuran kimse telltale i.
vuran şey ve kimse kicker i.
gizli bir şeyi açığa vuran exposer i.
yüze vuran expropriator i.
kıyıya vuran büyük dalga breaker i.
kıyıya vuran yosun wrack i.
okyanustan kıyıya vuran büyük dalga beachcomber i.
kıyıya vuran süprüntü wash i.
denizde yüzen veya kıyıya vuran şeyler flotsam and jetsam i.
gizli işleri açığa vuran makale exposé i.
sahile vuran dalga beachcomber i.
kıyıya vuran köpüklü dalgalar surf i.
topa vuran oyuncu batsman i.
başkalarının sırlarını açığa vuran kimse telltale i.
taşkın sevgi gibi hisleri açığa vuran emoter i.
sertçe vuran kişi smiter i.
ayışığının denize (suya) vuran yansıması moonglade i.
kıyıya vuran enkazı toplayan kimse beachcomber i.
topa vuran oyuncu batter i.
cama vuran yağmur sesi pitter-patter i.
(soğuktan vs) birbirine vuran dişler chattering teeth i.
hafifçe vuran kimse tapper i.
güm güm vuran şey thumper i.
(sır/düşünce) açığa vuran unbosomer i.
aniden vuran şey zinger i.
hedefin en dışındaki halkayı vuran ok white i.
bir şeyi açığa vuran şey manifester i.
açığa vuran veya ortaya konulan şey manifestation i.
bir şeyi açığa vuran kimse manifester i.
çekiç gibi vuran kimse hammer i.
çekiçle vuran kimse hammerer i.
vuran kimse whacker i.
gem vuran kimse bridler i.
suçlunun kendisine vuran iki sıra adamın arasından koştuğu eski bir ceza türü gantlet i.
suçluya vuran iki sıra adam gantlet i.
hafifçe vuran şey dabber i.
hafifçe vuran kimse dabber i.
sekte vuran kimse deranger i.
bir şeye vuran kimse hitter i.
hedeften vuran okçu rover i.
sekte vuran şey impedance i.
vuran kimse inflicter i.
vuran şey inflicter i.
dalgalarla kıyıya vuran şey drift i.
kuvvetle vuran kimse pile driver i.
vuran kimse pelter i.
torbasını doldurmak için önüne geleni vuran avcı pot hunter i.
raunttaki diğer atışların isabet ettiği alanların dışında kalan kısımdaki bir hedefi iyi vuran atış flyer i.
ket vuran kimse foiler i.
karşı karşıya duran ve ellerindeki sopa gibi silahlarla aralarından geçenlere vuran iki sıra insan gauntlet i.
bel altı vuran yorum outfling i.
hedefin ötesini vuran atış over i.
vuran şey plunker i.
ayağını yere vuran kimse scuffer i.
hedefi on ikiden vuran sözlü veya yazılı saldırı sharpshooting i.
ket vuran durum preventative i.
sağ gösterip sol vuran kimse sleeveen [ireland] i.
dışa vuran şey solvent i.
kıyıya vuran dev dalga suff [obsolete] i.
sineklikle vuran kimse swatter i.
kıyıya vuran enkazı toplama işiyle uğraşmak beachcomb f.
kıyıya vuran enkazı bulmak beachcomb f.
kıyıya vuran enkazı aramak beachcomb f.
(kıyıya vuran dalgalar gibi) birbiri üzerine gelmek swaff f.
arkadan vuran treacherous s.
belirli bir durumu açığa vuran revealing s.
hislerini açığa vuran demonstrative s.
başa vuran heady s.
hislerini serbestçe açığa vuran demonstrative s.
duygularını açığa vuran demonstrative s.
hemen samimi olup duygularını dokunarak vb. dışa vuran yılışık kimse touchy-feely s.
açığa vuran unconcealing s.
ay ışığı vuran moon-splashed s.
tarihe damga vuran classical s.
ket vuran impeding s.
üzerine vuran impingent s.
(rüzgar) denizden kıyıya vuran inshore s.
sekte vuran interpellant s.
(dalga) çarpan, vuran plangent [rare] s.
sahilden vuran shoreward s.
ket vuran foul s.
damga vuran stigmatic s.
ket vuran straitened s.
ket vuran frustrative s.
yerden yere vuran fulmineous s.
yerden yere vuran fulminous s.
yerden yere vuran damning s.
kıyıya vuran odun driftwood N.
İfadeler
arkadan vuran ışıkta in back light (in back of the light) zf.
Konuşma Dili
ağır bir darbe ile vuran kimse tonker i.
(beyzbol) atış bölgesinde topa vuran oyuncu bad-ball hitter i.
bir volkswagen beetle marka araba görüldüğünde herkesin diğerlerine ilk yumruk vuran kişi olmaya çalışıp "punch buggy" dediği oyun punch buggy i.
Deyim
zincir vuran (kişi) the old ball and chain i.
bel altı vuran yorum cutting remark i.
ilk darbeyi vuran taraf olmak be first out of the box [us] f.
Ticaret/Ekonomi
damga vuran memur stamper i.
Hukuk
gemi enkazının karaya vuran parçaları wreck i.
Sanayi
bakır arıtma işlemi sırasında eriyik metalin yüzeyine çubukla vuran işçi flapper i.
Teknik
kaza sonucu karaya vuran gemi veya gemi yükü flotsam i.
piyanonun tellerine vuran çekici ayarlayan mekanizma escapement i.
Bilgisayar
bilgisayar oyunlarında oyunun büyük bir kısmı boyunca aynı noktada kalıp oradan geçen diğer oyuncuları vuran oyuncu camper i.
Denizcilik
gemi veya teknelerden atılıp karaya vuran mallar ve çer çöp jetsam i.
gemiden denize atılıp karaya vuran yük jetsam i.
gemiden denize atılıp karaya vuran yük jetsom i.
kıyıya vuran gemi enkazından sorumlu kimse wreck-master i.
gemi battıktan sonra karaya vuran yükünden sorumlu yetkili wreckmaster i.
gemi ve yükünün enkaz halinde karaya vuran parçaları wreck i.
baş kıç vuran bir geminin kabarması send i.
baş kıç vuran bir geminin kabarması scend i.
Medikal
hızlı fazı bakış yönüne vuran nistagmus nystagmus with the fast phase beating in the direction of gaze i.
hızlı fazı aşağıya vuran nistagmus nystagmus with the fast phase beating in a downward i.
hızlı fazı yukarıya vuran nistagmus nystagmus with the fast phase beating in upward i.
Biyoloji
aynı anda vuran symmetric s.
aynı anda vuran symmetrical s.
Deniz Biyolojisi
fırtınanın ardından kumsallara vuran sarımsı bir yosun hayvanı hornwrack i.
rüzgarla kıyıya vuran deniz yosunu driftweed i.
Gökbilim
tamamen ışık vuran full-orbed s.
Çevre
karaya vuran çöp rejectamenta i.
karaya vuran atık rejectamenta i.
dere yatağında olup dalları su yüzeyine vuran ağaç sawyer i.
Coğrafya
kıyıya vuran kalıntıların oluşturduğu çizgi hattı strandline i.
kıyıya vuran kalıntıların oluşturduğu çizgi hattı strand line i.
denizden karaya vuran su spindrift i.
Askeri
alan dışı hedefi vuran atış flier i.
zemini dik açı ile vuran top gibi ağır silah plunging fire i.
Silah/Atıcılık
horozun dip tablasına vuran ön kısmı ile arka kısmı arasındaki yay hammer nose spring i.
atış poligonunda havaya fırlatılan hedefleri vuran kimse trapshooter i.
atış poligonunda havaya fırlatılan hedefleri vuran atıcı trap shot i.
rastgele vuran avcı potter i.
Spor
sert vuran oyuncu slugger i.
sopayla vuran oyuncu batter i.
çubuğa vuran kriket topu bailer i.
okçuluk tahtasındaki mavi üçüncü daireyi vuran atış blue i.
topa vuran oyuncu chipper i.
golf sopasının topa vuran başı golf-club head i.
golf sopasının topa vuran başı clubhead i.
golf sopasının topa vuran başı club head i.
golf sopasının topa vuran başı club-head i.
sağ elle atılıp kukanın soluna vuran top crossover i.
topa vuran oyuncunun topu görebilmesi için ip dışı alan yakınına yerleştirilen büyük beyaz platform sightscreen i.
sert vuran boksör slogger i.
(kriket) falsolu vuran atıcı spin bowler i.
(kriket) falsolu vuran atıcı spinner i.
Beysbol
topa vuran oyuncuya atılan top sayısı the count i.
topa yavaşça vuran kimse bunter i.
topun vuran oyuncudan kaçtığı kıvrımlı hamle outcurve i.
(topa yavaşça vuran vurucu) yerinden çıkarak atıcı ile yüz yüze gelmek square around f.
topu iç sahanın hemen dışına gönderecek şekilde vuran bloop s.
(topa vuran oyuncu) kaleyi isabet ettiremeyen out s.
(topa vuran oyuncu) dışarı atış yapan out s.