taken - Turco Inglés Diccionario

taken

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "taken" en diccionario turco inglés : 1 resultado(s)

Inglés Turco
General
taken adj. alınmış
Significantly, a decision was taken to negotiate political and cooperation agreements with both regions.
Önemli olarak, her iki bölge ile siyasi ve işbirliği anlaşmalarının müzakere edilmesi kararı alınmıştır.

More Sentences

Significados de "taken" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
being taken away n. götürülme
General
the average daily earning taken as basic to premium n. prime esas
a thing taken by theft n. haram mal
oath taken by an expert n. ehlivukufun yemini
the average daily earning taken as basic to premium n. ortalama günlük kazanç
precaution taken n. alınan tedbir
measure taken n. alınan tedbir
measures taken n. alınan önlemler
payment taken n. alınan ödeme
precautions taken n. alınan önlemler
payment taken n. alınan ücret
taken decisions n. alınan kararlar
decisions taken n. alınan kararlar
decision taken n. alınan karar
decisions taken by n. alınan kararlar
obligatory precautions (to be taken) n. (alınması) zorunlu önlemler
mandatory precautions (to be taken) n. (alınması) zorunlu önlemler
measures that must be taken n. alınması zorunlu önlemler
obligatory measures (to be taken) n. (alınması) zorunlu önlemler
mandatory measures (to be taken) n. (alınması) zorunlu önlemler
compulsory precautions (to be taken) n. (alınması) zorunlu önlemler
compulsory measures (to be taken) n. (alınması) zorunlu önlemler
the lesson taken from n. -den çıkarılan ders
the lessons taken from n. çıkarılan dersler
taken-for-grantedness n. cepte sanma/diye düşünme durumu
taken-for-grantedness n. sorgulanmaksızın kabul edilme durumu
being taken away n. götürülme
be taken aback at/by v. -e çok şaşırmak
be taken with v. hoşlanmak
be taken aback v. şaşırtmak
have one's photo taken v. resim çektirmek
be taken v. tutulmak
taken as granted v. bahşedilmiş gibi saymak
be taken aback by v. çok şaşırmak
have one's photo taken v. fotoğraf çektirmek
be taken ill v. hasta olmak
be taken seriously v. kaale alınmak
have one's electrocardiogram taken v. elektro çektirmek
be taken in v. aldanmak
be taken into account v. sayılmak
be taken ill v. hastalanmak
be taken into consideration v. dikkate alınmak
be taken up with v. ile meşgul olmak
be taken aback v. şaşırıp kalmak
be taken by v. hoşlanmak
be taken in v. dolaba girmek
taken as granted v. bahşedilmiş saymak
be taken captured v. esir düşmek
be taken short v. sıkışmak
be taken with v. kapılmak
be taken unawares v. boş bulunmak
be taken out of circulation v. tedavülden kalkmak
be taken by v. bayılmak
be taken aback v. şaşırmak
have one's photo taken with someone (a celebrity etc) v. resim çekilmek
be taken with fear v. korkuya kapılmak
be taken in v. keleğe gelmek
be taken in by v. aldanmak
have one's photograph taken v. resim çektirmek
be taken in v. tongaya basmak
be taken aback v. şaşalamak
be taken ill v. yatağa düşmek
be taken with v. etkilenmek
taken over v. devralmak
be taken as a reference v. referans alınmak
be taken as references v. referans alınmak
make the minutes taken v. zabıt tutturmak
be taken short v. abdesti gelmek
(a garment/cloth etc) be taken v. daraltılmak
have someone taken one's photo v. resim çektirmek
get someone taken one's photo v. resim çektirmek
be taken to hospital v. hastaneye götürülmek
be taken seriously v. ciddiye alınmak
be taken prisoner v. esir düşmek
have a souvenir photograph taken v. hatıra fotoğrafı çektirmek
have a souvenir photo taken v. hatıra fotoğrafı çektirmek
be taken to the job v. işe alınmak
be taken into custody v. gözaltına alınmak
be taken prisoner v. tutsak alınmak
be taken on v. işe alınmak
be taken in v. kandırılmak
no offense taken v. üzerine alınmamak
no offense taken v. üstüne alınmamak
be taken captive v. esir alınmak
be taken no notice v. göz ardı edilmek
be taken no notice v. gözardı edilmek
be taken unawares v. hazırlıksız yakalanmak
be taken unawares v. gafil avlanmak
have one's photo taken v. fotoğraf çekilmek
be taken to task v. azar işitmek
be taken to task v. zılgıtı yemek
be taken to the cleaners v. para kaptırmak
be taken v. para kaptırmak
be taken for a ride v. para kaptırmak
be taken for a ride v. dolandırılmak
be taken v. dolandırılmak
be taken to the cleaners v. dolandırılmak
be taken as a basis v. esas alınmak
be taken as a basis v. baz alınmak
be taken aback at v. -e şaşakalmak
be taken aback by v. -e şaşakalmak
be taken for a fool v. enayi yerine konmak
be taken aback v. afallamak
lose one's life in the hospital he/she was taken v. kaldırıldığı hastanede yaşamanı yitirmek
be taken to accident and emergency v. acile kaldırılmak
be taken to emergency room v. acile kaldırılmak
be taken to emergency v. acile kaldırılmak
be taken to a&e v. acile kaldırılmak
die in the hospital where he/she was taken v. kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmek
be taken to hospital with suspected broken leg/arm v. kırık şüphesiyle hastaneye kaldırılmak
be taken to hospital suffering a suspected broken leg/arm v. kırık şüphesiyle hastaneye kaldırılmak
die in the hospital where he/she was taken v. kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmek
be taken to court v. mahkemeye çıkarılmak
be taken into account v. nazarı itibara alınmak
have something taken in v. elbise daraltmak
have something taken in v. elbiseyi daraltmak
be taken into account v. hesaba katılmak
be taken into consideration v. hesaba katılmak
be taken prisoner by v. tarafından esir alınmak
be taken care of v. bakılmak
to be taken to the hospital v. hastaneye kaldırılmak
be taken into custody v. göz altına alınmak
be taken to the orphanage v. yetimhaneye alınmak
be taken to the orphanage v. yetiştirme yurduna alınmak
be taken in the manner v. suçüstü yakalanmak
taken place adj. meydana gelen
taken over adj. yüklenilmiş
taken for granted adj. çantada keklik görülen
taken off adj. çıkartılmış
taken up with adj. ile çok meşgul
taken over adj. devralınmış
taken with adj. abayı yakmış
taken aback adj. kafası karışmış
taken aback adj. şaşırmış
taken out adj. çıkarılan
taken collectively adj. topluca alınan
when it is taken into consideration adv. dikkate alındığında
Phrasals
taken with (someone or something) v. (birine/bir şeye) kapılmış
taken with (someone or something) v. (birine/bir şeye) aşık olmuş
taken with (someone or something) v. (birine/bir şeye) tutulmuş
taken with (someone or something) v. (birine/bir şeye) vurulmuş
Phrases
action to be taken n. alınacak önlem
action to be taken n. atılacak adım
actions to be taken n. alınacak önlemler
actions to be taken n. atılacak adımlar
actions to be taken n. alınacak tedbirler
actions to be taken quickly n. hızla alınacak aksiyonlar
action to be taken expr. yapılacak hareket
action to be taken expr. yapılacak eylem
the action plans to be taken will be defined expr. alınacak aksiyon planları tanımlanacak