untiling - Turco Inglés Diccionario

untiling

untiling — Definition

Significado:
–e kadar
Pronunciación (IPA):
(AmE /ʌnˈtɪl/ – BrE /ʌnˈtɪl/)
Categoría gramatical:
Edat/Bağlaç

Significados de "untiling" en diccionario turco inglés : 13 resultado(s)

Inglés Turco
General
until prep. değin
I won't rest until I find the person who did this.
Bunu yapan kişiyi bulana değin dinlenmeyeceğim.

More Sentences
until prep. dek
We can't know for sure until I run a full analysis.
Ben tam bir analiz yapana dek emin olamayız.

More Sentences
until prep. kadar
If you do not, we will pursue this agenda until human rights are totally and finally respected.
Eğer bunu yapmazsanız, insan haklarına tamamen ve nihai olarak saygı duyulana kadar bu gündemi takip edeceğiz.

More Sentences
until prep. (belirtilmiş bir zamandan) önce
They only had four days notice and asked for it to be postponed until a later date.
Sadece dört gün önceden haber verdiler ve ileri bir tarihe ertelenmesini istediler.

More Sentences
until prep. e dek
They argued until dawn.
Şafak sökene dek tartıştılar.

More Sentences
until prep. e kadar
We danced until dawn.
Şafak sökene kadar dans ettik.

More Sentences
until conj. ta ki
That was until I attended the seminar.
Ta ki seminere katılana kadar.

More Sentences
until prep. ila
until prep. –e kadar
until conj. -e değin
until conj. -e kadar
until conj. -e dek
until conj. (bir saat veya olaydan) önce

Significados de "untiling" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
stay until evening v. akşamı etmek
stay up until v. belirli bir saate kadar yatmamak
last until evening v. akşamı bulmak
stay until evening v. akşamlamak
come until today v. günümüze kadar gelmek
survive until today v. günümüze kadar gelmek
work until very late v. gece geç saatlere kadar çalışmak
work until late v. geç saate kadar çalışmak
work until late v. geç saatlere kadar çalışmak
be innocent until proven guilty v. (suçu) ispatlanana dek masum olmak
fry the onions until pink in colour v. soğanları pembeleşinceye kadar kızartmak
fry the onions until they turn golden brown v. soğanları pembeleşinceye kadar kızartmak
fry the onions until they turn golden brown v. soğanları pembeleşinceye kadar kavurmak
fry the onions until pink in colour v. soğanları pembeleşinceye kadar kavurmak
drink until burst v. çatlayana kadar içmek
let it sit until it cools down v. soğuyana kadar bekletmek
remain a virgin until marriage v. evlenene kadar bakire kalmak
stay out until the early hours v. geç vakitlere kadar dışarıda olmak/kalmak
eat until you're full v. doyana kadar yemek
grind until smooth v. pürüzsüz olana dek dövmek/ezmek
put off something until later v. ertelemek
until satiated adj. doyasıya
valid until adj. -e kadar geçerlidir
until now adv. şimdiye kadar
until when adv. ne zamana kadar?
until quite recently adv. çok yakın zamana kadar
until when adv. o zamana kadar
until such time as adv. inceye kadar
until all hours adv. çok geç
until then adv. o zamana kadar
until death do us part adv. ölüm bizi ayırana kadar
until when adv. ne zamana kadar
until further notice adv. ikinci bir emre kadar
until today adv. günümüze kadar
until recently adv. son zamanlara kadar
until further notice adv. bir sonraki bildirime kadar
until a further order is made adv. ikinci bir emre kadar
until this time adv. bu zamana kadar
until further notice adv. yeni bir bildiriye kadar
until all hours adv. geceden sabaha kadar
until now adv. bu yana
until now adv. şimdiye dek
until further notice adv. ikinci bir habere kadar
until further order adv. yeni bir emre kadar
until further notice adv. yeni bir ihbara kadar
until further order adv. yeni bir talimata kadar
until the last minute adv. yumurta kapıya dayanamadan
until tomorrow adv. yarına kadar
until we meet again adv. yeniden buluşuncaya kadar
until we meet again adv. tekrar buluşuncaya kadar
(up) until this point adv. bu noktaya kadar
until now adv. şu ana kadar
until a short while ago adv. kısa bir süre önceye kadar
until such time as adv. -inceye kadar
until mid-way through the century adv. yüzyılın ortalarına kadar
until recently adv. bu zamana dek
until this time adv. bu zamana dek
until now adv. bu zamana dek
from now until tomorrow adv. bugünden yarına kadar
until yesterday adv. düne kadar
until that moment adv. o ana kadar
until a century ago adv. yüzyıl öncesine kadar
until sunday adv. pazar gününe kadar
until sunday adv. pazara kadar
until today adv. bugüne kadar
up until today adv. bugüne kadar
until after adv. sonrasına kadar
up until then adv. o zamana kadar
until the end of this week adv. bu haftanın sonuna kadar
until the end of this year adv. bu yılın sonuna kadar
until the end of this month adv. bu ayın sonuna kadar
until the end of this year adv. bu senenin sonuna kadar
until the beginning of september adv. eylül'ün başına kadar
until death do them part adv. ölüm onları ayırıncaya kadar
until the very end adv. en sonuna kadar
up until now adv. bu güne kadar
up until now adv. şu ana kadar
until this/that date adv. bu tarihe kadar
until the end of time adv. zamanın sonuna kadar
until dawn adv. şafağa kadar
from January until august adv. ocak ayından ağustos ayına kadar
from January until august adv. ocak'tan ağustos'a kadar
until further notice adv. ikinci bir duyuruya kadar
even until prep. ta
Phrasals
postpone something until something v. bir şeyi 'e kadar ertelemek
tide someone over (until something) v. -e kadar yetmek
postpone something until something v. -e/kadar ertelemek
wait up until v. -e kadar beklemek
keep until (some point in time) v. (belli bir zamana) kadar bozulmadan durmak/kalmak
keep until (some point in time) v. (belli bir zamana) kadar tazeliğini korumak
keep until (some point in time) v. (belli bir zamana) kadar sahip çıkmak
keep until (some point in time) v. (belli bir zamana) kadar bakmak/bakımını üstlenmek
keep until (some point in time) v. (belli bir zamana) kadar bozulmamak
keep until (some point in time) v. (belli bir zamana) kadar göz kulak olmak
keep until (some point in time) v. (belli bir zamana) kadar taze durmak/kalmak
keep until (some point in time) v. (belli bir zamana) kadar muhafaza etmek
keep until (some point in time) v. (belli bir zamana) kadar tutmak
keep until (some point in time) v. (belli bir zamana) kadar korumak
carry something over (until some time) v. bir şeyi (bir zamana kadar) ertelemek
carry something over (until some time) v. bir şeyi (bir zamana) ertelemek
last (up) until (something) v. (bir şeye) kadar kullanılabilir durumda olmak/kalmak
last (one) (up) until (something) v. (biri için bir şeye) kadar kullanılabilir durumda olmak/kalmak
last (one) (up) until (something) v. (birinin) midesini (bir şeye) kadar tutmak
last (one) (up) until (something) v. (birine bir şeye) kadar yetmek
last (one) (up) until (something) v. (bir şeye) kadar (birinin) kullanabileceği durumda kalmak
last (one) (up) until (something) v. (birini bir şeye) kadar götürmek
last (up) until (something) v. (bir şeye) kadar devam etmek
last (one) (up) until (something) v. (birini bir şeye) kadar tutmak
last (up) until (something) v. (bir şeye) kadar sürmek
last (up) until (something) v. (bir şeye) kadar bozulmadan idare etmek
last (one) (up) until (something) v. (birini bir şeye) kadar bozulmadan idare etmek
last (one) (up) until (something) v. (bir şeye) kadar (birine) dayanmak
last (one) (up) until (something) v. (birine bir süre boyunca) yetecek olmak
last (up) until (something) v. (bir şeye) kadar dayanmak
last (up) until (something) v. (bir şeye) kadar kalmak/bitmemek
last (up) until (something) v. (bir şeye) kadar idare etmek
last (one) (up) until (something) v. (birini bir şeye) kadar idare etmek
last (one) (up) until (something) v. (biri için bir şeye) kadar bozulmadan dayanmak
last (up) until (something) v. (bir süre boyunca) yeterli olmak
last (one) (up) until (something) v. (birini bir şeye) kadar tok tutmak
last (up) until (something) v. (bir şeye) kadar bozulmadan dayanmak
last (up) until (something) v. (bir şeye) kadar yetmek
postpone until v. -e kadar ertelemek
postpone until (some later date or time) v. (ileriki bir tarihe/güne/zamana) ertelemek
postpone until (some later date or time) v. (sonraki bir tarihe/güne/zamana) ertelemek
postpone until v. -e ertelemek
stay up until (some hour) v. (bir saate) kadar yatmamak
stay up until (some hour) v. (bir saate) kadar uyumamak
stay up until (some hour) v. (bir saate) kadar uyanık kalmak
Phrases
fry the onions until they turn golden brown expr. soğanları pembeleşinceye kadar kızartın
fry the onions until they turn golden brown expr. soğanları pembeleşinceye kadar kavurun
let it sit until it cools down expr. soğuyana kadar bekletin
let it sit until it cools down expr. soğuyana kadar beklet
until very recently expr. çok yakın zamana kadar
until very recently expr. son zamana kadar
up until yesterday expr. düne kadar
until a few years ago expr. birkaç yıl öncesine kadar
everybody is innocent until proven guilty expr. suçluluğu ispatlanana kadar herkes suçsuzdur
until it's too late expr. çok geç oluncaya kadar
until it's too late expr. iş işten geçinceye kadar
until cooked expr. pişene kadar
until dark expr. karanlık olana kadar
until dark expr. karanlığa kadar
until dark expr. karanlık çökene kadar
it always seems impossible until it's done expr. yapılana kadar her şey imkansız görünür
it was not until expr. anca
Proverb
you don‘t miss something until it's gone kaybedinceye kadar eldekinin değeri bilinmez
never cast a clout until may is out mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır
don't judge a man until you've walked in his boots yaşamadan yargılama
never put off until tomorrow what you can do today. bugünün işini yarına bırakma