uzanan - Turco Inglés Diccionario

uzanan

Significados de "uzanan" en diccionario inglés turco : 5 resultado(s)

Turco Inglés
General
uzanan recumbent adj.
uzanan reclined adj.
uzanan cumbent adj.
uzanan cubatory adj.
Marine Biology
uzanan protractile adj.

Significados de "uzanan" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
meksika körfezi'nden kuzey atlantiğe uzanan sıcak su akıntısı gulf stream n.
kayalık uçurum dizisi (ırmak boyunca uzanan) palisades n.
kaliforniya'nın santa clara vadisi'nde kuzeyde palo alto'dan güneyde san jose'ye uzanan alana yayılm silicon valley n.
güneş kıyısı, güney ispanya'nın akdeniz kıyısında uzanan tatil yöresi costa del sol n.
yere yatay olarak uzanan bitki trailer n.
alan (şerit halinde uzanan) swath n.
ileri doğru uzanan dar kara parçası panhandle n.
denize uzanan kara parçası spit n.
gümüş kıyı, kuzeyde oporto'dan güneyde costa de lisboa'ya kadar uzanan portekiz sahil şeridi costa de prata n.
fransa'nın güneybatı kıyısında, gironde halicinden ispanya sınırına kadar uzanan kıyı şeridi cote d'argent n.
dağ sırtı boyunca uzanan yol veya patika ridgeway n.
bir su kütlesine uzanan sivri kara parçası cape n.
üstü kapalı, üç yanı açık ve evin bir cephesinde boydan boya uzanan balkon veranda n.
virginia'dan güney kaliforniya'ya kadar uzanan abd'nin güney bölgesi sunbelt n.
batı mısır'dan atlantik okyanusu'na kadar uzanan bölge barbary n.
1950 ve 60'larda popüler olmuş genelde küt saç olarak kullanılan kulak altına kadar uzanan, perçemli bir saç modeli pageboy haircut n.
manhattan'ın doğu-batı yönünde uzanan caddelerine yılda iki kez batan güneşin vurması manhattan solstice n.
manhattan'ın doğu-batı yönünde uzanan caddelerine yılda iki kez batan güneşin vurması manhattanhenge n.
tiyatro sahnesinin bir tarafından diğer tarafına uzanan küçük podyum passerelle n.
uzanan kimse recliner n.
eskiden abd'deki catawba nehri boyunca uzanan topraklarda yaşayan kızılderili halkı catawbas n.
eskiden abd'deki catawba nehri boyunca uzanan topraklarda yaşayan kızılderili halkının üyesi catawba n.
hudson nehri boyunca uzanan asma köprü tappan zee bridge n.
bir kalkan boyunca uzanan yatay şerit trangle n.
her iki taraftan çekilerek açılan enlemesine uzanan perde traveler curtain n.
her iki taraftan çekilerek açılan enlemesine uzanan perde traveler n.
sınır boyunca uzanan toprak parçası march n.
bir tabağın tabanına paralel bir şekilde uzanan, süslü ve kabartılı kenarı marie n.
bir tabağın tabanına paralel bir şekilde uzanan, süslü ve kabartılı kenarı marli n.
ayakkabı üzerindeki burundan başlayıp yanlardan arkaya doğru uzanan delikli kısımlar wingtip n.
ayakkabı üzerindeki burundan başlayıp yanlardan arkaya doğru uzanan delikli kısımlar wing tip n.
avuç içinde akıl çizgisine paralel olarak uzanan ve kişinin duygu dünyasını ifade ettiğine inanılan çizgi line of heart n.
avuç içinde akıl çizgisine paralel olarak uzanan ve kişinin duygu dünyasını ifade ettiğine inanılan çizgi mensal line n.
dize kadar uzanan bir tür deri ayakkabı brogan shoe n.
kadınların abiye kıyafetlerle giydiği, parmakları açıkta bırakan ve genellikle dirsek ve üstüne kadar uzanan eldiven mit n.
alın borusunun tepesinden başlayıp arka aksa doğru uzanan bir çift küçük yan borudan oluşan bir bisiklet kasası mixte n.
uzanan kimse reposer n.
ayak bileğinin üstüne kadar uzanan şoson gaiter n.
pusu sırasında uzanan şey lier n.
pusu sırasında yere uzanan kimse lier n.
at sırtının orta çizgisi boyunca uzanan koyu renkli şerit list n.
sdizgin yularları boyunca uzanan sıkıp gevşetme halkası button n.
fıçı çıtalarının çerçeveye doğru uzanan bölümü chimb n.
fıçı çıtalarının çerçeveye doğru uzanan bölümü chime n.
fıçı çıtalarının çerçeveye doğru uzanan bölümü chine n.
bir şeyin üzerinde uzanan kısım overlier n.
uzanan kimse overreacher n.
nehir boyunca uzanan tahta kaldırım riverwalk n.
(özellikle tokası olmayıp bileğe kadar uzanan) kauçuk şoson india rubber n.
(kilise) dua sandalyeleri arasında uzanan yol pace n.
koloni dönemi amerikan evlerinin ikinci katından uzanan dikey ahşap kenar pendant n.
taşınabilir sunağın ön yüzü boyunca uzanan resim veya heykel predella n.
(iki saban sırası arasında uzanan) toprak sırtı selion n.
(hipodromda) bir dizi ahırın önünde uzanan üst kapalı yürüme yolu shedrow n.
uyluklara veya daha da aşağıya kadar uzanan bol giysi shirt n.
ağaçlı yamaçlar arasında uzanan açık alan slade n.
uçak kanadının bir ucundan diğerine uzanan geçit slot n.
eli her yer uzanan kimse spider n.
kitap kapağına ait dışarı uzanan bölüm square n.
geyik boynuzundan uzanan ince dal speller n.
gölgesi her bir tarafa uzanan kimse periscian n.
tek rotaya uzanan şerit genişliği swathe n.
eyerin önünden yukarı doğru uzanan tutamak saddlebow v.
dik uzanan upright adj.
karaya doğru uzanan landward adj.
arasında uzanan stretching between adj.
sonuna kadar uzanan throughgoing adj.
(hanedan armasının) kenarlarına uzanan throughout adj.
birbirine dik uzanan quartering adj.
bedenin orta aksında uzanan mesal adj.
görüş alanının yanal olarak en dış sınırlarına kadar uzanan wraparound adj.
yukarı doğru uzanan high adj.
bilek üstüne uzanan high-top adj.
yukarı uzanan high-reaching adj.
ayak bileğine kadar uzanan high-top adj.
ayak bileğinin üstüne uzanan high-top adj.
ayak bileğinin üstüne kadar uzanan hightop adj.
yüzeye dik olarak uzanan direct [obsolete] adj.
tam görüşte uzanan open [obsolete] adj.
alt çenenin üzerine uzanan overshot adj.
dudağın altında uzanan infralabial adj.
dünyanın altında uzanan inframundane adj.
(armada başı ön pati üzerinde yer alarak) uzanan dormant adj.
kutba doğru uzanan poleward adj.
(hanedan armalarındaki hayvanlar) kafaları zıt yönde duracak şekilde uzanan counter-couchant adj.
(hanedan armalarında) kafaları zıt yönde uzanan countercouchant adj.
tahılları veya lifleri çapraz şekilde uzanan crossgrained adj.
lifleri çapraz şekilde uzanan cross-grained adj.
geriye doğru uzanan postic adj.
bir şeyin dışında uzanan outlying adj.
önünde uzanan preliminary adj.
kıyı boyunca uzanan shory adj.
kolları ve bacakları açık şekilde uzanan spreadeagled adj.
kartal şeklinde uzanan spreadeagled adj.
kare şeklinde uzanan squarewise adj.
dışta uzanan outboard adj.
gölgesi her tarafa uzanan periscian adj.
yere kadar uzanan full-length adj.
(yüzey veya sınırın) ötesine uzanan projected adj.
-den -e uzanan ranging from prep.
belirli bir alan veya bölge boyunca uzanan wide suf.
Colloquial
kol ve bacaklarını ayırarak uzanan starfished adj.
Trade/Economic
şimdiki zamana kadar uzanan up-to-date adj.
Politics
(abd'de) 6 mil aralıklarla doğu ve batı yönünde uzanan hayali çizgiler township line n.
Tourism
abd'nin batısına doğru uzanan çeşitli göç yollarına verilen ad overland trail n.
Technical
fırınlı ve kazan boyunca uçtan uca uzanan iki bacaya sahip bir buhar kazanı lancashire boiler n.
ayak parmaklarının etrafındaki kısımdan arka dikişe uzanan kundura yüzü three–quarter vamp n.
ölçüm hattındaki iki noktadan konum düzeltici ayrıntı noktasına uzanan iki ölçümden her biri tie n.
bir siperin dibinde yanlamasına uzanan koruyucu çamur paleti trenchboard n.
matbaa harfinin yazıyüzünden aşağı doğru uzanan bölümü bevel n.
diğer kütüklerin oturması için çukurluk bırakılmış enine uzanan bir kütük saddle n.
uçak gövdesinde bir uçtan diğer uca uzanan yapı longitudinal n.
pruvadan kıç bölümüne kadar uzanan, gemi yelken direği ile yürütülürken üzerinde yürünen bir bölüm running boards n.
teknenin alçak güvertesinin kenarları boyunca uzanan çıkıntılı çerçeve combing n.
üzerindeki türbinden çıkış kanalına uzanan hava geçirmez su akış borusu draught tube n.
enine uzanan transverse adj.
çapraz olarak uzanan transcurrent adj.
Telecom
giriş teline bağlanma noktasından zıt yönlere doğru uzanan iki eş çubuktan oluşan verici anteni dipole n.
giriş teline bağlanma noktasından zıt yönlere doğru uzanan iki eş çubuktan oluşan alıcı anteni dipole n.
dışa doğru düz çizgi halinde uzanan iki eşit çubuktan oluşan anten dipolar n.
Radio
yüksek ve dik uzanan anten mast n.
Textile
(eski) bileğe kadar uzanan bir tür kıyafet talar n.
1500'lü ve 1600'lü yıllarda avrupa'da erkekler tarafından giyilen, belden uyluk kemiğinin ortalarına kadar uzanan kısa balon biçimli pantolon trunk hose n.
omuz başlarına kadar uzanan yaka tipi bateau neckline n.
omuz başlarına kadar uzanan yaka tipi bateau neck n.
kasıktan omuzlara kadar v şeklinde uzanan ince bir parçadan meydana gelen erkek mayosu mankini n.
belden ayağa kadar uzanan ve vücudu saran tek parça erkek giysisi mantyhose n.
genellikle kolsuz olup ayak bileklerin kadar uzanan günlük kıyafet maxidress n.
genellikle kolsuz olup ayak bileklerine kadar uzanan günlük kıyafet maxi dress n.
ayak bileğine kadar uzanan uzun ceket maxicoat n.
ayak bileklerine kadar uzanan uzun etek maxiskirt n.
orta çağ'da özellikle yahudi erkeklerinin giydiği ayak bileğine kadar uzanan bir ceket gabardine n.
(etek) giysinin boyuna uzanan kloş kısmı gore n.
(16. yüzyılda erkeklerin giydiği) bel bölgesine uzanan dolgulu bir tür karın yastığı peascod n.
(16. yüzyılda erkeklerin giydiği) bel bölgesine uzanan dolgulu bir tür karın yastığı peasecod n.
dokuma tezgahında boyuna uzanan ipleri kesen enine ipler filling n.
(özellikle tokası olmayan ve bileğe kadar uzanan) kauçuk şoson india-rubber n.
yere kadar uzanan (elbise) floor-length adj.
kalçaya kadar uzanan thigh-high adj.
kalçaya kadar uzanan longline adj.
ayağa kadar uzanan (giysi) full-length adj.
Architecture
bina girişindeki araba yoluna uzanan, araçlardan gelenler için sığınak olması amaçlanan üstü kapalı cephe çıkıntısı carriage porch n.
şöminenin üzerinden uzanan kiriş trimmer n.
nil boyunca uzanan, asuan şehrine yakın bir baraj aswan n.
nil boyunca uzanan, asuan şehrine yakın bir baraj high dam n.
nil boyunca uzanan, asuan şehrine yakın bir baraj aswan dam n.
nil boyunca uzanan, asuan şehrine yakın bir baraj aswan high dam n.
duvar boyunca uzanan çıkıntılı süslü şerit veya silme beltcourse n.
duvar boyunca uzanan çıkıntılı süslü şerit veya silme belt course n.
duvar boyunca uzanan çıkıntılı süslü şerit veya silme cordon n.