|
Categoría |
Turco |
Inglés |
|
| General |
|
| 1 |
General |
playstation ve benzeri oyun platformalarında kullanılan oyun oynama gereci |
control pad n. |
|
| 2 |
General |
sanat ve benzeri entelektüel uğraşlar açısından önemi vurgulanan atraksiyon |
cultural attraction n. |
|
| 3 |
General |
doğu rusya ve sibirya bölgelerinde yaşayan koyun benzeri bir antilop türü |
saiga n. |
|
| 4 |
General |
merasimlerde gürültü çıkaran zil, borazan ve benzeri şey |
noisemaker n. |
|
| 5 |
General |
kumaş ve benzeri ince ve yumuşak malzeme kesme aleti |
band knife n. |
|
| 6 |
General |
kilise ve kemerlerdeki görünür yüksekliği azaltmaya yarayan kubbe benzeri yapı |
calotte n. |
|
| 7 |
General |
çay ve benzeri içeceklerin yanında ufak tefek atıştırmalıklar servis edilen lokanta |
teashop n. |
|
|
|
| 8 |
General |
çay ve benzeri içeceklerin yanında ufak tefek atıştırmalıklar servis edilen lokanta |
tearoom n. |
|
| 9 |
General |
eğlence için şiir ve benzeri edebi alıntılar okuyan kimse |
recitationist n. |
|
| 10 |
General |
özel banyolu ve mini mutfaklı, stüdyo benzeri küçük daire |
efficiency apartment [us] n. |
|
| 11 |
General |
çatı kaplama levhalarını kesmek ve süslemek için kullanılan balta benzeri bir alet |
zax n. |
|
| 12 |
General |
(rulet ve benzeri kumar oyunlarında) oyuncuların eşit para bahsi yapabilecekleri renk |
black n. |
|
| 13 |
General |
su ve nişasta karışımından yapılan, kağıt veya karton yapıştırmada kullanılan uhu benzeri bir yapıştırıcı |
library paste n. |
|
| 14 |
General |
genellikle ördek derisinden yapılan yumuşak deri tabanlı ve birkaç çift çorap üzerine giyilen mukluk benzeri bir bot |
muckluck n. |
|
| 15 |
General |
genellikle ördek derisinden yapılan yumuşak deri tabanlı ve birkaç çift çorap üzerine giyilen mukluk benzeri bir bot |
mucluc n. |
|
| 16 |
General |
at ve benzeri hayvanların arka bacağının bir bölümü |
gaskin n. |
|
| 17 |
General |
(tahıl, kum ve benzeri) eleyen kimse |
riddler n. |
|
| 18 |
General |
halka ve bıçak ağzından oluşan ve tonsil benzeri çıkıntılı yapıları kesip çıkarmak için kullanılan cerrahi bir alet |
guillotine n. |
|
| 19 |
General |
bryozoan ve hydroid canlılarının oluşturduğu mercan benzeri yapı |
polypier n. |
|
| 20 |
General |
(müzikaller, film müzikleri, oyunlar ve benzeri için kullanılan) özel amaçlı bir müzik |
stage and screen n. |
|
| 21 |
General |
kol benzeri çıkıntının ucunda yer alan düz ve geniş bölüm |
palm n. |
|
| 22 |
General |
(bilimsel, akademik ve benzeri nitelikte) yazmak |
lucubrate v. |
|
| 23 |
General |
eşi ve benzeri olmayan |
matchless adj. |
|
| 24 |
General |
eşi ve benzeri olmayan |
unique adj. |
|
| 25 |
General |
yeni fikirlere, modaya, ve benzeri şeylere aşırı düşkün |
newfangle adj. |
|
| 26 |
General |
yeni fikirlere, modaya, ve benzeri şeylere aşırı düşkün |
newfangled adj. |
|
| 27 |
General |
ve benzeri şeyler |
and what not adv. |
|
|
|
| 28 |
General |
ve benzeri şeyler |
and so on adv. |
|
| 29 |
General |
ve benzeri gibi |
and so on adv. |
|
| 30 |
General |
ve benzeri gibi |
and so forth adv. |
|
| Colloquial |
|
| 31 |
Colloquial |
(özellikle çizgi roman, bilim kurgu, video oyunları ve benzeri için) takıntılı kadın hayran |
fangurl n. |
|
| 32 |
Colloquial |
(özellikle çizgi roman, bilim kurgu, video oyunları ve benzeri için) takıntılı kadın hayran |
fangirl n. |
|
| 33 |
Colloquial |
ve benzeri zımbırtılar anlamı veren ön ek |
schm- pref. |
|
| 34 |
Colloquial |
ve benzeri zımbırtılar anlamı veren ön ek |
shm- pref. |
|
| 35 |
Colloquial |
bu ve benzeri şeyler |
all that jazz expr. |
|
| 36 |
Colloquial |
ve benzeri şeyler |
and everything expr. |
|
| 37 |
Colloquial |
ve benzeri şeyler |
and things (like that) expr. |
|
| 38 |
Colloquial |
ve benzeri şeyler |
and so on and so forth expr. |
|
| 39 |
Colloquial |
ve benzeri şeyler |
and whatnot expr. |
|
| 40 |
Colloquial |
ve benzeri şeyler |
and all this expr. |
|
| 41 |
Colloquial |
… ve benzeri |
... and such expr. |
|
| 42 |
Colloquial |
ve benzeri şeyler |
and the like expr. |
|
| 43 |
Colloquial |
ve benzeri şeyler |
and this and that expr. |
|
| 44 |
Colloquial |
ve benzeri şeyler |
and (all) that expr. |
|
| 45 |
Colloquial |
ve benzeri şeyler |
and stuff like that (there) expr. |
|
| 46 |
Colloquial |
ve benzeri şeyler |
and stuff like that expr. |
|
| 47 |
Colloquial |
ve benzeri şeyler |
and all that (rubbish, stuff) expr. |
|
| 48 |
Colloquial |
ve benzeri şeyler |
and that expr. |
|
| 49 |
Colloquial |
ve benzeri şeyler |
and the rest expr. |
|
| 50 |
Colloquial |
ve benzeri şeyler |
and (all) the rest (of it) expr. |
|
| Trade/Economic |
|
| 51 |
Trade/Economic |
bir üst düzey şirket yöneticisinin görevine son verildiğinde kendisine yüklü miktarda tazminat ve benzeri menfaatler sağlanmasını belirten sözleşme |
parachute contracts n. |
|
| 52 |
Trade/Economic |
noter veya benzeri resmi makamlar önünde verilen yazılı ve yeminli beyan |
affidavit n. |
|
| 53 |
Trade/Economic |
satış ve benzeri masrafların eklenmesi |
loading n. |
|
| 54 |
Trade/Economic |
nakit ve nakit benzeri değerler |
cash and securities n. |
|
| 55 |
Trade/Economic |
satış fiyatına idare faiz ve satış benzeri masrafların eklenmesi |
loading n. |
|
| 56 |
Trade/Economic |
ithalattan alınan gümrük vergisi ve benzeri vergiler |
import taxes n. |
|
| 57 |
Trade/Economic |
belediye ve benzeri kurumlar tarafından tesis edilen şirket |
municipal corporation n. |
|
| 58 |
Trade/Economic |
diğer faiz ve faiz benzeri gelirler |
other interest and quasi-interest revenues n. |
|
| 59 |
Trade/Economic |
kiralama ve benzeri haklar altında duran varlıklar |
fixed assets held under leasing and other similar rights n. |
|
| 60 |
Trade/Economic |
senet ve benzeri değerli kağıtları satmak |
negotiate v. |
|
| 61 |
Trade/Economic |
senet ve benzeri değerli kağıtları devretmek |
negotiate v. |
|
| 62 |
Trade/Economic |
senet ve benzeri değerli kağıtları ciro etmek |
negotiate v. |
|
| 63 |
Trade/Economic |
senet ve benzeri değerli kağıtları kırdırmak |
negotiate v. |
|
| Law |
|
| 64 |
Law |
fransa'da devletin belirli yasal belgeleri ibraz ve belgelendirmesi, mülk işlemlerini denetlemesi benzeri işlemlere bakan kurum |
notaire n. |
|
| 65 |
Law |
(eski ingiliz hukukunda) maddi varlıklara el koyma ve benzeri ciddi yaptırımları olan suçlar sınıfı |
felony n. |
|
| Politics |
|
| 66 |
Politics |
ingiliz ferman mührü emininin iskoçya ve cornwall'daki benzeri olan yetkili |
keeper of the privy seal n. |
|
| Media |
|
| 67 |
Media |
gazete ve benzeri yayınların reklam haricindeki düzenli içeriği |
reading matter n. |
|
|
|
| Technical |
|
| 68 |
Technical |
beton ve benzeri ile çevresini sarma |
encasement n. |
|
| 69 |
Technical |
taş ve benzeri malzemeler |
stone and similar materials n. |
|
| 70 |
Technical |
elektriksel aydınlatma ve benzeri cihazlar |
electrical lighting and similar equipment n. |
|
| 71 |
Technical |
kaynak ve benzeri işlemler sırasında göz ve yüzü korumak İçin donanım |
equipment for eye and face protection during welding and allied processes n. |
|
| 72 |
Technical |
ev ve benzeri yerlerde kullanılan elektrikli cihazların güvenlik kuralları |
safety of household and similar electrical appliances n. |
|
| 73 |
Technical |
kaynak ve benzeri işlemler sırasında gözü ve yüzü koruma teçhizatı |
equipment for eye and face protection during welding and allied processes n. |
|
| 74 |
Technical |
ev ve benzeri yerlerde kullanılan elektrikli cihazlar tarafından havada yayılan gürültünün belirlenmesi |
determination of airborne acoustical noise emitted by household and similar electrical appliances n. |
|
| 75 |
Technical |
ev ve benzeri yerlerdeki sayısal kablo yolu |
domestic digital bus n. |
|
| 76 |
Technical |
kaynak ve benzeri işlemler |
welding and allied processes n. |
|
| 77 |
Technical |
ev ve benzeri yerlerde kullanılan doğrudan gaz ateşlemeli tamburlu kurutucu |
domestic direct gas-fired tumble dryer n. |
|
| 78 |
Technical |
bir tarafı yarımküre şeklinde metal ve benzeri nesneleri dövmek için kullanılan çekiç |
ballpeen hammer n. |
|
| 79 |
Technical |
bir tarafı yarımküre şeklinde metal ve benzeri nesneleri dövmek için kullanılan çekiç |
ball-peen hammer n. |
|
| 80 |
Technical |
tırmık ve benzeri aletler |
raker n. |
|
| 81 |
Technical |
dokuma için kesilip kurutulan odun, palmiye yaprağı, saman ve benzeri malzemeler |
chip n. |
|
| 82 |
Technical |
konut ve benzeri yerler dışında kullanılan |
non-domestic adj. |
|
| Computer |
|
| 83 |
Computer |
internet kullanıcılarının kendi istedikleri şeyleri yazdıkları ve bunları diğer kullanıcılarla paylaştıkları günlük benzeri platform |
blog n. |
|
| 84 |
Computer |
unix ve benzeri işletim sistemleri için yazılmış bir kabuk komut |
bash n. |
|
| Textile |
|
| 85 |
Textile |
dikiş için kullanılan pim, pamuk, kurdele ve benzeri ürünler |
notions n. |
|
| 86 |
Textile |
kumaş üzerine resim ve desen çizmek amacıyla kumaşa erimiş balmumu uygulamakta kullanılan kalem benzeri alet |
tjanting n. |
|
| 87 |
Textile |
atkının boyun ve omuzları örten eşarp benzeri kısmı |
gorget n. |
|
| 88 |
Textile |
16. yüzyılda alt tabakanın kullandığı ratine benzeri işlenmemiş ve ince bir kumaş |
cogware n. |
|
| Architecture |
|
| 89 |
Architecture |
kilise ve kemerlerdeki görünür yüksekliği azaltmaya yarayan kubbe benzeri yapı |
callot n. |
|
| 90 |
Architecture |
kilise ve kemerlerdeki görünür yüksekliği azaltmaya yarayan kubbe benzeri yapı |
calotte n. |
|
| 91 |
Architecture |
iki binayı birbirine bağlayan ve üzerinden yayaların geçtiği köprü benzeri yapı |
skybridge n. |
|
| Railway |
|
| 92 |
Railway |
tramvay ve benzeri şehir içi demiryolu araçlarının bakım ve tamirinin yapıldığı yer |
carbarn n. |
|
| Aeronautic |
|
| 93 |
Aeronautic |
delta ve benzeri uçaklarda dengeyi sağlamak için kullanılan üçgen biçiminde parça |
keel n. |
|
| Marine |
|
| 94 |
Marine |
toplu olarak tekne ve benzeri araçlar |
boatage n. |
|
| 95 |
Marine |
toplu olarak tekne ve benzeri araçlar |
boatery n. |
|
| Mining |
|
| 96 |
Mining |
feldispat, karamika, nefelin ve sodalit içeren granit benzeri bir taş |
miascite n. |
|
| Medical |
|
| 97 |
Medical |
basınç darbesiyle böbrek taşı ve benzeri taşları kıran cihaz |
pressure pulse lithotripter n. |
|
| 98 |
Medical |
hastane, bakımevi ve benzeri kurumlarda insanlara duygusal yardım sağlamak üzere özel olarak eğitilmiş köpek |
therapy dog n. |
|
| 99 |
Medical |
artrit tedavisinde bir anti-inflamatuar ilaç ve immünosupresan olarak kullanılan bir dehidrojene kortizol benzeri madde |
meticorten n. |
|
| 100 |
Medical |
(radyografi, bilgisayarlı tomografi ve benzeri tetkik uygulamalarında) soluk bölge |
lucency n. |
|
| 101 |
Medical |
süsen kökünden elde edilen küçük ve yuvarlak tohum benzeri bir nesne |
orris pea n. |
|
| 102 |
Medical |
bademcik ve benzeri organlarda kesi oluşturan cerrahi bir alet |
pharyngotome n. |
|
| 103 |
Medical |
Avuç içi ve ayak tabanı dışında cildin herhangi bir yerinde görülebilen siğil benzeri lekler |
skin barnacles n. |
|
| Anatomy |
|
| 104 |
Anatomy |
dış kulak ve kulakzarı arasındaki kanal benzeri doğal açıklık veya kanallar |
meatus n. |
|
| Psychology |
|
| 105 |
Psychology |
doktorun morfin ve benzeri ilaç yazmaktan korkması |
opiophobia n. |
|
| Physiology |
|
| 106 |
Physiology |
kan damarlarını daraltmada ve bronşları genişletmede görev yapan epinefrin benzeri bir nörotransmitör |
noradrenaline n. |
|
| 107 |
Physiology |
kan damarlarını daraltmada ve bronşları genişletmede görev yapan epinefrin benzeri bir nörotransmitör |
norepinephrine n. |
|
| Pathology |
|
| 108 |
Pathology |
gut hastalarında eklemlerde, dış kulakta ve dokularda biriken kireç benzeri yapı |
chalkstone n. |
|
| Pharmaceutics |
|
| 109 |
Pharmaceutics |
klortetrasiklin ve oksitetrasiklin benzeri yapıya sahip bir antibiyotik |
tetracycline n. |
|
| 110 |
Pharmaceutics |
astım, amfizem ve benzeri akciğer rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılan bronş genişletici bir madde |
ventolin® n. |
|
| 111 |
Pharmaceutics |
astım, amfizem ve benzeri akciğer rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılan bronş genişletici bir madde |
albuterol n. |
|
| 112 |
Pharmaceutics |
astım, amfizem ve benzeri akciğer rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılan bronş genişletici bir madde |
proventil® n. |
|
| Parasitology |
|
| 113 |
Parasitology |
batı kanada ve abd'nin bazı bölgelerinde patates ve benzeri bitkilere zarar veren bir yaprak biti |
tuber flea beetle (epitrix tuberis) n. |
|
| 114 |
Parasitology |
istiridye ve diğer yumuşakçaların solungaç boşluklarında kommensal yaşam sürdüren, hortumlu solucanlar takımına mensup sülük benzeri etçil kurtçukları içeren bir cins |
malacobdella n. |
|
| 115 |
Parasitology |
erik, kiraz ve benzeri bitkilerin dallarında siyah, düğüm benzeri şişkinliklere neden olan apiosproina morbosa mantarı hastalığı |
black knot n. |
|
| 116 |
Parasitology |
erik, kiraz ve benzeri bitkilerin dallarında siyah yumrulara neden olan tahrip edici bir dibotryon morbosum mantarı hastalığı |
black knot n. |
|
| 117 |
Parasitology |
erik, kiraz ve benzeri bitkilerin dallarında siyah, düğüm benzeri şişkinliklere neden olan dibotryon morbosum mantarı hastalığı |
black knot n. |
|
| 118 |
Parasitology |
kafadanbacaklıları konak olarak seçen ve infüsori benzeri embriyolar üreten küçük bir parazit |
rhombogene n. |
|
| Veterinary |
|
| 119 |
Veterinary |
sığır ve at derisinde meydana gelen siğil benzeri şişlik |
angleberry n. |
|
| Food Engineering |
|
| 120 |
Food Engineering |
meyve suyu ve benzeri ürünler |
fruit juices and certain similar products n. |
|
| 121 |
Food Engineering |
yağ ve yağ benzeri maddeler |
lipid n. |
|
| Gastronomy |
|
| 122 |
Gastronomy |
(sufle ve muffin kalıbı benzeri) küçük bir kalıpta pişirilen ve aynı kapta servis edilen yemek veya tatlı |
dariole n. |
|
| Geometry |
|
| 123 |
Geometry |
düz bir çizginin hareket ettirilmesi ile oluşturulmuş koni ve silindir benzeri yüzey |
ruled surface n. |
|
| 124 |
Geometry |
düz bir çizginin hareket ettirilmesi ile oluşturulmuş koni ve silindir benzeri yüzeyin ana doğrusu |
ruling n. |
|
| Chemistry |
|
| 125 |
Chemistry |
kiraz ve benzeri ağaçlardan elde edilen çözünmez amorf reçine |
cerasin n. |
|
| 126 |
Chemistry |
dinamit benzeri maddelerde ve roket iticilerde kullanılan kuvvetli bir patlayıcı sıvı |
nitroglycerin n. |
|
| 127 |
Chemistry |
dinamit benzeri maddelerde ve roket iticilerde kullanılan kuvvetli bir patlayıcı sıvı |
nitroglycerine n. |
|
| 128 |
Chemistry |
dinamit benzeri maddelerde, roket iticilerde ve damar genişleten ilaçlarda kullanılan kuvvetli bir patlayıcı sıvı |
nitrospan n. |
|
| 129 |
Chemistry |
dinamit benzeri maddelerde, roket iticilerde ve damar genişleten ilaçlarda kullanılan kuvvetli bir patlayıcı sıvı |
nitroleum n. |
|
| 130 |
Chemistry |
bakır, çinko ve nikelden oluşan, az miktarda kalay, alüminyum ve bizmut içeren gümüş benzeri bir alaşım |
neogen n. |
|
| 131 |
Chemistry |
alkali polisülfit ve organik dihalidden üretilmiş kauçuk benzeri malzeme |
thioplast n. |
|
| 132 |
Chemistry |
alkali polisülfit ve organik dihalidden üretilmiş kauçuk benzeri malzeme |
polysulfide rubber n. |
|
| 133 |
Chemistry |
güneş ve benzeri ışınların kimyasal değişiklikler meydana getirmesi |
tithonicity n. |
|
| 134 |
Chemistry |
şekerli tadı ve kloroform benzeri bir kokusu olan ağır ve renksiz bir sıvı |
bromoform n. |
|
| 135 |
Chemistry |
şekerli tadı ve kloroform benzeri bir kokusu olan ağır ve renksiz bir sıvı |
tribromomethane n. |
|
| 136 |
Chemistry |
dinamit benzeri maddelerde, roket iticilerde ve damar genişleten ilaçlarda kullanılan kuvvetli bir patlayıcı sıvı |
glyceryl trinitrate n. |
|
| 137 |
Chemistry |
dinamit benzeri maddelerde, roket iticilerde ve damar genişleten ilaçlarda kullanılan kuvvetli bir patlayıcı sıvı |
trinitroglycerin n. |
|
| 138 |
Chemistry |
dinamit benzeri maddelerde, roket iticilerde ve damar genişleten ilaçlarda kullanılan kuvvetli bir patlayıcı sıvı |
trinitroglycerine n. |
|
| 139 |
Chemistry |
dinamit benzeri maddelerde, roket iticilerde ve damar genişleten ilaçlarda kullanılan kuvvetli bir patlayıcı sıvı |
nitrostat® n. |
|
| 140 |
Chemistry |
anason ve rezene benzeri bitkilerin uçucu yağlarından oluşan bir madde |
anise camphor n. |
|
| 141 |
Chemistry |
anason ve rezene benzeri bitkilerin uçucu yağlarından oluşan bir madde |
anethol n. |
|
| 142 |
Chemistry |
melekotu ve benzeri bitkilerden elde edilen bir asit |
angelic acid n. |
|
| 143 |
Chemistry |
et, ekmek, sakız, şeker, nişasta ve benzeri gıdalar karamelize olana dek kavrulduğunda meydana gelen yumuşak ve acı bir madde |
assamar n. |
|
| 144 |
Chemistry |
uşkun ve benzeri bitkilerden elde edilen müshil, iltihap önleyici ve kanser karşıtı özellikleri olan turuncu bir bileşik |
emodin n. |
|
| 145 |
Chemistry |
çay ve benzeri bitkilerden elde edilen, kalp krizi riskini azaltan bir flavonoid |
kaempferol n. |
|
| 146 |
Chemistry |
kiraz ve benzeri ağaçlardan elde edilen çözünmez amorf reçine içeren |
cerasinous adj. |
|
| 147 |
Chemistry |
kiraz ve benzeri ağaçlardan elde edilen çözünmez amorf reçine ile ilgili |
cerasinous adj. |
|
| 148 |
Chemistry |
güneş ve benzeri ışınların nüfuz etmesi sonucu kimyasal değişikler meydana getiren |
tithonic adj. |
|
| Biology |
|
| 149 |
Biology |
bazı bitkilerin taç yapraklarında, kuşların kanatlarında ve ayaklarında bulunan mahmuz benzeri yapı |
calcar n. |
|
| 150 |
Biology |
lycoperdaceae ve benzeri familyalara ait çeşitli mantarlara verilen ad |
fuzz ball [dialect] [uk] n. |
|