vertical - Turco Inglés Diccionario

vertical

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

vertical — Definition

Significado:
dikey
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈvɜːrtɪkəl/ – BrE /ˈvɜːtɪkəl/)
Categoría gramatical:
Sıfat
Sinónimo:
upright, perpendicular
Antónimos:
horizontal

Significados de "vertical" en diccionario turco inglés : 40 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
vertical adj. dik
Keep the bottle vertical when in use.
Kullanım sırasında şişeyi dik tutun.

More Sentences
vertical adj. dikey
Our company's structure is rigidly vertical.
Şirketimizin yapısı tamamen dikeydir.

More Sentences
vertical adj. düşey
General
vertical n. dikey
The building had tipped 13 degrees from the vertical.
Bina dikeyde 13 derece eğilmişti.

More Sentences
vertical adj. dikey
Our company's structure is rigidly vertical.
Şirketimizin yapısı tamamen dikeydir.

More Sentences
Technical
vertical adj. dikey
Our company's structure is rigidly vertical.
Şirketimizin yapısı tamamen dikeydir.

More Sentences
Food Engineering
vertical adj. dikey
Our company's structure is rigidly vertical.
Şirketimizin yapısı tamamen dikeydir.

More Sentences
General
vertical n. düşey düzlem
vertical n. dikey çizgi
vertical n. dikey çizgi
vertical n. dikey düzlem
vertical n. dikey çember
vertical n. kirişteki dikey üye
vertical n. dikey fotoğraf
vertical n. düz piyano
vertical adj. amudi
vertical adj. düşey doğru
vertical adj. düşey
vertical adj. şakuli
vertical adj. tepe noktasında veya en yüksek noktada bulunan
vertical adj. üstte
vertical adj. tepede
vertical adj. farklı seviyelerdeki unsurlarla ilgili
vertical adj. farklı seviyelerdeki unsurlardan oluşan
vertical adj. yukarından aşağı doğru
Trade/Economic
vertical adj. belirli bir müşteri tabanına belirli bir ürün veya hizmeti sunan (iş modeli)
Industry
vertical adj. üretimden satışa tüm basamaklarla ilgili
vertical adj. üretimden satışa tüm basamakları içeren
Technical
vertical adj. düşey
vertical adj. düşey konumlu
Computer
vertical expr. dikey yerleştir
Architecture
vertical n. dikey yapısal eleman
Medical
vertical adj. vertikal
Anatomy
vertical adj. kafatasının tepe noktasına ait
vertical adj. kafatasının tepe noktası ile ilgili
Pathology
vertical adj. ebeveynden çocuğa bulaşan (hastalık veya bozukluk)
Food Engineering
vertical adj. düşey
Botanic
vertical adj. ayası dikey düzlemde olan (yaprak)
vertical adj. eksen ile aynı yönde olan
vertical adj. uzunlamasına olan

Significados de "vertical" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
vertical legislation n. dikey mevzuat
skiable vertical n. kayakçının aşağı kayabileceği dikey mesafe
vertical panning n. tilt
vertical union n. endüstri birliği
vertical conflict n. dikey çatışma
vertical line n. düşey çizgi
vertical surface n. dik yüzey
vertical stabilizer n. dikey stabilizator
skiable vertical n. kayak dikeyi
vertical line n. düşey doğru
vertical integration n. dikey bütünleşme
sliced meat on a vertical spit n. döner kebap
vertical drop n. dikey düşüş
vertical tail n. dik kuyruk
vertical line n. dik doğru
vertical cutter n. dikey makas
vertical movement n. düşey hareket
vertical plan n. düşey kesit
vertical movement n. düşey devinim
vertical height n. dikey yükseklik
vertical lifeline n. dikey yaşam hattı
vertical distance n. dik mesafe
vertical distance n. dikey mesafe
vertical angle n. dik açı
vertical [obsolete] n. zirve
vertical [obsolete] n. doruk
vertical [obsolete] n. tepe nokta
vertical interval n. (askeri) yükseklik farkı
vertical interval n. (askeri) belirli iki nokta veya konum arasındaki yükseklik farkı
prime-vertical dial n. gölgenin birinci düşey düzlem üzerine yansıtıldığı güneş saati
prime vertical dial n. gölgenin birinci düşey düzlem üzerine yansıtıldığı güneş saati
vertical tear n. dikey yırtık
vertical integrated adj. dikey bütünleşmiş
Colloquial
vertical bathtub n. pisuvar
vertical bathtub n. sidiklik
vertical bathtub n. erkeklerin kullandığı tuvalet
Trade/Economic
administered vertical marketing system n. yönetimli dikey pazarlama sistemi
vertical market n. müşteri odakli pazar
vertical conflict n. düşey çatışma
forward vertical integration n. ileriye doğru dikey bütünleşme
vertical analysis n. dikey yüzdeler analizi
vertical integration n. bir malın veya hizmetin hem üretim araçlarının hem de dağıtımının bir kuruluş tarafından sahiplenilmesi
backward vertical integration n. geriye doğru dikey bütünleşme
vertical analysis n. mali tabloların dikey analizi
vertical marketing systems n. düşey pazarlama sistemi
vertical merger n. dikey birleşme
vertical space n. dikey açıklık
vertical tax equity n. dikey vergi adaleti
vertical axis n. dikey eksen
vertical growing n. dikey büyüme
vertical integration n. dikey bütünleşme
vertical filing n. dikey dosyalama
vertical analysis n. dikey analiz
vertical expansion n. entansif büyüme
vertical labor union n. dikey sendika
vertical business n. her türlü iş alanını kapsayan faaliyet
vertical integration n. dikey toplanma
vertical cooperative advertising n. müşterek reklam faaliyeti
vertical integration n. dikey birleşme
vertical expansion n. dikey genişleme
vertical labor union n. sanayi alanında örgütlü sendika
vertical combination n. dikey birleşme
vertical integration n. dikey entegrasyon
vertical market n. dikey pazar
vertical market n. dikey piyasa
vertical mobility n. dikey hareketlilik
vertical integration strategy n. dikey bütünleşme stratejisi
vertical percentage balance sheet n. dikey yüzde bilançosu
vertical mergers n. dikey birleşmeler
vertical holding n. dikey holding
vertical analysis n. dikey yüzde yöntemi
vertical percentage income statement n. dikey yüzde gelir tablosu
upper vertical concentration n. yukarı dikey yoğunlaşma
vertical analysis of a financial statement n. gelir tablosu dikey analizi
vertical silo syndrome n. bir organizasyonda bir departmanın diğer departmanlardan kopuk çalışarak adeta görünmez bir duvar örmesi ve etkileşime izin vermemesi olarak açıklanabilecek sendrom
vertical promotion n. dikey terfi
vertical trade n. dikey ticaret
vertical integration n. dikey bütünleşme
vertical equity n. dikey eşitlik
vertical business n. spesifik bir iş alanını (sektörü) kapsayan iş faaliyeti
Law
vertical integration n. dikey birleşme
Politics
vertical agreement n. dikey anlaşma
vertical relation n. dikey ilişki
vertical logic n. dikey mantık
Technical
vertical compressor n. dikey tip kompresör
vertical erection n. düşey montaj
vertical drainage n. düşey drenaj
vertical deflection plate n. düşey saptırma levhası
vertical sand drain n. düşey kum dreni
vertical pump n. dikey pompa veya tulumba
vertical curb n. dik bordur
vertical stiffness n. düşey rijitleştirici
vertical scale n. düşey ölçek
vertical scanning generator n. düşey tarama jeneratörü
vertical feed n. dikey ilerletme
vertical boring mill n. dikey torna tezgahı
vertical drain n. düşey dren
vertical boiler n. düşey kazan
water stop in vertical joint n. düşey derzde su tutucu
vertical synchronizing pulse n. düşey senkronizasyon işareti
vertical hair n. düşey kil
points of vertical spacing n. düşey aralama noktaları
vertical curve n. düşey kurb
vertical creep n. düşey akma
vertical deflection coil n. düşey saptırma bobini
vertical curve n. düşey dönemeç
vertical roller n. düşey çevri
vertical mill n. dik değirmen
vertical frequency n. düşey frekans
vertical bar n. düşey çubuk
vertical plane n. düşey düzlem
vertical kerb n. dik bordür
vertical zone of pollution n. düşey kirlenme zonu
vertical scanning n. düşey tarama
vertical weld n. dikey veya düşey kaynak
vertical drill n. düşey matkap tezgahı
vertical hold n. düşey doğrusallık ayarı
vertical blanking n. düşey silme
vertical clearance n. düşey gabari
vertical section n. düşey kesit
vertical synchronization n. düşey senkronizasyon
vertical surface broaching machine n. düşey tığ çekme tezgahı
vertical rod n. düşey çubuk
vertical engine n. dikey makine
vertical boiler n. dikey ya da düşey kazan
vertical scanning generator n. düşey tarama üreteci
vertical blanking n. dikey karartma
vertical shaft n. düşey şaft
line shaft vertical turbine pump n. düşey milli türbin pompası
vertical synchronizing pulse n. düşey eşleme işareti
vertical blanking interval n. dikey karartma aralığı
vertical boiler n. dikey kazan
vertical member n. dikey eleman
vertical type evaporator n. dikey tip evaporatör
vertical lift gate n. düşey açılabilir kapak
pillar type vertical drilling machine n. düşey silindirik kolonlu matkap tezgahı
vertical intensity n. dikey yeğinlik
vertical sweep n. düşey süpürme
vertical curb n. kaldırımtaşı
vertical joint n. düşey derz
vertical plane n. dikey plan
vertical axis n. düşey aks
vertical distance n. düşey uzaklık
vertical sand drain n. kum kazığı
hydraulic vertical pres n. dikey hidrolik pres
vertical parity check n. dikey eşlik denetimi
vertical well n. düşey kuyu
vertical screw conveyor n. düşey helezon burmalı konveyör
vertical weld n. duvar kaynağı
vertical tabulation n. dikey sekme