dikey - Turco Inglés Diccionario

dikey

Significados de "dikey" en diccionario inglés turco : 34 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
dikey vertical adj.
He was determined to climb the vertical cliff.
Dikey uçuruma tırmanmaya kararlıydı.

More Sentences
dikey perpendicular adj.
General
dikey vertical n.
The building had tipped 13 degrees from the vertical.
Bina dikeyde 13 derece eğilmişti.

More Sentences
dikey vertical adj.
He was determined to climb the vertical cliff.
Dikey uçuruma tırmanmaya kararlıydı.

More Sentences
dikey vertically adv.
It would also guarantee that vertically divided markets did not arise.
Ayrıca dikey olarak bölünmüş piyasaların ortaya çıkmamasını da garanti altına alacaktır.

More Sentences
Technical
dikey vertical adj.
He was determined to climb the vertical cliff.
Dikey uçuruma tırmanmaya kararlıydı.

More Sentences
Computer
dikey portrait adj.
The picture copied looks better in the portrait position.
Kopyalanan resim, dikey konumda daha iyi duruyor.

More Sentences
Food Engineering
dikey vertical adj.
He was determined to climb the vertical cliff.
Dikey uçuruma tırmanmaya kararlıydı.

More Sentences
General
dikey plumb adj.
dikey plumbous adj.
dikey normal adj.
dikey orthogonal adj.
dikey sheer adj.
dikey upright adj.
dikey upended adj.
dikey up-and-down adj.
dikey orthometric adj.
dikey steepeup adj.
dikey steepling adj.
dikey steep-up adj.
dikey steepy adj.
dikey apeak adv.
Technical
dikey upright adj.
dikey perpendicular adj.
Computer
dikey columnar adj.
dikey down adv.
Architecture
dikey perp adj.
Marine
dikey apeak adj.
Food Engineering
dikey perpendicular adj.
dikey orthogonal adj.
Math
dikey orthogonal adj.
Biochemistry
dikey ordinate adj.
dikey longitudinal adj.
Archaic
dikey downright adj.

Significados de "dikey" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
dikey bütünleşme vertical integration n.
dikey mevzuat vertical legislation n.
dikey stabilizator vertical stabilizer n.
dikey düşüş vertical drop n.
kayakçının aşağı kayabileceği dikey mesafe skiable vertical n.
dikey çizgi vertical n.
dikey çatışma vertical conflict n.
dikey devlet hierarchical state n.
dikey çizgi perpendicular line n.
dikey makas vertical cutter n.
dikey kesit elevation n.
dikey çizgi perpendicular n.
dikey yükseklik vertical height n.
dikey yaşam hattı vertical lifeline n.
topun bir iple dikey bir sırığa asıldığı ve iki kişi arasında oynanan bir top oyunu tetherball n.
dikey mesafe vertical distance n.
a, b ve c tabakalarının dikey bir şekilde üç ayrı katman olarak görülebildiği toprak abc soil n.
dikey kazık arrectary [obsolete] n.
dikey çizgi vertical n.
kirişteki dikey üye vertical n.
dikey fotoğraf vertical n.
dikey düzlem vertical n.
dikey çember vertical n.
tahıl taşıma sisteminde kovaları taşıyan kayışın dikey kısmını içeren kasa leg n.
su kütlesinin dikey orta bölümü mid-water n.
lunaparkta havada dikey dönüş hareketini simüle eden oyuncak loop-the-loop n.
sahip olduğu dikey çubuğun orta noktasının üzerinde ve altında olmak üzere iki adet enine çubuk içeren haç cross of lorraine n.
sahip olduğu dikey çubuğun orta noktasının üzerinde ve altında olmak üzere iki adet enine çubuk içeren haç lorraine cross n.
radar ekranındaki çim benzeri dikey çizgilere sebep olan elektronik titreşim grass n.
yatay ve dikey çizgilerden oluşan ağ grid n.
dikey sürgülü kanadı olup karşı ağırlıkları bulunmayan pencere guillotine n.
kenarın üzerine atılan dikey dikiş overhand stitch n.
delikli kartta deliğin açılabileceği bir dizi dikey konum column n.
(bulmaca) çözümü dikey yazılan ipucu down n.
amerika'nın erken koloni dönemine ait evlerde öne doğru çıkıntı yapan ikinci katın altındaki dikey kalasın ucu drop n.
kıç dikey peak n.
baş dikey peak n.
dikey yapı elemanında oymalı dekoratif kenar pendant n.
(koloni dönemi amerikan evleri) dikey kiriş ucu pendant n.
koloni dönemi amerikan evlerinin ikinci katından uzanan dikey ahşap kenar pendant n.
dikey yönlü aranjman position n.
(saat hareketliliğinin devam edebileceği) dikey yönlü ayarlama position n.
dikey kısmı oval, yatay kısmı dairesel olan bir cisim orbiculate n.
monoklinal sistemde dikey ve yanal eksenlere paralel iki düzleme verilen ad orthopinacoid n.
dikey ve yatay ögelerin öne çıktığı mimari bir tarz prairie style n.
dikey olarak ortadan bölünmüş sütun semicolumn n.
dikey yırtık vertical tear n.
aristoteles'in deniz kestanesi fenerinin beş büyük dikey bölümünden her biri pyramid n.
dikey balistik açı superelevation n.
dikey liste column n.
dikey çizgi pale [obsolete] n.
armanın ortasından geçen dikey şerit pallet n.
dikey konum perpendicular n.
dikey şerit pale [obsolete] n.
dikey çizgiyi gösteren cihaz perpendicular n.
dikey pozisyon perpendicular n.
dikey birleşim yerleri parçalı kolonumsu yapıda olan kayalık pallisades n.
dikey düzlem perpendicular n.
(armada) dikey çizgi pale n.
(armada) dikey çizgi pale n.
yeniden dikey hale getirmek redress [obsolete] v.
dikey hale gelmek upend v.
(zıpkın) dikey yerleştirmek peak v.
(kürekleri) dikey tutmak peak v.
dikey çevirmek peak v.
dikey yöne getirmek peak v.
dikey duruma getirmek outroot v.
(dikey yüzeyi) kaplamak fresco v.
dikey yükseliş göstermek sky v.
dikey ölçmek plumb v.
daha dikey sheerer adj.
dikey durumdan eğik duruma geçmiş haded adj.
dikey (düşen) plummeted adj.
dikey bütünleşmiş vertical integrated adj.
dikey bütünleşmiş vertically-integrated adj.
yarı dikey subvertical adj.
dikey olmayan nonvertical adj.
dikey olmayan unerect adj.
dikey çizgilerle bölünmüş vergette adj.
dikey giden down adj.
(arma) dikey çizgiler ile dörtten fazla bölüme ayrılan paly adj.
(arma) dikey çizgiler ile dört parçaya ayrılan paly adj.
dikey konumda tutulan ported adj.
uzun ekseni az çok dikey olan orthotropic adj.
dikey şeritli paled [obsolete] adj.
(tohum) dikey eksenli peritropous adj.
(tohum) dikey eksenli peritropal adj.
dikey hatların öne çıktığı gotik mimari stiline ait veya ilgili perpendicular adj.
dikey hatların öne çıktığı gotik mimari stilinde görülen perpendicular adj.
gemi veya uçağın omurgasına dikey olarak abeam adv.
dikey vaziyette at right angles adv.
dikey olarak apeak adv.
dikey olarak paleways adv.
dikey olarak palewise adv.
dikey şekilde perpendicular adv.
dikey olarak perpendicular adv.
dikey anlamı veren ön ek ortho- pref.
dikey çizgi perp (perpendicular) abrev.
dikey çizgi perp. (perpendicular) abrev.
Idioms
dikey veya yatay olmayan bir çizginin eğiminin nasıl hesaplanacağını hatırlamak için kullanılan anımsatıcı ifade rise over run v.
Trade/Economic
yönetimli dikey pazarlama sistemi administered vertical marketing system n.
geriye doğru dikey bütünleşme backward vertical integration n.
ileriye doğru dikey bütünleşme forward vertical integration n.
dikey yüzdeler analizi vertical analysis n.
bir doğrunun dikey ekseni kestiği nokta y intercept n.
mali tabloların dikey analizi vertical analysis n.
dikey analiz vertical analysis n.
dikey birleşme vertical merger n.
dikey dosyalama vertical filing n.
dikey bütünleşme vertical integration n.
dikey büyüme vertical growing n.
dikey eksen vertical axis n.
dikey açıklık vertical space n.
dikey vergi adaleti vertical tax equity n.
dikey yüzde analizi common-size percentage n.
dikey genişleme vertical expansion n.
dikey birleşme vertical integration n.
dikey sendika vertical labor union n.
dikey toplanma vertical integration n.
dikey birleşme vertical combination n.
dikey entegrasyon vertical integration n.
dikey pazar vertical market n.
dikey piyasa vertical market n.
dikey hareketlilik vertical mobility n.
dikey birleşmeler vertical mergers n.
yukarı dikey yoğunlaşma upper vertical concentration n.
dikey yüzde bilançosu vertical percentage balance sheet n.
dikey bütünleşme stratejisi vertical integration strategy n.
dikey yüzde gelir tablosu vertical percentage income statement n.
dikey yüzde yöntemi vertical analysis n.
dikey holding vertical holding n.
dikey geçiş sınavı external transfer exam n.
gelir tablosu dikey analizi vertical analysis of a financial statement n.
dikey terfi vertical promotion n.
dikey ticaret vertical trade n.
dikey bütünleşme vertical integration n.
dikey eşitlik vertical equity n.
Law
dikey birleşme vertical integration n.
Politics
dikey anlaşma vertical agreement n.
dikey ilişki vertical relation n.
dikey mantık vertical logic n.
Industry
silindiri manivelanın üzerinde yer alan dikey buhar makinesi overhead engine n.
sandalyenin sırtını oluşturmak üzere dikey yerleştirilmiş ince ve düz çubuklar slat n.
Technical
yatay veya dikey sapma declination n.
dikey hidrolik pres hydraulic vertical pres n.
dikey karartma aralığı vertical blanking interval n.
dikey ilerletme vertical feed n.
dikey şasi upright n.
dikey milli çalıştırma camshaft vertical shaft drive n.
dikey ekseni etrafında döndüren dişli spur pinion n.