peak - Turco Inglés Diccionario

peak

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

peak — Definition

Significado:
zirve, doruk
Pronunciación (IPA):
(AmE /piːk/ – BrE /piːk/)
Categoría gramatical:
İsim: peak (peaks); Fiil: peak (peaks – peaked – peaking)
Sinónimo:
summit, apex
Antónimos:
bottom, trough

Significados de "peak" en diccionario turco inglés : 107 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
peak n. zirve
Unemployment has reached a new peak during the pandemic.
Pandemi süresince işsizlik yeni bir zirve noktasına ulaşmıştır.

More Sentences
peak n. tepe
Small variations in the ratio have large effects on resolution and peak shape.
Orandaki küçük değişikliklerin çözünürlük ve tepe şekli üzerinde büyük etkileri vardır.

More Sentences
peak n. doruk
From here, you can only see the peak of Mount Fuji.
Buradan sadece Fuji Dağı'nın doruğunu görebilirsiniz.

More Sentences
peak v. doruğa ulaşmak
Automobile production has peaked out.
Otomobil üretimi doruğa ulaştı.

More Sentences
General
peak n. şapka siperi
A butterfly landed on the peak of your hat.
Şapkanızın siperliğine bir kelebek konmuş.

More Sentences
peak n. en yüksek
We should remember that sport does not just mean competitive sport, peak performance or world records.
Sporun sadece rekabetçi spor, en yüksek performans veya dünya rekorları anlamına gelmediğini unutmamalıyız.

More Sentences
peak n. en yüksek nokta
The peak of mount Everest is the highest spot in the world.
Everest Dağı'nın zirvesi dünyanın en yüksek noktasıdır.

More Sentences
peak n. tepecik
Beat four egg whites until they are stiff enough to form firm peaks.
Dört yumurta beyazını katılaşıp sert tepecikler oluşturana kadar çırpın.

More Sentences
peak v. zirve yapmak (fiyatlar)
Anxiety attacks usually peak within 10 minutes, and they rarely last more than 30 minutes.
Anksiyete atakları genellikle 10 dakika içinde zirve yapar ve nadiren 30 dakikadan fazla sürer.

More Sentences
peak v. pik yapmak
Toy sales peaked just before the holiday season.
Oyuncak satışları tatil sezonundan hemen önce pik yaptı.

More Sentences
peak v. zirveye ulaşmak
In the 17th century, production capacity peaked.
17. yüzyılda üretim kapasitesi zirveye ulaştı.

More Sentences
peak adj. en yüksek
Several hormones hit peak levels during pregnancy.
Hamilelik sırasında çok sayıda hormon en yüksek seviyelere ulaşır.

More Sentences
peak adj. işlek
This street is very busy at peak times.
Bu cadde işlek saatlerde çok kalabalık oluyor.

More Sentences
Technical
peak n. tepe
Small variations in the ratio have large effects on resolution and peak shape.
Orandaki küçük değişikliklerin çözünürlük ve tepe şekli üzerinde büyük etkileri vardır.

More Sentences
peak n. zirve
Unemployment has reached a new peak during the pandemic.
Pandemi süresince işsizlik yeni bir zirve noktasına ulaşmıştır.

More Sentences
Telecom
peak n. tepe
Small variations in the ratio have large effects on resolution and peak shape.
Orandaki küçük değişikliklerin çözünürlük ve tepe şekli üzerinde büyük etkileri vardır.

More Sentences
peak n. zirve
Unemployment has reached a new peak during the pandemic.
Pandemi süresince işsizlik yeni bir zirve noktasına ulaşmıştır.

More Sentences
Medical
peak n. en yüksek nokta
The peak of mount Everest is the highest spot in the world.
Everest Dağı'nın zirvesi dünyanın en yüksek noktasıdır.

More Sentences
Statistics
peak n. zirve
Unemployment has reached a new peak during the pandemic.
Pandemi süresince işsizlik yeni bir zirve noktasına ulaşmıştır.

More Sentences
General
peak n. cunda
peak n. kasket güneşliği
peak n. siper (kaskette)
peak n. siperlik
peak n. tepe noktası
peak n. ayrıt
peak n. güneşlik
peak n. siper
peak n. şahika
peak n.
peak n. pik
peak n. sivri uç
peak n. en üst sınır
peak n. uç nokta
peak n. kıyafetin çıkıntılı bölümü
peak n. dağ
peak n. dağ zirvesi
peak n. dağ zirvesine benzeyen şey
peak n. kıç dikey
peak n. kıç dengesi
peak n. baş dikey
peak n. baş pik
peak n. demir gagası
peak n. demir ucu
peak n. en üst
peak n. en üst düzey
peak n. en yüksek derece
peak n. en yüksek gelişim noktası
peak n. v şeklinde ön saç çizgisi
peak n. (gerilim veya akım) çevrimdeki maksimum değer
peak n. (gerilim veya akım) pik değer
peak n. elektronik iletişim sinyaline ait en güçlü bölüm
peak n. maksimum sinyal
peak n. (hecede) en dolgun sesletilen bölüm
peak n. v şekli
peak n. günün en yoğun zamanı
peak n. yılın en yoğun zamanı
peak n. fiyatların en yüksek olduğu dönem
peak n. talebin en yoğun olduğu zaman
peak n. bazı yerli kuzey amerika halklarının kullandığı bileklik
peak n. bazı yerli kuzey amerika halklarının para olarak kullandığı boncuk
peak v. zayıflamak
peak v. tepeye ulaşmak
peak v. doruğa tırmanmak
peak v. zirveye çıkmak
peak v. soldurmak
peak v. giderek azaltmak
peak v. tüketmek
peak v. (zıpkın) dikey yerleştirmek
peak v. (balina) kuyruğunu yükseltmek
peak v. (balina) zıpkını yükseltmek
peak v. dikey çevirmek
peak v. dikey yöne getirmek
peak v. (kürekleri) dikey tutmak
peak v. zirveye yükseltmek
peak v. tepeye çıkarmak
peak v. gelişimin en üst noktasına ulaşmak
peak v. popülaritenin zirvesine ulaşmak
peak v. maksimuma ulaşmak
peak v. merak ile bakmak
peak v. burnunu sokmak
peak v. sinsice göz atmak
peak adv. en üst
peak adv. maksimum
Trade/Economic
peak n. fiyat grafiğinde zirve
peak n. rekor düzeyi
peak n. tepe noktası
peak n.
peak n. (en yoğun dönemde ödenen) yüksek ücret
peak v. tavan yapmak
peak v. tavana vurmak
Technical
peak n. bir şeyin en yüksek noktası
peak n. en üst sınır
peak n. pik
peak n. tepe değer
peak adj. enüst
peak adj. enyüksek
peak adj. en yoğun
peak adj. maksimum
Marine
peak n. gizin cundası
peak n. pik yakası
peak n. yelkenin çördek yakası
Medical
peak n. pik
Math
peak n. fonksiyonun tepe noktası
Linguistics
peak n. hece ortası
Geography
peak n. güney carolina eyaletinde yerleşim yeri
Engineering
peak v. (elektronik iletişim devresi) sinyali maksimum değere ayarlamak
peak v. (sinyali) daha yüksek değere getirmek

Significados de "peak" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
peak envolope power n. tepe gücü
peak load n. en büyük yük
peak demand n. maksimum talep
peak traffic hours n. trafiğin en sıkışık olduğu saatler
mountain peak n. dağın tepesi
peak time n. en işlek saatler
peak time n. en yoğun zaman
peak season n. yoğun sezon
widow's peak n. saçın alna doğru üçgen şekli oluşturarak inmesi
the peak of one's career n. kariyerinin zirvesinde
peak hours n. yoğun olan saatler
demand peak n. en yüksek talep
peak point n. zirve noktası
on-peak current n. pik yükte pahalı tarifeli elektrik
off-peak n. yoğun olmayan zamanlar
off-peak hours n. yoğun olmayan saatler
off-peak time n. yoğun olmayan zaman
unconquered peak n. tırmanılmamış zirve
unclimbed peak n. tırmanılmamış zirve
snow-capped peak n. karlı zirve
snowy peak n. karlı zirve
peak demand n. puant talep
peak demand n. azami talep
peak of one's career n. kariyerinin zirvesi
flat peak [uk] n. Snapback şapka
peak period n. yoğun dönem
peak times n. yoğun zamanlar
historical peak n. tarihi zirve
record peak n. tarihi zirve
widows peak n. alın ortasındaki saç çizgisi üzerinde bulunan bir nokta
peak [rare] n. çıkıntı
peak [obsolete] n. dağlık burun
peak [rare] n. kabartı
peak [obsolete] n. baş örtüsünün sivri ön bölümü
peak [obsolete] n. sivri uçlu sakal
peak [obsolete] n. burun
work at peak capacity v. tam kapasiteyle çalışmak
reach peak v. doruğa tırmanmak
reach to peak v. doruk noktasına ulaşmak
reach the peak v. zirveye oturmak
hit the peak v. zirveye oturmak
rise to the peak v. zirveye oynamak
reach a peak v. zirveye ulaşmak
reach its peak v. zirvesine ulaşmak
be in peak physical condition v. formunun zirvesinde olmak
peak [obsolete] v. sönük olmak
peak [obsolete] v. ruhsuz olmak
peak [obsolete] v. sessizce dolanmak
peak [obsolete] v. keyifsizce dolanmak
reach the peak v. zirveye ulaşmak
reach the peak v. (işi) son raddeye vardırmak
off-peak adj. yoğun saatlerin dışında
off-peak adj. düşük talepli zamanlarda kullanılan
off-peak adj. yoğun olmayan dönem
off-peak adj. yoğunluk olmayan dönemlerde
off-peak adj. yoğun dönemler dışındaki zaman
peak-to-peak adj. tepeden tepeye
off-peak adj. yoğunluğun az olduğu zamanki
off-peak adj. kullanımın az olduğu zamanki
off-peak adj. maksimumda olmayan
off-peak adj. piyasanın durgun olduğu zaman kullanılan hizmetlere ait veya ilgili
off-peak adj. işlerin kesat olduğu zamanki
off-peak adj. talebin az olduğu zamanki
off-peak adj. frekansın az olduğu zamanki
off-peak adj. en yüksek olmayan
off-peak adj. en fazla olmayan
peak-time adj. (televizyon programı) en yoğun saatte yayınlanan
peak-hour adj. (trafik, gaz ihtiyacı) en yoğun zamana denk gelen
peak to peak adv. tepeden tepeye
on the peak of prep. zirvesinde
Phrasals
peak up v. zirveye ulaşmak
peak up v. tepeye varmak
Colloquial
at the peak of orgasm expr. orgazmın doruklarında
Idioms
peak tv n. televizyonun zirve yaptığı dönem
peak tv n. televizyon programlarının patlama yaptığı dönem
peak tv n. 2010'ların sonunda televizyon programlarının yaygınlaştığı/zirveye çıktığı dönem
peak tv n. tv çağı/dönemi
Trade/Economic
peak rate n. azami fiyat
peak load n. azamiyük
off-peak pricing n. mevsim dışı fiyatlandırma
off-peak period n. durgun dönem
peak point n. tepe noktası
peak tanks n. pik tanklar
peak production n. maksimum üretim
peak demand pricing n. zirve talep fiyatlaması
peak pricing n. zirve fiyatlandırması
reach peak v. tavan yapmak
hit peak v. tavan yapmak
hit peak v. tavana vurmak
reach peak v. tavana vurmak
off-peak adj. işlerin yoğun olmadığı zaman
off-peak adj. durgun
Tourism
peak season n. sezon
peak season n. yoğun sezon
peak season n. yüksek sezon
off-peak n. talebin düşük olduğu zaman
peak month n. yılın en yoğun ayı
peak density n. yüksek yoğunluk
peak use period n. yoğun kullanım zamanı
peak season n. en yoğun sezon
Technical
peak reverse voltage n. ters tepe gerilimi
peak envelope power n. tepe zarf gücü
peak rate per flow n. akış başına doruk hızı
peak inverse voltage n. ters tepe gerilimi
peak shaving n. yoğun tüketim saatlerinde yapılan takviye sağlama amaçlı gaz uygulamaları
peak tank n. pik tank
daily flood peak n. günlük azami akım
peak value n. pik kıymet
peak lopping n. özellikle güç gereksiniminin arttığı saatlerde yerel pv sistemlerinin devreye sokulması
flood peak n. feyezan piki
aft peak tank n. kıç pik
peak cathode current n. tepe katot akımı
peak sideband power n. tepe yan bant gücü
peak load n. pik yük
plate peak voltage n. anot tepe gerilimi
peak shaving n. özellikle güç gereksiniminin arttığı saatlerde yerel pv sistemlerinin devreye sokulması
aft peak tank n. kıç pik tankı
peak traffic n. pik trafik
peak envelope power n. kiplenimin doruğundaki güç
peak black n. siyah doruğu
peak SIR n. doruk sinyal gürültü oranı
peak clipper n. tepe kırpıcı
peak current n. maksimum akım
peak lopping n. yoğun tüketim saatlerinde takviye sağlama amacıyla yapılan gaz tasarruf uygulamaları
diode peak detector n. diyotlu tepe detektörü
daily flood peak n. günlük azami taşkın
peak current n. tepe akımı
black peak n. siyah tepe
peak forward voltage n. ileriye tepe gerilimi
peak inflow n. pik giriş akımı
peak production n. pik üretim
fore peak tank n. baş pik tankı
audiofrequency peak limiter n. ses frekansı tepe sınırlayıcı
peak load n. pik yükleme
peak white n. beyaz seviyesi
peak capacity n. pik kapasite
peak white n. beyaz doruğu
inverse peak voltage n. ters tepe gerilimi
peak discharge n. pik debi
peak flow n. pik akım
on-peak period n. pik yük zamanı
audio frequency peak limiter n. ses frekansı tepe sınırlayıcı
white peak n. beyaz doruğu
peak load n. en üst yük
amplitude peak n. genlik doruğu
resonant peak n. çınlama doruğu
on-peak current n. pik yükte pahalı tarıfeli elektrik
off-peak storage heating n. soğuk depolama
off-peak storage heating n. zayıf yük süresince termal depolama ısıtması
off-peak period n. zayıf yük zamanı