ways - Turco Inglés Diccionario

ways

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "ways" en diccionario turco inglés : 11 resultado(s)

Inglés Turco
General
ways n. yollar
We must find ways of preserving these areas.
Bu alanları korumanın yollarını bulmalıyız.

More Sentences
ways adv. belirli bir yönde
ways adv. belirli bir konumda
ways adv. belirli bir şekilde
Technical
ways n. ilerlemeyi veya yönelmeyi gösteren hareket yönü
ways n. uzamsal olmayan bir ilerleme veya yönelmeyi gösteren hareket yönü
ways n. uzaklık
ways n. mesafe
Mechanic
ways n. hareketli makine parçasına kılavuzluk eden uzunlamasına yüzey çizgisi
Automotive
ways n. kızak
Marine
ways n. kızak

Significados de "ways" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
parting of the ways n. ayrılma noktası
dealing ways n. başa çıkma yolları
launching ways n. kızak
european ways n. alafrangalık
variety of ways n. çeşitli biçimler
parting of the ways n. yol ayrımı
ways and means n. bir işi başarı ile yapmanın yolları
turkish ways n. alaturkalık
ways to increase production n. üretimi artırma yolları
old ways n. eski alışkanlıklar
new ways n. yeni yollar
the ways of the world n. dünyanın kuralı
the ways of the world n. dünyanın döngüsü
come to the parting of the ways v. yol ayrımına gelmek
adopt western ways v. alafrangalaşmak
mend one's ways v. ıslah olmak
mend one's ways v. adam olmak
be at the parting of the ways v. yol ayrımında olmak
be set in one's ways v. kendi kurduğu düzenden pek şaşmayan biri olmak
try to think of ways to v. ...manın yollarını aramak
split it four ways v. (kazancı vb) dörde bölmek
split it three ways v. (kazancı vb) üçe bölmek
part ways v. ilişkiyi kesmek
part ways v. yolları ayırmak
in different ways adv. değişik şekillerde
in many ways adv. birçok yönden
not by a long ways adv. katiyen
in various ways adv. çeşitli biçimlerde
in some ways adv. bazı bakımlardan
not by a long ways adv. hiç
in many ways adv. birçok bakımdan
in many ways adv. birçok hususta
in some ways adv. bir bakıma
(something) in all ways adv. nereden baksan
in what ways adv. hangi şekillerde
in what ways adv. hangi yollarla
in significantly different ways adv. önemli ölçüde farklı şekillerde
in many different ways adv. birçok farklı şekilde
in some ways adv. bazı açılardan
in a lot of ways adv. birçok açıdan
through illegal ways adv. yasadışı yollarla
in ways that adv. -ecek şekilde
in other ways adv. başka yollarla
in other ways adv. başka biçimlerde
all ways adv. her şekilde
in two ways adv. iki katlı bir şekilde
-ways suf. -e yönelik anlamına gelen son ek
-ways suf. -e doğru anlamına gelen son ek
-ways suf. belirli bir şekilde, tarzda, yönde veya konumda anlamına gelen son ek
Phrases
the ways of the world n. dünyanın döngüsü
the ways of the world n. dünyanın kuralı
trust goes both ways expr. güven karşılıklıdır
in a number of ways expr. çeşitli yollarla
in a number of ways expr. çeşitli şekillerde
the lord works in mysterious ways expr. tanrı'nın işine akıl sır ermez
look at the ways of ... expr. ...n nın yollarına bakmak/ yollarını aramak
Proverb
god works in mysterious ways tanrının işine akıl sır ermez
god works in mysterious ways allah'ın işine akıl sır ermez
Colloquial
special in a lot of ways adj. birçok açıdan özel
fixed in (one's) ways adj. kendi yolundan şaşmayan
fixed in (one's) ways adj. değişmez
fixed in (one's) ways adj. kendi bildiğini okuyan
fixed in (one's) ways adj. kendi bildiğinden şaşmayan
fixed in (one's) ways adj. kendi bildiği yoldan çıkmayan
fixed in (one's) ways adj. değişime kapalı
in more ways than one expr. birden fazla anlamda
in more ways than one expr. birçok anlamda
in more ways than one expr. birden fazla yönden
in more ways than one expr. birçok yönden
in more ways than one expr. birçok açıdan
it cuts both ways expr. hem iyi hem kötü
it cuts both ways expr. hem olumlu hem olumsuz
plenty of ways expr. pek çok yol
plenty of ways expr. bir sürü yol
plenty of ways expr. tonla seçenek
Idioms
a parting of the ways n. yeni hayatlara yelken açma zamanı
a parting of the ways n. yolları ayırma zamanı
the parting of the ways n. karar verme noktası/anı
the parting of the ways n. birbirinden farklı yollara doğru gitme zamanı
a parting of the ways n. bir seçim yapma noktası/anı
the parting of the ways n. birbirinden faklı yönlere doğru ilerleme zamanı
the parting of the ways n. ayrılma noktası
the parting of the ways n. yeni hayatlara yelken açma zamanı
a parting of the ways n. birbirinden faklı yönlere doğru ilerleme zamanı
a parting of the ways n. birbirinden farklı yollara doğru gitme zamanı
the parting of the ways n. yolları ayırma zamanı
the parting of the ways n. yol ayrımı
the parting of the ways n. yolları ayırma noktası
a parting of the ways n. ayrılma noktası
a parting of the ways n. karar verme noktası/anı
a parting of the ways n. yolları ayırma noktası
a parting of the ways n. yol ayrımı
the parting of the ways n. bir seçim yapma noktası/anı
a parting of the ways n. yolları ayırma zamanı/noktası
a parting of the ways n. yeni yollara doğru devam etme zamanı/noktası
the parting of the ways n. yeni yollara doğru devam etme zamanı/noktası
the parting of the ways n. yol ayrımı
a parting of the ways n. yol ayrımı
the parting of the ways n. ayrılma noktası
the parting of the ways n. yolları ayırma zamanı/noktası
a parting of the ways n. ayrılma noktası
the error of (one's) ways n. (birinin) davranışındaki/yaşam tarzındaki hata/yanlış
winning ways n. sempatik tavır
winning ways n. cazibe
winning ways n. çekici tavır
winning ways n. cazip kişilik
winning ways n. sevimli tavır
cut both ways v. her iki tarafı da etkilemek
cut both ways v. hem lehine hem de aleyhine olmak
part ways with someone v. yollarını ayırmak
have it both ways v. birbirine zıt iki şeyi aynı anda istemek
change one's ways v. ıslah olmak
change one's ways v. adam olmak
cut two ways v. hem olumlu hem olumsuz olmak
cut two ways v. hem lehine hem de aleyhine olmak
see the error of its ways v. hatasını kabul etmek
see the error of one's ways v. hatasını kabul etmek
see the error of its ways v. yanlış yaptığını anlamak/kabul etmek
see the error of one's ways v. hatasını anlamak
see the error of its ways v. hatasını anlamak
see the error of one's ways v. yanlış yaptığını anlamak/kabul etmek
go one's separate ways v. yollarını ayırmak
go one's separate ways v. ayrılmak
work both ways v. iki tarafın da işine gelmek
work both ways v. iki tarafa da yaramak
work both ways v. hem olumlu hem olumsuz olmak
be set in one's ways v. bildiğini okumak
be torn both ways v. iki arada bir derede kalmak
be torn both ways v. ikileme düşmek
be set in your ways v. kendi kurduğu düzenden pek şaşmamak
be set in your ways v. kendi yolunda gitmek
be set in your ways v. değişime pek açık olmamak
be set in your ways v. kendi alışkanlıklarına/fikirlerine bağlı olmak
be set in your ways v. kendi düzeninden/alışkanlıklarından/fikirlerinden vazgeçmemek
change your ways v. ıslah olmak
change your ways v. davranışlarını değiştirmek
change your ways v. adam olmak
change your ways v. değişmek
cut both ways v. hem olumlu hem olumsuz olmak
go your separate ways v. yollarını ayırmak
go your separate ways v. ayrılmak
go your separate ways v. kendi yoluna gitmek
go your separate ways v. ayrı yönlere gitmek/devam etmek
mend ways v. adam olmak
mend ways v. ıslah olmak
mend ways v. yola gelmek
see the error of your ways v. yanlış yaptığını anlamak/kabul etmek
see the error of your ways v. hatasını kabul etmek
see the error of your ways v. hatasını anlamak
set in (one's) ways v. kendi bildiğini okuyan