weapon - Turco Inglés Diccionario

weapon

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

weapon — Definition

Significado:
silah
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈwɛpən/ – BrE /ˈwepən/)
Categoría gramatical:
İsim: weapon (weapons)
Sinónimo:
arm, implement
Antónimos:
shield (contextual), peace

Significados de "weapon" en diccionario turco inglés : 8 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
weapon n. silah
Data is the new weapon in today's world.
Veri, günümüz dünyasının yeni silahı durumundadır.

More Sentences
General
weapon n. silah
Data is the new weapon in today's world.
Veri, günümüz dünyasının yeni silahı durumundadır.

More Sentences
Military
weapon n. silah
Data is the new weapon in today's world.
Veri, günümüz dünyasının yeni silahı durumundadır.

More Sentences
General
weapon n. pusat
Zoology
weapon n. (hayvan vücudunda) saldırı veya savunmada kullanılan kısım
Military
weapon n. herhangi bir harp aleti
weapon v. silahlandırmak
Slang
weapon n. penis

Significados de "weapon" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
edged weapon n. sivri uçlu silah (kılıç, bıçak vb)
antiaircraft weapon n. uçaksavar
heavy weapon n. ağır silah
weapon system n. silah sistemi
weapon systems n. silah sistemleri
shoulder weapon n. dipçikli silah
multiple weapon control panel n. çoklu silah kontrol panel
conventional weapon n. konvansiyonel silah
murder weapon n. cinayet silahı
murder weapon n. suç aleti (cinayet)
electroshock weapon n. şok tabancası
siege weapon n. kuşatma silahı
edged weapon n. kesici silah
earthquake weapon n. deprem silahı
a psychic weapon n. psişik bir silah
a deadly weapon n. ölümcül bir silah
massacre weapon n. katliam silahı
melee weapon n. yakın dövüş silahı
precision weapon n. hassas silah
oil weapon n. petrol silahı
service weapon n. beylik silahı
service weapon n. beylik tabancası
dangerous weapon n. tehlikeli silah
primitive weapon n. ilkel silah
have a weapon on v. silah bulundurmak
shoot a weapon at close range v. yakın mesafeden ateş etmek
(shoot a weapon) at close range v. yakın mesafeden ateş etmek
aim a weapon v. silah yöneltmek
aim a weapon v. silahı bir şahsa yöneltmek
(one's fingerprints) be on the murder weapon v. cinayet silahında parmak izleri olmak
disassemble the weapon v. silahı sökmek
Colloquial
secret weapon n. gizli silah
lethal weapon n. ölümcül silah
holster your weapon expr. silahını kılıfına koy
holster your weapon expr. silahını kılıfına sok
Idioms
a double-edged weapon n. hem iyi hem kötü tarafı olan durum
a double-edged weapon n. hem yararlı hem zararlı durum
a double-edged weapon n. iki tarafı keskin kılıç
a double-edged weapon n. hem avantajlı hem dezavantajlı durum
be a double-edged weapon v. hem iyi hem kötü yanı olmak
be a double-edged weapon v. hem avantajı hem de dezavantajı olmak
be a double-edged weapon v. hem avantajı hem dezavantajı olmak
be a double-edged weapon v. hem iyi hem kötü yanı olmak
Speaking
toss the weapon expr. silahı at
do you have a weapon on you? expr. üstünde silah var mı?
your fingerprints are on the murder weapon expr. cinayet silahında parmak izleriniz var
their secret weapon expr. onların gizli silahı
put the weapon down expr. silahı yere bırak
Trade/Economic
weapon industry n. silah endüstrisi
Law
offensive weapon n. saldırı silahı
offensive weapon n. suç aleti
carrying weapon n. silah taşıma
deadly weapon n. tehlikeli silah
deadly weapon n. öldürücü silah
dangerous weapon n. ölümcül silah
deadly weapon n. ölümcül silah
lethal weapon n. öldürücü silah
dangerous weapon n. tehlikeli silah
electroshock weapon v. elektro şok cihazı
by weapon expr. silahla
Politics
offensive weapon n. tehlikeli silah
offensive weapon n. taarruz silahı
doomsday weapon n. son vuruş
doomsday weapon n. yıkıcı strateji
doomsday weapon n. tehlikeli silah
doomsday weapon n. yıkıcı taktik
doomsday weapon n. son çare
Institutes
section of weapon systems and ammunition n. silah sistemleri ve mühimmat şubesi
department of weapon systems n. silah sistemleri dairesi
section of weapon, ammunition, rocket and missile systems n. silah mühimmat roket ve füze sistemleri şubesi
Technical
automatic weapon n. otomatik silah
earthquake weapon n. deprem silahı
weapon system video n. silah sistemi görüntüleme sürecinde işlemleme, düzenleme ve iletim
weapon system video n. uçak veya gemilerdeki video kamera sistemlerinin kaydettiği görüntüler
weapon system video (wsv) n. silah sistemi görüntüleme sürecinde kullanılan gerçek teçhizat
Computer
weapon change n. silah değiştirme
Medical
chemical weapon n. kimyasal silah
Psychology
weapon-focus effect n. silah odağı etkisi
Physics
atomic weapon n. atom silahı
weapon-grade plutonium n. demonte edilen nükleer silahlardan elde edilip plütonyum kuyularında depolanan plütonyum 239
Chemistry
abandoned chemical weapon n. terkedilmiş kimyasal silah
buried chemical weapon n. gömülü kimyasal silah
Biology
mass casualty biological weapon n. biyolojik kitle imha silahı
Social Sciences
traditional weapon [south african] n. (güney afrika'da) kabile törenlerinde sergilenen önemli bir silah
History
weapon salve n. (ortaçağ'da) yarayı iyileştirmesi için silaha merhem uygulama
weapon salve n. sempati tozu
Environment
nuclear weapon accident n. nükleer silah kazası
minimum residual radioactivity weapon n. asgari kalıcı radyoaktivite silahı
salted weapon n. tuzlanmış silah
fission weapon n. fisyon silahı
weapon component n. silah bileşeni
nuclear weapon employment time n. nükleer silah kullanım zamanı
boosted fission weapon n. yükseltilmiş fisyon silahı
weapon debris n. silah atığı
weapon residue n. silah kalıntısı
radiation dispersal weapon n. radyasyon saçan herhangi bir silah
nuclear weapon manoeuvre n. nükleer sila manevrası
nuclear weapon effect n. nükleer silah etkisi
nuclear weapon exercise n. nükleer silah kullanma denemesi
subkiloton weapon n. kiloton altı silah
nominal weapon n. itibari silah
nuclear weapon deficiency n. nükleer silah açığı
nuclear weapon incident n. nükleer silah olayı
nuclear weapon debris n. nükleer silah atığı
nuclear weapon significant incident n. nükleer silah önemli olayı
high power microwave weapon n. yüksek güçlü mikrodalga silahı
gun-type weapon n. top veya tüfek tipi silah
non-nuclear electromagnetic pulse weapon n. nükleer olmayan elektromanyetik puls silahı
Military
single shot weapon n. tek ateşli silah
antimechanized weapon n. tanksavar silahı
antitank weapon n. tanksavar silah
secondary weapon n. tali silah
salted weapon n. takviye edilmiş silah
nuclear weapon suballocation n. tali nükleer silah tahsisi
tactical nuclear weapon n. taktik nükleer silah
antitank weapon n. tanksavar silahı
tactical nuclear weapon employment n. taktik nükleer silah kullanımı
thermonuclear weapon n. termonükleer silah
directed energy weapon n. yönlendirilmiş enerji silahı
smooth-bore weapon n. yivsiz silah
gun type weapon n. top tipi silah
secondary weapon n. yardımcı silah
semi-automatic weapon n. yarı otomatik silah
boosted rocketfield artillery weapon n. zengin karışımlı roket topçu silahı
flat trajectory weapon n. yatık mermi yollu silah
anti-satellite weapon n. uydusavar silah
anti-aircraft weapon n. uçaksavar silahı
toxin weapon n. toksin silahı
nuclear weapon debris n. nükleer silah kalıntısı
nuclear weapon manoeuvre n. nükleer silah manevrası
ranged weapon n. menzilli silah
nuclear weapon degradation n. nükleer başlık bozukluğu
nuclear weapon employment time n. nükleer silah kullanma zamanı
nuclear weapon state n. nükleer silaha sahip devleti
nuclear weapon accident n. nükleer silah kazası
megaton weapon n. megatonluk silah
nuclear weapon exercise n. nükleer silah tatbikatı
weapon storage structure sensor n. mühimmat depolarında kullanılan sensör
megaton weapon n. megaton silahı
missile weapon n. menzilli silah
nuclear weapon n. nükleer silah
nuclear weapon surety n. nükleer silah emniyeti
nuclear weapon allocation n. nükleer silah tahsisi
nuclear weapon system n. nükleer silah sistemi
nominal weapon n. nominal silah
point air defence weapon n. nokta hava savunma silahı
weapon training n. silah eğitimi
weapon system officer n. silah sistem subayı
non-lethal chemical weapon n. öldürücü olmayan kimyasal silah
weapon storage site n. silah depolama bölgesi