yapar - Turco Inglés Diccionario

yapar

Significados de "yapar" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yapar gibi görünmek pretend v.
General
yapar gibi görünme pretending n.
aşılama yapar gibi birleştirme graft n.
yapar gibi görünme pretendence [obsolete] n.
yapar gibi görünme pretension n.
yapar gibi görünmek pretend v.
gibi görünmek (yapar) feign v.
yapar gibi görünmek make as if v.
yapar gibi görünmek play upon v.
yapar gibi yapmak sham v.
yapar gibi görünmek pretend to be doing something v.
yapar gibi görünmek mock [obsolete] v.
blöf yapar gibi kandırmak double-bluff v.
yapar gibi görünmek pretence [obsolete] v.
yapar gibi görünmek pretense [obsolete] v.
yapar gibi görünmek sketch v.
sıklıkla yapar olmak tend v.
rol yapar gibi stagey adj.
rol yapar gibi stagy adj.
yapar yapmaz directly adv.
özeleştirisini yapar bir şekilde self-critically adv.
şaka yapar gibi prankingly adv.
yapar yapmaz no sooner than prep.
köprü yapar gibi astraddle prep.
iken (belirli bir şeyi yapar) over conj.
yapar yapmaz as soon as conj.
-er -mez (yapar yapmaz gibi) no sooner ... than conj.
o yapar she'll expr.
Phrasals
yapar gibi görünmek play at something v.
yapar görünmek bluff (one's) way through (something) v.
(bir şeyi) yapar gibi görünmek play at (doing something) v.
Phrases
bir kere yapan hep yapar once a (something), always a (something) expr.
kötülük alışkanlık yapar evil becomes a habit expr.
herkes doğasına uygun olanı yapar nothing happens to anyone that he is not fitted by nature to bear expr.
Proverb
insanlar plan yapar, kader köşede güler man plans and god laughs v.
kul plan yapar allah gülermiş man plans and god laughs v.
yapabileceğine inanan yapar he can who believes he can expr.
garip kuşun yuvasını allah yapar god builds a nest-for the homeless bird
işe yeni başlamış kişi canla başla işini yapar a new broom sweeps clean
erkek evi yapar kadın yuvayı kurar men make houses women make homes
yuvayı dişi kuş yapar men make houses women make homes
bir işe yeni başlayan kimse kendini kabul ettirmek için elinden geleni yapar a new broom sweeps clean
bir işe yeni başlayan kimse kendini kabul ettirmek için elinden geleni yapar new brooms sweep clean
erken yatmak erken kalkmak insanı sağlıklı, zengin ve akıllı yapar early to bed and early to rise, makes a man healthy, wealthy and wise
vicdan hepimizi korkak yapar conscience does make cowards of us all
herkes hata yapar to err is human to forgive divine
her insan hata yapar to err is human to forgive divine
yuvayı dişi kuş yapar men make houses, women make homes
işe yeni başlamış kişi işini canla başla yapar a new broom sweeps clean
işe yeni başlamış kişi işini canla başla yapar new brooms sweep clean
herkes hata yapar even monkeys fall from tree
birisi hakkında sana dedikodu yapan senin hakkında da başkasına dedikodu yapar a dog that'll bring a bone will carry a bone
birisi hakkında sana dedikodu yapan senin hakkında da başkasına dedikodu yapar a dog who brings a bone, will carry a bone
sana başkalarının dedikodusunu yapan bir gün senin de dedikodunu yapar a dog that'll bring a bone will carry a bone
insan duyduğunu/söyleneni değil gördüğünü yapar a good example is the best sermon
açlık insanda sinir yapar a hungry man is an angry man
aşırı/sürekli çalışmak insanı sıkıcı biri yapar all work and no play makes jack a dull boy
aşırı/sürekli çalışmak insanı sıkıcı biri yapar all work and no play makes jack a dull boy
sıkıntı ve kayıp insanı bilge yapar adversity and loss make a man wise.
erken yatmak erken kalkmak insanı sağlıklı, zengin ve akıllı yapar early to bed, early to rise (makes a man healthy, wealthy, and wise)
her insan hata yapar everyone makes mistakes
herkes hata yapar everyone makes mistakes
i̇yi çit iyi komşu yapar a good fence makes good neighbors
her insan hata yapar to err is human
herkes hata yapar to err is human
hırs kralları köle yapar desire makes slaves out of kings
Colloquial
herkes panik yapar everybody panics n.
herkes hata yapar everybody makes mistakes n.
her insan hata yapar everybody makes mistakes n.
giderek/gittikçe (bir şey yapar) olmak grow to (do something) v.
sörf, kaykay, kar kayağı yapar gibi goofy adv.
sörf, kaykay, kar kayağı yapar pozisyonda goofy adv.
erkek/delikanlı dediğin işte böyle yapar that-a-boy! interj.
işte erkek/delikanlı böyle yapar that-a-boy! interj.
sarımsak ağız kokusu yapar garlic causes bad breath expr.
acaba … yapar mısınız? I don’t suppose you could... expr.
rica etsem … yapar mısınız? I don’t suppose you could... expr.
rica etsem/mümkünse … yapar mısın? I don't suppose you expr.
rica etsem/mümkünse … yapar mısın? I don’t suppose you could... expr.
(sen) yapar mısın? (you) got it? expr.
(sen) bu işi yapar mısın/yapabilir misin? (you) got it? expr.
kim ne iş yapar who's who expr.
herkes hata yapar pobody's nerfect (an intentional spoonerism of "nobody's perfect") [cliché] expr.
rica etsem/mümkünse … yapar mısın/yapar mısınız? I don't suppose you could... expr.
insan ne yaparsa gençliğinde yapar young once expr.
(sen) bu işi yapar mısın/yapabilir misin? (you) got that? exclam.
(sen) yapar mısın? (you) got that? exclam.
Idioms
bankacıların krediyi verdikleri anda faizi düşmelerine dolayısıyla elinize daha az para geçmesine gönderme yapar a banker's dozen n.
(bir şey) yapar tavırda konuşmak sound a note (of something) v.
(bir şey) yapar tavırda konuşmak strike a note (of something) v.
giderek/gittikçe (bir şey yapar) olmak grow to do v.
yapar gibi yapmak make as if to do v.
(bir şey yapar) gibi yapmak make as if to (do something) v.
(bir şey) yapar yapmaz (bir şey) yapmak no sooner (do something) than (do something else) v.
garip kuşun yuvasını allah yapar god tempers the wind to the shorn lamb expr.
yuvayı dişi kuş yapar man make houses, women make homes expr.
aklı olan varsa yatırım yapar (the) smart money is on (someone or something) expr.
aklı olan varsa yatırım yapar the smart money is on something expr.
nenem/dedem bile yapar any fool could (do something) expr.
sokaktaki adam bile yapar any fool could (do something) expr.
sokaktaki adam bile yapar any fool can/could... expr.
nenem/dedem bile yapar any fool can/could... expr.
çocuk bile yapar any fool could (do something) expr.
çocuk bile yapar any fool can/could... expr.
ninem bile yapar any fool could (do something) expr.
dedem bile yapar any fool could (do something) expr.
dedem bile yapar any fool can/could... expr.
ninem bile yapar any fool can/could... expr.
erkektir, yapar boys will be boys expr.
(biri) karşısındakine her türlü hakareti/eleştiriyi yapar, fakat kendisine yapılınca hoşuna gitmez (one) can dish it out, but (one) can't take it expr.
en dikkatli/iyi insan bile (bazen) hata yapar even homer (sometimes) nods expr.
en dikkatli/iyi insan bile (bazen) hata yapar even jove (sometimes) nods expr.
fırsatını bulsa (biri bir şey yapar) for two pins, (one) would (do something) [uk] expr.
elinde olsa (biri bir şey yapar) for two pins, (one) would (do something) [uk] expr.
elinden gelse (biri bir şey yapar) for two pins, (one) would (do something) [uk] expr.
herkes hata yapar no one's perfect expr.
biri bir şeyi şıp diye yapar someone could do something in their sleep expr.
biri bir şeyi zorlanmadan yapar someone could do something in their sleep expr.
biri bir şeyi gözü kapalı yapar someone could do something in their sleep expr.
biri bir şeyi havada karada yapar someone could do something in their sleep expr.
dediğini yapar his, her word is as good as his, her bond expr.
dediğini yapar his, her word is his, her bond expr.
devlet ancak bu kadarını yapar close enough for government work expr.
Speaking
insan ne yaparsa gençliğinde yapar you're only young once expr.
yapar mı yapar never say never expr.
yapar mı yapar never say die expr.
anne iyi yemek yapar my mother is a good cook expr.
bunu benim için yapar mısın? can you do it for me? expr.
bundan iyisini kim yapar? who does it better than that? expr.
yine yapar mıydın? would you do it again? expr.
arkadaşlar birbirleri için böyle yapar that's what friends do for one another expr.
bana bir iyilik yapar mısın? can you do me a favour? expr.
bana bir iyilik yapar mısın? can you do me a favor? expr.
bana bir iyilik yapar mısın? could you do me a favor? expr.
benim için bunu yapar mısın? can you do that for me? expr.
erkek kardeşi de yapar/öyle his brother does as well expr.
niye insan böyle bir şey yapar ki? why would anybody do that? expr.
iyi yemek yapar mısın? do you cook well? expr.
güzel yemek yapar mısın? do you cook well? expr.
boş zamanlarında ne yapar? what does he do in his free time? expr.
boş zamanlarında ne yapar? what does she do in her free time? expr.
boş zamanlarında ne yapar? what does she do in spare free time? expr.
boş zamanlarında ne yapar? what does he do in spare free time? expr.
kim daha fazlasını yapar? who does more? expr.
ne iş yapar? necidir? what does he do? expr.
Computer
düzenleme değişikliklerini yapar make editing changes n.
oyun ayarlarını yapar adjust game settings expr.
Theatre
bale yapar gibi balletically adv.
Latin
en akıllı insan bile bazen hata yapar aliquando bonus dormitat homerus expr.
Archaic
yapar gibi görünmek fayne v.