yolundan - Turco Inglés Diccionario

yolundan

Significados de "yolundan" en diccionario inglés turco : 3 resultado(s)

Turco Inglés
General
yolundan by prep.
It's better to go by the coastal road.
Sahil yolundan gitmek daha iyi.

More Sentences
Colloquial
yolundan in tracks expr.
yolundan in way expr.

Significados de "yolundan" con otros términos en diccionario inglés turco: 103 resultado(s)

Turco Inglés
General
yolundan sapmak sheer v.
yolundan sapmak depart v.
servis yolundan vermek (trafik) detour v.
yolundan kalmak be prevented from setting out on a journey v.
(birinin) yolundan çekilmek get out of one's way v.
yolundan çıkarmak divert v.
hedeflenen/niyetlenen yolundan sapmak stray from its intended path v.
yolundan çıkmak depart v.
sağa sola eğilerek yolundan sapmak cockle [dialect] [uk] v.
yolundan sapmak discede [obsolete] v.
yolundan şaşmaz unswerving adj.
yolundan sapmayan undeviating adj.
yolundan sapmış sheered adj.
yolundan şaşmaz hard-core adj.
yolundan sapmaz unswerving adj.
ezilmemek için bir şeyin yolundan çekilmiş out of one's way adj.
yolundan şaşmaz invincible adj.
Phrasals
yolundan gitmek take after v.
yolundan saptırmak throw off v.
anında yolundan dönmek veer away from (someone or something) v.
(kızak yolundan) iri parçaları kaldırmak chunk (out) v.
Phrases
(birinin/bir şeyin) yolundan in the manner of (someone or something) expr.
(birinin/bir şeyin) yolundan in the manner of somebody/something expr.
Colloquial
(bir şey yapmak) için yolundan sapmak go out of (one's) way (to do something) v.
yolundan çıkmak derail v.
kendi yolundan şaşmayan fixed in (one's) ways adj.
birinin kendi yolundan in one's way expr.
kendi yolundan in his, her, its, (own) way expr.
(birinin) yolundan çekilmiş out of (one's) way expr.
yolundan uzakta out of your way expr.
Idioms
yolundan çekilmek keep out from under someone's feet v.
yolundan saptırmak throw someone off the track v.
başkalarının yolundan gitmek put one's finger in the air v.
yolundan şaşmamak go all lengths v.
yolundan şaşmamak go through fire and water v.
yolundan şaşmamak keep to one's course v.
yolundan şaşmamak maintain one's ground v.
yolundan şaşmamak keep to one's ground v.
yolundan şaşmamak maintain one's course v.
yolundan çekilmek stay out from under (one's) feet v.
(kendi) yolundan gitmek go (one's) (own) gait v.
birinin/bir şeyin yolundan çekilmek get out of the road v.
(birinin) yolundan çekmek/kaldırmak move out of (one's) way v.
(birinin) yolundan çekilmek move out of (one's) way v.
bir anda yolundan sapmak jump the rails [us] v.
yolundan sapmak jump the rails (or track) v.
(birinin) yolundan çekilmek leave the field open for (one) v.
(birinin/bir şeyin) yolundan gitmek follow (someone or something) in stride v.
kendi yolundan gitmek go your own way v.
yolundan sapmasına izin vermemek keep on (the right) track v.
yolundan sapmamak keep on (the right) track v.
yolundan çekilmek keep out of one's way v.
birinin yolundan çekilmek stay out of somebody's way v.
birinin yolundan çekilmek keep out of somebody's way v.
(birinin/bir şeyin) yolundan çekilmek make way for (someone or something) v.
kendi yolundan gitmek plough a lonely furrow v.
kendi yolundan gitmek plough your own furrow v.
kendi yolundan şaşmayan set in (one's) ways v.
yolundan saptırmak throw off the track v.
kendi yolundan şaşmayan set in your ways adj.
yolundan şaşmayan set in ways adj.
yolundan şaşma stick to your knitting expr.
(kendi) yolundan git go your gait expr.
(kendi) yolundan git go your own gait expr.
(kendi) yolundan git go your gait expr.
(kendi) yolundan git go your own gait expr.
(birinin) yolundan in (one's) tracks expr.
yolundan çekilmiş olarak out of (one's) road expr.
kendi yolundan in own way expr.
işler yolundan çıktı the fat hit the fire expr.
Speaking
kendi yolundan gitmen gerek you gotta go your own way expr.
Trade/Economic
kara yolundan geçiş hükmü land transit clause n.
kara yolundan overland adj.
Technical
yolundan ayrılmak sheer v.
Traffic
bir dizi yaya yolundan yer biri button n.
Marine
yolundan sapma sheer n.
yolundan ayırmak sheer v.
Pathology
dış kulak yolundan gelen iltihap akıntısı otorrhoea n.
dış kulak yolundan gelen iltihap akıntısı otorrhea n.
Astronomy
roketin önceden belirlenen yolundan sapması dispersion n.
Literature
(homer'in yolundan giderek truva savaşı ve kahramanları konusunu ele alan) epik şairler cyclic poets n.
Linguistics
sesi daralmış bir ses yolundan geçirerek çıkarılan ünsüz fricative n.
sesi daralmış bir ses yolundan geçirerek çıkarılan ünsüz fricative consonant n.
History
ispanya prensi don carlos ve soyundan gelenlerin yolundan gitme carlism n.
Religious
aziz augustine'in yolundan giden tarikatlarda rahip veya keşiş augustinian n.
aziz augustine'in yolundan giden bir manastır tarikatı augustinian canons n.
aziz augustine'in yolundan giden kimse augustinian n.
aziz augustine'in yolundan giden tarikatlarda rahip veya keşiş austin n.
aziz benedikt'in yolundan giden rahip veya rahibe benedictine n.
ahit vererek isa yolundan giden kadın spouse n.
tanrının yolundan yürümek walk with god v.
aziz augustine'in yolundan giden bir dini tarikata mensup augustinian adj.
aziz augustine'in yolundan giden bir dini tarikata mensup austin adj.
Philosophy
kiniklerin yolundan giden kimse cynic n.
Military
yolundan şaşmamak keep the field v.
Hunting
(tilkiyi) yolundan saptırmak head v.
Sport
(golf) yerdeki eğim nedeniyle topun normal yolundan sapması borrow n.
(golf topu) yerdeki eğim nedeniyle normal yolundan sapmak borrow v.
Archaic
yolundan geçmek thwart v.
yolundan saptırmak derive v.
yolundan çıkarmak derive v.
yolundan sapmak start v.
Slang
yolundan şaşmaz (the) hard core [uk] n.