-something - Turc Anglais Dictionnaire

-something

Sens de "-something" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 1 résultat(s)

Anglais Turc
General
-something suf. yaşı belirli sayıdaki 10 yıllık süre ile yaklaşık olarak ifade edilen kimse anlamını veren bir son ek

Sens de "-something" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
the best (of something) n. en iyisi
have something overlap v. çakıştırmak
have something drawn v. çizdirmek
General
something eaten with one's bread n. katık
something to say n. diyecek
something got without effort/cost n. lüp
something of the kind n. öyle bir şey
something fishy n. bityeniği
sorting something out n. ayıklama
the pluses and minuses of something n. bir şeyin olumlu ve olumsuz tarafları
making something go with n. yakıştırma
fire something up n. fayrap etmek (soba/kalorifer vb'ni)
slowing something down n. ağırlaştırma
blowing something up n. şişirme
luck into something n. şans eseri
something n. bir şey
the right way do (something) n. yol yöntem
the right way do (something) n. yol yordam
key point (about something) n. bir işin püf noktası
key point (about something) n. işin püf noktası
something of a puzzle n. bilinmez bir sır
the right way to do (something) n. yol erkan
good opinion of someone or something n. hüsn-ü zan
samples of something similar n. örneğe en uygun
easy way of doing something n. bir işi yapmanın kolay yolu
low point (to be in something) n. (bir işin) gelebileceği en berbat durum
low point (to be in something) n. (bir işin) gelebileceği en berbat nokta
basic characteristics of something n. bir şeyin en temel özellikleri
the dark face of something n. bir şeyin karanlık yüzü
group something under something n. altında toplamak
life after something n. -den sonraki hayat
short for something n. (bir şeyin) kısaltılmışı
take something seriously n. ciddiye almak
responsibility towards someone or something n. birine veya bir şeye karşı sorumluluk
initiation of something n. bir şeye önayak olunması
embodiment of something n. ... vücut bulmuş hali
a little something n. küçük bir şey
a little something n. az miktar
founding mother (of something) n. (bir şeyin) kurucu annesi
founding mother (of something) n. (bir şeyin) kurucusu olan kadın
founding mother (of something) n. (bir şeyin) kuruluşunda emeği geçen kadın
founding mother (of something) n. (bir şeyi) kuran kadın
founding mother (of something) n. (bir şeyin) kuruluşunda öncü olan kadın
bias someone against someone or something n. birine ya da bir şeye karşı önyargı
bias against (someone or something) n. (birine ya da bir şeye) karşı önyargı
lid on something n. bir şeyin üstündeki kapak
lid on something n. tencere, tava kapağı
lid on something n. bir şeyin üstündeki başlık/örtü
something or someone that has suffered ruin or calamity n. musibete uğramış şey/kimse
x amount (of something) n. x miktarda (herhangi bir şey)
scope of (something) n. (bir şeyin) boyutu
scope of (something) n. büyüklüğü
premise (of something) n. (bir şeyin) temel dayanağı
premise (of something) n. (bir şeyin) ana konsepti
premise (of something) n. (bir şeyin) öncülü
jump at something v. dünden razı olmak
get something out of the way v. bir şeyi bitirmek
get something right v. bir şeyi tam istenilen şekilde yapmak
channel something into v. kanalize etmek
jump at something v. balıklama dalmak
have something to do with v. ilişkisi olmak
let something go by the board v. bir şeyden vazgeçmek
be at the bottom of something v. başının altından çıkmak
leap something over something v. atlatmak
set something apart v. bir şeyi bir tarafa ayırmak
sell something off v. elden çıkarmak
put something through v. bir yasa tasarısını meclisten geçirmek
decide for something v. bir şeyin lehinde karar vermek
talk something over v. söyleşmek
turn something into an investment v. yatırıma dönüştürmek
take something seriously v. kaale almak
sort something out v. bir şeyi halletmek
puzzle something out v. bir şeyi çözmeye çalışmak
have information about something v. bilgi sahibi olmak
give something off v. yaymak
keep something readily available v. el altında bulundurmak
deeply resent something v. zoruna gitmek
say something stupid v. halt etmek
get something wrong v. yanılmak
argue someone into something v. tartışarak birini bir şey yapmaya ikna etmek
put something away v. mideye indirmek
get something through someone's head v. bir şeyi birine anlatmak
take something up v. sıvıyı emmek
work somebody up (into something) v. gaza getirmek
put something up for sale v. bir şeyi satışa çıkarmak
have something available v. el altında bulundurmak
revile at something v. küfretmek
prevail on somebody to do something v. razı etmek
take something on oneself v. bir işi kendiliğinden yapmak
go ahead with something v. devam etmek
level something at v. yöneltmek
break something off v. son vermek
be out of something v. yoksun olmak
sponge something dry v. bir şeyi süngerle kurulamak
buy something on credit v. bir şeyi veresiye almak
wipe something clean v. bir şeyi silerek temizlemek
see something through v. bir işin sonunu getirmek
spin something round v. fırıldatmak
be in bad with something v. başı hoş olmamak
have something at one's fingertips v. girdisini çıktısını bilmek
put something away v. kaldırmak
revile at something v. kötülemek
put something on v. ileri almak
glory in something v. zevkini çıkarmak
take something in v. daraltmak
display of something v. sergilemek
take something in v. görmek (oyun/müze vb'ni)
make something tingle v. bir şeyi çınlatmak
show something up v. bir şeyi açıkça göstermek
get something out of one's system v. çok arzuladığı bir şeyi arzulamaz olmak
work something loose v. bir şeyi yavaş yavaş gevşetmek
draw something out v. uzatmak
pitch into something v. girişmek
be devoid of something v. bir şeyden yoksun olmak
revile against something v. hakaret etmek
rake around for something v. arayıp taramak
leave something outdoors v. açıkta bırakmak
tack something on v. bir şeyi çivi veya raptiyeyle bir yere asmak
put something to a vote v. bir şeyi oya sunmak
wind something into a ball v. bir şeyi sarmak
let something pass unchallenged v. göz yummak
tilt something over v. bir şeyi yan yatırarak devirmek
set one's heart on something v. baş koymak
put something in order v. düzen vermek
rip something open v. bir şeyi yırtarak açmak
see something out v. bir işi bitirmek
pitch into something v. sarılmak
be the butt of something v. hedef olmak
deal in something v. ticareti yapmak
have something on v. üzerinde olmak
sort something out v. bir şeye çözüm bulmak
give something publicity v. açıklamak
cut something into slices v. bir şeyi dilimlemek
shove something into v. bir şeyi bir yere sokmak
button something up v. düğmelemek
start something up v. bir şeyi başlatmak
lock something up v. bir şeyi kilit altında tutmak
talk about something v. lafını etmek
cut something down v. kesmek
set something on foot v. yapmak (plan)
have a bash at something v. teşebbüs etmek
have the wrong information about something v. yanlış bilmek
do something unbeknown to someone v. birinin haberi olmadan bir şey yapmak
turn something down v. kısmak
take something in v. bir şeyi farketmek/görmek
have something to do with v. alakası olmak
have something on someone v. elinde suçlayıcı delil bulunmak
opt for something v. tercih etmek
take something to heart v. altüst olmak
turn something out v. boşaltmak