Burden - Turc Anglais Dictionnaire

Burden

Sens de "Burden" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 44 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
burden n. yük
burden v. sırtına yüklemek
General
burden n. ağırlık
burden n. zorunluluk
burden n. ağır iş
burden n. sorumluluk
burden n. nakarat
burden n. ağır yük
burden n. yük taşıma
burden n. ana fikir
burden n. sıkıntı
burden n. sorumluluk
burden n. görev
burden v. yüklemek
burden v. yüklenmek
burden v. sıkıntı çektirmek
burden v. sıkıntı vermek
burden v. yük olmak
Trade/Economic
burden n. dolaylı üretim giderleri
burden n. geminin yük taşıma kapasitesi
burden n. genel giderler
burden n. hamule
burden n. külfet
burden n. yük
burden n. yüklenti
Law
burden n. ağırlık
burden n. elem
burden n. yük
Technical
burden n. fırın dolgusu
burden n. fırın yükü
burden n. ocak atımı
burden n. şarj
burden n. transformatörle akım verilen araçların toplam yükü
burden n. cevher veya akının kok veya diğer yakıtlara oranı
burden v. cevher ve akı oranını yakıta göre ayarlamak
Automotive
burden n. çok ağır bir yük
Medical
burden n. vücuttaki zararlı organizma veya madde miktarı
Geography
burden n. kansas eyaletinde şehir
Geology
burden n. örtü kalınlığı
Music
burden n. bas
burden n. bas yardımcı parçası
Archaic
burden n. gayda üfleme borusu
burden n. nakarat
burden v. suçlamak

Sens de "Burden" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
beast of burden n. yük hayvanı
burden sharing n. yük paylaşımı
heat burden n. bunalma hissi
the burden of sisyphus n. sisifus'un çilesi
burden of proof n. kanıtlama zorunluluğu
excessive burden n. aşırı külfet
unnecessary burden n. gereksiz yük
body burden n. vücut yükü
heavy burden n. ağır yük
heavy burden n. külfet
socioeconomic burden n. sosyoekonomik yük
burden [scotland] n. (bir kimse veya mülk üzerindeki) yükümlülük
burden [obsolete] n. karındaki bebek
burden [scotland] n. (bir kimse veya mülk üzerindeki) kısıtlama
take the burden off v. sorumluluğu bırakmak
be a burden to v. yük olmak
be a burden v. yük olmak
be a burden to v. ağırlık olmak
lessen the burden on someone v. yükünü hafifletmek
impose burden v. yük bindirmek
(burden) be lifted v. yük kalkmak
impose a burden v. yük oluşturmak
(burden) be removed v. yük kalkmak
lighten one's burden v. yükünü hafifletmek
be a burden v. yük oluşturmak
(burden) fall on somebody v. üzerine yük binmek
ease one's burden v. yükünü hafifletmek
place a burden v. yük getirmek
not be a burden v. yük olmamak
place a burden v. yük oluşturmak
relieve one's burden v. yükünü hafifletmek
reduce one's burden v. yükünü hafifletmek
remove the burden v. yükü almak
relieve the burden v. yükü hafiflemek
reduce the burden v. yükü hafiflemek
lighten the burden v. yükü hafiflemek
ease the burden v. yükü hafiflemek
lift the burden v. yükü almak
become a burden v. zulüm olmak
burden someone with responsibility v. sorumluluk yıkmak
lay a burden on v. birine yük yüklemek
lay a burden on v. birine sorumluluk yüklemek
lay a burden on v. yükü birinin sırtına yüklemek
become a burden v. yük haline gelmek
become a burden v. yük halini almak
burden with debts v. borç yüklemek
take the burden away from someone v. birisinin yükünü hafifletmek
take the burden away from someone v. birisinin üzerindeki yükü almak
share someone's burden v. derdine ortak olmak
share someone's burden v. dertlerine ortak olmak
share someone's burden v. acılarına ortak olmak
share someone's burden v. acısına ortak
Phrasals
burden with v. -i üstüne yüklemek
burden with v. -e yük etmek/yüklemek
burden with v. ile paylaşmak
burden with v. -i üstüne yıkmak
burden with v. ile sıkıntı/rahatsızlık vermek
burden with v. ile başını ağrıtmak
burden with v. ile sıkmak
Idioms
a beast of burden n. yük hayvanı
burden one's memory v. kafasını yormak
burden one's memory v. kafasını doldurmak
free someone from a burden v. birini bir yükten kurtarmak
bear the burden (of something) v. sıkıntısını/derdini üstüne almak/omuzlamak
bear the burden (of something) v. sıkıntısını/derdini sırtlanmak
bear the burden (of something) v. sıkıntısını/derdini çekmek
bear the burden (of something) v. zorluklarına/güçlüklerine göğüs germek/katlanmak
bear the burden (of something) v. sıkıntısını/derdini yüklenmek
bear the burden (of something) v. sıkıntısı/derdi/işi (birine) düşmek/kalmak
burden someone or something with someone or something v. (bir şey) yüzünden (birini) zahmete/yük altına sokmak
bear the burden (of something) v. sıkıntısını/derdini yüklenmek
bear the burden (of something) v. sıkıntısını/derdini çekmek
burden someone with something v. (birine) kötü bir haber vermek/bildirmek
burden (someone) with (something) v. sıkıntısıyla/derdiyle (birinin) başını ağrıtmak
burden someone or something with someone or something v. (bir şeyden) dolayı (birinin) başını ağrıtmak
bear the burden (of something) v. sıkıntısına/derdine göğüs germek/katlanmak
bear the burden (of something) v. sıkıntısını/derdini üstüne almak/omuzlamak
burden someone or something with someone or something v. (bir şeyi birine) yük etmek/yüklemek
burden someone or something with someone or something v. (bir şey) nedeniyle (birine) sıkıntı vermek/rahatsızlık vermek
burden (someone) with (something) v. sıkıntısıyla/derdiyle (birini) sıkmak
burden (someone) with (something) v. sıkıntısını/derdini (birine) anlatmak
burden (someone) with (something) v. sıkıntısını/derdini (biriyle) paylaşmak
burden someone with something v. (birine) hoşa gitmeyecek gerçekleri söylemek/duyurmak
burden (someone) with (something) v. sıkıntısını/derdini (birine) söylemek
bear the burden (of something) v. zorluklarına/güçlüklerine göğüs germek/katlanmak
bear the burden (of something) v. sıkıntısı/derdi (birine) düşmek/kalmak
burden someone or something with someone or something v. (bir şey) nedeniyle (birine) zahmet vermek/zahmet çektirmek
bear the burden (of something) v. sıkıntısını/derdini sırtlanmak
shoulder the burden (of something) v. (bir şeyin) yükünü üstlenmek
shoulder the burden (of something) v. (bir şeyin) yükünü omuzlarına almak
shoulder the burden (of something) v. (bir şeyin) yükünü sırtlanmak
shoulder the burden (of something) v. (bir şeyin) yükünü sırtına almak
Trade/Economic
burden of proof n. kanıtlama zorunluluğu
burden rate n. genel gider oranı
factory burden n. genel imal giderleri
burden of proof n. kanıtlama yükü
departmental burden n. departmanın genel giderdeki payı
excess burden of a tax n. aşırı vergi yükü
burden applied n. imalata yüklenen genel imal giderleri
burden variance n. genel imal giderleri sapması
burden of tax n. vergi yükü
tax burden n. vergi yükü
beasts of burden n. yük hayvanı
departmental burden n. departman genel gideri
burden costs n. dolaylı giderler
burden rate n. genel masraf oranı
factory burden expenses n. genel inşaat maliyetleri
burden of proof n. ispat külfeti
net tax burden n. net vergi yükü
objective tax burden n. objektif vergi yükü
burden-sharing n. külfet paylaşımı
burden-sharing n. masraf paylaşımı
tax burden flexibility n. vergi yükü esnekliği
debt burden n. borç yükü
full reach and burden n. tam erişim ve yük
departmental burden n. departmanların genel giderlerdeki hissesi
departmental burden n. şube masrafı
burden of tax n. vergi ödeme yükü
burden rates n. genel masraf oranı
cost burden n. maliyet yükü
financial burden n. mali yük
burden of debt n. borç yükü
economic burden n. ekonomik yük
economic burden n. ekonomik külfet
burden of the debt n. borç yükü
fiscal burden n. mali yük
paperwork burden n. kırtasiye yükü
paperwork burden n. kâğıt kalabalığı
administrative burden n. idari yük
loan burden n. borç yükü
loan burden n. kredi yükü
credit burden n. kredi yükü
gross tax burden n. gayri safi vergi yükü
tax burden n. vergi yükü
additional financial burden n. ek mali yük
heavy tax burden n. ağır vergi yükü
burden with debt v. borç yüklemek
burden with debt v. borç yükü altına sokmak
burden with debt v. borçlandırmak
Law
burden of proof n. beyyine külfeti
burden of proof n. kanıtlama zorunluğu
burden of proof n. ispat yükü
burden of tax n. vergi yükü
burden of losses n. zarar ve ziyan külfeti
burden of proof n. ispat külfeti
burden of evidence n. beyyine külfeti
burden of evidence n. ispat zorunluluğu
burden of proof n. ispat mecburiyeti
burden of evidence n. ispat mecburiyeti
burden of proof n. ispat zorunluluğu