Dinner - Turc Anglais Dictionnaire

Dinner

Sens de "Dinner" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 8 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
dinner n. akşam yemeği
General
dinner n. yemek
dinner n. ziyafet
dinner n. günün esas yemeği
dinner N. yemek daveti
dinner N. ana öğün
Gastronomy
dinner n. lokantalarda sabit ücret karşılığı sunulan sınırlı seçenekli menü
dinner n. ısıtılarak yenen pişirilip paketlenmiş yemek

Sens de "Dinner" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
dinner coat n. smokin
dinner time n. yemek zamanı
dinner service n. sofra takımı
dinner set n. yemek takımı
dinner party n. yemekli toplantı
dinner set n. sofra takımı
dinner table n. sofra
dogs dinner n. arapsaçı
dinner jacket n. smokin
dinner service n. yemek takımı
dinner party n. ziyafet
dinner dress n. tuvalet
farewell dinner n. veda yemeği
dinner bell n. yemek zili
potluck dinner n. yardımlaşmalı yemek
dinner party n. yemekli davet
dinner napkin n. peçete
dinner time n. yemek saati
dinner invitation n. yemek daveti
after-dinner nap n. kaylule
after-dinner nap n. öğle uykusu
dinner-time n. yemek zamanı
dinner-jacket n. smokin
dinner-service n. yemek takımı
dinner-set n. yemek takımı
gala dinner n. gala yemeği
wedding dinner n. düğün yemeği
potluck dinner n. davetlilerin kendi yiyeceklerini getirdikleri yemek
dinner bell n. yemek çanı
a big dinner again n. büyük bir akşam yemeği
dinner service n. akşam yemeği servisi
candlelit dinner n. mum ışığında akşam yemeği
dinner bucket n. sefer tası
dinner pail n. sefer tası
dinner dance n. danslı yemek
dinner trolley n. yemek servisi arabası
dinner table n. yemek masası
dinner wagon n. yemek servisi arabası
early bird dinner n. belli günlerde ve saatler arasında (müşterilere yönelik) ucuz/indirimli akşam yemeği
staff dinner n. personel yemeği
tv dinner n. tv karşısı hazır yemek
funeral dinner n. cenaze yemeği
alumni dinner n. mezun yemeği
dinner lady n. kadın kantin personeli
dinner lady n. okulda kadın aşçı
dinner lady n. okul kantininde çalışan kadın
candlelight dinner n. mum ışığında akşam yemeği
family dinner n. aile yemeği
dinner theatre [uk] n. (restoranda) yemekten sonra sahnelenen oyun
dinner jacket n. resmi veya yarı resmi etkinliklerde koyu renk pantolon ve siyah kravatla giyilen, şal yakalı açık renk ceket
dinner gown n. gece elbisesi
dinner theater [us] n. (restoranda) yemekten sonra sahnelenen oyun
charity dinner n. bağış yemeği
charity dinner n. hayır yemeği
dog's dinner n. karmaşıklık
dog's dinner n. kötü iş
dog's dinner n. kargaşa
dog's dinner n. allak bullak olma
dog's dinner n. dağınıklık
pick-up dinner n. artan yemeklerden hazırlanan öğün
pick-up dinner n. eldeki ürünlerle hazırlanan yemek
give a dinner v. yemek vermek
eat dinner v. akşam yemeği yemek
have dinner v. akşam yemeği yemek
host for dinner v. yemek vermek
go out for dinner v. yemeğe çıkmak
have dinner together v. beraber akşam yemeği yemek
make dinner v. akşam yemeği yapmak
take someone out to dinner v. birisini yemeğe çıkarmak
take someone out to dinner v. birini akşam yemeğine götürmek/çıkarmak
give a dinner v. akşam yemeği vermek
make something for dinner v. akşam yemeği için bir şeyler yapmak
have people round for dinner v. akşam yemeği daveti vermek
invite to have dinner v. akşam yemeğine davet etmek
invite to dinner v. akşam yemeğine davet etmek
stay for dinner v. akşam yemeğine kalmak
stay to dinner v. akşam yemeğine kalmak
ask someone to dinner v. yemeğe çağırmak
ask someone to dinner v. yemeğe davet etmek
hope for something more than dinner v. sıradan bir akşam yemeğinden fazlasını beklemek
cook dinner v. akşam yemeğini pişirmek
late for dinner adj. yemeğe geç kalmış
over dinner adv. akşam yemeği sırasında
during dinner adv. akşam yemeği sırasında
the dinner was delicious expr. akşam yemeği nefisti
Phrases
do like a dinner [australia] v. yenmek
do like a dinner [australia] v. üstün gelmek
do like a dinner [australia] v. mahvetmek
do like a dinner [australia] v. boyun eğdirmek
after the dinner expr. akşam yemeğinden sonra
winner winner chicken dinner expr. hadi iyisin, çorba parası çıktı
Colloquial
dinner's almost ready n. akşam yemeği neredeyse hazır
dinner outing n. yemeği dışarıda yeme
winner winner chicken dinner n. olumlu sonuçlanmış şey
tv dinner n. mikrodalgada ısıtılabilen donmuş hazır yemek
come home to dinner v. eve yemeğe gelmek
go to dinner v. yemeğe çıkmak
done up like a dog's dinner adj. rüküş
dressed up like a dog's dinner adj. rüküş
dinner is ready expr. yemek hazır
done up like a dog's dinner expr. kılıksız
dressed up like a dog's dinner expr. kılıksız
a few of us would like to take you to dinner expr. birkaçımız sizi yemeğe çıkarmak istiyoruz
dinner's almost ready expr. akşam yemeği hazır sayılır
dinner outing expr. yemeğe dışarıya gitme
winner winner chicken dinner expr. bir ödül kazanmak veya kazanmayı umma
the tickets for the dinner were $40 a throw expr. kişi başı yemek biletlerinin fiyatı 40 dolar
like a dog's dinner expr. giyimi kuşamı yerinde
like a dog's dinner expr. gösterişli giyinmiş
Idioms
a dog's dinner n. çok kötü
rubber chicken dinner n. iş yemeği
rubber chicken dinner n. büyük buluşmalarda düzenlenen toplu yemek
rubber chicken dinner n. toplu ziyafet
rubber chicken dinner n. kodaman yemeği
rubber chicken dinner n. etkinlik yemeği
rubber chicken dinner n. organize yemek
rubber chicken dinner n. bağış toplama yemeği
rubber chicken dinner n. herkese aynı anda servis yapılmaya çalışırken tavuğun/etin lastik gibi olduğu toplu yemek
rubber chicken dinner n. davet yemeği
a dog's dinner n. karmakarışık şey
a dog's dinner n. çıfıt çarşısı
a dog's dinner n. rezil şey
a dog's dinner n. alt üst olmuş şey
a dog's dinner n. dağınıklık
dinner basket n. göbek
dinner basket n. karın
dinner basket n. mide
be done up like a dog's dinner v. paçoz gibi giyinmek
be done up like a dog's dinner v. kötü giyinmek
be dressed up like a dog's dinner v. kötü giyinmek
be dressed up like a dog's dinner v. komik giyinmek
be dressed up like a dog's dinner v. paçoz gibi giyinmek
be done up like a dog's dinner v. komik giyinmek
be done like a dinner v. hezimete uğramak
be done like a dog's dinner v. hezimete uğramak
be done like a dog's dinner v. yenilmek
be done like a dinner v. yenilmek
give a dinner in someone's honor v. onuruna yemek vermek
give a dinner in honor of v. şerefine yemek vermek
give a dinner in someone's honor v. şerefine yemek vermek
give a dinner in honor of v. onuruna yemek vermek
fix (something) for breakfast, lunch, dinner v. kahvaltı, öğlen yemeği, akşam yemeği için (bir şeyler) yapmak/ayarlamak
hand in (one's) dinner pail v. son yolculuğuna çıkmak
hand in your dinner pail v. mevta olmak
hand in (one's) dinner pail v. ruhunu teslim etmek
fix (something) for breakfast, lunch, dinner v. kahvaltı, öğlen yemeği, akşam yemeği için (bir şeyler) yapıvermek
make a dog's dinner (of something) v. (bir şeyi) mahvetmek
hand in (one's) dinner pail v. ölmek
make a dog's dinner (of something) v. (bir şeyi) batırmak
make a dog's dinner (of something) v. (bir şeye) yazık etmek