bilme - Turc Anglais Dictionnaire

bilme

Sens de "bilme" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 11 résultat(s)

Turc Anglais
General
bilme conversance n.
bilme recognition n.
bilme kenning n.
bilme familiarity n.
bilme consciousness of n.
bilme cognition n.
bilme conversancy n.
bilme recognization n.
bilme gnosis n.
Computer
bilme cognition n.
Philosophy
bilme knowing n.

Sens de "bilme" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 61 résultat(s)

Turc Anglais
General
iyi bilme familiarity n.
bilme istemi will to knowledge n.
vaktinde gerekli tedbirleri almayı bilme providence n.
önceden bilme foreknowledge n.
önceden bilme prescience n.
hayat hakkında çok şey bilme sophistication n.
değerini bilme appreciation n.
karşılıklı olarak bilme interknowledge n.
ne istediğini bilme knowing what he/she wants n.
sorumluluğunu bilme dutifulness n.
bilme yetisi cognition n.
her şeyi bilme omniscience n.
iki dil bilme bilingualism n.
okuma yazma bilme literacy n.
kendini bilme self-consciousness n.
uzak geçmişi bilme retrocognition n.
uzak geçmişi bilme postcognition n.
aklın bilme gücü cognation n.
çok sayıda dil bilme ve konuşma polyglotism n.
çok sayıda dil bilme ve konuşma multilingualism n.
çok sayıda dil bilme ve konuşma polyglottism n.
öznel bilme hissi yedasentience n.
yeterince olduğunu bilme yedasentience n.
duyusal algıları kullanmadan gelecekte yaşanacak olayları bilme telegnosis n.
bilme sürecinin düşünce veya çıkarımdan ayrışan bileşeni given n.
her şeyi bilme omnisciency n.
geleceğe dair her şeyi bilme prescience n.
özünü bilme self-knowledge n.
çat pat bilme smatter n.
bilme gücüne sahip olan cognoscitive adj.
bilme hâli cognizance N.
Colloquial
işin iç yüzünü bilme in the know expr.
Idioms
(ingilizce) alfabeyi ezbere bilme (one's) abcs n.
neler olup bittiğini iyi bilme (one's) finger on the pulse n.
(ingilizce) alfabeyi bilme (one's) abcs n.
işini bilme an eye for the main chance n.
işini bilme an eye on the main chance [uk] n.
işini bilme an eye to the main chance n.
işini bilme an eye for the main chance n.
işini bilme an eye on the main chance [uk] n.
işini bilme an eye to the main chance n.
avucunun içi gibi bilme the back of (one's) hand expr.
Trade/Economic
müşteriyi yakından bilme ve bu doğrultuda müşterinin istek ve ihtiyaçlarını en hızlı ve en etkin şekilde karşılayabilme customer intimacy n.
Law
bilme hakkı right to know n.
bilme hakkına ait right-to-know adj.
bilme hakkıyla ilgili right-to-know adj.
Math
saymadan anlık bilme yetisi (sanbil yetisi) subitizing n.
Education
derdini anlatacak kadar okuma-yazma bilme functional illiteracy n.
Religious
milattan sonra 4. yüzyılda ortaya çıkan, tanrı'nın her şeyi bilme yeteneğinin yalnızca şimdiki zamanla kısıtlı olduğunu düşünen aryan tarikatı themistian n.
milattan sonra 4. yüzyılda ortaya çıkan, tanrı'nın her şeyi bilme yeteneğinin yalnızca şimdiki zamanla kısıtlı olduğunu düşünen aryan tarikatı agnoete n.
milattan sonra 4. yüzyılda ortaya çıkan, tanrı'nın her şeyi bilme yeteneğinin yalnızca şimdiki zamanla kısıtlı olduğunu düşünen aryan tarikatı agnoetae n.
milattan sonra 4. yüzyılda ortaya çıkan, tanrı'nın her şeyi bilme yeteneğinin yalnızca şimdiki zamanla kısıtlı olduğunu düşünen aryan tarikatı agnoite n.
Philosophy
bilme yöntemi episteme n.
karşılaşılan durumlarda neyin iyi veya doğru olduğunu bilme practical wisdom n.
Wagering
yarışmada 1inci 2inci ve 3üncü gelecek kişileri doğru bilme üzerine yapılan bahis tricast n.
yarışmada 1inci 2inci ve 3üncü gelecek kişileri doğru bilme üzerine yapılan bahis tiercé n.
yarışmada 1inci 2inci ve 3üncü gelecek kişileri doğru bilme ve sıralamayı doğru bilme üzerine yapılan bahis trifecta n.
ilk üçü bilme trifecta n.
at yarışında birinci ikinci ve üçüncü gelecek atları sırasıyla doğru bilme üzerine yapılan bahis triple n.
Slang
sorumluluklarını bilme big-boy pants n.
sorumluluklarını bilme big-girl pants n.