buy - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

buy

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Sens de "buy" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 28 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
buy v. ısmarlamak
buy v. satın almak
buy v. almak
buy v. (birine bir şey) ısmarlamak
buy n. alış
Irregular Verb
buy v. bought - bought
General
buy v. yutmak
buy v. savuşturmak
buy v. inanmak
buy v. pahasına elde etmek
buy v. kandırmak
buy v. kiralamak
buy v. birisine bir şeyi yutturmak
buy v. rüşvetle elde etmek
buy v. almak
buy v. satın almak
buy v. iştira yapmak
buy n. kelepir
buy n. satın alma
buy n. alma
buy n. satın alınan şey
buy n. kazanç
Colloquial
buy v. kanmak
buy v. yemek/yutmak
Idioms
buy v. zokayı yutmak
Trade/Economic
buy v. almak
buy v. satın almak
buy n. alım

Sens de "buy" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 441 résultat(s)

Anglais Turc
General
buy out v. satın almak
buy something retail v. perakende satın almak
buy something on hire purchase v. taksitle almak
buy and sell goods and services v. alım satım yapmak
buy off v. savuşturmak
buy in the lump v. götürü almak
buy up v. tümünü satın almak
buy on credit v. taksitle satın almak
buy insurance v. sigorta ettirmek
buy on installment v. taksitle satın almak
buy in v. ortak olmak
buy up v. kapatmak
buy up v. stoklamak
buy off v. rüşvetle defetmek
buy something cheaply v. ucuza düşürmek
buy off v. satın almak
buy out v. bütün malını satın almak
buy out v. bütün hisselerini almak
buy over v. birini rüşvetle satın almak
buy out v. bütün hisseleri satın almak
buy off v. rüşvetle elde etmek
buy over v. rüşvetle elde etmek
buy back v. geri satın almak
buy for cash v. peşin almak
buy property v. mülk edinmek
buy out v. yasal hakları satın almak
buy it v. başarısızlığa uğramak
buy and sell v. aksata etmek
buy a pig in a poke v. bir şeyi görmeden satın almak
buy somebody off v. rüşvet vermek
buy in v. hisse almak
buy a drink v. içki ısmarlamak
buy estate v. gayrimenkul satın almak
buy on impulse v. düşünmeden satın almak
buy the farm v. nalları dikmek
buy something on credit v. bir şeyi veresiye almak
buy a drink for v. içki ısmarlamak
buy time v. vakit kazanmak
buy time v. zaman kazanmak
buy cheaply v. ucuza düşürmek
buy something sight unseen v. bir şeyi hiç görmeden satın almak
buy on margin v. yalnız ihtiyat akçesi yatırarak satın almak
buy out v. tüm yasal haklarını satın almak
buy up v. çok miktarda almak
buy something between themselves v. bir şeyi ortaklaşa satın almak
buy something on the hp v. veresiye almak
buy on credit v. veresiye satın almak
buy something on hire purchase v. veresiye almak
buy forward v. önceden satın almak
buy out v. tamamını satın almak
buy something dirt cheap v. ucuza kapatmak
buy up v. malın tamamını satın almak
buy out v. başkalarının hisselerini satın almak
buy (someone) tea v. çay ısmarlamak
afford to (buy something) v. parası yetmek
not afford to (buy something) v. parası yetmemek
buy licence v. lisans almak
buy one's licence v. lisansını almak
buy share v. hisse almak
buy share v. hisse satın almak
buy a franchise v. franchise almak
buy property v. gayrımenkul almak
buy property v. emlak satın almak
buy service (from) v. hizmet satın almak
buy a land v. arsa almak
buy property v. gayrimenkul almak
buy a house v. ev satın almak
buy-out v. yasal hakları satın almak
buy on hire-purchase terms v. taksitle almak
buy up land v. arazi kapatmak
become entitled to buy v. almaya hak kazanmak
buy over v. rüşvetle kazanmak
buy over v. rüşvetle edinmek
buy furniture v. mobilya almak
buy shoes v. ayakkabı almak
buy a pair of shoes v. ayakkabı almak
buy on account v. hesaba mahsuben satın almak
buy at first hand v. birinci elden satın almak
buy wholesale v. toptan satın almak
buy for future delivery v. teslim şartlı satın almak
buy on easy terms v. taksitle satın almak
buy at second hand v. ikinci elden satın almak
buy on instalments v. taksitle satın almak
buy in v. müzayedeyle satılmakta olan bir şeyi satın almak
buy cheap v. ucuza mal etmek
buy retail v. perakende satın almak
buy for account v. vadeli satın almak
buy forward v. geleceğe yönelik alış yapmak
buy for cash v. peşin satın almak
buy dear v. pahalıya mal etmek
buy for account v. vadeli almak
buy on credit v. vadeli satın almak
buy cheap v. ucuz almak
buy forward v. stok yapmak
buy a factory/plant v. üretim tesisi satın almak
buy a factory/plant v. fabrika almak
buy a magazine v. dergi satın almak
buy a cleaning robot v. temizlik robotu almak
buy a beer v. bira almak
buy a wedding dress v. gelinlik satın almak
buy a suit v. bir takım elbise satın almak
buy online v. internetten satın almak
buy a house v. ev almak
make enough money to buy the house she/he saw v. gördüğü evi almaya yetecek kadar para kazanmak
buy a plane v. bir uçak almak
buy horseshoe v. atnalı satın almak
buy in v. satın almak
buy in v. satın alarak stoklamak
intend to buy v. satın alma niyetinde olmak
buy a casino v. kumarhane satın almak
buy cheap sell dear v. ucuz alıp pahalı satmak
buy cheap sell high v. ucuz alıp pahalı satmak
buy one’s cemetery plots v. mezar yerlerini satın almak
buy ticket v. bilet almak
buy someone extra time v. fazladan zaman kazandırmak
buy a pair of shoes v. bir çift ayakkabı almak
buy a pair of shoes v. bir çift ayakkabı satın almak
buy a drug in a drugstore without a prescription v. eczaneden reçetesiz ilaç almak
buy yourself out v. (askerlikten vb) tazminat ödeyerek ayrılmak
buy a balloon v. balon satın almak
buy grace in heaven v. endüljans almak
buy a company v. şirket satın almak
buy new toys v. yeni oyuncaklar satın almak
buy souvenirs v. hediyelik eşya almak
buy a ticket v. bilet satın almak
buy flower v. çiçek satın almak
buy medicine v. ilaç satın almak
buy a new phone v. yeni bir telefon almak
buy groceries v. yiyecek alışverişi yapmak
buy groceries v. market alışverişi yapmak
buy clothes v. giysi satın almak
buy clothes v. kıyafet satın almak
buy content v. içerik satın almak
buy a fridge v. buzdolabı satın almak
buy a fridge v. buzdolabı almak
plan to buy v. almayı planlamak
buy a ring v. yüzük satın almak
buy a farm v. çiftlik satın almak
buy the refusal v. sabit bir fiyatla ileride satın alma hakkını göz önünde bulundurmak
money can't buy everything n. para herşeyi satın alamaz
eagerness to buy n. satın alma isteği
good buy n. kelepir
intending to buy adj. satın alma niyeti taşıyan
Phrasals
buy again v. bedelini verip geri almak
buy in v. herhangi bir fondan hisse satın almak
buy off v. boyun eğmeye zorlamak
buy out v. boyun eğmeye zorlamak
buy in v. bir şirketten hisse satın almak
buy off v. eğilmeye zorlamak
buy out v. eğilmeye zorlamak
buy in v. (açık artırmada satılacak olan şeyi) kendisi için satın almak
buy off v. boyun eğmeye zorlamak
buy out v. boyun eğmeye zorlamak
buy in v. açıktan satılmış mal veya güvenlik sözleşmesine teminat vermek
buy off v. birinin ödeme ile bir yaptırımdan kurtulmasını sağlamak
buy out v. para vererek bir yükümlülükten kurtulmak
buy off v. para vererek bir yükümlülükten kurtulmak
buy in v. bir işe yatırım yapmak
buy in v. bir işe para yatırmak
buy in v. bir işte/girişimde hisse sahibi olmak
buy in v. bir fikre/girişime inanmak
buy in v. bir fikre/girişime destek sağlamak
buy in v. bir fikre/girişime destek vermek
buy in v. bir fikri/bir girişimi desteklemek/kabul etmek
buy into v. bütün kalbiyle ve hiç sorgulamaksızın inanmak
buy something for someone v. biri için bir şey satın almak
buy someone off v. birisini satın almak
buy something out v. hepsini satın almak
buy something back (from someone) v. geri satın almak
buy into v. hisse almak
buy something out v. satın alarak tüketmek
buy someone off v. rüşvet vererek satın almak
buy off v. rüşvet kabul etmek
buy off v. rüşvet almak
buy off v. rüşvet vermek
buy up v. tümünü satın almak
buy something back (from someone) v. tekrar almak
buy into v. (bir fikre) rağbet etmek
buy into v. (bir fikri) benimsemek
buy something back (from someone) v. yeniden satın almak
buy into v. yutmak
Phrases
buy cheap, buy twice expr. ucuz etin yahnisi/tiridi tatsız/yavan olur
buy cheap, buy twice expr. ucuz etin tiridi/suyu az olur
buy cheap, buy twice expr. ucuz alan pahalı alır
buy cheap, buy twice expr. ucuz alan iki kere alır
buy one get one expr. bir alana bir bedava
Proverb
why buy a cow when you can get milk for free maşa varken elimi niye ateşe sokayım
why buy a cow when milk is so cheap bedava bulabiliyorsam neden para vereyim
why buy a cow when milk is so cheap nerede beleş oraya yerleş
why buy a cow when you can get milk for free nerede beleş oraya yerleş
why buy a cow when you can get milk for free bedava bulabiliyorsam neden para vereyim
why buy a cow when milk is so cheap maşa varken elimi niye ateşe sokayım
i'm not rich enough to buy cheap stuff ucuz mal alacak kadar zengin değilim
i'm not rich enough to buy cheap things ucuz mal alacak kadar zengin değilim
if you buy cheaply, you pay dearly ucuz etin yahnisi yavan olur
buy cheap, buy twice ucuz alan, pahalı alır
buy cheap, buy twice cömertle nekesin harcı birdir
buy cheap, buy twice ucuz etin yahnisi yavan/tatsız olur
Colloquial
buy the farm v. tahtalıköyü boylamak
a good buy n. çok uygun fiyat
a good buy n. karlı alışveriş
a good buy n. kelepir
buy one get one expr. bir alana bir bedava
come on I'll buy you breakfast expr. gel sana kahvaltı ısmarlayayım
buy yourself some food expr. kendine yiyecek bir şeyler satın al
ten things that money cannot buy expr. paranın satın alamayacağı on şey
buy now expr. şimdi (satın) al
(can I) buy you a drink? expr. sana içki alabilir miyim?
(could I) buy you a drink? expr. size içki alabilir miyim?
Idioms
buy someone's wolf ticket v. meydan okumaya pabuç bırakmamak
buy gapeseed v. boş boş bakınmak
buy the rabbit v. başarısız olmak
buy the rabbit v. hüsrana uğramak
buy the rabbit v. talihsizlik yaşamak
buy the box v. ölmek
buy the box v. ölmek üzere olmak
buy the box v. kefeni hazır/biçilmiş olmak
buy the box v. mezarı hazır/kazılmış olmak
buy the box v. bir ayağı çukurda olmak
buy (something) off the shelf v. rafta veya stokta olan ürünü satın almak
buy (something) off the shelf v. hazır yapılmış/standart ürün satın almak
buy (something) off the shelf v. kişiye özel olmayan ürünü satın almak
buy/get something off the shelf v. rafta veya stokta olan ürünü satın almak
buy/get something off the shelf v. hazır yapılmış/standart ürün satın almak
buy/get something off the shelf v. kişiye özel olmayan ürünü satın almak
buy (something) on tick v. hesaba yazdırarak satın almak
buy (something) on tick v. veresiye satın almak
get/buy something on tick v. hesaba yazdırarak satın almak
get/buy something on tick v. veresiye satın almak
buy a woof ticket v. (birinin) boş tehditlerine karşılık vermek
buy a woof ticket v. (birinin) hava atmasına/caka satmasına karşılık vermek
buy one's woof ticket v. (birinin) boş tehditlerine karşılık vermek
buy one's woof ticket v. (birinin) hava atmasına/caka satmasına karşılık vermek
buy low, sell high v. ucuz alıp pahalı satmak
buy low, sell high v. ucuza alıp pahalıya satmak
buy low, sell high v. ucuzken alıp pahalıyken satmak
buy straw hats in winter v. aba vakti yaba, yaba vakti aba almak
buy straw hats in winter v. kürkü orak vaktinde, orağı kürk vaktinde almak
buy straw hats in winter v. (bir şeyi) vaktinden önce ve ucuz olduğu zaman almak
buy the box v. ölmek
buy the box v. ölmek üzere olmak
buy the rabbit v. başarısız olmak
buy the rabbit v. başarısızlığa uğramak
buy the rabbit v. talihsizlik/bahtsızlık yaşamak
buy the rabbit v. işi/durumu kötü olmak
buy the rabbit v. işi kötü geçmek/sonuçlanmak
buy the rabbit v. işi becerememek/yüzüne gözüne bulaştırmak
not buy something v. bir şeyi yutmamak (inanmamak)
buy one's way in to something v. bir işi rüşvet vererek halletmek
buy the next round of drinks v. bir sonraki içkileri ısmarlamak
buy one's way in to something v. bir şeyi para ile elde etmek
not buy something v. bir şeyi yememek (inanmamak)
buy the next round of drinks v. bir sonraki içkileri almak
get someone's buy-in v. birinin katkısını/yardımını/desteğini sağlamak
buy trouble v. dert/sorun almak
buy something for a song v. çok ucuza almak
buy something sight unseen v. görmeden/bakmadan almak
buy a pig in a poke v. gözü kapalı almak
buy a round of drinks v. herkese içki ısmarlamak
buy a pig in a poke v. gözü kapalı satın almak
buy a pig in a poke v. iyice kontrol etmeden satın almak
buy the farm v. öbür dünyayı boylamak
buy the farm v. ölmek
buy a pig in a poke v. kandırılmak
buy a pig in a poke v. körü körüne alışveriş etmek
buy a pig in a poke v. körü körüne satın almak
buy the farm v. ruhunu teslim etmek
buy some food to go v. paket söylemek
buy one's way into v. para vererek bir gruba katılmak
buy something for a song v. sudan ucuza almak
buy someone's wolf ticket v. palavrayı yememek
buy someone's wolf ticket v. restini görmek
buy one's way into v. parayla satın almak
buy one's way in to something v. rüşvet vermek
buy on the never-never v. taksitle satın almak
buy something on credit v. taksitle satın almak
buy something on time v. taksitle satın almak
buy something on credit v. veresiye satın almak
buy something on credit v. vadeli satın almak
buy something on time v. veresiye satın almak
buy something on time v. vadeli satın almak
buy one's way out (of something) v. (bir dertten/sıkıntıdan) para vererek kurtulmak
buy time v. zaman kazanmak
buy (something) off the shelf v. rafta bulunan hazır bir ürünü almak
buy (something) off the shelf v. stokta bulunan hazır bir ürünü almak
buy (something) off the shelf v. hazır bir ürün satın almak
buy (something) off the shelf v. hazır satılan bir ürün almak
buy (something) off the shelf v. el yapımı/kişiye özel olmayan bir ürün satın almak
buy (something) off the shelf v. seri üretim/fabrikasyon bir ürün satın almak
that and 50 cent will buy you a cup off coffe n. yapılan şeyin başkasının gözünde beşparalık değerinin olmaması
Speaking
don't tell me you buy that story n. bu hikayeye inandığını söyleme
I want to buy an adaptor expr. adaptör satın almak istiyorum
write the shops you buy the things from expr. alışveriş yaptığın dükkanları yaz
what do you buy when you go shopping? expr. alışverişe çıktığında ne alırsın?
try before you buy expr. almadan önce deneyin
can I buy you a drink? expr. bir içki ısmarlayabilir miyim sana?
would you like to buy some? expr. biraz satın almak ister miydiniz?
it'll really buy you some time expr. bu sana biraz zaman kazandıracaktır
can I buy a melon? expr. bir kavun alabilir miyim?
I won't buy it expr. ben yutmam
I would like to buy a ticket expr. bir bilet almak istiyorum
I don't buy it expr. bana yutturamazsın
I don't buy it expr. bana sökmez
you think you can buy us? expr. bizi satın alabileceğini mi sanıyorsun?
I don't buy it expr. ben yemem
I won't buy it expr. bana masal okuma ben bunu yutmam
I don't buy it expr. bunlara karnım tok benim
I don't buy it expr. buna inanmıyorum
I won't buy it expr. beni kandıramazsın
you might buy some time expr. biraz zaman kazanabilirsin
do you want to buy me a drink? expr. bana bir içki ısmarlamak ister misin?
I don't buy it expr. beni kandıramazsın
buy a bread expr. ekmek al
l don't buy it! expr. geç bunları!
you buy take whatever you want expr. istediğini alabilirsin
buy your needs expr. İhtiyaçlarını satın al
what did you buy? expr. ne satın aldın?
you cannot buy happiness expr. mutluluğu satın alamazsın
how many mobile phones did you buy? expr. kaç tane cep telefonu satın aldınız?
how many mobile phones did you buy? expr. kaç tane cep telefonu satın aldın?
you cannot buy happiness expr. mutluluk satın alınmaz
how many books can he buy? expr. o kaç kitap satın alabilir?
I don't buy it expr. külahıma anlat
can I buy you lunch? expr. sana öğle yemeği ısmarlayabilir miyim?
can I buy you lunch? expr. sana öğle yemeği ısmarlayayım mı?
there are some things money can't buy expr. paranın satın alamayacağı şeyler vardır
buy now pay later expr. şimdi al sonra öde
could I buy you a drink? expr. sana bir içki ısmarlayabilir miyim?
money can't buy happiness expr. para ile saadet olmaz
can I buy you a drink? expr. sana bir içki ısmarlayabilir miyim?
the day you buy it and the day you sell it expr. satın aldığın gün ve sattığın gün
let me buy you a drink expr. sana bir içki ısmarlayayım
I don't buy it expr. yemezler
if I were rich i would buy a house expr. zengin olsaydım bir ev alırdım
if I were rich i would buy a house expr. zengin olsaydım kendime bir ev alırdım
Trade/Economic
buy into v. alışveriş yapmak
buy at first hand v. birinci elden satın almak
buy foreign currency v. döviz almak
buy foreign currency v. döviz satın almak
impulse-buy v. görür görmez satın almak
buy off v. fidye vererek kurtarmak
buy back v. geri satın almak
buy oneself in v. hisse almak
buy on trial v. muhayyer satın almak
buy into v. müşterisi olmak
buy over v. kişiyi rüşvetle elde etmek
open to buy v. müşterinin borçlanması tutarına sınır koymak
buy for account v. kredili satınalmak
buy on approbation v. muhayyer olarak satın almak
buy for ready money v. peşin parayla satın almak
buy for cash v. peşin satın almak
buy retail v. perakende satın almak
buy for ready money v. peşin satın almak
buy off v. rüşvet vererek elde etmek
buy forward v. stok yapmak
buy something in v. stok tutmak
buy something on the hp v. taksitle satın almak
buy something on hire purchase v. taksitle satın almak
buy wholesale v. toptan satın almak
buy-out v. tümünü satın alıp bitirmek (hisse senetleri)
buy something on hire purchase (installment plan) v. taksitle almak
buy on instalments v. taksitle satın almak
buy in bulk v. toptan satın almak
buy at wholesale v. toptancı fiyatına almak
buy for account v. vadeli satın almak
buy/hold percentage of gain/loss n. al/tut’ların yüzde kar/zararı
buy american act n. amerikan malı kullan yasası
buy/hold profit n. al/tut karı
buy signal n. al sinyali
buy/hold index n. al/tut indeksi
disinclination to buy n. alım isteksizliği
open to buy report n. azami satın alma sınırı raporu
open to buy n. bir müşterinin maksimum satın alma limiti
buy-on-the-dips opportunity n. düşüşlerden alım fırsatı
outright buy and sell n. direkt alım-satım
best buy n. en uygun satın alma
best buy n. en uygun satın alım
buy-back n. geri satın alma
buy-back agreement n. geri satın alım anlaşması
buy back n. geri satın alma
buy on account n. hesaba mahsuben satın alma
management buy out n. işletmeyi yöneticilerinin satın alması
new buy n. ilk satın alım
best buy n. karlı alışveriş
leveraged buy-out n. kaldıraçlı satın alma
good buy n. kazançlı alışveriş
buy minus n. menkul değer borsasında verilen, son geçerli fiyatın altındaki fiyattan alım emri
lifetime buy n. ömür boyu satın alma
buy-in n. satışa katkı
purchase-buy n. satınalma
disinclination to buy n. satın alma isteksizliği
naive buy-and-hold strategy n. rasgele alma ve tutma stratejisi
buy recommendation n. satın almanın önerilmesi
make or buy decision n. satınalma veya imal etme kararı
buy-in n. satın alarak stoklama
obligation to buy n. satın alma yükümlülüğü
buy order n. satın alma siparişi
buy order n. satınalma siparişi
buy-in n. temerrüt alış
best buy n. teklif edilen parayla alınması mümkün olan en kaliteli mal
buy in sell out n. temerrüt alış satışı
make-buy decision n. yapma-satın alma kararı
new buy n. yeni satın alım
bad buy n. zararlı alışveriş
buy-to-let n. yurt dışından taşınmaz mülk alınması
buy national bias n. yerli malı kullan sloganı
annual buy hold gain/loss percentage n. yıllık al/tut’ların kar/zarar yüzdesi
buy/hold expr. al/tut
buy one get one free expr. bir alana bir bedava
buy one get one expr. bir alana bir bedava
open to buy expr. bir müşterinin azami satın alma sınırı
Technical
system support buy-out n. sistem desteğine ait son alım
Computer
buy membership v. üyelik satın almak
you must give your team a name before you can buy players expr. oyuncuları almadan önce takımınıza bir isim vermeniz gerekiyor
buy online expr. online satın al
buy now expr. şimdi satın al
Sport
buy option n. satın alma opsiyonu
Slang
buy a pup v. beş para etmez bir şey satın almak
buy a pup v. işe yaramaz birini işe almak
buy a pup [uk] v. sahte veya kalitesiz ürün almış olmak
buy a pup [uk] v. dolandırılmak
buy a pup [uk] v. kandırılmak
buy a pup [uk] v. aldatılmak
buy a pup [uk] v. ketenpereye/üçkağıda gelmek
buy-in v. desteklemek
buy it v. nalları dikmek
buy the farm v. mortoyu çekmek
buy the big one v. ölmek
buy it v. mevta olmak
buy the farm v. mortu çekmek
buy the farm v. nalları dikmek
buy it v. ölmek
best buy n. ahlaksız/seviyesi düşük kadın
best buy n. kötü yola düşmüş/yollu kadın
best buy n. iyi mal
best buy n. kolay lokma
best buy n. oynak
best buy n. yosma
best buy n. aşüfte
you can't buy into that shit expr. böyle şeyleri yutamazsın
if you buy it expr. yersen