elbow - Turc Anglais Dictionnaire

elbow

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

elbow — Definition

Signification:
dirsek, dirsekle itmek
Prononciation (IPA):
(AmE /ˈɛlboʊ/ – BrE /ˈelbəʊ/)
Partie du discours:
İsim: elbow (elbows); Fiil: elbow (elbows – elbowed – elbowing)
Synonymes:
elbow joint, nudge

Sens de "elbow" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 32 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
elbow n. dirsek
The elbows are a different colour than the rest of the jacket.
Dirsekler ceketin geri kalanından farklı bir renkte.

More Sentences
General
elbow n. dirsek
The elbows are a different colour than the rest of the jacket.
Dirsekler ceketin geri kalanından farklı bir renkte.

More Sentences
elbow v. dirsek atmak
She elbowed her way through the crowd.
Kalabalığın arasından dirsek atarak geçti.

More Sentences
elbow v. dirseklemek
She elbowed her way through the crowd.
Kalabalığı dirsekleyerek geçti.

More Sentences
Medical
elbow n. dirsek
The elbows are a different colour than the rest of the jacket.
Dirsekler ceketin geri kalanından farklı bir renkte.

More Sentences
Anatomy
elbow n. dirsek
The elbows are a different colour than the rest of the jacket.
Dirsekler ceketin geri kalanından farklı bir renkte.

More Sentences
General
elbow n. dönemeç
elbow n. boru dirseği
elbow n. eklem
elbow n. dirsek şeklinde büküntü
elbow v. dirsekle itmek
elbow v. dirsekle dürtmek
elbow v. dirsekle vurmak
elbow v. itelemek
elbow v. ite kaka yol açmak
elbow v. yol açmak
elbow v. bükülmek
elbow v. kenarından kıvrılmak
elbow adj. kılıksız
elbow adj. pejmürde
Technical
elbow n. dalga kılavuzu
elbow n. dirsek bağlantı parçası
elbow n. dirsek (boru için)
Textile
elbow n. dirsek kol
elbow n. fakir kol
elbow n. elbisenin dirseği örten kısmı
Architecture
elbow n. (kapı veya pencerelerde) köşe kulağı
Furniture
elbow n. kolçak
Medical
elbow n. elbov
Zoology
elbow n. kuşlarda veya memelilerde dirsek
Geography
elbow n. nehir ya da sahil kıvrımı
Sport
elbow n. (okçulukta) yay kolu

Sens de "elbow" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
exhaust elbow n. egzoz dirseği
elbow grease n. emek
drain elbow n. tahliye dirseği
elbow grease n. ince iş
gored elbow n. açık dirsek
elbow-shaped pipe n. boru dirseği
elbow room n. hareket alanı
elbow room n. hareket edecek alan
elbow pad n. dirseklik
plastic elbow n. plastik dirsek
elbow interpreting n. eşlik tercümanlığı
elbow interpreting n. eşlik çevirmenliği
elbow interpreting n. refakat tercümanlığı
elbow interpreting n. refakat çevirmenliği
elbow [us] n. dirsek makarna
elbow out v. kovmak
elbow out v. atmak
be at someone's elbow v. yanında olmak
be at someone's elbow v. yanı başında olmak
elbow somebody out v. atmak
elbow somebody out v. kovmak
elbow someone aside v. birisini koluyla/eliyle yana itmek
elbow the opponent v. rakibine dirsek atmak
having an elbow adj. dirsekli
out at elbow adj. dirsekleri yıpranmış ceket giyen
out at elbow adj. yırtık pırtık
out at elbow adj. üstü başı eski püskü olan
out at elbow adj. pejmürde
out at elbow adj. düşkün durumda olan
at his elbow adv. yanıbaşında
at one's elbow adv. yanıbaşında
at his elbow adv. elinin altında
at one's elbow adv. yakın
at one's elbow adv. yanı başında
at one's elbow adv. elinin altında
at one's elbow adv. yardıma hazır
at the elbow adv. eli kulağında
Phrasals
elbow aside v. koluyla/eliyle yana itmek
elbow (one) out v. (birine) el çektirmek
elbow someone out of something and elbow someone out v. birini bir şeyden istifa etmeye zorlamak
elbow out of v. 'den istifaya zorlamak
elbow (one) out of (something) v. (birine bir şeyden) el çektirmek
elbow out v. ''den el çektirmek
elbow out of v. ''den el çektirmek
elbow (one) out of (something) v. (birini bir şeyden) istifa etmeye zorlamak
elbow someone out of something and elbow someone out v. birine bir şeyden el çektirmek
elbow aside v. kenara itmek
elbow (one) out v. (birini) istifaya zorlamak
elbow out v. 'den istifaya zorlamak
Phrases
more power to your elbow expr. şansın bol/açık olsun
more power to your elbow expr. haydi kolay gelsin
more power to your elbow expr. başarılar dilerim
more power to your elbow expr. allah/tanrı güç versin
more power to your elbow expr. inşallah
more power to your elbow expr. yolun açık olsun
more power to your elbow expr. başarılar
more power to your elbow expr. umarım
more power to your elbow expr. allah/tanrı kolaylık versin
more power to your elbow expr. allah/tanrı gücünü artırsın
more power to your elbow expr. başarılarının devamını dilerim
Colloquial
elbow grease n. kuvvetlice ovma/fırçalama
elbow-bending n. içkiyi kaçırma
elbow-bending n. içkiyi abartma
elbow grease n. kol gücü
elbow grease n. sertçe çitileme
elbow grease n. ağır/yorucu iş
elbow grease n. güçlü bir şekilde ovma/fırçalama
elbow grease n. gayret gerektiren iş
elbow grease n. kol gücüyle yapılan iş
elbow-bending n. içkiyi fazla kaçırma
elbow-bending n. içkinin ölçüsünü kaçırma
elbow grease n. fiziksel güç harcamayı gerektiren iş
elbow grease n. fiziksel güç
elbow-bending n. aşırı içme
elbow-bending n. çok içme
crook the elbow v. alkol tüketmek
crook the elbow v. aşırı alkol tüketmek
crook one's elbow v. bira fıçısına düşmek
crook the elbow v. alkole boğulmak
crook one's elbow v. alkole boğulmak
crook the elbow v. bira fıçısına düşmek
crook one's elbow v. aşırı alkol tüketmek
crook one's elbow v. alkol tüketmek
bend one's elbow v. içki yuvarlamak
elbow (one's) way v. kalabalıkta dirsek ata ata ilerlemek
crook one's elbow v. kafayı çekmek
crook one's elbow v. çok içmek
crook one's elbow v. kafayı bulmak
elbow (one's) way v. kalabalıkta dirsekleriyle yol açarak ilerlemek
bend one's elbow v. çok içmek
elbow (one's) way to the top v. ne pahasına olursa olsun başarmaya çalışmak
elbow (one's) way v. itip kakarak yol açmak
elbow (one's) way to the top v. başarmak için her şeyi yapmak
elbow (one's) way to the top v. birilerinin sırtından/üstünden ilerlemek
bend one's elbow v. kafayı çekmek
crook the elbow v. kafayı bulmak
elbow (one's) way to the top v. birilerinin üstüne basarak ilerlemek
crook one's elbow v. içki yuvarlamak
doesn't know his ass from his elbow expr. bir bok bilmez
doesn't know his ass from his elbow expr. hiçbir şey bilmez
Idioms
elbow grease n. alın teri
elbow grease n. el emeği
elbow-bending n. içkiyi kaçırma
elbow-bending n. içki içip sarhoş olma
elbow-bending n. içki atma/yuvarlama
elbow-bending n. kafayı dumanlama
elbow-bending n. kafa/kafayı çekme
elbow-grease n. çaba
elbow-grease n. gayret
elbow-grease n. emek
elbow-grease n. uğraşma
some elbow room n. hareket serbestisi
some elbow room n. hareket/manevra alanı
some elbow room n. kıpırdayacak alan
lift one's elbow v. kafayı çekmek
bend one's elbow v. kafa çekmek ya da kafa çekmeye gitmek
bend one's elbow v. içmek
bend one's elbow v. içmeye gitmek
elbow one's way across v. kalabalığı yara yara ilerlemek
elbow one's way across v. kalabalığı yararak ilerlemek
give the elbow v. pasaportunu vermek
give the elbow v. dışarı atmak
give the elbow v. (ilişkiden) kurtulmak
get the elbow v. kovulmak
give the elbow v. birisini terk etmek
give the elbow v. kapıyı göstermek
give the elbow v. başından atmak
give the elbow v. birisiyle olan ilişkisini sonlandırmak
get the elbow v. baştan atılmak
give the elbow v. aşk ilişkisine son vermek
lift one's elbow v. çok içmek
bend the elbow v. çok içmek
bend one's elbow v. çok içmek
can't tell your arse from your elbow v. en basit işi bile becerememek
not know your arse from your elbow v. en basit işi bile becerememek
elbow someone out of something v. el çektirmek
elbow someone out of something v. istifaya zorlamak
give somebody the elbow v. birisiyle ilişkisini sonlandırmak (aşk)
bend one's elbow v. aşırı içmek
lift one's elbow v. aşırı içmek
bend the elbow v. aşırı içmek
use some elbow grease v. biraz gayret etmek
lift one's elbow v. kafaları çekmek
bend one's elbow v. kafaları çekmek
bend the elbow v. kafaları çekmek
elbow someone out v. istifaya zorlamak
bend the elbow v. kafayı çekmek
bend one's elbow v. kafayı çekmek
give someone some elbow room v. birine yer açmak
give someone some elbow room v. birine hareket/manevra alanı tanımak/vermek