hardened - Turc Anglais Dictionnaire

hardened

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "hardened" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 23 résultat(s)

Anglais Turc
Technical
hardened adj. sertleşmiş
Hardened arteries can cause circulation problems in these areas of the body.
Sertleşmiş arterler vücudun bu bölgelerinde dolaşım sorunlarına neden olabilir.

More Sentences
hardened adj. sertleştirilmiş
Also, the glass used is hardened glass, but not Gorilla Glass.
Ayrıca, kullanılan cam sertleştirilmiş camdır, ancak Gorilla Glass değildir.

More Sentences
Automotive
hardened adj. sertleşmiş
Hardened arteries can cause circulation problems in these areas of the body.
Sertleşmiş arterler vücudun bu bölgelerinde dolaşım sorunlarına neden olabilir.

More Sentences
General
hardened adj. katır kutur
hardened adj. katılaşmış
hardened adj. kaşarlanmış
hardened adj. pişkin
hardened adj. acımasız
hardened adj. katı yürekli
hardened adj. sert
hardened adj. hissiz
hardened adj. nasırlı
hardened adj. kanıksanmış
hardened adj. betonla/toprakla/yeraltına yerleştirilerek olası patlama/ısı tehlikesinden korunan
hardened adj. kati
hardened adj. mutlak
hardened adj. kökleşmiş
Technical
hardened adj. su verilmiş
hardened adj. zemini sertleştirilmiş
hardened adj. yeraltı sığınağından ateşlenebilen (füze)
hardened adj. yeraltı sığınağından füze ateşlenebilecek donanıma sahip (füze üssü)
Construction
hardened adj. kürlenmiş/sertleşmiş
Military
hardened adj. nükleer saldırıya karşı yapılandırılmış (füze mevzii)

Sens de "hardened" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 106 résultat(s)

Anglais Turc
General
be hardened v. pişmek
be hardened v. katılaşmak
become hardened to v. adet edinmek
become hardened to v. alışmak
become hardened to v. kanıksamak
over-hardened adj. aşırı sertleştirilmiş
battle hardened adj. savaş sebebiyle yüreği katılaşmış
case-hardened adj. nasırlaşmış
case-hardened adj. duyarsızlaşmış
case-hardened adj. katılaşmış
case-hardened adj. sertleşmiş
case-hardened adj. dayanıklı hale getirilmiş
Technical
case hardened free cutting steel n. semente edilebilen otomat çelik
hardened steel n. sertleştirilmiş çelik
case hardened steel n. dış yüzeyi sertleştirilmiş çelik
case hardened roll n. dış yüzeyi sertleştirilmiş hadde
case hardened roll n. doku sertleştirilmiş hadde
case hardened steel n. doku sertleştirilmiş çelik
case hardened steel n. sementasyon çeliği
water hardened steel n. suda sertleştirilmiş çelik
oil hardened steel n. yağ çeliği
hardened steel n. sertleşmiş çelik
induction hardened case n. endüklemeli sertleştirilmiş doku
case hardened gear n. kabuk sertleştirilmiş dişli
case hardened steel n. kabuk sertleştirilmiş çelik
case hardened roll n. kabuk sertleştirilmiş merdane
hardened materials n. sertleşmiş gereçler
age hardened microstructure n. yaşlandırılmış içyapı
age hardened alloy n. yaşlandırılmış alaşım
age hardened aluminium alloy n. yaşlandırılmış alüminyum alaşımı
hardened alloy n. sertleşmiş alaşım
hardened metal n. sertleşmiş metal
shallow hardened n. sığ sertleşme
shallow hardened steel n. sığ sertleşmiş çelik
hardened concrete n. sertleşmiş beton
hardened steel ball n. sertleştirilmiş çelik bilya
oil-hardened steel n. yağda sertleştirilmiş çelik
flame hardened case n. yalazla sertleştirilmiş kabuk
surface-hardened metal n. yüzey sertleştirilmiş metal
hardened case n. sertleştirilmiş kabuk
surface-hardened steel n. yüzey sertleştirilmiş çelik
hardened glass n. sertleştirilmiş cam
oil-hardened steel n. yağda sertleşmiş çelik
hardened steel wire n. sertleştirilmiş çelik tel
precipitation-hardened steel n. çökelimli sertleştirilmiş çelik
precipitation-hardened stainless steel n. çökelimli sertleştirilmiş paslanmaz çelik
differential hardened roll n. ayrımlı sertleşmiş merdane
work-hardened steel n. pekleşik çelik
induction hardened case n. endüklemli sertleştirilmiş kabuk
work-hardened metal n. pekleşik metal
hardened mortar n. sertleştirilmiş harç
hardened mortar n. sertleşmiş harç
oil-hardened spring steel wire n. yağda sertleştirilmiş çelik yaylık tel
hardened materials n. sertleştirilmiş malzemeler
case-hardened steel n. dış yüzeyi sertleştirilmiş çelik
water hardened adj. suda sertleştirilmiş
air-hardened adj. havada sertleşmiş
case-hardened adj. yüzeyi sertleştirilmiş
case-hardened adj. yüzeyden sertleştirilen
self-hardened adj. kendiliğinden sertleşmiş
air hardened adj. havada sertleştirilmiş
case hardened adj. kabuk sertleştirilmiş
age-hardened adj. yaşlandırılmış
dispersion hardened adj. ayrık sertleşmiş
oil-hardened adj. yağda sertleşmiş
oil-hardened adj. yağda sertleştirilmiş
surface-hardened adj. yüzey sertleştirilmiş
flame-hardened adj. yalazla sertleştirilmiş
precipitation-hardened adj. katı çökeltmeyle sertleştirilmiş
precipitation hardened adj. çökelimli sertleştirilmiş
work-hardened adj. pekleşik
induction hardened adj. endüklemli sertleştirilmiş
oil-hardened adj. yağda sertleştirilmiş
hardened and tempered adj. sertleştirilmiş ve temperlenmiş
induction-hardened adj. indüksiyonla sertleştirilmiş
Informatics
hardened computer n. dayanıklılaştırılmış bilgisayar
Telecom
radiation hardened adj. radyasyona dayanıklı
Electric
induction hardened adj. endüklemeli sertleştirilmiş
Construction
hardened cement n. sertleşmiş çimento
hardened concrete density n. sertleşmiş beton yoğunluğu
hardened concrete n. sertleştirilmiş beton
water vapor permeability of hardened rendering and plastering mortars n. sıva ve örgü harçlarının su buharı geçirgenliği
flexural and compressive strength of hardened mortar n. sertleşmiş harcın basınç ve eğilme dayanımı
non-hardened wet mixed mortars n. sertleşmemiş taze harç karışımları
air void in hardened concrete n. sertleşmiş betonda hava boşluğu
hardened concrete substrate n. sertleştirilmiş beton tabaka/zemin
density of hardened concrete n. sertleşmiş betonun yoğunluğu
hardened concrete test n. sertleşmiş beton deneyi
determination of water absorption coefficient during capillary action of hardened mortar n. sertleşmiş harcın kapiler etkiler esnasında su emme katsayısının tayini
hardened concrete n. sertleşmiş beton
Automotive
hardened pushrod n. sertleştirilmiş külbütör çubuğu
chrome hardened adj. kromla sertleştirilmiş
Aeronautic
hardened missile n. pekiştirilmiş füze
hardened missile n. pekiştirilmiş roket
hardened aircraft shelter n. güçlendirilmiş uçak koruganı
Medical
chemically biologically hardened air transportable hospital n. kimyasal ve biyolojik etkenlere karşı korunmuş hava yolu ile nakledilebilir hastane birimi
chemically hardened air transportable hospital n. kimyasal etkenlere karşı korunmuş hava yolu ile nakledilebilir hastane birimi
chemically-biologically hardened air transportable hospital n. kimyasal ve biyolojik etkenlere karşı korunmuş hava yolu ile nakledilebilir hastane birimi
chemically-biologically hardened air transportable hospital n. kimyasal ve biyolojik etkenlere karşı güçlendirilmiş havayolu ile nakledilebilir hastane birimi
chemically hardened air transportable hospital n. kimyasal etkenlere karşı güçlendirilmiş havayolu ile nakledilebilir hastane birimi
Chemistry
chemically-biologically hardened air management plant n. kimyasa-biyolojik bakımdan hava sızdırma takviyeli fabrika
Environment
hardened target n. takviye edilmiş hedef
hardened site n. takviye edilmiş tesis
Military
hardened site n. zemini sertleştirilmiş mevzi sahası
hardened site n. tahkimli mevzi
hardened aircraft shelter n. korumalı uçak sığınağı