nice - Turc Anglais Dictionnaire

nice

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "nice" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 45 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
nice adj. güzel
It is a nice example of wishful thinking, but it is too good to be true.
Bu güzel bir hüsnükuruntu örneğidir, ancak gerçek olamayacak kadar iyidir.

More Sentences
nice adj. sevimli
That nice young man came to ask after you.
O genç sevimli adam gelip seni sordu.

More Sentences
nice adj. hoş
There is something nice and surreal about our debates.
Tartışmalarımızda hoş ve gerçeküstü bir şeyler var.

More Sentences
General
nice adj. nazik
Thank you, Frank, that is very nice of you.
Teşekkür ederim Frank, çok naziksin.

More Sentences
nice adj. mükemmel
Two nice folks don't must make a superb couple.
İki iyi insan mükemmel de bir çift olacak diye bir şey yok.

More Sentences
nice adj. kibar
One major European newspaper has talked in terms of a terribly nice European family, and that is what Europe is like.
Önemli bir Avrupa gazetesi fazlasıyla kibar bir Avrupalı aileden söz etti ve Avrupa işte böyle bir yer.

More Sentences
nice adj. iyi
It would be nice if the Commission's public statements gave more evidence of this very balance.
Komisyon'un kamuoyuna yaptığı açıklamaların bu dengeye dair daha fazla kanıt sunması iyi olurdu.

More Sentences
nice adj. hoş
There is something nice and surreal about our debates.
Tartışmalarımızda hoş ve gerçeküstü bir şeyler var.

More Sentences
nice adj. tatlı
We enjoyed talking with her because she was such a nice lady.
Onunla konuşmaktan keyif alırdık çünkü çok tatlı bir kadındı.

More Sentences
nice adj. şirin
We'll make a nice little cemetery.
Küçük, şirin bir mezarlık yapalım.

More Sentences
nice adj. efendi
As far as I know, Tom is a nice guy.
Tanıdığım kadarıyla Tom efendi biri.

More Sentences
nice adv. hoşça
Are you having a nice time?
Hoşça vakit geçiriyor musun?

More Sentences
nice adv. güzelce
I went to the seaside and got a nice tan.
Deniz kenarına gittim ve güzelce bronzlaştım.

More Sentences
nice adj. hassas
nice adj. ince
nice adj. cici
nice adj. latif
nice adj. kıyak
nice adj. dakik
nice adj. cazip
nice adj. iyi yürekli
nice adj. cana yakın
nice adj. incelikli
nice adj. titiz
nice adj. müşkülpesent
nice adj. uygun
nice adj. zarif
nice adj. düşünceli
nice adj. nefis
nice adj. uygun
nice adj. yerli yerinde
nice adj. tatmin edici
nice adj. temiz
nice adj. erdemli
nice adj. saygılı
nice adj. doğru düzgün
nice adv. kibarca
nice adv. doğru düzgün
nice adv. tam olarak
nice adv. titizlikle
nice adv. ihtimamla
nice adv. uygun bir şekilde
Colloquial
nice adj. janti
nice adj. oflaz
Geography
nice n. fransa'nın güneydoğusunda şehir

Sens de "nice" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 3 résultat(s)

Turc Anglais
General
nice many adj.
nice how adv.
Speaking
nice how many expr.

Sens de "nice" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
nice pickle n. zor durum
nice photo n. hoş resim
nice photo n. güzel fotoğraf
nice lady n. hoş bayan
nice lady n. güzel bayan
nice shoes n. güzel/hoş ayakkabılar
nice view n. güzel manzara
nice scenery n. güzel manzara
nice behaviours n. hoş davranışlar
nice house n. güzel ev
nice party n. hoş parti
a nice family n. güzel bir aile
nice guess n. güzel tahmin
nice guess n. iyi tahmin
nice idea n. iyi fikir
have a nice time v. hoşça vakit geçirmek
sound nice v. kulağı okşamak
be nice to v. iyi davranmak
sound nice v. kulağa hoş gelmek
sound nice v. kulağa iyi gelmek
look nice v. hoş görünmek
be nice to someone v. birisiyle iyi geçinmek
be nice to someone v. birisine iyi davranmak
ask nice v. güzelce sormak
have a nice conversation v. hoş sohbet etmek
smell nice v. iyi kokmak
smell nice v. güzel kokmak
hire a nice place v. güzel bir yer kiralamak
very nice adj. ballı
awfully nice adj. nefis
very nice adj. şiir gibi
nice to talk to adj. hoşsohbet
nice and warm adj. sıcacık
nice-looking adj. iyi görünümlü
nice-looking adj. hoş görünümlü
very nice adj. çok hoş
nice looking adj. hoş görünen
nice looking adj. hoş gözüken
nice [obsolete] adj. safça
nice [obsolete] adj. mahcup
nice [obsolete] adj. cüz'i
nice [obsolete] adj. saçma
nice [obsolete] adj. lakayıt
nice [obsolete] adj. önemsiz
nice [obsolete] adj. ufak tefek
nice [obsolete] adj. utangaç
nice [obsolete] adj. güçsüz
nice [obsolete] adj. cahilce
nice [obsolete] adj. çekingen
nice [obsolete] adj. dayanıksız
nice [obsolete] adj. gönülsüz
nice [obsolete] adj. ahlakı bozuk
nice [obsolete] adj. cansız
have a nice weekend interj. iyi hafta sonları
have a nice rest interj. iyi dinlenmeler
have a nice day interj. iyi günler
have a nice meal! interj. afiyet olsun!
have a nice drive interj. hayırlı olsun (araba vb)
Phrasals
turn a nice dime v. iyi kar etmek
turn a nice penny v. iyi kar etmek
turn a nice dollar v. iyi kar etmek
Phrases
have a nice working day expr. iyi çalışmalar
have a nice day expr. iyi çalışmalar
Colloquial
a nice paycheck n. iyi bir maaş
nice throw n. iyi atış
nice guy n. sevecen adam
nice guy n. efendi adam
nice guy n. arkadaş canlısı adam
nice guy n. güvenilir adam
fix everything up all nice v. her şeyi güzelce yoluna sokmak
be nice to someone v. birinin suyuna gitmek
clean up nice v. şık olmak
clean up nice v. giyinip kuşanmak
clean up nice v. süslenip püslenmek
clean up nice v. şekil yapmak
make nice v. birinin yüzüne gülmek
make nice v. birine karşı iyi/kibar olmak
make nice-nice v. birinin yüzüne gülmek
make nice v. uyumlu olmak
make nice v. bir çatışmayı/anlaşmazlığı halletmek
make nice v. bir tartışmayı çözmek/çözüme bağlamak
make nice v. uzlaşmacı olmak
make nice-nice v. birine karşı iyi/kibar olmak
make nice-nice v. sevmese de birine iyi/kibar davranmak
make nice-nice v. birine karşı iyi/kibar olmak
make nice v. barışmak
make nice v. sevmese de birine iyi/kibar davranmak
make nice-nice v. birinin yüzüne gülmek
make nice-nice v. sevmese de birine iyi/kibar davranmak
nice-looking adj. güzel
nice-looking adj. yakışıklı
naughty but nice adj. zararlı ama çok güzel/dayanılmaz/lezzetli
be nice to your friends expr. arkadaşlarına iyi davran
be nice to your friends expr. arkadaşlarınla iyi geçin
be nice to your elders expr. büyüklerinize saygılı olun
be nice to your elders expr. büyüklerine saygılı ol
nice try though expr. yine de iyi denemeydi
nice work in there expr. orada iyi iş çıkardınız
nice work in there expr. orada iyi iş çıkardın
he's a heck of a nice man expr. son derece iyi bir adam
nice place you have here expr. evin çok güzelmiş
nice one! expr. (bu) iyiymiş
nice one! expr. iyi yapmış(sın)!
nice and (something) expr. bir şeyin ne kadar iyi olduğunu vurgulamak için kullanılan ifade
have a nice one expr. iyi geceler
have a nice one expr. iyi günler
have a nice one expr. güle güle
have a nice one expr. iyi sabahlar
nice and (something) expr. iyi ve (bir şey)
nice and peaceful expr. güzel/hoş bir huzuru olan
nice and (something) expr. güzel/hoş (bir şeyi) var
nice and (something) expr. çok (bir şey)
nice and peaceful expr. yeterince huzurlu
(it's) nice to see you expr. seni görmek güzeldi
(it's) nice to see you expr. seni gördüğüme sevindim
(it's) nice to see you, too expr. ben de seni gördüğüme memnun oldum
(it's) nice to see you, too expr. ben de seni gördüğüme sevindim
(it's) nice to see you expr. seni gördüğüme memnun oldum
(it's) nice to be here expr. burada olmaktan mutluluk duyuyorum
(it's) nice to see you, too expr. seni de görmek güzeldi
(it's) nice to be here expr. burada olmaktan mutluyum
had a nice time expr. hoş vakit geçirdim
had a nice time expr. iyi vakit geçirdim
hand (have a nice day) expr. iyi günler
if you don't have anything nice to say, don't say anything at all expr. eğer ağzından kötü sözler çıkacaksa ağzını hiç açma/sus daha iyi
if you don't have anything nice to say, don't say anything at all expr. eğer söyleyecek güzel bir şeyin yoksa ağzını hiç açma daha iyi
if you don't have anything nice to say, don't say anything at all expr. kötü sözler/şeyler söyleyeceksen sus
if you don't have anything nice to say, don't say anything at all expr. eğer iyi bir şey söylemeyeceksen hiçbir şey söyleme daha iyi
if you don't have anything nice to say, don't say anything at all expr. eğer kötü konuşacaksan sus daha iyi
if you don't have anything nice to say, don't say anything at all expr. kötü söz söyleyeceğine sus/hiç konuşma daha iyi
it was nice to see you expr. görüştüğümüze sevindim
it was nice to see you expr. seninle/sizinle görüşmek güzeldi
it was nice to see you expr. seni/sizi görmek güzeldi
nice work expr. aferin
nice work expr. iyi/güzel iş çıkardın
nice work expr. bravo gerçekten (alay etmek maksatlı)
nice one expr. çok iyi
nice one expr. aferin
wibni (wouldn't it be nice if) expr. yapsak iyi olmaz mı/olmaz mıydı
we never play nice expr. biz her zaman sorun çıkarırız
nice and slow expr. yavaşça
nice work! [uk] exclam. aferin!
nice work! [uk] exclam. çok iyi iş!
Idioms
a nice break n. şans
a nice break n. talih
mr. nice guy n. kibar/mülayim adam
mr. nice guy n. dürüst ve iyi niyetli adam
mr. nice guy n. efendi (adam)
mr. nice guy n. beyefendi adam
mr. nice guy n. iyi aile çocuğu