çok iyi - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

çok iyi



Sens de "çok iyi" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 64 résultat(s)

Turc Anglais
General
çok iyi alpha plus n.
çok iyi funkiness n.
çok iyi elegant adj.
çok iyi roaring adj.
çok iyi banner adj.
çok iyi outstanding adj.
çok iyi of the first water adj.
çok iyi celestial adj.
çok iyi exceptional adj.
çok iyi dandy adj.
çok iyi bully adj.
çok iyi some adj.
çok iyi jolly good adj.
çok iyi great adj.
çok iyi very good adj.
çok iyi good adj.
çok iyi bang up adj.
çok iyi choice adj.
çok iyi excellent adj.
çok iyi first-class adj.
çok iyi extra adj.
çok iyi devastating adj.
çok iyi admirable adj.
çok iyi unrivalled adj.
çok iyi terrific adj.
çok iyi cool adj.
çok iyi unrivaled adj.
çok iyi very well adv.
çok iyi highly adv.
çok iyi nicely adv.
çok iyi famously adv.
çok iyi tip-top adv.
çok iyi thumbs up interj.
çok iyi good job interj.
Colloquial
çok iyi thumbs-up n.
çok iyi a bit of all right
çok iyi bang up
Idioms
çok iyi mean adj.
çok iyi heck of a expr.
çok iyi no mean
çok iyi out of this world
çok iyi full well
çok iyi a heaven on earth
çok iyi world of good
çok iyi like nobody's business
çok iyi all well and good
çok iyi over the top
çok iyi got it going on
Speaking
çok iyi that's cool
çok iyi bully for you
Slang
çok iyi grouse
çok iyi bad
çok iyi mickey mouse
çok iyi cold stupid fresh
çok iyi def
çok iyi good onya
çok iyi out there
çok iyi amazeballs
Technical
çok iyi excellent
Computer
çok iyi goodgood
British Slang
çok iyi jolly good
çok iyi baller status
çok iyi good crack
çok iyi gradeley

Sens de "çok iyi" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 239 résultat(s)

Turc Anglais
General
çok iyi biliyormuş gibi kullanmak (bir sözü) bandy about v.
çok iyi gelişmek/büyümek thrive v.
bir şeyi çok iyi bilmek have something at one's fingertips v.
çok iyi bir şey olmak be quite something v.
çok iyi gitmek go like a bomb v.
çok iyi gitmek (işler) thrive v.
-den çok iyi olmak outclass v.
-den çok daha iyi bir performans göstermek outdo v.
çok iyi olmak excel v.
çok iyi bir pozisyonda olmak fly high v.
çok iyi öğrenmek learn something very well v.
çok iyi bilmek know something by heart v.
çok iyi bilmek know by heart v.
(şarkı vb) çok daha iyi söylemek sing much better than v.
birini çok iyi tanımak know someone very well v.
aklına koyduğu her şeyde çok iyi olmak be great at anything he/she sets one's mind to v.
çok iyi bir aileden gelmek come from a very good family v.
çok iyi dans etmek dance very well v.
bir şeyi çok iyi bilmek know something very well v.
çok iyi kondisyonda/durumda olmak be in great shape v.
çok iyi performans sergilemek give a very good performance v.
çok iyi performans göstermek give a very good performance v.
çok iyi bir iş a plum job n.
çok iyi şans best of luck n.
çok iyi bir iş a plum post n.
çok iyi işitme acute hearing n.
çok iyi şey beauty n.
çok iyi kişi beauty n.
beysbolda çok sayıda iyi vuruşun yapıldığı oyun slugfest n.
dışarıdan etkileyici görünüp aslında çok iyi olmayan yapı/durum potemkin village n.
dışarıdan etkileyici görünüp aslında çok iyi olmayan yapı/durum potyomkin village n.
çok iyi şey the business n.
çok iyi kimse the business n.
çok daha iyi better by far adj.
çok daha iyi much better adj.
çok daha iyi all the better adv.
hepsi çok iyi all too well adv.
çok iyi bir biçimde finely adv.
çok daha iyi a lot better adv.
çok iyi değil after a fashion adv.
çok iyi bir şekilde magnificently adv.
çok iyi bir şekilde splendidly adv.
çok iyi bir şekilde gorgeously adv.
çok iyi bir şekilde resplendently adv.
çok iyi bilinen famously adv.
herkesin çok iyi bildiği famously adv.
çok iyi bir şekilde champion [dialect] adv.
Phrases
çok iyi/güzel the berries expr.
çok iyi/güzel it's the berries expr.
en/çok (komik/iyi/kötü) quite the (most something) expr.
bu/bu sefer/böyle/şimdi (çok) daha iyi (oldu) that’s (much) better expr.
çok iyi bir aşçı no mean cook
çok daha iyi better still
çok daha iyi way better
çok daha iyi much better
çok iyi derecede ingilizce excellent command of english
iyi yapmak için hiçbir zaman çok geç değildir it's never too late to do well
Proverb
bir işte çok iyi bir yere gelmek (yükselmek) istiyorsan en alttan başlayıp adım adım yükselmelisin he who would climb the ladder must begin at the bottom
Colloquial
çok iyi olur good deal n.
(daha çok kadın için) terbiyesiz/iyi terbiye almamış no better than (one) ought to be expr.
(daha çok kadın için) terbiyesiz/iyi terbiye almamış no better than (one) should be expr.
çok iyi! deal
çok iyi bilinen bir olay ancient history
çok iyi bir biçimde with a bang
çok iyi bilinen in focus
çok iyi anlaşılmış in focus
çok iyi tanımak know inside out
çok iyi bilmek know inside out
çok iyi değil not much of a
kendine çok iyi bak take very good care of yourself
kendine çok ama çok iyi bak take very good care of yourself
çok daha iyi (olur vb) so much the better
çok az/bir kademe/bir gömlek daha iyi a notch better
çok az/bir kademe/bir gömlek daha iyi notch above
çok iyi tanımak know someone good
çok iyi nişan almak have very good aim
işinde çok iyi olmak be very good at what he/she does
çok iyi seviyede god tier
çok iyi değil not-so-good
çok iyi durumda in the pink
çok iyi (nasılsın sorusuna cevaben) peachy keen
çok iyi bir iş yapmak do a hell of a job
çok daha iyi tant mieux [french]
çok iyi örnek an object lesson
çok iyi gidiyorsun you are killing it
Idioms
bir konuda çok iyi olmak be a great one for (doing something) v.
çok iyi/süper olmak be (the) bomb v.
çok iyi/süper olmak be the bomb [us] v.
(her gerektiğinde) çok çalışarak iyi iş çıkarmak answer the bell v.
geçmişte iyi şeylerin yaşandığını fakat gelecekte çok daha da iyi şeylerin yaşanacağını belirten ifade the best is yet to be expr.
geçmişte iyi şeylerin yaşandığını fakat gelecekte çok daha da iyi şeylerin yaşanacağını belirten ifade the best is yet to come expr.
araları çok iyi olmak be as thick as thieves
-den çok daha iyi olmak stand head and shoulders above
çok iyi yapma in the groove
neler olup bittiğini çok iyi bilmek keep one's finger on the pulse
neler olup bittiğini çok iyi bilmek have one's finger on the pulse
çok iyi bilmek have at one's fingertips
morali ve sağlığı çok iyi as fit as a flea
morali ve sağlığı çok iyi as fit as a fiddle
çok iyi zaman geçirmek have a field day
çok iyi durumda olmak live on the fat of the land
birbirine çok iyi gitmek be in accord with
birbirine çok iyi gitmek be in tune with
birbirine çok iyi gitmek be in harmony with
çok iyi bilinmek be on the map
çok iyi anlamak read like a book
davranışlarını çok iyi tahlil etmek read like a book
çok iyi tanımak read like a book
çok iyi denetlenmek be well in hand
çok iyi bilmek have something at one's fingertips
bir şeyi çok iyi yapabilmek have something at one's fingertips
çok iyi bilmek have a head for
çok iyi becerebilmek have something at one's fingertips
çok iyi niyetli olmak not to have a bad bone in one's body
çok iyi konuma gelmek ride high
çok iyi hissetmek feel like a million bucks
çok iyi hissetmek feel like a million dollars
çok uğraşarak tekrar eski iyi durumuna dönmek claw one's way back from something
kendisini çok iyi hissetmek be in a transport of delight
kendisini çok iyi hissetmek be in a transport of joy
çok iyi vakit geçirmek have a whale of a time
çok iyi bilmek know something forwards and backwards
çok iyi bilmek know something backwards and forwards
çok iyi bilmek know something inside out
çok iyi bilmek know something backwards
çok iyi performans göstermek/sergilemek (sporcu) play a blinder
çok iyi bilmek know where all the bodies are buried
kitabını yazmış olmak (çok iyi bilmek) wrote the book on something
çok iyi ağırlanmak/karşılanmak have red-carpet treatment
çok iyi işlemek/çalışmak work like a charm
çok iyi ağırlanmak/karşılanmak get red-carpet treatment
çok iyi uymak suit someone to a t
çok iyi uymak fit someone to a t
bir şeyde çok iyi olmak be a dab hand
(özellikle deneyimi/yeteneği sayesinde) bir şeyi çok iyi yapmak have something off to a fine art
(özellikle deneyimi/yeteneği sayesinde) bir şeyi çok iyi yapmak have something down to a fine art
kendini çok iyi hissetmek feel on top of the world
birini çok iyi tanımak get on a first-name basis with someone
birini çok iyi tanımak be on a first-name basis with someone
çok iyi başlamak be off to a flying start
çok iyi başlamak get off to a flying start
çok iyi bir başlangıç yapmak be off to a flying start
çok iyi bir başlangıç yapmak get off to a flying start
bir şeyi çok iyi yapıyor/yapabiliyor olmak have down to a science
çok daha iyi a heap sight better
çok mutlu ve iyi hissetmek be in one's glory
çok iyi durumda olmak be in the pink of condition
çok iyi bir iş/parti/hikaye a whale of a (job/party/story)
birine çok kibar/iyi davranmak kill someone with kindness
(diğerlerinden) çok daha iyi olmak knock spots off somebody/something
bir şeyi çok iyi bilmek know something through and through
(özellikle geçmişte yaşanmış olumsuz deneyimler neticesinde) bir şeyi çok iyi bilmek know something only too well
kendini çok iyi hissetmemek be feeling a little under the weather
kendini çok iyi hissetmemek feel a little under the weather
bir şeyde çok iyi olmamak be no great shakes
çok iyi değil no great shakes
çok iyi durumda in top form
(ağrı/acı/dert gibi) bir şeye çok iyi gelmek work wonders with something
çok kibar ve iyi giyimli erkek çocuğu little ford fauntleroy
çok iyi durumda mint condition
çok iyi gitmek go down a storm
birinden çok daha iyi olmak be streets ahead of someone
birinden çok daha iyi olmak stand head and shoulders above someone
bir şeyi çok iyi öğrenmek/anlamak have (something) down cold
çok iyi bir iş çıkarmak make a good fist of doing something
Speaking
olsa çok iyi olur it would be great if
işleri çok iyi çekip çeviriyor she's an excellent manager
seni çok iyi anlıyorum i hear ya on that
çok teşekkür ederim iyi akşamlar thank you very much good evening
her şey çok iyi giderken bile even in the best of times
(iki şeyi karşılaştırırken) çok daha iyi that beats something all to pieces
(iki şeyi karşılaştırırken) çok daha iyi that beats all to pieces
(iki şeyi karşılaştırırken) her haliyle çok daha iyi that beats all to pieces
(iki şeyi karşılaştırırken) her haliyle çok daha iyi that beats something all to pieces
bu çok iyi bir haber that is great news
çok iyi iş çıkartıyorsun you're doing a great job
bir süreliğine izin alsam çok iyi olacak it's for the best that i take some time off
çok iyi olur that would be great
son zamanlarda çok iyi he has been doing real well lately
senle ben çok iyi arkadaş olacağız we're going to be great friends
çok iyi düşün think long and hard
çok iyi anlaşan iki arkadaştık we were pretty decent friends
ona hakkını vermelisin çok iyi bir iş çıkardı you've really got to hand it to him he has done a fine job
çok iyi görünüyorsun you look great
benim çok iyi dostumdur she's a very good friend of mine
benim çok iyi dostumdur he's a very good friend of mine
çok iyi vakit geçirdik we had a lovely time
çok iyi vakit geçirdim i've had a lovely time
çok iyi vakit geçirdim i had a lovely time
çok iyi vakit geçirdik we've had a lovely time
sizi çok iyi anlıyorum i understand you very well
seni çok iyi anlıyorum i understand you very well
ingilizcen çok iyi your english is very good
ingilizceniz çok iyi your english is very good
ingilizceyi çok iyi bilmiyorum i don't speak english very well
ingilizceyi çok iyi bilmiyorum i don't know english very well
beni çok iyi anlıyor he/she totally gets me
onu çok iyi bir yere götürmek istiyorum i want to take her someplace really nice
şimdi çok daha iyi hissediyorum I feel a lot better now
bu hepimiz için çok iyi it's good for all of us
bitki yetiştirmekten çok iyi anlıyorum i got quite a little green thumb
ingilizceyi çok iyi konuşamıyorum i don't speak english very well
pek çok insan daha iyi görünmek isterler most people want to look better
pek çok insan daha iyi görünmek ister most people want to look better
bir çok insan daha iyi görünmek ister most people want to look better
pek çok insan daha iyi görünmek istediklerini söylerler most people say they want to look better
bir çok insan daha iyi görünmek isterler most people want to look better
bence çok iyi bir fikir değildi i don't think that was such a good idea
her şey çok iyi gidiyor it's all going really well
beni çok iyi dinle you listen to me and you listen well
çok iyi gidiyorsun you're doing so great
çok iyi bir dinleyicisin you're such a good listener
ingilizcem çok iyi değil my english is not very well
sen çok iyi ingilizce konuşuyorsun you speak english very well
o çok iyi bir bahçivandır she is a very good gardener
onlar çok iyi yemek yapıyorlar they cook very well
onlar çok iyi yemek yaparlar they cook very well
kafam çok iyi i'm so high
çok iyi olur that will be great
Slang
çok iyi şey the bomb [usa] n.
çok iyi biri the bomb [usa] n.
çok iyi araba kullanan kimse jersey driver
çok iyi anlaşmak get on real well with someone
çok iyi anlaşmak get on like a house on fire
çok iyi anlaşmak be extremely happy in someone's company
çok daha iyi (damn) sight better
çok daha iyi a hell of a lot better than
zihinsel ve fiziksel olarak çok iyi durumda finer than frog hair
Politics
dışarıdan etkileyici görünüp aslında çok iyi olmayan yapı potemkin village
dışarıdan etkileyici görünüp aslında çok iyi olmayan yapı potyomkin village
Insurance
çok iyi korumalı riziko highly protected risk
Technical
çok iyi havalandırılmış şartlar well-ventilated conditions
Telecom
çok iyi mahremiyet pretty good privacy
Sport
çok iyi yapmak do jolly well
ribaundda çok iyi olan oyuncu rebounder
Basketball
çok iyi oyuncu superstar
çok uzun boylu olmayan ancak son derece hareketli olup iyi sıçrayan ve sayı üreten oyuncu swingman
British Slang
çok iyi! nice one!
gözleri çok iyi görmek have x-ray eyes