heavy - Turc Anglais Dictionnaire

heavy

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

heavy — Definition

Signification:
ağır, yoğun
Prononciation (IPA):
(AmE /ˈhɛvi/ – BrE /ˈhɛvi/)
Partie du discours:
Sıfat
Synonymes:
weighty
Antonymes:
light

Sens de "heavy" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
heavy adj. ağır
I heard the sound of his heavy winter boots.
Ağır kışlık botlarının sesini duyuyordum.

More Sentences
General
heavy adj. kuvvetli (yağmur/rüzgar/fırtına)
The heavy rain prevented me from going out.
Kuvvetli yağış dışarı çıkmama engel oldu.

More Sentences
heavy adj. kalın (elbise)
I need a heavy coat.
Kalın bir cekete ihtiyacım var.

More Sentences
heavy adj. çok
The traffic is heavy here.
Burada trafik çok yoğun.

More Sentences
heavy adj. kapalı (gök)
This heavy weather is ruining my plans to surf.
Bu kapalı hava sörf planlarımı mahvediyor.

More Sentences
heavy adj. ağırlaşmış (göz)
It's late, and my eyes feel heavier every second.
Geç oldu ve gözlerim her saniye daha da ağırlaşıyor.

More Sentences
heavy adj. aşırı
We are currently experiencing heavy loads on our servers.
Şu anda sunucularımızda aşırı yüklenme yaşıyoruz.

More Sentences
heavy adj. yoğun (trafik)
The trees all bent under heavy snowfall.
Ağaçların hepsi yoğun kar yağışı altında eğildi.

More Sentences
heavy adj. fazla
One of the features of the mid-term review is the heavier emphasis on quality rather than quantity.
Orta vadeli gözden geçirmenin özelliklerinden biri de nicelikten ziyade niteliğe daha fazla vurgu yapılmasıdır.

More Sentences
heavy adj. ciddi
The things got heavy for me too early, and I know that.
İşler benim açımdan çok erken ciddileşti ve bunun farkındayım.

More Sentences
heavy adj. sert
He received a heavy blow on the head.
Başına sert bir darbe aldı.

More Sentences
heavy adj. şiddetli
A heavy punch knocked him out.
Şiddetli bir yumruk onu bayılttı.

More Sentences
heavy adj. ağır
I heard the sound of his heavy winter boots.
Ağır kışlık botlarının sesini duyuyordum.

More Sentences
heavy adj. zor
And it was a really heavy time.
Ve gerçekten çok zor bir dönemdi.

More Sentences
heavy adj. yoğun
It involves heavy, ongoing investment.
Yoğun ve sürekli devam eden bir yatırım gerektirir.

More Sentences
heavy adj. katı
That soil is too heavy to plant anything in it.
Bu toprak, içine bir şey ekilemeyecek kadar katı.

More Sentences
heavy adj. şişman
He was too heavy to become a host on a plane.
Uçakta hostes olmak için fazla şişmandı.

More Sentences
heavy adj. heybetli
We're looking for a man with a heavy build to get the job done.
İşi yapacak heybetli yapıda bir adam arıyoruz.

More Sentences
Technical
heavy adj. ağır iş
I have a licence to drive and operate heavy machinery.
Ağır iş makinelerini kullanma ehliyetim var.

More Sentences
Sport
heavy adj. yumuşak ve çamurlu (hipodrom)
The track was too heavy to continue the race.
Pist yarışa devam edilemeyecek kadar yumuşak ve çamurluydu.

More Sentences
Slang
heavy n. koruma görevlisi
A couple of heavies wanted to know why we were snooping around.
Birkaç koruma görevlisi neden etrafta dolandığımızı sordu.

More Sentences
General
heavy n. eşkıya
heavy n. haydut
heavy v. ağır çekmek
heavy v. trajik rol oynamak
heavy v. ciddi rol oynamak
heavy v. ağırlaştırmak
heavy v. üzmek
heavy adj. zalim
heavy adj. kederli
heavy adj. kantarlı
heavy adj. kabarmış (deniz)
heavy adj. incelikten yoksun
heavy adj. baygın
heavy adj. ezici
heavy adj. sıkıcı
heavy adj. üzücü
heavy adj. kalın (kar tabakası)
heavy adj. derin (sessizlik)
heavy adj. lök
heavy adj. boğucu (koku)
heavy adj. fırtınalı
heavy adj. çok miktarda (oy kullanımı)
heavy adj. zarafetsiz
heavy adj. zor (iş)
heavy adj. hazmı güç (yemek)
heavy adj. güç
heavy adj. sıkıntılı
heavy adj. bozuk
heavy adj. beceriksiz
heavy adj. usandırıcı
heavy adj. baskın
heavy adj. rüzgar
heavy adj. uyku basmış
heavy adj. bulutlu
heavy adj. okkalı
heavy adj. kaba
heavy adj. şiddetle
heavy adj. ağırlıklı
heavy adj. hamile
heavy adj. önemli
heavy adj. koyu
heavy adj. kopkoyu
heavy adj. kapalı
heavy adj. (hava) bulutlu
heavy adj. güçlü
heavy adj. verimli
heavy adj. randımanlı
heavy adj. büyük ölçekli katılım gösteren
heavy adj. kil dolu ve doymuş
heavy adj. bezgin
heavy adj. büyük kapasiteli
heavy adj. zor işler için tasarlanmış
heavy adj. ağır sanayi ile ilgili
heavy adj. ağır sanayiye ait
heavy adj. ciddi dramatik rol ile ilgili
heavy adj. yüksek sesli
heavy adj. sıkıcı ve yavan
heavy adj. gösterişli
heavy adj. göz alıcı
heavy adj. sakar ve yavaş
heavy adj. kötü adam rolü oynayan
heavy adj. aşırı bağımlılık yapan (alkol)
heavy adj. derin (uyku)
heavy adj. zulmedici
heavy adj. dik
heavy adj. sarp
heavy adj. uyku sersemi
heavy adj. sarp
heavy adj. keskin
heavy adj. ağır alkollü
heavy adj. kaynama noktası yüksek
heavy adj. büyük sayıda zarlı
heavy adj. vurgulu
heavy adj. bariz titreşimli
heavy adj. uzun
heavy adj. (çamur, kum, kil nedeniyle) ilerlemesi zor
heavy adj. idare etmesi zor
heavy adj. sıcak ve nemli
heavy adv. ağır şekilde
heavy adv. ağır basarak
Colloquial
heavy n. ciddi gazete
heavy adj. büyük miktarlı
heavy adj. büyük miktarlar kullanan
Trade/Economic
heavy adj. çok miktarda (alım satım) (borsada)
heavy adj. düşük fiyatlı
Industry
heavy adj. büyük ölçekli üretim yapan (sanayi)
Aeronautic
heavy n. büyük çok motorlu uçak
Veterinary
heavy adj. soluğan hastalığına yakalanmış
heavy adj. soluğan hastalığı olan
Gastronomy
heavy adj. (hamur işi) iyice kabarmamış
Physics
heavy n. ağır (izotop)
Chemistry
heavy adj. yüksek yoğunluklu
heavy adj. ağır iyon ile ilgili
heavy adj. ağır iyonlu element içeren bileşik ile ilgili
Tobacco
heavy adj. ağır tavlı
heavy adv. gramajı fazla
Linguistics
heavy adj. ağır hece ile ilgili
heavy adj. ağır heceye ait
heavy adj. birincil vurgu olan
Military
heavy n. büyük filo birimi
heavy n. büyük kalibreli silah
heavy n. ağır süvari
heavy n. ağır top
heavy n. ağır bombardıman uçağı
heavy adj. ağır teçhizatlı
heavy adj. büyük mermileri ateşleyecek kadar büyük
heavy adj. maksimum konsantre ateş gücüne sahip (silah)
Sport
heavy n. ağır siklet
Theatre
heavy n. ciddi rol
heavy n. trajik rol
Cinema
heavy n. fedai
heavy n. kötü adam rolü
heavy n. başrol oyuncusu
Printery
heavy adj. kalın yazı tipiyle basılmış
heavy adj. ağır baskılı
heavy adj. 11 punto kalınlığında
Slang
heavy n. çeteci
heavy n. gangster
heavy n. çok önemli kimse
heavy n. etkileyici kimse
heavy n. kapıcı
heavy adj. çok popüler
heavy adj. çok önemli
heavy adj. muhteşem
heavy adj. güçlü tempolu
heavy adj. şiddet kullanan
heavy adj. endişe verici
heavy adj. korkutucu
heavy adj. anlaması güç

Sens de "heavy" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
heavy smoker n. ağır tiryaki
General
heavy shower n. sağanak
a heavy cotton cloth n. revendük
heavy with child n. ağırayak
heavy damage n. ağır hasar
heavy oil n. ağır petrol reservi
heavy guns n. ağır silahlar
heavy increase n. hızlı artış
heavy clay n. ağır kil
heavy vehicle n. ağır araç
heavy particle n. ağır parçacık
a heavy sea n. dalgalı deniz
heavy ions n. ağır iyonlar
heavy metal poisoning n. ağır metal zehirlenmesi
heavy goods n. ağır yük
heavy leather n. ağır deri
heavy traffic n. ağır trafik
heavy with child n. gebe
heavy rainfall n. şiddetli yağmur
heavy fuel n. ağır yakıt
heavy water n. ağırsu
heavy soil n. ağır toprak
heavy water n. ağır hidrojenli su
heavy rain n. şiddetli yağmur
heavy with child n. hamile
heavy weapon n. ağır silah
heavy cream n. ağır krema
heavy oil n. ağır yağ
heavy industry n. ağır endüstri
heavy fine n. ağır para cezası
heavy machine gun n. ağır makineli tüfek
heavy petrol n. ağır benzin
heavy drinking n. içki alışkanlığı
heavy drinker n. içkici
heavy oil n. ağıryağ
heavy fuel n. ağıryağ
heavy hand n. sakar
heavy hand n. zorba
heavy hand n. tiranlık
heavy hand n. zorbalık
heavy hand n. baskıcı
heavy hand n. zalim
heavy hand n. otorite
heavy hand n. baskı
heavy hand n. despot
heavy vehicle n. ağır vasıta
heavy density n. ağır yoğunluk
heavy rain n. yoğun yağış
heavy working conditions n. ağır çalışma şartları
heavy snow n. yoğun kar yağışı
heavy traffic n. yoğun trafik
heavy demand n. yoğun talep
heavy fuel oils n. ağır yakıtlar
heavy losses n. ağır kayıplar
heavy work load n. ağır iş yükü
heavy loss n. ağır bilanço
heavy loss n. ağır kayıp
heavy tonnage n. ağır tonajlı
heavy truck n. ağır kamyon
heavy responsibility n. aşırı sorumluluk
heavy schedule n. yoğun takvim
heavy schedule n. yoğun mesai
heavy schedule n. yoğun program
heavy industry n. ağır sanayi
heavy price n. ağır bedel
heavy matters n. ağır konular
heavy matters n. önemli konular
serious-heavy imbecility n. ağır zeka geriliği
heavy burden n. ağır yük
heavy burden n. külfet
heavy criticism n. sert eleştiri
heavy criticism n. ağır eleştiri
heavy criticism n. acımasız eleştiri
heavy telephone traffic n. yoğun telefon trafiği
heavy responsibility n. ağır sorumluluk
heavy make-up n. ağır makyaj
a heavy criticism n. ağır bir eleştiri
heavy exercise n. ağır egzersiz
heavy clothes n. kalın giysiler
heavy fuel burns n. ağır yakıt yanıkları
heavy swear n. sinkaflı küfür
heavy job workload n. ağır iş yükü
a pair of heavy shoes n. bir çift ağır/büyük ayakkabı
light in weight but heavy in value n. yükte hafif pahada ağır
heavy vegetation n. yoğun bitki örtüsü
heavy petting n. cinsel birleşme olmadan gerçekleştirilen seks
heavy object n. ağır cisim
heavy horse n. koşum atı
heavy-heartedness n. kederlilik
heavy fog n. yoğun sis
a night with heavy rain n. sağanak yağışlı gece
a night of heavy rain n. sağanak yağışlı gece
heavy fall of snow n. yoğun kar yağışı
heavy shoes n. postal
heavy perfume n. ağır parfüm
heavy sleeper n. uykusu ağır kimse
a heavy slap n. okkalı bir tokat
heavy jacket n. kalın ceket
heavy bill n. kabarık hesap
heavy bill n. yüksek fatura/hesap
heavy coat n. kalın palto
heavy cream n. yoğun krema
heavy screen time n. yoğun oranda ekrana maruz kalma
heavy dish n. ağır yemek
heavy cloud n. kapalı hava
heavy lives n. ağır yaşamlar
heavy weight n. nüfuzlu kimse
heavy weight n. önemli kimse
heavy weight n. aşırı ağır şey
heavy [scotland] n. sert acı bira
heavy breather n. hırıltılı nefes sesi çıkaran telefon sapığı
heavy industry n. ağır hammadde üretimi
heavy lifting n. ağır şeyler kaldırma
heavy breather n. hırıltılı nefes alan kimse
heavy breather n. zor nefes alan kimse
heavy drop n. paraşütle ağır yük dağıtma sistemi
heavy haulage n. ağır nakliyat
heavy haulage n. ağır yük nakliyatı
get a heavy tan v. arap gibi olmak
be heavy v. ağır çekmek
have a heavy foot v. arabayı çok hızlı sürmek
take a heavy toll v. büyük bir kayba sebep olmak
take a heavy toll v. bir şeye çok zarar vermek
make heavy weather of something v. birşeye olması gerektiğinden daha fazla zaman harcamak
lie heavy on the stomach v. mideye oturmak
lie heavy on somebody v. yüklenmek
draw heavy attention v. yoğun ilgi görmek
walk with heavy steps v. gürültülü yürümek
suffer heavy losses v. ağır kayıplara uğramak
suffer heavy losses v. ağır kayıplar vermek
inflict heavy losses v. ağır kayıplar verdirmek
make heavy weather of v. gözünde büyütmek
pay a heavy price for v. bedelini ağır ödemek
lift heavy v. ağır kaldırmak
be in heavy debt v. çok borcu olmak
carry heavy loads v. ağır yükler taşımak
inflict heavy damage v. ağır zarar vermek
come under heavy criticism v. ağır eleştirilere maruz kalmak
face heavy criticism v. ağır eleştirilere maruz kalmak
draw heavy criticism v. ağır eleştirilere maruz kalmak
lift heavy things v. ağır şeyler kaldırmak
borrow with heavy interest v. yüksek faizle borç almak
borrow with heavy interest v. yüksek faizle borçlanmak
levy a heavy tax on v. ağır vergi koymak
go a little heavy on the eye makeup v. göz makyajını biraz abartmak
get heavy v. ağırlaşmak
not lift heavy things v. ağır şeyler kaldırmamak
carry heavy things v. ağır şeyler taşımak
carry heavy things v. ağır şeyler kaldırmak
feel heavy v. ağırlaşmak