primary - Turc Anglais Dictionnaire

primary

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

primary — Definition

Signification:
birincil, temel, ana
Prononciation (IPA):
(AmE /ˈpraɪmɛri/ – BrE /ˈpraɪməri/)
Partie du discours:
Sıfat: primary
Synonymes:
main
Antonymes:
secondary

Sens de "primary" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 85 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
primary adj. ana
Moreover, companies whose primary activity is waste management employ between 200 000 and 400 000 people.
Ayrıca ana faaliyetleri atık yönetimi olan şirketler 200.000 ila 400.000 kişi istihdam etmektedir.

More Sentences
primary adj. birincil
We must remember that we are looking for primary energy savings.
Birincil enerji tasarrufu aradığımızı unutmamalıyız.

More Sentences
primary adj. başlıca
It is, however, the very nature of the policies imposed by the EU that is the primary cause.
Ancak bunun başlıca nedeni AB tarafından dayatılan politikaların doğasıdır.

More Sentences
General
primary n. ön
Texas holds its primary election next week.
Teksas'ta gelecek hafta ön seçimler yapılacak.

More Sentences
primary n. ilkokul
She will start primary this fall.
Bu sonbaharda ilkokula başlayacak.

More Sentences
primary adj. asıl
Our primary concern, however, concerns extending Europol's competencies.
Ancak bizim asıl endişemiz Europol'ün yetkilerinin genişletilmesiyle ilgilidir.

More Sentences
primary adj. temel
The primary motive for the enlargement of the European Union is that it will extend the stability zone.
Avrupa Birliği'nin genişlemesinin temel nedeni, istikrar bölgesini genişletecek olmasıdır.

More Sentences
primary adj. öncelikli
Her primary concern was her children.
Onun öncelikli kaygısı çocuklarıydı.

More Sentences
primary adj. birinci
Examples of direct primary care practices include Foundation Health in Colorado and Qliance in Washington.
Doğrudan birinci basamak bakım uygulamalarına örnek olarak Colorado'daki Foundation Health ve Washington'daki Qliance verilebilir.

More Sentences
primary adj. ilk
They had found the primary tumor in June.
Haziran ayında ilk tümörü bulmuşlardı.

More Sentences
primary adj. ön
Not quantity, but quality must from now on, be of primary concern.
Bundan böyle nicelik değil, nitelik ön planda olmalıdır.

More Sentences
primary adj. primer (molekül değişimi)
Primary biliary cholangitis (PBC) is not to be confused with primary sclerosing cholangitis (PSC).
Primer biliyer kolanjit (PBC), primer sklerozan kolanjit (PSC) ile karıştırılmamalıdır.

More Sentences
Trade/Economic
primary adj. ana
Moreover, companies whose primary activity is waste management employ between 200 000 and 400 000 people.
Ayrıca ana faaliyetleri atık yönetimi olan şirketler 200.000 ila 400.000 kişi istihdam etmektedir.

More Sentences
primary adj. asıl
Our primary concern, however, concerns extending Europol's competencies.
Ancak bizim asıl endişemiz Europol'ün yetkilerinin genişletilmesiyle ilgilidir.

More Sentences
primary adj. asli
For it really is Parliament's primary task to decide legislation!
Çünkü yasama konusunda karar vermek gerçekten de Parlamento'nun asli görevidir!

More Sentences
primary adj. başlıca
It is, however, the very nature of the policies imposed by the EU that is the primary cause.
Ancak bunun başlıca nedeni AB tarafından dayatılan politikaların doğasıdır.

More Sentences
primary adj. ilk
They had found the primary tumor in June.
Haziran ayında ilk tümörü bulmuşlardı.

More Sentences
Technical
primary adj. esas
It is an important linguistic clarification, but the primary amendment in this regard is Amendment no 13.
Bu önemli bir dilsel açıklama olmakla birlikte bu konudaki esas değişiklik 13 sayılı değişikliktir.

More Sentences
primary adj. ön
Not quantity, but quality must from now on, be of primary concern.
Bundan böyle nicelik değil, nitelik ön planda olmalıdır.

More Sentences
Food Engineering
primary adj. birincil
We must remember that we are looking for primary energy savings.
Birincil enerji tasarrufu aradığımızı unutmamalıyız.

More Sentences
General
primary n. ana renk
primary n. ilk sıra
primary n. birinci eleman
primary n. temel unsur
primary n. ana gezegen
primary n. uydulu gök cismi
primary n. çiftyıldızdan parlak olanı
primary n. (kuşta) ana tüy
primary n. (böcekte) ön kanat
primary n. derisidikenlilerde ilk çıkan plaka
primary n. denizkestanesinde ambulakral plaka
primary n. deniz kestanesi plakası üzerindeki en büyük omurga
primary n. birincil sargı
primary n. (aday veya delege seçmek için) parti üyelerinin yerel/bölgesel toplantısı
primary n. ön seçim
primary n. yerçekimli sistemin en büyük kütleli bileşeni
primary adj. en başta gelen
primary adj. ilksel
primary adj. ilkel
primary adj. birinci derecede
primary adj. en önemli
primary adj. baş
primary adj. primer
primary adj. primer (paleozoik zaman)
primary adj. ilk oluşan (maden, hipojen)
primary adj. ana (kuş tüyü)
primary adj. doğrudan
primary adj. ilk elden
primary adj. ana (renk)
primary adj. birinci (sınıf)
primary adj. primer (bobin)
primary adj. primer (sargı)
primary adj. işlenmemiş (maden)
primary adj. birincil (aminoasit)
primary adj. primer (idiyopatik)
primary adj. tek (zincir/halka)
primary adj. primer (meristem)
primary adj. birincil (bitkiler ile ilgili)
primary adj. temel (bakım)
primary adj. birinci basamak sağlık hizmeti ile ilgili
primary adj. çocukluk çağına ait (diş)
primary adj. direkt
primary adj. ilkesel
Trade/Economic
primary adj. baş
primary adj. en önemli
primary adj. iptidai
primary adj. ilk el
primary adj. ham
primary adj. işlenmemiş
Technical
primary adj. öncel
primary adj. primer
Electric
primary adj. değişken akımla komşu devrede akım indükleyen (devre parçası)
primary adj. primer (akım)
Pathology
primary adj. ilk defa ve birdenbire ortaya çıkan
Chemistry
primary adj. primer
primary adj. tribazik asitteki bir hidrojen atomunun metal atomu veya elektropozitif grupla değiştirilmesiyle oluşmuş (tuz)
Marine Biology
primary adj. ilkil
Botanic
primary adj. bitkinin boyuna büyümesini sağlayan (doku)
Social Sciences
primary adj. toplumun refahı için esas olarak görülen (toplumsal değerler)
Education
primary n. birinci sınıf
primary adj. birinci elden yararlanılan (kaynak)
Linguistics
primary adj. kök (kelime)
primary adj. temel (zaman, fiil)
primary adj. ana (vurgu)
Geology
primary adj. fraksiyonel kristalleşme veya kristal kontaminasyonuna uğramamış (magma)

Sens de "primary" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
primary school n. ilkokul
General
primary school n. sübyan mektebi
primary metabolite n. birincil metabolit
primary aldosteronism n. primer aldosteronizm
primary income distribution n. gelir dağılımı
primary stain n. birincil boya
primary election n. ana seçim
primary colors n. ana renkler
primary abscess n. primer apse
primary election n. aday yoklaması
primary education n. temel eğitim
primary production n. primer
primary education n. ilk eğitim
primary color n. ana renk
primary liability n. asli mesuliyet
primary anemia n. primer anemi
primary amenorrhea n. primer amenore
primary agency n. birincil kuruluş
primary income distribution n. birincil gelir dağılımı
primary perception n. ilksezi
primary liability n. temel sorumluluk
primary education n. ilköğretim
primary analysis n. birincil analizler
primary teeth n. süt dişi
primary concern n. temel sorun
primary concern n. asıl konu
primary component n. asli unsur
primary element n. temel unsur
primary school student n. ilkokul öğrencisi
primary water n. bölüştürülmüş
primary purpose n. ana amaç
primary objective n. ana hedef
primary target n. ana hedef
primary purpose n. temel amaç
primary aim n. temel amaç
primary goal n. temel amaç
primary customer n. ana müşteri
primary purpose n. öncelikli amaç
primary school teacher n. ilkokul öğretmeni
primary activities n. temel faaliyetler
primary activity n. ana faaliyet konusu
primary road n. ana yol
primary industry n. temel sanayi
primary school n. sibyan mektebi
ottoman elementary-primary school n. sıbyan mektebi
primary school graduate n. ilkokul mezunu
primary powers n. temel yetkiler
the primary reason n. başlıca neden
primary step n. giriş basamağı
primary duty n. temel görev
primary source n. ana kaynak
primary differences n. esas farklılıklar
primary differences n. ana farklılıklar
primary interest n. esas ilgi
primary reasons n. başlıca nedenler
the primary reasons of n. başlıca nedenleri
primary policy n. asli veya birincil politika
primary policy n. asıl/ana politika
the primary reasons of n. başlıca sebepleri
primary reasons n. başlıca sebepler
primary factor n. baş faktör
a primary role n. önemli bir rol
a primary role n. büyük bir rol
primary need n. öncelikli ihtiyaç
primary source n. birincil/ana kaynak
primary resource n. ana/temel kaynak
primary segment n. ana segment
primary features n. ana özellikler
primary features n. temel özellikler
primary reason n. esas sebep
primary sources n. birincil kaynaklar
primary factor n. birincil etmen
primary endpoints n. ana sonlanım noktaları
primary endpoints n. birincil sonlanım noktaları
primary health care center n. sağlık ocağı
primary provider n. ana/birincil sağlayıcı
primary school n. sıbyan mektebi
primary activity code n. ana faaliyet kodu
primary source n. asli kaynak
primary reason n. ana sebep
primary problem n. temel sorun
primary asset n. temel varlık
primary forest n. balta girmemiş orman
primary outcomes n. birincil sonuçlar
primary market n. ana pazar
primary tool n. ana araç
primary means n. ana araç
primary qualities of bodies n. (deneyci felsefede) birincil nitelikler
primary color for light n. ana ışık rengi
primary color for pigments n. ana pigment rengi
psychological primary n. gözün esas renkler olarak algıladığı skala
primary load n. ana yük
achieve one's primary purpose v. asıl amacına ulaşmak
be the primary v. başında gelmek
take something as a primary issue v. öncelikli tutmak
teach primary school v. ilkokul öğretmeni olmak
teach primary school v. ilkokulda öğretmenlik yapmak
of primary importance adj. en önemli
primary-aged adj. ilkokul çağındaki (çocuk)
Phrases
these are the primary ones expr. başlıcaları şunlardır
one of the primary resons of expr. başlıca sebeplerinden biri
one of the primary resons of expr. başlıca nedenlerinden biri
Colloquial
our primary focus n. önceliğimiz
primary reason why expr. ..olmasının başlıca nedeni/sebebi
Trade/Economic
primary deposit n. asıl mevduat
primary deficit financing n. cari açık finansmanı
primary want n. birincil istek
primary goal n. birincil hedef
primary commodities n. ana ham maddeler
primary commodities n. ilksel ürünler
primary financial instruments n. başlıca finansal araçlar
primary liability n. mutlak sorumluluk
primary legal reserve n. birinci yasal yedekler
primary objective n. amaç
primary basis of accounting n. muhasebenin temel esasları
primary markets n. birincil piyasalar
primary balance n. faiz dışı denge
primary stakeholders n. birincil çıkar sahipleri
primary data n. ilk el veriler
primary deposit n. bankaya yatırılan paraların oluşturduğu mevduat
primary dealer n. abd'de federal rezerve bank ile doğrudan alışveriş yapma ve hazine ihalelerine katılma yetkisine sahip olan kırk kadar menkul değer aracı kurumu
primary bill of exchange n. sağlam kambiyo senedi ya da poliçe
primary deposit n. bankaların kredi mekanizması ile oluşmuş bulunmayan mevduat
primary objective n. asıl hedef
primary demand n. ana talep
primary products n. ilkel ürünler
primary expenditures n. faiz dışı harcamaları
primary interest rate n. ana faiz oranı
primary sector n. birincil sektör
primary reserves n. ilksel rezervler
primary economic environment n. asıl ekonomik çevre
primary reserve n. birinci tertip yedek akçe
primary financial instruments n. temel finansal araçlar
primary boycott n. asli boykot
primary event n. temel olay
primary objective n. temel hedef
primary reporting format n. temel raporlama formatı
primary surplus n. faiz dışı fazla
primary balance n. faiz dışı bütçe dengesi
primary dealer n. piyasa yapıcılığı sistemi
primary commodities n. topraktan çıkartılan ürünler
primary reporting format n. temel raporlama düzeni
primary goal n. temel hedef
primary economic environment n. temel ekonomik çevre
primary objective n. asıl amaç
primary market n. birincil piyasa
primary or secondary legislation n. esas veya tali mevzuat
primary account n. ana hesap
primary product n. esas ürün
primary commodities n. ilkel mallar