quiet - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

quiet

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Sens de "quiet" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 47 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
quiet n. sessizlik
quiet adj. sakin
quiet adj. sessiz
General
quiet v. yatıştırmak
quiet v. susmak
quiet v. sakinleştirmek
quiet v. kandırmak
quiet v. dindirmek
quiet v. sakinleşmek
quiet v. yatışmak
quiet n. sükün
quiet n. tatil
quiet n. sükut
quiet n. dinginlik
quiet n. sükunet
quiet n. huzur
quiet n. rahatlık
quiet n. asayiş
quiet n. dinme
quiet n. hareketsizlik
quiet n. sakinlik
quiet adj. huzur veren
quiet adj. gösterişsiz
quiet adj. kendi halinde
quiet adj. rahat
quiet adj. sükuti
quiet adj. suskun
quiet adj. gizli
quiet adj. mazlum
quiet adj. asude
quiet adj. yumuşak huylu
quiet adj. dinlendirici
quiet adj. dingin
quiet adj. kuytu
quiet adj. gürültüsüz
quiet adj. yavaş
quiet adj. huzurlu
quiet adj. nazik
quiet adj. uslu
quiet adj. asude
quiet adj. durgun
quiet adj. sessiz
quiet adj. sakin
quiet interj. sakın
Technical
quiet adj. hareketsiz
quiet adj. sakın
Computer
quiet adj. sessiz

Sens de "quiet" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 126 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
keep quiet v. susmak
be quiet v. susmak
in quiet adv. sessizce
General
become quiet v. sessizleşmek
keep something quiet v. örtbas etmek
quiet down v. susmak
keep quiet v. uslu durmak
quiet down v. yatışmak
quiet down v. dinmek
quiet down v. sakinleşmek
keep something quiet v. saklamak
be quiet v. uslu durmak
be quiet v. uslu oturmak
keep quiet about one's talents v. yeteneklerini belli etmemek
keep quiet about one's talents v. içindeki cevheri göstermemek
seem quiet v. sessiz görünmek
stay quiet on the topic v. konu hakkında sessiz kalmak
go someplace quiet v. sessiz bir yere gitmek
have a quiet night in v. sessiz bir gece geçirmek
quiet street n. sakin sokak
quiet street n. sessiz sokak
quiet horse n. sakin at
quiet zone n. telefonun kullanılmaması gereken yerler
quiet zone n. telefon kullanılmasına müsaade edilmeyen bölge
as quiet as a mouse adj. sessiz
peace and quiet adj. huzurlu
very quiet adj. ağzı var dili yok
as quiet as a mouse adj. gürültü yapmayan
as quiet as a mouse adj. sıkılgan
as quiet as a mouse adj. çekingen
as quiet as adj. kadar sessiz
quiet and retiring adj. sessiz sedasız
at quiet adv. sükunette sulh ve asayiş içinde
in quiet adv. yavaşça
at quiet adv. sulh ve asayiş içinde
at quiet adv. sükunette
on the quiet adv. gizlice
Phrasals
keep quiet about something v. bir konuda konuşmamak/sessiz kalmak
quiet someone down v. birini susturmak
quiet someone down v. birini sakinleştirmek
Phrases
always the quiet ones expr. her zaman sessiz olanlardan korkacaksın
Colloquial
a quiet place n. sessiz bir yer
peace and quiet n. sükunet ve sakinlik
quiet and inoffensive adj. kendi halinde
on the quiet(p) expr. gizli kapaklı
so quiet you could hear a pin drop expr. iğne atsan duyulur
keep it quiet expr. kimseye söyleme
quiet places expr. sessiz yerler
so quiet you could hear a pin drop expr. yaprak düşse duyulur
let's go some place quiet expr. daha sessiz/sakin bir yere geçelim
let's go some place quiet expr. daha sessiz/sakin bir yere gidelim
let's go some place quiet expr. gürültüden uzak bir yere gidelim/geçelim
let's go some place quiet expr. gürültüsüz bir yere geçelim/gidelim
let's go somewhere quiet expr. daha sessiz/sakin bir yere geçelim
let's go somewhere quiet expr. daha sessiz/sakin bir yere gidelim
let's go somewhere quiet expr. gürültüden uzak bir yere gidelim/geçelim
let's go somewhere quiet expr. gürültüsüz bir yere geçelim/gidelim
Idioms
keep quiet about something v. bir konuda sessiz kalmak
keep something quiet v. bir şeyi gizli tutmak
be as quiet as a church mouse v. çıt çıkarmamak
keep something quiet v. sır olarak saklamak
do anything for a quiet life v. huzurlu olmak için çalışmak
do anything for a quiet life v. huzurlu olmak için her şeyi yapmak
do anything for a quiet life v. huzurlu bir yaşam için mücadele etmek
do anything for a quiet life v. tek istediği huzur olmak
do anything for a quiet life v. problemlerden/anlaşmazlıklardan kaçınmak
do anything for a quiet life v. huzurunu bozacak şeylerden kaçınmak
do anything for a quiet life v. sorunlardan uzak durmak için her şeyi yapmak
do anything for a quiet life v. insanların/kimsenin sinirini bozmasına izin vermemek
do anything for a quiet life v. insanların rahatını/huzurunu bozmasına izin vermemek
do anything for a quiet life v. soruna/probleme mahal vermemek
do anything for a quiet life v. problem/sorun yaşamamak için her şeyi yapmak
do anything for a quiet life v. rahatsız edilmemek için ne gerekiyorsa yapmak
do anything for a quiet life v. huzuru kaçmasın diye ne gerekiyorsa yapmak
quiet as a lamb adj. aşırı uysal
as quiet as a lamb adj. aşırı uysal
on the quiet adv. sessiz sedasız
all quiet on the potomac expr. hiç ses yok
all quiet on the potomac expr. çıt çıkmadı
all quiet on the potomac expr. hiçbir gelişme yok
a quiet baby gets no suck expr. ağlamayana meme yok
as quiet as a mouse expr. ağzı var dili yok
as quiet as a lamb expr. çok sakin
quiet as a lamb expr. çok sakin
as quiet as the grave expr. çok sessiz
quiet as a church mouse expr. çok sessiz
quiet as the grave expr. çok sessiz
as quiet as a church mouse expr. çok sessiz
on the quiet expr. gizli gizli
on the quiet expr. gizlice
as quiet as the grave expr. mezar gibi sessiz
quiet as a lamb expr. kuzu gibi
as quiet as the tomb expr. mezar gibi sessiz
as quiet as a lamb expr. kuzu gibi
Speaking
a quiet place n. sakin bir yer
someone better keep quiet about it expr. anlatmasa/bahsetmese iyi olur
better keep quiet about it expr. anlatmasa/bahsetmese iyi olur
he/she is a bit quiet today expr. bugün biraz sessiz
are the children quiet? expr. çocuklar sessiz mi?
are the children quiet? expr. çocuklar sessizler mi?
let's go somewhere where it's more quiet expr. hadi daha sessiz bir yere gidelim
please be quiet expr. lütfen sessiz ol
could you please be quiet? expr. lütfen sessiz olur musun?
quiet down expr. sessiz olun
someone better keep quiet about it expr. sussa/konuşmasa iyi olur
be quiet in the classroom expr. sınıfta sessiz ol
be quiet please expr. sessiz olun lütfen
you have to be quiet expr. sessiz olmalısın
better keep quiet about it expr. sussa/konuşmasa iyi olur
be quiet in the classroom expr. sınıfta sessiz olalım
learn to be quiet expr. sessiz olmayı öğren
be quiet expr. sessiz ol
be quiet in the classroom expr. sınıfta sessiz olun
Trade/Economic
quiet market n. durgun piyasa
quiet asset n. kısa vadede paraya çevrilebilen kıymet
quiet market n. sessiz piyasa
quiet enjoyment n. zilyetlik
Law
action to quiet title n. davacının dava konusu olan birşey üzerinde bir hak iddiasında bulunan kişiye karşı açtığı dava
quiet enjoyment n. müdahalesiz kullanım
quiet enjoyment n. zapta karşı tekeffül
Technical
quiet steel n. dinlendirilmiş çelik
quiet running engine n. sessiz çalışan makine
quiet water n. sükunetteki su
Computer
quiet mode n. sessiz mod
Construction
quiet lime n. ince kireç
Cinema
all quiet on the western front n. garp cephesinde yeni bir şey yok