stable - Turc Anglais Dictionnaire

stable

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

stable — Definition

Signification:
istikrarlı, sağlam
Prononciation (IPA):
(AmE /ˈsteɪbəl/ – BrE /ˈsteɪbəl/)
Partie du discours:
Sıfat: stable
Synonymes:
steady
Antonymes:
unstable

Sens de "stable" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 46 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
stable n. ahır
Henry got off his horse and led her to the stables.
Henry atından inerek onu ahıra götürdü.

More Sentences
stable adj. istikrarlı
The euro requires clear and stable rules.
Avro için net ve istikrarlı kurallar gerekiyor.

More Sentences
stable adj. durağan
Standard & Poor's affirmed Zagreb's BBB rating on long-term debt with a stable outlook.
Standard & Poor's, Zagreb'in uzun vadeli borç notunu durağan görünümle BBB olarak doğruladı.

More Sentences
stable adj. kararlı
This compound is stable at room temperature.
Bu bileşik oda sıcaklığında kararlıdır.

More Sentences
stable adj. sabit
The price of gold was stable throughout the year.
Altın fiyatı yıl boyunca sabitti.

More Sentences
stable adj. değişmez
General
stable n. ahırdakiler
The royal stable includes a wide variety of breeds.
Kraliyet ahırındaki atlar çok çeşitli ırkları içermektedir.

More Sentences
stable n. okul
They prefer casting ballets from the same stable.
Aynı okuldan çıkan baleleri oynamayı tercih ediyorlar.

More Sentences
stable v. ahıra alınmak
All horses must be fed and stabled by nightfall.
Tüm atlar akşam olmadan beslenmeli ve ahıra alınmalıdır.

More Sentences
stable adj. sağlam
Unfortunately this is all too true, but we must guard this stable door effectively now.
Ne yazık ki bu çok doğru, ancak şimdi bu sağlam kapıyı etkili bir şekilde korumalıyız.

More Sentences
Trade/Economic
stable adj. istikrarlı
The euro requires clear and stable rules.
Avro için net ve istikrarlı kurallar gerekiyor.

More Sentences
Technical
stable adj. dengeli
She is the most stable person I know.
Tanıdığım en dengeli insan o.

More Sentences
stable adj. istikrarlı
The euro requires clear and stable rules.
Avro için net ve istikrarlı kurallar gerekiyor.

More Sentences
stable adj. sabit
The price of gold was stable throughout the year.
Altın fiyatı yıl boyunca sabitti.

More Sentences
Construction
stable adj. kararlı
This compound is stable at room temperature.
Bu bileşik oda sıcaklığında kararlıdır.

More Sentences
Medical
stable adj. sabit
The price of gold was stable throughout the year.
Altın fiyatı yıl boyunca sabitti.

More Sentences
Physics
stable adj. stabil
It is insoluble in water and stable at room temperature.
Suda çözünmez ve oda sıcaklığında stabildir.

More Sentences
Meteorology
stable adj. kararlı
This compound is stable at room temperature.
Bu bileşik oda sıcaklığında kararlıdır.

More Sentences
Sport
stable adj. istikrarlı
The euro requires clear and stable rules.
Avro için net ve istikrarlı kurallar gerekiyor.

More Sentences
General
stable n. kadro
stable n. damız
stable n. dam
stable n. ekip
stable n. hara
stable n. (aynı satıcı için çalışan) hayat kadınları
stable v. ahıra bağlanmak
stable v. ahırda durmak
stable v. oturmak
stable adj. güvenilir
stable adj. dengeli (kimse)
stable adj. kolayca sarsılmaz
stable adj. baki
stable adj. sarsılmaz
stable adj. değişmez
stable adj. azimli
stable adj. ölümsüz
stable adj. sebatlı
stable adj. dayanıklı
stable adj. kalıcı
stable adj. sürekli
Mechanic
stable n. rijit
Railway
stable v. raylı taşıt park etmek
Medical
stable adj. dayanıklı
Biochemistry
stable adj. dayanıklı
stable adj. kalımlı
Geography
stable adj. duraylı

Sens de "stable" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 147 résultat(s)

Anglais Turc
General
livery stable n. ahır
stable manure n. ahır gübresi
stable companion n. eküri
stable base n. sabit zemin
stable base n. sağlam zemin
training stable n. talim ahırı
stable boy n. seyis
stable gear n. eyer takımı
bike stable n. bisiklet park yeri
augean stable n. ahır gibi yer
augean stable n. augeas ahırı
augean stable n. pislik içinde yüzen yer
augean stable n. yolsuzlukla dolu yer
stable lad n. seyis
stable lad n. at bakıcısı
become stable v. sabitleşmek
be in stable condition v. hayati riski atlatmak
remain stable v. sabit kalmak
in a stable manner adv. dengeli biçimde
stab (stable) abrev. stabil
Proverb
lock the stable door after the horse is stolen iş işten geçtikten sonra önlem almak
shut the stable door after the horse has bolted iş işten geçtikten sonra önlem almak
It's no use closing the stable door after the horse has bolted atı alan üsküdar`ı geçti
Idioms
lock the stable door after the horse has bolted v. iş işten geçtikten sonra önlem almak
close the stable door after the horse has bolted v. iş işten geçtikten sonra önlem almak
close the stable door after the horse has bolted v. atı alan üsküdar'ı geçtikten sonra harekete geçmek
shut the stable door v. iş işten geçtikten sonra önlem almak
closing the stable door after the horse has bolted expr. iş işten geçtikten sonra (önlem alma)
shutting the stable door after the horse has bolted expr. iş işten geçtikten sonra (önlem alma)
like closing the stable door after the horse has bolted expr. iş işten geçtikten sonra
Trade/Economic
stable but adjustable exchange rate n. istikrarlı fakat ayarlanabilir döviz kuru
stable dividend n. sabit tutarda temettü dağıtımı
stable value loan n. indekse bağlanmış tahvil
stable money n. değerinde fazla değişkenlik olmayan ulusal para
stable foreign exchange market n. istikrarlı döviz piyasası
stable amount per share n. sabit tutarda kar payı dağılımı
stable equilibrium n. kararlı denge
stable equilibrium n. istikrarlı denge
stable money n. istikrarlı para
stable value loan n. indeksli tahvil
stable exchange rates n. sabit döviz kurları
stable market n. istikrarlı piyasa
stable market n. istikrarlı pazar
stable increase n. stabil artış
stable funding rate n. istikrarlı fonlama oranı
Law
livery stable n. kiralık at ahırı
stable stand n. (ormanda) geyik vurma veya çalma teşebbüsünde bulunma
Politics
stable democracy n. istikrarlı demokrasi
stable peace n. istikrarlı barış
stable crisis n. istikrarlı kriz
principles for stable capital flows and fair debt restructuring in emerging markets n. yükselen piyasalarda istikrarlı sermaye akımları ve adil borç yeniden yapılanma prensipleri
Technical
stable linear system n. kararlı doğrusal sistem
stable loaded n. yüklü kararlılık
stable system n. kararlı sistem
stable channel n. stabil kanal
stable stream n. kararlı akarsu
equilibrium stable n. kararlı denge
stable road emulsion n. stabil yol emülsiyonları
stable system n. dayanıklı sistem
stable compound n. dayanıklı bileşik
absolutely stable system n. mutlak kararlı dizge
stable state n. kararlı durum
stable oscillation n. sabit titreşim
stable state n. kalımlı durum
thermally-stable poylmers n. ısıl dengeli çoğuzlar
stable system n. dengeli sistem
stable cells n. dengeli gözeler
stable carbide n. dengeli karbür
stable emulsion cleaner n. dengeli sütsü temizleyici
stable system n. dengeli dizge
stable arc n. dengeli ark
stable phase n. dengeli evre
absolutely stable system n. mutlak kararlı sistem
stable base film n. selüloz asetat film
unconditionally stable adj. koşulsuz kararlı
volume-stable adj. sabit hacimli
Computer
stable linear system n. kararlı doğrusal dizge
stable system n. kararlı dizge
conditionally stable system n. koşullu kararlı dizge
limitedly or marginally stable system n. ucu ucuna kararlı sistem
limitedly or marginally stable system n. ucu ucuna kararlı dizge
absolutely stable system n. mutlak kararlı dizge
Informatics
stable linear system n. kararlı doğrusal sistem
stable system n. kararlı sistem
stable platform n. dengeli platform
stable state n. kararlı durum
Telecom
unconditionally stable adj. koşulsuz kararlı
Electric
bi-stable relay n. telerüptör
bi-stable relay n. darbe akım anahtarı
Architecture
stable door n. hollanda stili kapı
Marine
stable beach n. dengeli kumsal
statically stable beach n. statik olarak dengeli sahil
dynamical stable beach n. dinamik dengeli kumsal
stable river-mouth cross-section n. dengeli nehir ağzı kesiti
Medical
stable neutrophile n. stabil nötrofil
stable disease n. stabil hastalık
patient in stable condition n. stabil durumdaki hasta
hemodynamically stable patient n. hemodinamisi stabil olan hasta
stable angina pectoris n. kararlı angina pektoris
stable chronic obstructive pulmonary disease n. stabil kronik obstrüktif akciğer hastalığı
stable dose n. sabit doz
stable patient n. stabil hasta
stable patient n. durumu kontrol altında olan hasta
medically stable adj. tıbbi olarak istikrarlı
Psychology
stable attribution n. istikrarlı yüklem
evolutionary stable strategies n. evrimsel açıdan istikrarlı stratejiler
bi-stable perceptual events n. çift istikrarlı algısal olaylar
medically stable adj. tıbben istikrarlı
Physiology
stable factor n. k vitamininin etkisiyle böbreklerde oluşan bir pıhtılaşma faktörü
Food Engineering
stable equilibrium n. kararlı denge
meta-stable equilibrium n. yarı kararlı denge
shelf-stable product n. uzun raf ömrüne sahip gıda
stable carbon isotope ratio n. kararlı karbon izotop oranı
stable hydrogen isotope ratio n. kararlı hidrojen izotop oranı
stable oxygen isotope ratio n. kararlı oksijen izotop oranı
shelf stable food n. oda sıcaklığında saklanabilir gıda ürünü
stable-to-table adj. ahırdan masaya
Statistics
semi-stable law n. yarı-sabit dengeli yasa
symmetric stable law n. simetrik denge yasası
generalised stable law n. genelleştirilmiş kararlı yasa
stable process n. kararlı süreç
stable law n. kararlı yasa
stable state n. kararlı durum
stable paretian distributions n. kararlı pasretian dağılımları
stable distribution n. kararlı dağılım
Physics
stable isotope n. duraylı yerdeş
stable isotope n. duraylı izotop
stable isotope n. kararlı izotop
innermost stable circular orbit n. en içteki kararlı dairesel yörünge
gravitationally stable n. kütle çekimsel olarak kararlı
Chemistry
stable foaming n. kalıcı köpüklenme
Biology
biologically stable n. biyolojik kararlılığa sahip
Astronomy
innermost stable circular orbit n. en içteki kararlı dairesel yörünge
isco (innermost stable circular orbit) n. en içteki kararlı dairesel yörünge
Zoology
stable fly n. at sineği
stable fly n. baldırsokan
stable fly n. ahır sineği
Agriculture
open stable n. açık ahır
stable mechanization n. ahır mekanizasyonu
stable lad n. ahır uşağı
stable lad n. at bakıcısı
Environment
stable isotope n. stabil izotop
Meteorology
stable core n. kararlı çekirdek
stable boundary layer n. kararlı sınır tabakası
Entomology
stable fly n. baldırsokan sineği
stable fly n. baldırsokan
Star Wars
aerie (stable) n. aerie (ahır)