straw - Turc Anglais Dictionnaire

straw

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

straw — Definition

Signification:
saman, pipet, önemsiz unsur
Prononciation (IPA):
(AmE /strɔː/ – BrE /strɔː/)
Partie du discours:
İsim: straw (straws)
Antonymes:
substance, solidity

Sens de "straw" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 70 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
straw n. saman
To make a mattress for camping, we stuffed a sack with straw.
Kampta yatak yapmak için bir çuvalı samanla doldurduk.

More Sentences
straw n. hasır
She used a straw basket to collect the eggs.
Yumurtaları toplamak için hasır bir sepet kullanırdı.

More Sentences
straw n. pipet
I bought a reusable glass straw for my tumbler.
Bardaklarım için yeniden kullanılabilir bir cam pipet aldım.

More Sentences
General
straw n. hasır
She used a straw basket to collect the eggs.
Yumurtaları toplamak için hasır bir sepet kullanırdı.

More Sentences
straw n. çöp
She drew the short straw, so the next round of drinks is on her.
Kısa çöpü o çekti, bu yüzden bir sonraki içkiler ondan.

More Sentences
straw n. saman çöpü
A drowning man will clutch at a straw.
Boğulan bir adam bir saman çöpüne tutunur.

More Sentences
Technical
straw n. çubuk
Tom drew the short straw.
Tom kısa çubuğu çekti.

More Sentences
Gastronomy
straw n. pipet
I bought a reusable glass straw for my tumbler.
Bardaklarım için yeniden kullanılabilir bir cam pipet aldım.

More Sentences
Printery
straw n. saman
To make a mattress for camping, we stuffed a sack with straw.
Kampta yatak yapmak için bir çuvalı samanla doldurduk.

More Sentences
General
straw n. önemsiz şey
straw n. zerre
straw n. hasır işi
straw n. kukla
straw n. hasır şapka
straw n. ekin sapı
straw n. kamış
straw n. saz
straw n. sapsaman
straw n. kamış çubuk
straw n. yetersiz destek
straw n. tutunulacak güçsüz dal
straw n. önemsiz şey
straw n. yeterli yardımı sağlayamayan şey
straw n. güven vermeyen şey
straw n. kehanet
straw n. belirti
straw n. öncü haber
straw n. alamet
straw n. güçsüz kimse
straw n. dirayetsiz kimse
straw n. zayıf kimse
straw v. (yüzeyi) samanla kapatmak
straw v. (bir yüzeyi) hasır ile örtmek
straw v. (bir yüzeyi) kamışlar ile örtmek
straw v. saman vermek
straw v. kamış sağlamak
straw v. serpiştirmek
straw v. dağıtmak
straw v. saçmak
straw adj. samanlı
straw adj. hasırdan yapılmış
straw adj. kamıştan yapılmış
straw adj. samana ait
straw adj. saman ile ilgili
straw adj. saman için kullanılan
straw adj. saman gibi uyduruk
straw adj. üflense uçacak gibi duran
straw adj. güçsüz duran
straw adj. güven vermeyen
straw adj. zayıf karakterli
straw adj. kamuoyu yoklamasına ait veya ilgili
straw N. önemsiz unsur
Trade/Economic
straw adj. değersiz
Politics
straw adj. temayül yoklamasına ait veya ilişkin
straw adj. temayül yoklamasına özgü
Technical
straw n. kamış
straw n. ot
Dyeing
straw n. saman sarısı
straw n. soluk sarı
straw n. sarının açık bir tonu
straw adj. saman sarısı renkli
straw adj. soluk sarı renkli
straw adj. açık sarı
Automotive
straw n. buji yuvası temizleme aleti
Food Engineering
straw n. tam buğday ekmeği
straw n. kepek ekmeği
Agriculture
straw n. anız
straw n. ekin anızı
Music
straw n. flüt
straw n. ney

Sens de "straw" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
straw man n. korkuluk
drinking straw n. pipet
General
man of straw n. erkek müsveddesi
straw yellow n. saman sarısı
straw hat n. hasır şapka
straw yellow n. samanrengi
straw color n. saman rengi
straw man n. saman adam
the final straw n. bardağı taşıran son damla
drinking straw n. kamış
the last straw n. artık bu kadarı fazla
the last straw n. bardağı taşıran damla
the last straw n. bardağı taşıran son damla
straw yellow n. soluk sarı
straw board n. kamış levha
straw yellow n. açık sarı
straw mat n. saz hasır
man of straw n. bostan korkuluğu
fallacy of the straw-man n. iddiayı zayıflatma safsatası
shortest straw n. en kısa çöp
drinking straw n. meşrubat kamışı
oat straw n. yulaf samanı
oat straw n. yulaf sapı
bendy straw n. körüklü kamış
bendable straw n. körüklü pipet
bendable straw n. körüklü kamış
bendy straw n. körüklü pipet
bed of straw n. saman yatak
straw boss n. şef
fallacy of the straw-man n. korkuluk mantık hatası
straw person fallacy n. korkuluk mantık hatası
straw man fallacy n. korkuluk mantık hatası
straw glasses n. gözlük şeklinde kafaya geçirilen, pipetle su içmeye yarayan plastik
straw paper n. saman kağıdı
straw house n. saman ev
man of straw n. tartışma ve münazaralarda kullanılan, karşı tarafın gerçek önermesini daha zayıf bir sav ile değiştirip çürüterek üstün gelindiği yanılsamasını yaratan bir taktik
pedal straw n. hasır örgü
pedal straw n. saman sapı
pedal straw n. ekin sapı
wisp of straw n. bir tutam saman
straw plait n. (şapka yapımı için) örgü hasır
be the last straw v. tuz biber ekmek
be the last straw v. üstüne tuz biber ekmek
drink through a straw v. pipetle içmek
drink through a straw v. pipetten içmek
straw-colored adj. açık sarı
straw-colored adj. saman renkli
straw-colored adj. saman renginde
straw-coloured adj. saman rengi
straw-coloured adj. samanrengi
straw-colored adj. samanrengi
straw-colored adj. saman rengi
straw-coloured adj. saman renkli
straw-coloured adj. açık sarı
straw-coloured adj. saman renginde
in the straw adv. lohusa halde
in the straw adv. lohusalık döneminde
Proverb
a drowning man will catch at a straw denize düşen yılana sarılır
a drowning man will clutch at a straw denize düşen yılana sarılır
you can't make bricks without straw gerekli malzeme olmadan bir iş yapılamaz
you cannot make bricks without straw gerekli malzeme olmadan bir iş yapılamaz
a drowning man will grasp at a straw denize düşen yılana sarılır
a drowning man will grab at a straw denize düşen yılana sarılır
a drowning man will grab at a straw çaresiz kalan her yolu dener
a drowning man will grasp at a straw çaresiz kalan her yolu dener
a straw will show which way the wind blows ateş olmayan yerden duman çıkmaz
a straw will show which way the wind blows küçük bir şey olacakların işareti olabilir
Colloquial
a man of straw n. bostan korkuluğu
a man of straw n. paravan kişi
straw man n. bostan korkuluğu
straw man n. paravan kişi
straw man n. değersiz adam
straw dogs n. şamar oğlanları
bang straw [obsolete] n. harmancı
bang straw [obsolete] n. çiftlik çalışanı
make brick without straw v. yeterince malzeme vb olmadan işe kalkışmak
a man of straw expr. değersiz adam
It is the last straw that breaks the camel's back expr. bardağı taşıran son damla
Idioms
man of straw n. bostan korkuluğu
a straw in the wind n. bir şeyin habercisi
a straw man n. zayıf/güçsüz/eğreti (fikir/insan)
a man of straw n. zayıf/güçsüz/eğreti (fikir/insan)
the straw that breaks the donkey's back n. bardağı taşıran son damla
straw that stirs the drink n. kilit isim
straw that stirs the drink n. olmazsa olmaz kişi
straw that stirs the drink n. bir sistem içerisindeki en önemli kişi
a man of straw n. korkak herif
a man of straw n. ödlek herif
straw in the wind n. bir şeyin habercisi
the short straw n. şanssız şey
the short straw n. kısa çöp
the short straw n. kısa kibrit
the short straw n. istenmeyen şey
grasp at a straw v. kendini kurtarmak için her şeyi yapmak
catch at a straw v. umutsuzluk içinde her çareyi denemek
draw the short straw v. kısa çöpü çekmek
draw the shortest straw v. kısa çöpü çekmek
end up with the short straw v. kaybetmek
draw/pick the short straw v. kaybetmek
draw/pick the short straw v. kısa çöpü çekmek
be in the straw v. loğusalık döneminde olmak
buy straw hats in winter v. (bir şeyi) vaktinden önce ve ucuz olduğu zaman almak
buy straw hats in winter v. kürkü orak vaktinde, orağı kürk vaktinde almak
buy straw hats in winter v. aba vakti yaba, yaba vakti aba almak
stumble at a straw v. en ufak bir problemde duraksamak
stumble at a straw v. en ufak bir sorunda morali bozulmak
take a straw poll v. halkın nabzını tutmak amacıyla anket düzenlemek
take a straw poll v. seçim anketi düzenlemek
take a straw poll v. anket düzenlemek
be the final straw v. bardağı taşıran son damla olmak
be the final straw v. üstüne tuz biber olmak
be the last/final straw v. üstüne tuz biber olmak
be the last/final straw v. bardağı taşıran son damla olmak
catch at a straw v. umutsuzluk içinde her çareyi denemek
catch at a straw v. çaresizce çabalamak
catch at a straw v. çaresizlik içinde debelenip durmak
catch at a straw v. çaresizlikle durumu kurtarmaya çalışmak
make bricks without straw v. kumdan kale yapmak
clutch at a straw v. denize düşüp yılana sarılmak
clutch at a straw v. uçan kuştan medet ummak
clutch at a straw v. kendini çaresizce bir durumdan kurtarmaya çalışmak
clutch at a straw v. çaresizce çırpınmak
clutch at a straw v. boşa çabalamak
grab at a straw v. önemsiz bir şeye tutunmak
grab at a straw v. çaresizlikle durumu kurtarmaya çalışmak
grab at a straw v. kendini kurtarmak için her şeyi yapmak
grab at a straw v. güvenilirliği/önemi olmayan bir şey öne sürmek
grab at a straw v. umutsuzluk içinde her çareyi denemek
grab at a straw v. denize düşüp yılana sarılmak
grab at a straw v. boşa çabalamak
grab at a straw v. çaresizce çabalamak
the last straw expr. bir bu eksikti
drowning man will clutch at straw expr. denize düşen yılana sarılır
a drowning man will catch a straw expr. denize düşen yılana sarılır
the last straw that breaks the camel's back expr. bardağı taşıran son damla
grasp at a straw expr. denize düşen yılana sarılır
last straw to break the camel's back expr. bardağı taşıran son damla
the straw that broke the camel's back expr. bardağı taşıran son damla
called to straw expr. doğum sancısının veya doğumun başlaması
called to straw expr. doğumun eli kulağında olması
the straw that broke the camel`s back expr. bardağı taşıran son damla
the final/last straw expr. bardağı taşıran son damla
the straw that breaks the camel's back expr. bardağı taşıran son damla
not worth a straw expr. işe yaramaz
not worth a straw expr. tırt
not worth a straw expr. kıytırık
not worth a straw expr. değersiz
not worth a straw expr. önemsiz
not worth a straw expr. kıymetsiz
not worth a straw expr. bir şey ifade etmeyen