tale - Turc Anglais Dictionnaire

tale

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

tale — Definition

Signification:
hikâye, masal
Prononciation (IPA):
(AmE /teɪl/ – BrE /teɪl/)
Partie du discours:
İsim: tale (tales)
Synonymes:
story, fable
Antonymes:
fact

Sens de "tale" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 19 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
tale n. masal
Our child loves listening to folk tales.
Çocuğumuz halk masallarını dinlemeyi seviyor.

More Sentences
tale n. hikaye
He told the same tale about how he got drunk with the president again.
Başkanla birlikte nasıl sarhoş olduklarına dair bilindik hikayeyi tekrar anlattı.

More Sentences
tale n. öykü
General
tale n. yalan
tale n. kıssa
tale n. rivayet
tale n. dedikodu
tale n. efsane
tale n. toplam
tale n. sayı
tale n. öykülü masal
tale n. palavra
tale n. uydurulmuş şey
tale n. nutuk
tale n. söylev
tale n. konuşma
tale n. adet
tale n. yalan/uydurma hikaye
tale N. hikâye

Sens de "tale" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 147 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
fairy tale n. masal
General
folk tale n. masal
fairy tale n. peri masalı
heroic tale n. kahramanlık masalı
epic tale n. epik hikaye
fairy-tale n. palavra
tale fairy n. masal perisi
a fairy tale wedding ceremony n. dillere destan bir düğün
didactic tale n. öğretici hikaye
a tale of the cities n. (bu) kentlerin öyküsü
a tale of the cities n. (bu) şehirlerin hikayesi
oft-told tale n. hep anlatılan hikaye
cautionary tale n. eğitici öykü
tall tale n. genellikle insan üstü öğeleri içeren abartılı hikaye
urban tale n. şehir efsanesi
fairy tale land n. masal dünyası
tale world n. masal dünyası
folk tale n. halk masalı
mermaid tale n. denizkızı hikayesi
fairy tale n. yanıltmak veya göz boyamak için tasarlanmış hikaye
fairy tale n. kurgusal ve fantastik açıklama
fairy tale n. kurgusal ve fantastik hikaye
fairy tale n. mantıksızlık veya yalan barındıran hikaye
cautionary tale n. uyarıcı hikaye
old wives' tale n. hurafe
old wives tale n. batıl inanç
old wives tale n. hurafe
old wives tale n. kocakarı masalı
old wives' tale n. uydurma
folk tale n. genellikle yanlış veya batıl inanca dayalı olup geleneksel olarak sonraki nesillere aktarılan inanış veya hikaye
folk tale n. halk hikayesi
tell a tale v. masal anlatmak
have a tale to tell v. anlatacak bir hikayesi olmak
pen a tale v. bir hikayeyi kaleme almak
fairy-tale adj. masala yakışır
fairy-tale adj. üstün veya gerçek dışı bir mükemmelliğe sahip
fairy-tale adj. üstün veya gerçek dışı güzellikte olan
fairy-tale adj. üstün veya gerçek dışı zarafete sahip
fairy-tale adj. masala özgü
by tale adv. tane hesabıyla
Phrases
that tells its own tale expr. bu yeter
that tells its own tale expr. izaha gerek yok
Proverb
tale never loses in the telling n. abartarak anlatma
tale never loses in the telling bire bin katma
a tale never loses in the telling bir hikaye her anlatıldığında biraz daha süslenir/abartılır
a tale never loses in the telling bir hikaye her anlatıldığında üstüne bir şeyler daha katılır
a tale never loses in the telling her defasında üstüne katarak anlatma
a tale never loses in the telling bire bin katma
Colloquial
a tall tale n. palavra
Idioms
old wives' tale n. batıl inanç
old wives' tale n. batıl itikat
fish tale n. balıkçı hikayesi
an old wives' tale n. kocakarı inancı
old wise tale n. kocakarı hikayesi
old wives' tale n. kocakarı hikayesi
old wives' tale n. kocakarı masalı
fish tale n. kuyruklu yalan
tale of woe n. hüzünlü hikaye
the tale of the tape n. boks maçı öncesi iki sporcunun boyutlarıının ölçülmesi
the tale of the tape n. mukayese
the tale of the tape n. karşılaştırma
tale of the tape n. boks maçı öncesi iki sporcunun boyutlarıının ölçülmesi
tale of the tape n. mukayese
tale of the tape n. karşılaştırma
a twist in the tale n. (hikayenin sonundaki) beklenmedik durum/sonuç
banbury tale n. bir sonu olmayan dolambaçlı hikaye
banbury tale n. abuk sabuk hikaye
a fish tale n. palavra
a fish tale n. kuyruklu yalan
a fish tale n. büyük bir yalan
a fish tale n. hikaye
a fish tale n. uydurma hikaye
a fish tale n. masal
a fish tale n. balıkçı hikayesi
an old wives' tale n. batıl inanç
an old wives' tale n. kocakarı masalı
an old wives' tale n. kocakarı masalı
an old wives' tale n. batıl inanç
live to tell the tale v. bir felaketten vb sağ kurtulmak
tell its own tale v. aşikar/apaçık belli olmak
tell a tall tale v. kuyruklu yalan söylemek
tell tale of v. dikkate almak
tell a different tale v. beklenenden/söylenenden farklı bir bilgi vermek
tell a different tale v. aynı şeyi söylememek/göstermemek
tell a different tale v. başka/farklı bir hikaye anlatmak
tell a different tale v. başka türlü/farklı anlatmak
tell a different tale v. birinin söylediğiyle uyuşmayan bir şey anlatmak
tell a different tale v. başka/farklı bir şey söylemek
tell a different tale v. öyle dememek/söylememek
tell another tale v. başka türlü/farklı anlatmak
tell another tale v. birinin söylediğiyle uyuşmayan bir şey anlatmak
tell another tale v. aynı şeyi söylememek/göstermemek
tell another tale v. başka/farklı bir şey söylemek
tell another tale v. öyle dememek/söylememek
tell another tale v. beklenenden/söylenenden farklı bir bilgi vermek
tell another tale v. başka/farklı bir hikaye anlatmak
spin (one) a tale v. palavra atmak
spin (somebody) a tale v. kıvırmak
spin (somebody) a tale v. martaval okumak
spin (one) a tale v. kıvırmak
spin (one) a tale v. (birine) bir yalan uydurmak/atmak
spin (somebody) a tale v. palavra atmak
spin (somebody) a tale v. (birine) bir hikaye uydurmak
spin (somebody) a tale v. (birine) bir yalan uydurmak/atmak
spin (one) a tale v. (birine) yalan bir hikaye anlatmak
spin (one) a tale v. maval okumak
spin (one) a tale v. (birine) bir hikaye uydurmak
spin (one) a tale v. martaval okumak
spin (somebody) a tale v. maval okumak
spin (somebody) a tale v. (birine) yalan bir hikaye anlatmak
tell the same tale (of something) v. aynı şey/hikaye okunmak
tell the same tale (of something) v. aynı şeyin göstergesi olmak
tell the same tale (of something) v. aynı şeyi anlatmak
tell the same tale (of something) v. aynı (bir şey) bilgisini vermek
tell the same tale (of something) v. aynı hikayeyi anlatmak
tell the same tale (of something) v. aynı (bir şey) hikayesini anlatmak
tell the same tale (of something) v. aynı bilgiyi vermek
tell the same tale (of something) v. aynı (bir şey) hikayesinin göstergesi olmak
tell the tale v. gerçeği göstermek/ortaya koymak
tell the tale v. ne olup bittiğini göstermek
tell the tale v. gerçekte ne olduğunu açığa çıkarmak
pitch a tale pitch a yarn v. (özellikle fantastik nitelikte) hikaye anlatmak
a likely tale expr. külahıma anlat
thereby hangs a tale expr. bunun arkasında başka bir şey var
thereby hangs a tale expr. bunun arkasında başka bir iş var
therein hangs a tale expr. bunun arkasında başka bir iş var
therein hangs a tale expr. bunun arkasında başka bir şey var
thereby hangs a tale expr. bunun bir hikayesi var
thereby/therein hangs a tale expr. çok uzun hikaye
thereby lies a tale expr. bunun bir hikayesi var
thereby hangs a tale expr. bunun bir hikayesi var
herein lies a tale expr. bunun bir hikayesi var
herein lies a tale expr. bunun arkasında başka bir şey var
thereby hangs a tale expr. bunun arkasında başka bir şey var
therein lies a tale expr. bunun altında yatan bir hikaye var
thereby lies a tale expr. bunun altında yatan bir hikaye var
therein lies a tale expr. bunun bir hikayesi var
therein lies a tale expr. bunun arkasında başka bir şey var
herein lies a tale expr. bunun altında yatan bir hikaye var
thereby hangs a tale expr. bunun altında yatan bir hikaye var
thereby lies a tale expr. bunun arkasında başka bir şey var
Automotive
tell-tale light n. uyarı lambası
Literature
frog prince tale n. kurbağa prens masalı
frame tale n. çerçeve hikaye
canterbury tale n. canterbury hikayesi
canterbury tale n. chaucer'in canterbury'ye giden hacıların ağzından yazdığı masallardan biri
heroic tale n. macera öyküsü