teeth - Turc Anglais Dictionnaire

teeth

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

teeth — Definition

Signification:
dişler
Prononciation (IPA):
(AmE /tiːθ/ – BrE /tiːθ/)
Partie du discours:
İsim: teeth (plural of tooth)

Sens de "teeth" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 10 résultat(s)

Anglais Turc
General
teeth n. dişler
Chocolate and sweets are truly bad for your teeth.
Çikolata ve tatlılar dişlerin için iyi değildir.

More Sentences
teeth v. diş çıkarmak
The baby is teething now.
Bebek şimdi diş çıkarıyor.

More Sentences
Technical
teeth n. tırnak
Tom ran into a squad of police officers armed to the teeth.
Tom tepeden tırnağa silahlı bir polis ekibiyle karşılaştı.

More Sentences
Automotive
teeth n. dişler
Chocolate and sweets are truly bad for your teeth.
Çikolata ve tatlılar dişlerin için iyi değildir.

More Sentences
Dentistry
teeth n. dişler
Chocolate and sweets are truly bad for your teeth.
Çikolata ve tatlılar dişlerin için iyi değildir.

More Sentences
Linguistics
teeth n. diş
How many teeth does a cow have?
Bir ineğin kaç dişi var?

More Sentences
teeth n. dişler
Chocolate and sweets are truly bad for your teeth.
Çikolata ve tatlılar dişlerin için iyi değildir.

More Sentences
General
teeth n. (bir şeyin) en şiddetli noktası
teeth n. arzu edilen etkiyi yaratma gücü
Medical
teeth n. dentes dens

Sens de "teeth" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
false teeth n. takma dişler
false teeth n. takma diş
artificial teeth n. takma diş
milk teeth n. sütdişleri
wisdom teeth n. yirmilik dişler
wisdom teeth n. yirmi yaş dişleri
temporary teeth n. süt dişi
primary teeth n. süt dişi
deciduous teeth n. süt dişi
milk teeth n. süt dişi
baby teeth n. süt dişi
molar teeth n. azı dişleri
white teeth n. beyaz dişler
crooked teeth n. çarpık diş
alligator teeth n. timsah dişleri
decayed teeth n. çürümüş dişler
decayed teeth n. çürük dişler
teeth mark n. diş izi
pearl white teeth n. inci beyazı dişler
chattering teeth n. (soğuktan vs) birbirine vuran dişler
pointed teeth n. sivri dişler
clean teeth n. temiz dişler
smile back through gritted teeth n. zorla/istemeden gülümsemek
grow teeth v. diş çıkarmak
gnash one's teeth v. dişini gıcırdatmak
lie through one's teeth v. külliyen yalan söylemek
gnash the teeth v. diş gıcırdatmak
pick one's teeth v. dişini karıştırmak
grit one's teeth and bear it v. dişini sıkmak
pick one's teeth v. kürdan vb'yle dişlerini temizlemek
cut one's teeth in something v. bir alanda ilk deneyimini yaşamak
cut one's wisdom teeth v. olgunlaşmak
bare its teeth v. hayvan dişlerini göstermek
grate one's teeth v. dişlerini gıcırdatmak
take the bit between one's teeth v. söz dinlememek
lie in one's teeth v. korkunç yalanlar söylemek
set someone's teeth on edge v. birini sinirlendirmek
show one's teeth v. diş göstermek
set someone's teeth on edge v. birinin sinirlerini bozmak
brush one's teeth v. dişlerini fırçalamak
brush teeth v. diş fırçalamak
take the bit between one's teeth v. gemi azıya almak
fling something in one's teeth v. başına kakmak
fling something in one's teeth v. yüzüne vurmak
brush one's teeth v. diş fırçalamak
lose one's teeth through age v. dişleri dökülmek
grit one's teeth v. dişini sıkmak
brush one's teeth v. dişini fırçalamak
reveal teeth v. diş göstermek
show teeth v. diş göstermek
bare teeth v. diş göstermek
brush the teeth v. dişleri fırçalamak
get one's teeth into v. dişini geçirmek
get one's teeth into v. dişiyle tırnağıyla savaş vermek
whiten the teeth v. diş beyazlatmak
one's teeth chatter from the cold v. soğuktan dişleri takırdamak/zangırdamak
one's teeth chatter from the cold v. soğuktan dişleri birbirine vurmak
knock one’s teeth out v. birinin dişlerini dökmek
grind one's teeth v. dişlerini gıcırdatmak
grind one's teeth v. dişini gıcırdatmak
put one's teeth on edge v. çileden çıkarmak
set one's teeth on edge v. (birinin) dişlerini kamaştırmak
put one's teeth on edge v. (birinin) dişlerini kamaştırmak
put one's teeth on edge v. aşırı derecede rahatsız etmek
seize with teeth v. diş geçirmek
seize with teeth v. dişleyerek parçalamak
seize with teeth v. dişle koparmak
swallow one's teeth v. ifadeyi geri almak
armed to the teeth adj. tepeden tırnağa silahlı
with crooked teeth adv. çarpık dişli
in the teeth expr. doğrudan
in spite of the teeth expr. muhalefete karşı
in the teeth expr. hemen karşısında
in spite of the teeth expr. her türlü çabaya karşı
Phrases
skin of the teeth n. son şans
skin of the teeth n. koca bir hiç
skin of the teeth n. hiç
skin of the teeth n. en düşük olasılık
healthy teeth, happy smile expr. sağlıklı dişler, mutlu gülüşler
as old as my eyes and a little (bit) older than my teeth expr. göründüğü yaşta
as old as my eyes and a little (bit) older than my teeth expr. gözünün gördüğü yaşta
as old as my eyes and a little (bit) older than my teeth expr. yaşını söylemeyip soruyu geçiştirmek için söylenen bir söz
as old as my eyes and a little (bit) older than my teeth expr. yaş sorulduğunda verilen muğlak cevap
Proverb
the gods send nuts to those who have no teeth tanrı cevizi dişi olmayana verir
the gods send nuts to those who have no teeth tanrı dişi olmayana ceviz verir
Colloquial
a kick in the teeth n. büyük bir tekme
a kick in the teeth n. büyük bir tokat
a kick in the teeth n. büyük bir darbe
a kick in the teeth n. tokat etkisi yaratan şey
gnashing of teeth n. şikayet etme
gnashing of teeth n. diş gıcırdatma/sıkma
gnashing of teeth n. sızlanma
gnashing of teeth n. söylenme
gnash teeth v. diş gıcırdatmak/sıkmak
gnash your teeth v. dişini gıcırdatmak/sıkmak
gnash your teeth v. dişlerini gıcırdatmak/sıkmak
dressed to the teeth adj. hoş giyinmiş
dressed to the teeth adj. şık giyinmiş
hell's teeth exclam. lanet olsun
hell's teeth exclam. allah kahretsin
hell’s teeth [old-fashioned] [uk] exclam. aman tanrım
hell's teeth exclam. kahretsin
hell’s teeth [old-fashioned] [uk] exclam. aman allahım
Idioms
kick in the teeth n. kötü haber
kick in the teeth n. beklenmedik sorun
kick in the teeth n. kötü sürpriz
dragon's teeth n. düşmanlık
wailing and gnashing of teeth n. kaygılanma
wailing and gnashing of teeth n. kızgınlık
wailing and gnashing of teeth n. kaygı
wailing and gnashing of teeth n. sıkıntı
wailing and gnashing of teeth n. (endişeden, üzüntüden) dişini gıcırdatma
wailing and gnashing of teeth n. ağlayıp sızlanma
wailing and gnashing of teeth n. dişini sıkma
be no skin off someone's teeth v. birisinin umurunda olmamak
get one's teeth into something v. kendini bir şeye vermek
cast in someone's teeth v. (birinin) yüzüne vurmak
fling in someone's teeth v. başına kakmak
clench one's teeth v. dişini sıkmak
fling in someone's teeth v. yüzüne vurmak
grit one's teeth v. dişini sıkmak
sink one's teeth into v. bir işe girişmek
show one's teeth v. diş göstermek
take the bit between one's teeth v. gemi azıya almak
take the bit in one's teeth v. kontrolü ele almak
bare one's teeth v. diş göstermek
be as scarce as hen's teeth v. kıran girmek
set someone's teeth on edge v. birinin sinirine dokunmak
lie in one's teeth v. kuyruklu yalan söylemek
cast in someone's teeth v. başına kakmak
cast in someone's teeth v. paylamak
lie through one's teeth v. bir ayak üstünde bin yalan söylemek
kick in the teeth v. hiçe saymak
lie in one's teeth v. bir ayak üstünde bin yalan söylemek
throw in someone's teeth v. başına kakmak
cut teeth on v. çekirdekten yetişmek
cut one's teeth on v. çekirdekten yetişmek
cut one's teeth on v. sıfırdan yetişmek
cut teeth on v. sıfırdan yetişmek
get the bit between one's teeth v. kendini toparlamak
fly in the teeth of v. şiddetle karşı çıkmak
fly in the teeth of v. karşı gelmek
fly in the teeth of v. takmamak
fly in the teeth of v. sözünü dinlememek
have the bit between one's teeth v. kendini toparlamak
fly in the teeth of v. sözleşmeye vb uymamak
have the bit between one's teeth v. zincirlerinden kurtulmak
take the bit between one's teeth v. kendini toparlamak
take the bit between one's teeth v. zincirlerinden kurtulmak
get the bit between one's teeth v. zincirlerinden kurtulmak