| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | teeth i. | dişler | ||
|
Chocolate and sweets are truly bad for your teeth. Çikolata ve tatlılar dişlerin için iyi değildir. More Sentences |
||||
| Genel | teeth f. | diş çıkarmak | ||
|
The baby is teething now. Bebek şimdi diş çıkarıyor. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | teeth i. | tırnak | ||
|
Tom ran into a squad of police officers armed to the teeth. Tom tepeden tırnağa silahlı bir polis ekibiyle karşılaştı. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | teeth i. | dişler | ||
|
Chocolate and sweets are truly bad for your teeth. Çikolata ve tatlılar dişlerin için iyi değildir. More Sentences |
||||
| Diş Hekimliği | ||||
| Diş Hekimliği | teeth i. | dişler | ||
|
Chocolate and sweets are truly bad for your teeth. Çikolata ve tatlılar dişlerin için iyi değildir. More Sentences |
||||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | teeth i. | diş | ||
|
How many teeth does a cow have? Bir ineğin kaç dişi var? More Sentences |
||||
| Dilbilim | teeth i. | dişler | ||
|
Chocolate and sweets are truly bad for your teeth. Çikolata ve tatlılar dişlerin için iyi değildir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | teeth i. | (bir şeyin) en şiddetli noktası | ||
| Genel | teeth i. | arzu edilen etkiyi yaratma gücü | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | teeth i. | dentes dens | ||