to someone - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

to someone

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Sens de "to someone" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 2 résultat(s)

Anglais Turc
Phrases
to someone expr. birine
to someone expr. birini

Sens de "to someone" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 500 résultat(s)

Anglais Turc
General
hustle someone off to v. birini apar topar bir yere götürmek
warm to someone v. yakınlık beslemek
bring someone to her knees v. birine boyun eğdirmek
lay someone to rest v. cenazeyi toprağa vermek
put someone to shame v. birini rezil etmek
ask someone to relieve from a job v. affını istemek
send someone to his/her glory v. birini öldürmek
expect someone to understand v. anlayışına sığınmak
bring someone to justice v. adalete teslim etmek
starve someone to death v. açlıktan öldürmek
put someone to sleep v. birine uyku vermek
bring someone to her knees v. birini yola getirmek
stone someone to death v. birini recmetmek
leave someone to one’s fate v. kendi kaderine bırakmak
go to bat for someone v. zor durumdaki birine yardım etmek
set someone to work v. birini işe koşmak
abandon someone to one’s fate v. kendi kaderine bırakmak
pretend not to know someone v. tanımamazlıktan gelmek
tell something to someone straight v. birine bir şeyi hiç sakınmadan söylemek
love someone to bits v. çok hoşlanmak
expect someone to understand v. anlayışına güvenmek
transfer one's call to someone v. telefonu bağlamak (birisine)
endear oneself to someone v. kendini birine sevdirmek
bore someone to tears v. birinin canını çok sıkmak
bring someone to his knees v. birini yola getirmek
cut someone to the quick v. birisini çok fazla eleştirerek üzmek
call someone to account v. birinden hesap sormak
drive someone to distraction v. birini deliye çevirmek
bring someone to her knees v. birine diz çöktürmek
show someone the way to do something v. birine bir şeyin nasıl yapıldığını göstermek
swear someone to v. belirli bir konu hakkında birine yemin ettirmek
do something unbeknown to someone v. birinin haberi olmadan bir şey yapmak
put someone to sleep v. birini uyutmak
praise someone to the skies v. birini aşırı derecede övmek
bring someone to reason v. birinin aklını başına getirmek
reduce someone to silence v. birini susturmak
press someone to v. birine bir şey yapması için baskı yapmak
pay one's respects to someone v. saygılarını sunmak
trample someone to death v. ayak altında çiğneyerek birini öldürmek
give complete authority to someone v. açık kart vermek
drive someone to distraction v. birini deli etmek
put someone to shame v. utandırmak (birini)
put someone out to pasture v. birini emekliye ayırmak
give someone to understand something v. birine bir şeyi ima etmek
press someone to v. birinin bir şey yapması için ısrar etmek
read someone to sleep v. kitap okuyarak birini uyutmak
be anxious for someone to do something v. birinin bir şeyi yapmasını çok istemek
make amends to someone for something v. bir şeyin zararını telafi etmek
go to bat for someone v. yardım elini uzatmak
put someone to the test v. birini zora koşmak
not to give someone the time of day v. muhatap olmamak
take someone to task v. birisini eleştirmek
stone someone to death v. taşlayarak öldürmek
love someone to death v. ölümüne sevmek
bring someone to v. birini ayıltmak
put someone to shame v. birini gölgede bırakmak
subscribe someone to v. abone yapmak
not to allow anybody to speak ill of someone v. toz kondurmamak
cause someone to sin v. birini günaha sokmak
cut someone to the quick v. birini acı sözlerle derinden yaralamak
be answerable to someone v. birine karşı sorumlu olmak
love someone to bits v. çok sevmek
make amends to someone for something v. birinden bir şey için özür dilemek
warm to someone v. yakınlık duymak
not to let someone out of sight v. gözünden hiç kaçırmamak
have someone to thank for v. bir şey için birine borçlu olmak
go up to someone v. birinin yanına gitmek
leave someone to his own devices v. birini kendi haline bırakmak
for someone to be completely forgotten v. adı okunmamak
bring someone to his knees v. birine diz çöktürmek
take someone to one side v. birini bir yana çekmek
put someone to death v. birini idam etmek
bring someone to justice v. yargılanmak üzere birini mahkemenin önüne çıkartmak
put someone to bed v. birini yatırmak
reduce someone to silence v. birinin sesini kestirmek
bore someone to death v. birinin canını çok sıkmak
occur to someone v. birinin aklına gelmek
bring someone to his knees v. birine boyun eğdirmek
give (someone) a chance (to do something) v. meydan vermek
lull someone to sleep v. birini ninni söyleyerek uyutmak
not to lay a finger on someone v. kılına dokunmamak
take one's hat off to someone v. birine hayranlığını ifade etmek
take one's hat off to someone v. bravo demek
submit (something) to (someone) respectfully v. saygıyla arz etmek
present (something) to (someone) respectfully v. saygıyla arz etmek
get back to someone v. daha sonra aramak
latch on (to someone) v. birine bağlanmak
cause someone to lose v. kayba uğratmak
not to let someone off the sight v. yakın takibe almak
bind someone to a specific or a certain condition v. şarta bağlamak
bind someone to a specific or a certain requirement v. şartına bağlamak
bind someone to a specific or a certain requirement v. şarta bağlamak
bind someone to a specific or a certain condition v. şartına bağlamak
wish success (to someone) v. başarı dilemek
make up to someone v. gözüne girmeye çalışmak
make something up to someone v. telafi etmek
make up to someone v. yaranmak
(a single etc) take (someone) to top v. zirveye çıkarmak
bring (someone) to top v. zirveye çıkarmak
appoint (someone) to v. atama yapmak
assign (someone) to v. atama yapmak
ask (someone) to mediate v. araya adam sokmak
bring (something) to someone v. ayağına götürmek
get through to someone v. bağlantı kurmak
get through to someone v. anlaşma sağlamak
have (something/someone) brought to one v. ayağına getirtmek
(a single) get (someone) to number one in the chart v. bir numaraya çıkarmak
(a single) get (someone) to number one in the chart v. listede bir numaraya taşımak
(a single) get (someone) to number one in the chart v. bir numara yapmak
give consultation to someone v. danışmanlık etmek
not to recognize the value of (someone/something) v. değerini anlamamak
not to recognize the value of (someone/something) v. değerini bilmemek
not to recognize the value of (someone/something) v. değer anlamamak
not to recognize the value of (someone/something) v. değer bilmemek
make someone listen to something v. dinletmek
take (someone) to police station v. polis merkezine götürmek
take (someone) to police station v. merkeze götürmek
take (someone) to police station v. polis merkezine çekmek
take (someone) to police station v. polis merkezine almak
take (someone) to police station v. merkeze çekmek
cling to (someone) for support v. dört elle sarılmak
take (someone) to police station v. karakola götürmek
take (someone) to police station v. karakola almak
take (someone) to police station v. karakola çekmek
compel someone to think v. düşünmeye zorlamak
promise to support (someone) v. yardım edeceğine söz vermek
try to get along with (someone) v. anlaşmaya çalışmak
give meaning to (someone) v. anlam katmak
take (someone) to (somewhere) by car v. arabayla bırakmak
add someone to the list v. listeye dahil etmek
add someone to the list v. listeye almak
admit someone to hospital v. hastaneye kabul etmek
add someone to the list v. listeye eklemek
be disadvantage to (someone) v. zararına olmak
send someone to hospital v. hastaneye sevk etmek
rush someone to hospital v. apar topar hastaneye götürmek
take someone to hospital v. hastaneye götürmek
talk someone face to face v. yüz yüze konuşmak
cause (someone) to come down in the world v. sürüm sürüm süründürmek
drive (someone) from pillar to post v. sürüm sürüm süründürmek
teach someone how to read v. okumayı öğretmek
teach someone how to read and write v. okuma yazma öğretmek
bring someone to power v. başa geçirmek
bring someone to forefront v. gözönüne almak
go to take someone from somewhere v. birini bir yerden almaya gitmek
drive someone to despair v. çaresizliğe sürüklemek
force (someone) to (do something) v. mecbur bırakmak
oblige (someone) to (do something) v. mecbur bırakmak
become too much for (someone) to take v. çok gelmek
(for someone) to go too far v. fazla olmak
(an idea) occur to someone v. aklına bir fikir gelmek
put someone to expense v. masraf getirmek
(an idea) come to someone v. aklına bir fikir gelmek
(an idea) come to someone v. fikir gelmek
(an idea) occur to someone v. fikir gelmek
(someone) to be thoroughly discredited v. iki paralık olmak
sentence someone to imprisonment v. hapis cezası vermek
call on someone to resign v. istifaya çağırmak
call on someone to resign v. istifaya davet etmek
urge someone to resign v. istifaya çağırmak
urge someone to resign v. istifaya davet etmek
entitle someone to the state pension v. emekli maaşı bağlamak
find (someone) to be in the wrong v. haksız bulmak
prove (someone) to be in the wrong v. haksız çıkarmak
show (someone) how to get to a place v. yol göstermek
bring (someone) round (to another's point of view) v. yola getirmek
make (someone) straighten up and do as he is supposed to do v. yola getirmek
show (someone) how to solve something v. yol göstermek
get to someone v. canını sıkmak
get to someone v. rahatsız etmek
do (something) wrong (to someone) v. yamuk yapmak
long to see (someone) again v. hasretle beklemek
force someone to marry v. zorla evlendirmek
force someone to emigrate v. tehcir etmek
leave someone to one's fate v. kaderine terk etmek
extend one's greetings to someone v. selam sunmak
cause (someone) to marvel v. parmak ısırtmak
not hold a candle to someone v. yanına bile yaklaşamamak
not hold a candle to someone v. eline su dökememek
put someone to inconvenience v. zahmete sokmak
attend to someone personally v. özel olarak ilgilenmek
attend to someone privately v. özel olarak ilgilenmek
invite someone to interview v. mülakata çağırmak
make up to someone v. birinin gönlünü almak
get to someone v. gıcık etmek
get to someone v. uyuz etmek
get to someone v. kıl etmek
transfer one's call to someone v. telefon aktarmak
cause someone to lose time v. zaman kaybına neden olmak
put someone to expense v. masraf çıkarmak
put someone to expense v. masraf açmak
put someone to expense v. masraf doğurmak
bring someone to the edge of a nervous breakdown v. sinir krizinin eşiğine getirmek
bring someone to the brink of a nervous breakdown v. sinir krizinin eşiğine getirmek
bring someone to the verge of a nervous breakdown v. sinir krizinin eşiğine getirmek
be not exactly overjoyed to see someone v. birisini gördüğüne tam olarak sevinmemek
put someone to a bother v. zahmet olmak
(wasp) to sting someone v. eşekarısı sokmak
threaten to throw someone in the river v. nehre atmakla tehdit etmek
enable someone to gain hands-on experience v. pratik kazandırmak
speak to someone on the telephone v. telefon ile görüşmek
speak to someone on the telephone v. telefonda olmak
speak to someone on the phone v. telefonda görüşüyor olmak
speak to someone on the phone v. telefon ile görüşmek
speak to someone on the telephone v. telefonda görüşüyor olmak
speak to someone on the phone v. telefonda olmak
flog someone to death v. kırbaçlayarak öldürmek
flog someone to death v. ölene kadar kırbaçlamak
speak to someone in charge v. yetkiliyle konuşmak
speak to someone in charge v. bir yetkiliyle görüşmek
pin a piece of jewellery to someone v. takı takmak
speak to someone in charge v. bir yetkiliyle konuşmak
have the chance to know someone v. tanıma fırsatı bulmak
have the chance to know someone v. tanıma fırsatı yakalamak
have the chance to meet someone v. tanıma fırsatı yakalamak
have the chance to meet someone v. tanıma fırsatı bulmak
leave to the mercy of someone v. insafına bırakmak
take a fancy to someone v. kanı kaynamak
take a liking to someone v. kanı ısınmak
shine up to someone v. birisine yaranmaya çalışmak
take a liking to someone v. kanı kaynamak
take a fancy to someone v. kanı ısınmak
be accountable to someone for something v. birine karşı sorumlu olmak
accompany someone to his/her house v. evine kadar eşlik etmek
cause someone to lose time v. zaman kaybettirmek
put someone to shame v. mahcup etmek (birini)
send someone to prison v. hapse yollamak
send someone to the slammer v. hapse göndermek
send someone to prison v. hapse göndermek
send someone to the slammer v. hapse yollamak
send someone off to prison v. hapse göndermek
send someone to jail v. hapse göndermek
send someone to jail v. hapse yollamak
send someone off to prison v. hapse yollamak
sent someone to jail v. hapse attırmak
sent someone to jail v. hapse yollamak
put someone to trouble v. birini sıkıntıya sokmak
put someone to trouble v. birini zahmete sokmak
bow respectfully to someone v. birisinin önünde saygıyla eğilmek
oblige someone to do (something) v. mecbur kılmak
oblige someone to do (something) v. mecbur bırakmak
force someone to resign v. istifaya zorlamak
dedicate one's life to someone v. hayatını birine adamak
award the prize to someone v. birini ödüle layık görmek
award the prize to someone v. birine ödül vermek
convince someone to surrender v. teslim olmaya ikna etmek
persuade someone to surrender v. teslim olmaya ikna etmek
bring someone to justice v. mahkemenin önüne çıkarmak
come to someone v. yanına gelmek
go to someone v. yanına gitmek
bid farewell to someone in tears v. son yolculuğuna gözyaşlarıyla uğurlamak
bid farewell to someone in tears v. gözyaşları içinde son yolculuğuna uğurlamak
request someone to do something v. birinden ricada bulunmak
request someone to do something v. birinden rica etmek
ask someone to do something v. birinden rica etmek
ask someone to do something v. birinden ricada bulunmak
ask for someone to do something v. birinden ricada bulunmak
ask for someone to do something v. birinden rica etmek
lead someone to believe something v. inanmasına neden olmak
restore someone to life v. yaşama döndürmek
return someone to consciousness v. yaşama döndürmek
restore someone to life v. hayata döndürmek
return someone to consciousness v. hayata döndürmek
lead someone to success v. başarıya götürmek
get to know someone v. birini tanımak
be nice to someone v. birisiyle iyi geçinmek
be nice to someone v. birisine iyi davranmak
lead someone to believe v. inanmasına neden olmak
cause someone to believe v. inanmasına neden olmak
answer back to someone v. (sözle vb.) karşılık vermek
answer to someone v. cevap vermek
answer to someone v. hesap vermek
be attached to someone v. birisine bağlanmak
reintroduce someone to society v. birisini topluma kazandırmak
bare to someone v. birisine açılmak
bare to someone v. birisine içini dökmek
bark something to someone v. bağırarak söylemek
bark something out to someone v. bağırarak söylemek
bark something out to someone v. bağırıp çağırmak
bark something to someone v. bağırıp çağırmak
beam someone up (to some place) v. birisini bir yere ışınlamak
send someone to bed v. birisini yatırmak
put someone to bed v. birisini yatırmak
beg to differ with someone v. birisiyle aynı görüşte/düşüncede olmamak
invite someone to the stage v. birini sahneye davet etmek
lead someone to believe something v. birini bir şeye inandırmak
bequeath something to someone v. birisine miras bırakmak
will something to someone v. birisine miras bırakmak
bid adieu to someone v. birisine elveda demek
write a check to someone v. birisine çek yazmak
commit to someone v. (evlenerek) birisine bağlanmak
extend credit to someone or a company v. (birisine/bir şirkete) kredi sağlamak
extend credit to someone or a company v. (birisine/bir şirkete) kredi kullandırmak
take someone out to dinner v. birisini yemeğe çıkarmak
drive someone to desperation v. ümitsizliğe sevk etmek
give someone the chance to do the right thing v. birisine doğru şeyi yapması için bir şans vermek
live next door to someone v. kapı komşusu olmak
drive someone to do something v. birisini bir şeye yapmaya zorlamak
drive someone to do something v. birisini bir şey yapmaya itmek
divulge something to someone v. açıklamak
deed something over to someone v. tapuyu devretmek
deny something to someone v. (bir şeyi birisine) men etmek/yasaklamak
divulge something to someone v. deşifre etmek
deed something over to someone v. bir taşınmazı birinin üzerine tapulamak
deny something to someone v. birinden bir şeyi esirgemek
deny something to someone v. mahrum etmek
give someone six months to live v. birine altı ay ömür biçmek
put someone to work v. birini çalıştırmak
threaten to kill someone v. öldürmekle tehdit etmek
pretend to like someone v. birinden hoşlanıyormuş gibi davranmak
assign something to someone v. ödev olarak vermek
elect someone to something v. birini bir yere/göreve seçmek
empower someone to do something v. birine bir şey yapması için yetki vermek
enable someone to do something v. birine bir şey yapması için olanak tanımak/imkan sağlamak
encourage someone to do something v. birini bir şey yapması konusunda cesaretlendirmek
engage someone to someone v. birini biri ile nişanlamak
betroth someone to someone v. birini biri ile nişanlamak
entreat someone to do something v. birine bir şey yapması için yalvarmak
feel equal to someone v. kendini birisine eşit hissetmek
feel equal to someone v. kendini birisiyle eşit hissetmek
enunciate something to someone v. bir şeyi birine açıkça ifade etmek
entrust someone to someone v. birini bir başka birine emanet etmek
enunciate something to someone v. bir şeyi birine açık açık söylemek
send someone to jail v. birini hapse göndermek
grovel to someone v. önünde diz çökmek
grovel to someone v. secde etmek
grovel to someone v. el pençe divan durmak
habituate someone to something v. birini bir şeye alıştırmak
hand something to someone v. bir şeyi birine elden vermek
hand something back to someone v. birine bir şeyi elden geri vermek
take someone to the police station v. birini karakola çekmek/götürmek
tie someone to the bed v. birini yatağa bağlamak
take someone to the hospital v. birini hastaneye götürmek
give someone a ride to the hotel v. otele bırakmak
give someone a ride to home v. eve bırakmak
give someone a ride to the airport v. havaalanına bırakmak
addict someone to a drug or alcohol v. birini uyuşturucuya veya alkole alıştırmak
talk to someone in charge v. bir yetkiliyle görüşmek
speak to someone in charge v. yetkiliyle görüşmek
talk to someone in charge v. yetkiliyle görüşmek
can't bring oneself to accuse someone v. birini suçlamaya içi el vermemek
take someone out to lunch v. birini öğle yemeğine götürmek/çıkarmak
take someone out to dinner v. birini akşam yemeğine götürmek/çıkarmak
look forward to taking someone to bed v. birini yatağa götürmek için can atmak
introduce someone to someone v. biriyle birini tanıştırmak
give the job to someone v. işi birine vermek
give the job to someone v. birine işi vermek
try to poison someone v. birini zehirlemeye çalışmak
speak to someone in charge v. yetkili personel ile görüşmek
lead someone to do something v. birine bir şey yaptırmak/yapmasına neden olmak
leak information to someone v. birine bilgi sızdırmak
say good-bye to someone and leave v. (birisiyle) vedalaşıp gitmek/ayrılmak
ask someone to take a large risk v. birinden büyük bir riske girmesinii istemek
lend something to someone v. birine bir şeyi ödünç vermek
lend something out to someone v. birine bir şeyi ödünç vermek
allow someone to pass v. geçmesine izin vermek
sit right next to someone v. birinin yanı başına oturmak
leave someone behind to mourn v. arkasında yasını tutacak birini bırakmak
(a question) apply/relate to (someone) v. sorunun muhatabı olmak
call someone to testify v. birini tanıklık için çağırmak
use every means available to help someone v. birine yardım etmek için tüm imkanlarıyla seferber olmak
send someone to kill someone v. birini öldürmek için birini yollamak
wish to be someone else v. başka biri olmayı dilemek
have a chance to win against someone v. -e karşı kazanma şansı olmak
attach oneself to someone v. birine bağlanmak
tie someone to a chair v. birini bir sandalyeye bağlamak
tie someone to a tree v. birini bir ağaca bağlamak
owe fifty liras to someone v. birine elli lira borcu olmak
owe fifty liras to someone v. birine 50 lira borcu olmak
send someone to the court for arrest v. tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk etmek
bring someone something to eat v. birine yiyecek bir şeyler getirmek
transfer the management to someone v. yönetimi devretmek
race someone to the corner v. biriyle köşeye kadar yarışmak
want to be like someone else v. başka biri gibi olmak istemek
want to be like someone else v. birine özenmek
present someone (to someone) (at something) v. birine birini tanıtmak
prove one's innocence to someone v. birine suçsuzluğu ispatlamak
cause someone to fail v. birinin başarısız olmasına neden olmak
cause someone to fail v. birini başarısızlığa uğratmak
raise (someone) to knighthood v. birini şövalye ilan etmek
ask someone to do something v. birinden bir şey yapmasını istemek/rica etmek
rush someone to the hospital v. birini hastaneye yetiştirmek
show someone to a seat v. birine oturacağı yeri göstermek
show someone to a seat v. birine koltuğunu göstermek
invite someone to the party v. birini partiye davet etmek
clock someone at speeds of up to one hundred miles per hour v. birini saatte yüz mil hız yaparken yakalamak
walk up to someone v. üzerine yürümek
walk up to someone v. üstüne yürümek
remain close to someone v. birinin yanında durmak
remain close to someone v. birine yakın durmak
convince someone to do something v. birini bir şey yapmaya ikna etmek
ask someone to be seated v. oturmasını istemek
ask someone to dinner v. yemeğe davet etmek
ask someone to dinner v. yemeğe çağırmak
ask someone to be seated v. oturmasını rica etmek
talk to someone privately v. biriyle özel konuşmak
be on the phone to someone v. biri ile telefonda olmak (görüşmek)
drink a toast to someone v. birinin şerefine içmek
get someone to watch something v. izletmek
get someone to watch something v. birine bir şey izletmek
send word to someone v. birine haber yollamak
need someone to talk to v. birileriyle konuşmaya ihtiyacı olmak
put to eternal rest someone v. ebedi istirahatgahına defnetmek
become instantly attached to someone v. birine anında bağlanmak
move/relocate someone to central office v. merkeze almak
prompt someone to do v. birini bir şey yapmaya teşvik etmek/itmek
be of interest to someone v. ilgi alanına girmek
be old/mature enough to get married (to someone) or marry someone v. evlilik çağına gelmek
be old/mature enough to get married (to someone) or marry someone v. gelinlik çağına gelmek
consider someone as/to be one's son v. oğlu gibi görmek
refer someone to someone else v. birini bir başkasına yönlendirmek
refer to someone v. birisine yönlendirmek
refer to someone v. birine yönlendirmek
come closer to someone v. yakınına gelmek
teach someone how to ski v. birine kayak yapmayı öğretmek
pretend not to know someone v. tanımazlıktan gelmek
give someone pleasure to help v. yardım etme zevkini vermek
take someone to the hotel v. birini otele bırakmak
be polite to someone v. birine karşı kibar olmak
to never stop speaking highly of something/someone v. anlata anlata bitirememek
cause someone to think v. düşündürtmek
speak to someone on the phone v. birisiyle telefonda konuşmak
talk to someone on the phone v. birisiyle telefonda görüşmek
talk to someone on the phone v. birisiyle telefonda konuşmak
speak to someone on the phone v. birisiyle telefonda görüşmek
give initiative to someone v. birisine inisiyatif vermek
give initiative to someone v. birisinin inisiyatifine bırakmak
try to abduct someone v. birini kaçırmaya çalışmak
find access to someone v. birisine ulaşmak
be pleasing (to someone) v. hoşa gitmek
call upon someone to speak v. birisine söz vermek
ask someone to take a large risk v. birinden büyük bir riske girmesini istemek
ask someone on the bus to give (up) their seat for v. otobüste yer istemek
take someone out to lunch v. birisini yemeğe çıkarmak
encourage someone to do something v. birini bir konuda/alanda cesaretlendirmek
matters of interest to someone n. birinin ilgisini çekecek/onu ilgilendiren konular
answerable to someone (for something) adj. mesul
wed to someone adj. biriyle evli
wedded to someone adj. biriyle evli
married to someone adj. biriyle evli
accustomed to someone or something adj. birine/bir şeye alışmış
accustomed to someone or something adj. birine/bir şeye alışkın
accustomed to someone or something adj. birine/bir şeye ısınmış
accustomed to someone or something adj. birine/bir şeye alışık
Phrasals
book someone through (to some place) v. yer ayırtmak
book someone through (to some place) v. rezervasyon yaptırmak
book someone through (to some place) v. biletini almak
bow down to (someone) v. (birine) boyun eğmek
bow down to (someone) v. itaat etmek
bow down to (someone) v. emrine girmek
bow down to (someone) v. diz çökmek
bow down to (someone) v. (birinin önünde) yere kapanmak
beckon to someone v. el sallamak/etmek
beckon to someone v. el işaretiyle çağırmak
break (something) to (someone) v. (birine) kötü bir haberi vermek/söylemek
break something to someone v. (birine) kötü bir haberi vermek/söylemek
broach something to someone v. (biriyle) bir konuda konuşmak
broach something to someone v. (birine) bir konuyu açmak
broach something to someone v. (birine) bir konunun sözünü etmek
broach something to someone v. (birine) bir konudan bahsetmek
broach something to someone v. (birine) bir şeyi söylemek( birine) bir fikri açmak
broach something to someone v. (birine) bir fikirden bahsetmek
broach something to someone v. (birine) bir konu hakkında danışmak
broach something to someone v. (birinin) fikrini almak
buffet someone or something (from someone or something) (to someone or something) v. birinden alıp ötekine vermek
buffet someone or something (from someone or something) (to someone or something) v. birileri/bir şeyler arasında sürekli el değiştirmek
buffet someone or something (from someone or something) (to someone or something) v. elden ele/bir yerden ötekine paslamak
clasp someone or something to something v. birini ya da bir şeyi bir şeye bastırmak
clasp someone or something to something v. bedeninin bir tarafından basmak
clasp someone or something to something v. birini ya da bir şeyi bir şeye tutturmak
clasp someone or something to something v. bağrına basmak
clasp someone or something to something v. birini ya da bir şeyi bir şeye kenetlemek
close to (someone or something) v. (birine veya bir şeye) kapalı olmak
clutch someone or something to something v. birini ya da bir şeyi bir şeye bastırmak
clutch someone or something to something v. (bağrına) basmak
coax (someone or an animal) in (to something) v. (bir kişiyi ya da bir hayvanı bir yere) girmeye ikna etmek ya da zorlamak
coax (someone or an animal) in (to something) v. içeri girmeye ikna etmek
coax (someone or an animal) in (to something) v. içeriye girmeye zorlamak
coax (someone or an animal) in (to something) v. içeriye girmeye razı etmek
concede to (someone or something) v. (birine ya da bir şeye) teslim olmak
concede to (someone or something) v. (birine ya da bir şeye) ikna olmak
concede to (someone or something) v. birinin karşısında geri çekilmek
concede to (someone or something) v. (birine ya da bir şeye) bağışlamak
concede to (someone or something) v. (birine ya da bir şeye) bırakmak
concede to (someone or something) v. kabullenmek
concede something to someone or something v. bir şeyi birine ya da bir gruba bırakmak
concede something to someone or something v. biri ya da bir grup karşısında geri çekilmek
concede something to someone or something v. biri ya da bir grup karşısında bir şeyi kabul etmek
concede something to someone or something v. biri ya da bir grup karşısında bir şeyden vazgeçmek
concede to someone or something v. birine ya da bir şeye boyun eğmek
concede to someone or something v. ödün vermek
concede to someone or something v. kabullenmek
concede to someone or something v. birine ya da bir şeye rıza göstermek
condemn (someone) to (something) v. (birini bir şeye) mahkum etmek
condemn (someone) to (something) v. (birini bir şeyle) cezalandırmak
condemn someone to something v. birini bir şeye mahkum etmek
condemn someone to something v. birini bir şeyle cezalandırmak
condition (someone or something) to (something) v. (birini ya da bir şeyi bir şey yapmaya) koşullamak
condition (someone or something) to (something) v. alışkanlık yaratmak
condition (someone or something) to (something) v. (birini ya da bir şeyi bir şey yapmaya) şartlandırmak