un... - Turc Anglais Dictionnaire

un...

Sens de "un..." avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
un-declaration of human rights n. birleşmiş milletler insan hakları evrensel beyannamesi
un-economic and social council n. birleşmiş milletler-ekonomik ve sosyal konsey
un-declaration of social development and progress n. birleşmiş milletler-sosyal gelişme ve ilerleme bildirgesi
vingt-et-un n. yirmi bir oyunu
un agency n. bm ajansı
wrong 'un n. vicdansız kimse
wrong 'un n. yalancı kimse
wrong 'un n. şerefsiz kimse
tutankhamon'un hançeri n. tutankhamon's dagger
tutankhamon'un hançeri n. king tut's dagger
tutankhamon'un hançeri n. tarihi nesne
un-named adj. adsız
un-dead adj. ölümsüz
un put downable adj. elden düşürülemez
un put downable adj. sürükleyici
un put downable adj. elden bırakılmayacak kadar ilginç
un-islamic adj. islam dışı
un-pc adj. belli kalıba uymayan
un-british adj. ingilizvari olmayan
un-british adj. ingiliz alışkanlıklarına ve geleneklerine uygun olmayan
un-english adj. ingiliz kültürü ve geleneklerine uymayan
un-english adj. ingilizvari olmayan
un-english adj. standart ingilizceye uymayan
un-get-at-able adj. erişilemeyen
un-get-at-able adj. elde edilemeyen
un-come-at-able adj. erişilemez
un-get-at-able adj. erişilemez
un-get-at-able adj. ulaşılamayan
un-get-at-able adj. ulaşılamaz
un-come-at-able adj. elde edilemeyen
un-come-at-able adj. erişilemeyen
un-come-at-able adj. elde edilemez
un-get-at-able adj. elde edilemez
un-come-at-able adj. ulaşılamaz
un-come-at-able adj. ulaşılamayan
un-made-up adj. hazır olmayan
un-made-up adj. yapılmamış
un-made-up adj. son haline getirilmemiş
un [dialect] pron. onu (erkek)
un [dialect] pron. ona (erkek)
un [dialect] pron. bir kimse
un [dialect] pron. bir şey
un [dialect] pron. biri
un- pref. gayri
un- pref. olmayan
un- pref. değil
un- pref. -siz/-sız
sov. un. abrev. sovyetler birliği
Colloquial
young'un n. delikanlı
young'un n. genç kimse
young'un n. çocuk
un-get-at-able adj. bulunamayan (kimse)
un-get-at-able adj. kavranamayan
un-get-at-able adj. tutulamayan
un-get-at-able adj. ele geçirilemeyen
un-get-at-able adj. yakalanamayan
un-get-at-able adj. yaklaşılamayan
Trade/Economic
united nations (un) n. birleşmiş milleter
un-paid capital n. ödenmemiş sermaye
Law
un-incorporated organization n. şirketleşmemiş kuruluş
Politics
un general assembly n. bm genel kurulu
secretary general of the un n. bm genel sekreteri
un high commission for refugees n. bm sığınmacılar yüksek komisyonu
un convention against torture and other cruel inhuman degrading treatment punishment n. bm işkence ve başka zalimce insanlık dışı ve onur kırıcı davranış ya da cezaya karşı sözleşme
un charter n. bm sözleşmesi
un development programme n. birleşmiş milletler kalkınma programı
charter of the un n. bm tüzüğü
un drug control programme n. bm uyuşturucu kontrol programı
un office for drug control and crime prevention n. bm uyuşturucu denetimi ve suç önleme ofisi
un special commission n. bm özel komisyonu
united nations (un) n. birleşmiş milletler (bm)
un resident coordinator n. birleşmiş milletler yerleşik koordinatörü
un resident coordinator n. bm yerleşik koordinatörü
un conference n. bm konferansı
un convention against corruption n. bm yolsuzlukla mücadele sözleşmesi
un convention against corruption n. birleşmiş milletler yolsuzlukla mücadele sözleşmesi
un convention on contracts for international sale of goods n. uluslararası satım sözleşmelerine ilişkin birleşmiş milletler antlaşması
un convention on contracts for international sale of goods n. uluslararası satım sözleşmelerine ilişkin bm antlaşması
un agencies n. birleşmiş milletler kuruluşları
un investigation commission n. bm inceleme heyeti
un investigation committee n. bm inceleme heyeti
un millennium development goals n. birleşmiş milletler milenyum gelişme hedefleri
un millennium development goals n. bm milenyum gelişme hedefleri
the un convention on the elimination of all forms of discrimination against women n. birleşmiş milletler kadına karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesi
the un convention on the elimination of all forms of discrimination against women n. birleşmiş milletler kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması sözleşmesi
un framework convention on climate change (unfccc) n. bm iklim değişikliği çerçeve sözleşmesi
un weapons inspectors n. bm silah denetçileri
un alliance of civilisations forum n. bm medeniyetler ittifakı forumu
the un committee on economic, social, and cultural rights n. bm ekonomik, sosyal ve kültürel haklar komitesi
un convention on the prevention and punishment of the crime of genocide n. birleşmiş milletler soykırım suçunun önlenmesi ve cezalandırılması sözleşmesi
house un-american activities committee n. amerikan karşıtı faaliyetleri izleme komitesi
un conventions n. bm sözleşmeleri
un resolution n. bm kararı
un peacekeeping force n. bm barış gücü
un sanctions n. bm yaptırımları
un specialized agencies n. bm ihtisas kuruluşları
un security council resolution n. bm güvenlik konseyi kararı
un organization n. bm teşkilatı
un committee on the elimination of racial discrimination n. birleşmiş milletler irk ayrımcılığının önlenmesi komitesi
un- fao committee on forestry n. bm- fao ormancılık komitesi
un subcommittee on prevention of torture n. birleşmiş milletler işkencenin önlenmesi alt-komitesi
un committee on enforced disappearances n. birleşmiş milletler zorla kaybedilmeler komitesi
un committee against torture n. birleşmiş milletler işkenceye karşı komite
un committee on the rights of the child n. bm çocuk hakları komitesi
un committee on the rights of the child n. birleşmiş milletler çocuk hakları komitesi
un- fao committee on fisheries n. bm- fao balıkçılık komitesi
un committee on the rights of persons with disabilities n. birleşmiş milletler engellilerin hakları komitesi
un special commission on iraq n. birleşmiş milletler irak özel komisyonu
un entity for gender equality and the empowerment of women n. bm cinsiyet eşitliği ve kadının güçlendirilmesi birimi
un- fao committee for food safety n. bm- fao gıda güvenliği komitesi
un human rights committee n. birleşmiş milletler insan hakları komitesi
un commission on the status of women n. birleşmiş milletler kadının statüsü komisyonu
un- fao desert locust control committee n. bm- fao çöl çekirgesi kontrol komitesi
un committee on economic, social and cultural rights n. bm ekonomik, sosyal ve kültürel haklar komitesi
un entity for gender equality and the empowerment of women n. bm cinsiyet eşitliği ve kadının güçlendirilmesi birimi
un commission on international trade law n. birleşmiş milletler uluslararası ticaret hukuku komisyonu
un committee on the peaceful uses of outer space n. birleşmiş milletler uzayın barışçı amaçlarla kullanılması komitesi
un-americanism n. amerikan ilke ve inançlarına aykırı olma
un-americanism n. amerikan ilke ve inançlarından hoşlanmama
un-americanism n. amerikanvari olmama
un charter n. bm antlaşması
un-american adj. amerikanvari olmayan
un-american adj. amerikan ilke ve inançlarına aykırı olan
huac (house un-american activities committee) abrev. amerikan karşıtı faaliyetleri izleme komitesi
Institutes
un high commission on refugees (un-hcr) n. birleşmiş milletler mülteciler yüksek komiserliği
un millennium development goals n. bm binyıl kalkınma hedefleri
Computer
un-solicited status n. istenmeyen durum
un hang expr. askıdan al
un-assign expr. atamayı kaldır
un-archive expr. arşivden çıkar
Mechanic
un alloyed steel n. alaşımsız çelik
Traffic
un number n. un numarası
Railway
railway un de rb ridge n. demiryolu alt geçidi
Medical
un n. un
Religious
un-mosaic adj. musa peygamberden farklı olarak
un-mosaic adj. musa peygamberin öğretilerinin aksine
un-mosaic adj. musa peygambere göre olmayan
Geography
ma wara'un-nahr n. maveraünnehir
ma wara'un-nahr n. iki nehir arası
ma wara'un-nahr n. çay ardı
ma wara'un-nahr n. maveraunnehir
ch'ang ch'un n. çangçun
ch'ang ch'un n. çin'de jili eyaletinin başkenti
Military
un register of conventional arms n. bm konvansiyonel silah tescili
un stability force n. birleşmiş milletler istikrar gücü
committee to investigate un-american activities n. amerikan karşıtı faaliyetleri izleme komitesi
committee to investigate un-american activities n. 1938'de nazi faaliyetlerini soruşturmak üzere kurulup sonrasında kendini tümüyle komünistlerin sözde yıkıcı faaliyetlerini ortaya çıkarmaya adamış olan kurul
Sport
wrong 'un n. krikette topu şaşırtmalı bir şekilde ters yöne atma
wrong 'un n. kriket oyununda falsolu atılan top
wrong'un n. (krikette) toprağa çarptıktan sonra yana fırlayan top sebebiyle verilen mola

Sens de "un..." avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
yağ un ve yumurta karışımı hamur batter n.
un flour n.
davud'un yıldızı star of david n.
General
un endüstrisi flour industry n.
kepekli un middlings n.
aziz paulus'un öğrencisi (incil) timothy n.
temmuz'un ortası mid july n.
nuh'un üçüncü oğlu japheth n.
anakrion'un üslubuyla anacreontic n.
kral arthur'un efsanevi yuvarlak masa şövalyesi lancelot n.
davut'un babası jesse n.
un eleği (mutfakta kullanılan) sifter n.
maslow’un ihtiyaçlar teorisi theory of hierarchy of needs n.
güney ispanya'da, costa del sol'un doğusu costa de almeria n.
un flour n.
un çorbası gruel n.
sisifus'un çilesi the burden of sisyphus n.
un değirmeni rolling mill n.
ekmeklik un breadstuff n.
ağustos'un ortası mid august n.
nuh'un gemisi noah's ark n.
un farina n.
kral arthur'un efsanevi kılıcı excalibur n.
tunus'un kuzey kıyıları coral coast n.
un ufak olmuş broken into pieces n.
un lapası hasty pudding n.
un değirmeni flour mill n.
elenmemiş kaba un meal n.
un fabrikası flour plant n.
kepekli un wholemeal flour n.
un kurdu flour beetle n.
un çuvalı flour sack n.
newyork'un bir semti soho n.
çok amaçlı un all purpose flour n.
has un fine flour n.
kepekli un whole-wheat flour n.
kaba un middlings n.
pound'un yüzde biri penny n.
ağartılmamış un unbleached flour n.
un değirmeni flourmill n.
davud'un yıldızı shield of david n.
davud'un kalkanı shield of david n.
davud'un yıldızı magen david n.
davud'un kalkanı magen david n.
davud'un kalkanı star of david n.
focus'un çoğulu foci n.
kral arthur'un yuvarlak masa şövalyelerinden biri percival n.
kral arthur'un yuvarlak masa şövalyelerinden biri perceval n.
emanuel swedenborg'un felsefesine dayanan bir dini hareket swedenborgian n.
new york'un manhattan bölgesinin kuzeydoğu bölümünde bulunan zenci nüfusun çoğunlukta olduğu bir bölge harlem n.
10'un katları multiples of 10 n.
hanok'un kitabı book of enoch n.
tom wolfe'un 1970leri tanımlamak için kullandığı bir terim "me" decade n.
ünlü caz sanatçısı louis armstrong'un lakabı satch n.
ünlü caz sanatçısı louis armstrong'un lakabı satchmo n.
talmud'un çalışmasında uzmanlaşmış kimse talmudist n.
kral tantalus'un sonsuz açlık ve susuzluğa mahkum edilmesi gibi ağır ceza tantalism n.
kamerun'un fransız sömürgesi (eski) cameroun [french] n.
4. yüzyılın sonlarında platon’un öğrettiler verdiği atina’nın yanındaki koru veya bahçe academy n.
albertus magnus'un teolojik fikirlerini öğrenen kişi albertist n.
albertus magnus'un kuramlarını destekleyen kişi albertist n.
günümüzde oregon'un corvallis yakınlarında yaşayan kalapoo halkından olan kimse chepenafa n.
günümüzde oregon'un corvallis yakınlarında yaşayan kalapoo halkı chepenafa n.
christian dior'un yarattığı, kadın kıyafetlerinde uzun eteklerin hüküm sürdüğü bir moda new look n.
un öğütülürken elekten geçen malzeme throughs n.
değirmenciye yaptığı işin karşılığı olarak verilen un toddick [dialect] n.
dionysos'un kulağı ear of dionysius n.
2000'den 2009'un sonuna kadar süren on yıllık dönem aughts n.
aziz petrus'un hapishaneden mucizevi kurtuluşunun anıldığı tarih august 1 n.
new york'un esas yerlileri sayılan hollandalıların soyundan kimse knickerbocker n.
vermont'un bennington kasabasında üretilen seramik eşya bennington pottery n.
vermont'un bennington kasabasında üretilen seramik eşya bennington ware n.
vermont'un bennington kasabasında üretilen seramik eşya bennington n.
konstantinopolis piskoposu makedonius'un kutsal ruhu reddeden öğretileri macedonianism n.
kuzeybatı washington'un flattery burnu civarında yaşayan, nutkaların bir alt kolu olan amerikan yerlilerine mensup kimse makah n.
kuzeybatı washington'un flattery burnu civarında yaşayan, nutkaların bir alt kolu olan amerikan yerlileri makah n.
ekvador'un sahil kesiminde yaşayan yerli bir halk manta n.
ekvador'un sahil kesiminde yaşayan yerli bir halka mensup kimse manta n.
un, tuz ve şeker white n.
un gibi olma mealiness n.
un öğütücü melder [uk] n.
yeni öğütülmüş un melder [uk] n.
tek seferde öğütülen un miktarı melder [uk] n.
ağustos'un ortası mid-august n.
tunus'un para birimi millime n.
tunus'un para birimi millieme n.
bir pound'un 1000'de 1'ine eşit olan sudan para birimi millieme n.
un değirmeni ile bitişik ev millhouse n.
bir pound'un 1000'de 1'ine eşit olan mısır para birimi millieme n.
(un, tuz) eleme bolting n.
kuzeybatı arizona'da, büyük kanyon'un güneyinde yaşayan bir amerikan yerli kabilesi hualpai n.
kuzeybatı arizona'da, büyük kanyon'un güneyinde yaşayan bir amerikan yerli kabilesi hualapai n.
kuzeybatı arizona'da, büyük kanyon'un güneyinde yaşayan bir amerikan yerli kabilesine mensup kimse hualapai n.
M.Ö. 4. yüzyılda sirakuza'da hükümdar olan dionysios'un sarayında yaşamış ve dünyaca ünlü damokles'in kılıcı deyiminin zamanımıza kadar gelmesine sebep olmuş kişi damocles n.
un varili girnel [scotland] n.
un sandığı girnal [scotland] n.
un sandığı girnel [scotland] n.
un varili girnal [scotland] n.
kepekli un gurgeons [obsolete] n.
tahılın öğütülerek un haline getirildiği oluklu silindir roll n.
(kral arthur'un yuvarlak masa efsanesi ile ilişkilendirilen) doğal ingiliz oluşumları round table n.
(kral arthur'un yuvarlak masa efsanesi ile ilişkilendirilen) ingiliz yapıları round table n.
(kral arthur'un yuvarlak masa modeline dayanan) şövalye birlikleri round table n.
iii. napolyon'un bıyığı imperial beard n.
(önceden saint petersburg'un inşa edildiği yerde yaşayan) batı fin halkı üyesi inger n.
taneli un padar [obsolete] n.
(kutu, tepsi, süs yapımında kullanılan) kağıt, un ve su karışımı paper n.
(kutu, tepsi, süs yapımında kullanılan) kağıt, un ve su karışımı paper mache n.
ince taneli un pollen [obsolete] n.
has un pollen [obsolete] n.
napolyon'un 1806'da britanya'ya uyguladığı abluka politikası continental system n.
eros'un yayı cupid’s bow n.
(st. petersburg'un kurulduğu ingriya bölgesine özgü) batı fin topluluğu üyesi ingrian n.
don kişot'un yaveri panza n.
paracelsus'un okült felsefesinde elementlerinden biri ateş olan varlık salamander n.
un fabrikası cornmill [uk] n.
un değirmeni cornmill [uk] n.
un floor [scotland] n.
metal un kabı flour bin n.
un eleği flour sifter n.
un kutusu flour dredge n.
teneke un kutusu flour box n.
oregon'un yerlisi oregonian n.
new york'un batısında yaşayan irokua halkı seneca n.
new york'un batısında yaşayan irokua halkına mensup kimse seneca n.
un lapası sepawn [dialect] [us] n.
un lapası sepon n.
firavun'un yılanı serpent n.
bereket tanrısı priapos'un eskiden bahçelerde korkuluk olarak kullanılmış heykeli priapus n.
firavun'un yılanı snake n.
devon ve cornwall'un kalay madeni çıkarılan bölümü the stannaries n.
(yunan mitolojisinde) tanrı odysseus'un karısı penelope n.
(elvis presley için) rock'n roll'un kralı king n.
minos'un karısı pasiphaë n.
patent un patent n.
patent un patent n.
(freud'un) psikanaliz ekolü psychoanalysis n.
yağ katarak kıvamına getirmek (un) shorten v.
ipe un sermek give someone a song and dance v.
un haline getirmek flour v.
un ufak olmak be broken into pieces v.
un ufak etmek pulverize v.
un ufak etmek crumble st finely v.
un ufak etmek smash to smithereens v.
un elemek sift flour v.
un ufak etmek pulverise v.
un ufak etmek to-brest v.
tahılı öğütüp un haline getirmek grind the grain into flour v.
un haline gelmek meal v.
un ufak olmak corrade v.