vaaz - Turc Anglais Dictionnaire

vaaz

Sens de "vaaz" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 9 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
vaaz sermon n.
The preacher gave a sermon on voluntarism.
Vaiz, gönüllülük üzerine bir vaaz verdi.

More Sentences
General
vaaz preaching n.
We need to be seen to be practising what we are preaching.
Ne vaaz ediyorsak onu uyguluyor gibi görünmeliyiz.

More Sentences
vaaz sermon n.
The preacher gave a sermon on voluntarism.
Vaiz, gönüllülük üzerine bir vaaz verdi.

More Sentences
vaaz preach n.
vaaz homily n.
vaaz sermonology n.
vaaz protreptic n.
Religious
vaaz hearing [dialect] [uk] n.
Archaic
vaaz predication n.

Sens de "vaaz" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 113 résultat(s)

Turc Anglais
General
kısa vaaz sermonette n.
sıkıcı vaaz preachment n.
vaaz verebilirlik preachiness n.
vaaz etme sermonizing n.
vaaz etme sermonising n.
vaaz verme pontification n.
coşkulu vaaz tub-thumping n.
ibadet amaçlı dini toplantılarda verilen vaaz message n.
(protestan kiliselerinde) günah çıkarmadan hemen önce gelen kısa vaaz invitement [obsolete] n.
vaaz derlemesi panegyricon n.
vaaz kürsüsü pew [obsolete] n.
vaaz verme preachification n.
vaaz veren kimse pulpiteer n.
vaaz verme sermoning n.
vaaz etmek preach v.
vaaz vermek preach v.
vaaz vermek sermonize v.
vaaz çekmek sermonize v.
vaaz çekmek preach v.
vaaz çekmek sermonise v.
(papaz) vaaz vermek read a homily v.
vaaz vermek preach a sermon v.
vaaz vermek sermonise v.
(biri) adına vaaz vermek witness v.
(birine) vaaz vermek witness v.
vaaz vermek concionate [obsolete] v.
daha çok vaaz vermek outpreach v.
vaaz ile üstesinden gelmek outpreach v.
kürsüden vaaz vermek pulpiteer v.
vaaz vermek pulpit v.
(birinin) vaaz vermesini engellemek silence v.
(özellikle vaaz kürsüsünde) yerine geçmek supply v.
vaaz vermek prophecy v.
vaaz vermek prophesy v.
vaaz çekilmiş sermonised adj.
vaaz ile ilgili sermonic adj.
vaaz verilmiş sermonized adj.
vaaz verme meraklısı preachy adj.
vaaz çekilmiş sermonized adj.
vaaz verilmiş sermonised adj.
vaaz verme yetkisi bulunan licentiate [obsolete] adj.
vaaz vermeyle ilgili omiletical adj.
vaaz ile ilişkili concionatory [obsolete] adj.
vaaz ile ilgili preaching adj.
vaaz veren pulpitish adj.
vaaz niteliğinde olan pulpitish adj.
vaaz veren pulpital adj.
vaaz verir gibi olan pulpitish adj.
vaaz veren pulpitical adj.
vaaz dinleyen sermonish adj.
vaaz verir gibi preachy adj.
vaaz vererek preachingly adv.
vaaz vererek preachily adv.
vaaz kürsüsü pulpit N.
Phrasals
vaaz vermek preach about something v.
vaaz vermek preach to v.
vaaz vermek hold forth v.
vaaz vererek bir eylemi yüceltmek preach up v.
vaaz ile bir şeyi empoze etmek preach up v.
vaaz verir gibi (iddialı şekilde) konuşmak spout off about something v.
hakkında vaaz vermek preach about v.
(bir şeye) karşı vaaz vermek preach against (something) v.
(birine) vaaz vermek preach at (one) v.
(birine) vaaz vermek preach to (one) v.
(bir şey) hakkında vaaz vermek rant about (something) v.
hakkında vaaz vermek rant about v.
vaaz verir gibi (iddialı şekilde) konuşmak spout off v.
(bir tanrı/din) adına vaaz vermek witness for (someone or something) v.
Colloquial
vaaz vermek preachify v.
Idioms
vaaz vereceği bir sonraki konuma doğru hareket etmek/yola çıkmak hit the sawdust trail [dated] [us] v.
vaaz vereceği bir sonraki konuma doğru hareket etmek/yola çıkmak hit the sawdust trail [dated] [us] v.
Computer
mp3 formatına dönüştürülmüş bir dini vaaz godcast n.
Education
vaaz ve hutbelerle ilgilenen bir teoloji dalı homiletics n.
Religious
vaaz verme sanatı homiletics n.
izleyicilerin vaaz veren papaza cevap verdiği ayin litany n.
vaaz vermek için gezen metodist vaiz rounder n.
vaaz verme disiplini kerystics n.
anglikan veya protestan episkopal kilisesi'nde rahip olmayan ancak vaaz verme yetkisi olan kimse lay reader n.
anglikan kiliselerinde izleyicilerin vaaz veren papaza cevap verdiği ayinin okunduğu kürsü faldstool n.
cehennem azabına dair vaaz brimstone n.
vaaz veren kimse homilete n.
vaaz hazırlayan kimse homilist n.
bazı kiliselerde vaaz verme yetkisine sahip olup henüz papaz unvanı verilmemiş kimse licentiate n.
(yeni ahit'te yer alan) mektupları konu alan vaaz postil [obsolete] n.
dini metni konu alan vaaz postil [obsolete] n.
kenar notları hakkında vaaz verme postillation n.
incil'i konu alan vaaz postil [obsolete] n.
(zerdüştlükte) kutsal kitapta yer alan şiir formundaki birkaç vaaz gatha n.
vaaz haçı preaching cross n.
vaaz yerinin belirtilmesi amacıyla dikilen haç preaching cross n.
kısa vaaz sermonet n.
dağdaki vaaz sermon on the mount n.
dağdaki vaaz sermon on the mount n.
isa'nın dağdaki vaaz'da yaptığı kutsama açıklamaları beatitude n.
(evanjelik kiliselerde) tutkuyla vaaz veren kimse hot gospeller n.
vaaz öncesi verilen kısa dini eğitim prone n.
incil ile ilgili vaaz vermek evangelise v.
incil ile ilgili vaaz vermek evangelize v.
incil konusunda vaaz vermek gospel v.
(kenar notları veya tefsirden) vaaz vermek postillate v.
vaaz vermeyle ilgili homiletical adj.
(hristiyanlık'ta) vaaz ile ilişkili kerygmatic adj.
vaaz niteliğinde olan homiletic adj.
vaaz verme meraklısı homiletic adj.
vaaz verme sanatıyla ilgili homiletic adj.
roma piskoposu i. clement'e hatalı şekilde atfedilen (vaaz, ayin) clementine adj.
(nasihat, vaaz) hararetli fire-and-brimstone adj.
(nasihat, vaaz) sonsuz azap ile korkutan fire-and-brimstone adj.
vaaz ile ilgili predicant adj.
vaaz vermesi yasak olan (din adamı) silenced adj.
Archaic
vaaz verme predication n.
vaaz vermek predicate v.
vaaz vermek sermon v.