wedge - Turc Anglais Dictionnaire

wedge

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

wedge — Definition

Signification:
kama, ayırıcı unsur
Prononciation (IPA):
(AmE /wɛdʒ/ – BrE /wedʒ/)
Partie du discours:
İsim: wedge (wedges); Fiil: wedge (wedges – wedged – wedging)
Antonymes:
binder, unifier

Sens de "wedge" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 41 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
wedge n. kama
This could be the thin end of the wedge.
Bu, kamanın ince ucu olabilir.

More Sentences
wedge n. takoz
Please put the wedge behind the door to keep it open.
Lütfen açık kalması için takozu kapının arkasına koyun.

More Sentences
wedge v. yarmak
General
wedge n. takoz
Please put the wedge behind the door to keep it open.
Lütfen açık kalması için takozu kapının arkasına koyun.

More Sentences
wedge n. kama
This could be the thin end of the wedge.
Bu, kamanın ince ucu olabilir.

More Sentences
wedge n. elma dilim
Cut the cheese into a wedge and grate it onto the pizza.
Peyniri elma dilim şeklinde kesin ve pizzanın üzerine rendeleyin.

More Sentences
wedge v. sıkıştırmak
The child wedged himself under the sofa.
Çocuk kendini kanepenin altına sıkıştırdı.

More Sentences
Technical
wedge n. kama
This could be the thin end of the wedge.
Bu, kamanın ince ucu olabilir.

More Sentences
wedge n. kama
This could be the thin end of the wedge.
Bu, kamanın ince ucu olabilir.

More Sentences
wedge n. takoz
Please put the wedge behind the door to keep it open.
Lütfen açık kalması için takozu kapının arkasına koyun.

More Sentences
wedge v. sıkıştırmak
The child wedged himself under the sofa.
Çocuk kendini kanepenin altına sıkıştırdı.

More Sentences
Automotive
wedge n. kama
This could be the thin end of the wedge.
Bu, kamanın ince ucu olabilir.

More Sentences
Meteorology
wedge n. kama
This could be the thin end of the wedge.
Bu, kamanın ince ucu olabilir.

More Sentences
General
wedge n. çivi
wedge n. dolgu topuklu ayakkabı
wedge n. dolgu topuk
wedge n. kıskı
wedge v. kamalamak
wedge v. kama ile yarmak
wedge v. takozlamak
wedge v. takılmak
wedge v. takoz vb ile sıkıştırmak
wedge v. sıkışmak
wedge v. tıkmak
wedge N. ayırıcı unsur
Technical
wedge n. kıskı
wedge n. kopilya
wedge n. köşe emmesi
wedge n. pabuç
wedge n. prob tabanı
wedge n. saplama
wedge n. sıkışma
Construction
wedge n. yarık
Automotive
wedge v. kamayla kaldırmak
wedge adj. kama şekilli
Gastronomy
wedge n. italyan sandviçi
wedge n. fransız ekmeğinin arasına konan et, peynir, domates, soğan, marul ve çeşni ile yapılan sandviç
Forestry
wedge v. testere bıçağının açtığı kertiklere takoz sürerek (ağacı) devirmek
Military
wedge n. kama düzeni
Sport
wedge n. golf sopası
British Slang
wedge n. para

Sens de "wedge" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
wedge bone n. takoz kemiği
wooden wedge n. ağaç takoz
wedge shape n. takoz şekli
sand wedge n. kum takozu
wooden wedge n. takoz
thin edge of the wedge n. tehlikeli bir gelişmenin başlangıcı
thin edge of the wedge n. zararlı bir gelişmenin başlangıcı
wedge-wire n. tel kafes
step wedge n. kademeli blok
flying wedge n. (muhafız, polis) kama düzeni
flying wedge n. eyleminde kararlı ve gayretli olan kimse
wedge oneself in v. araya sıkışmak
wedge shaped adj. takoz şeklinde
having a wedge adj. kamalı
wedge-shaped adj. kama şeklinde
Phrasals
wedge into (something) v. (dar bir yere) sıkıştırmak
wedge into (something) v. (dar bir yere) sıkışmak
wedge into (something) v. (bir şeyde) sıkışıp kalmak
wedge into (something) v. (bir şeye) kıstırmak
wedge into (something) v. (bir şeye) sıkıştırmak
wedge into (something) v. (bir yerde) saplanıp kalmak
wedge into (something) v. (bir şeyde) sıkışmak
wedge between people or things v. iki kişi/şey arasına sıkıştırmak
wedge in v. kıstırmak
wedge in v. sıkışıp kalmak
wedge in v. takılıp kalmak
wedge between (someone or something) v. (iki kişi/şey) arasına sıkışmak
wedge in v. sıkışmak
wedge in v. arasına sıkıştırmak
wedge in v. saplanıp kalmak
wedge between people or things v. iki kişi/şey arasında sıkışıp kalmak
wedge in v. arasına sıkışıp kalmak
wedge between (someone or something) v. (iki kişi/şey) arasında sıkışıp kalmak
wedge between (someone or something) v. (iki kişi/şey) arasına sıkıştırmak
wedge between people or things v. iki kişi/şey arasına sıkışmak
wedge in v. sıkıştırmak
Proverb
thin edge of the wedge sıçan geçer yol olur
Idioms
thin end of the wedge n. gittikçe önemli olan bir hareketin ilk adımı
thin end of the wedge n. gittikçe büyüyen bir hareketin ilk adımı
(the) thin end of the wedge n. küçük ama nihayetinde istenmeyen sonuçlar doğuracak bir durum
drive a wedge between somebody v. aralarını bozmak
drive a wedge between somebody v. aralarını açmak (kişilerin)
drive a wedge between somebody v. ipleri germek
drive a wedge between somebody v. arasını bozmak
drive a wedge between v. aralarını açmak
drive a wedge between v. arasını açmak
drive a wedge between v. arasına bariyer koymak
drive a wedge between v. ayırmak
drive a wedge between v. arasına set koymak/çekmek
drive a wedge between someone and someone v. (iki kişinin) arasına bariyer koymak
drive a wedge between (someone or something) v. (birilerinin/bir şeylerin) arasına set koymak/çekmek
drive a wedge between a and b v. (iki kişinin) arasına bariyer koymak
drive a wedge between (someone or something) v. (birilerinin/bir şeylerin) arasını açmak
drive a wedge between someone and someone v. (iki kişinin) arasını bozmak
drive a wedge between a and b v. (iki kişinin) arasına set koymak/çekmek
drive a wedge between someone and someone v. (biriyle birinin) arasına set koymak/çekmek
drive a wedge between someone and someone v. (biriyle birinin) arasına bariyer koymak
drive a wedge between someone and someone v. (iki kişinin) arasını açmak
drive a wedge between someone and someone v. (biriyle birinin) arasını bozmak
drive a wedge between a and b v. (iki kişinin) arasını açmak
drive a wedge between a and b v. (iki kişinin) arasını bozmak
drive a wedge between someone and someone v. (biriyle birinin) arasını açmak
drive a wedge between (someone or something) v. (birilerinin/bir şeylerin) arasını bozmak
drive a wedge between someone and someone v. (iki kişinin) arasına set koymak/çekmek
drive a wedge between (someone or something) v. (birilerinin/bir şeylerin) arasına bariyer koymak
thin end of the wedge expr. sonradan başa iş açabilecek önemsiz şey
Trade/Economic
tax wedge n. fiyatta vergi farklılığı
tax wedge n. vergi kaması
tax wedge n. vergi takozu
tax wedge n. vergi kaması
falling wedge n. alçalan takoz
falling wedge n. düşen takoz
rising wedge n. yükselen takoz
Politics
wedge issue n. ihtilafa yol açan konu
Technical
wedge support n. kama tanım bölgeli
dielectric wedge n. dielektrik uygulayıcı
soil wedge n. zemin kaması
resolution wedge n. mir
tensioning wedge n. ongenime kaması
shearing wedge n. kesme kaması
resolution wedge n. test resmi
sliding wedge n. kayma kaması
connecting wedge n. bağlama kaması
dielectric wedge n. dielektrik kama
wedge transition n. kırık düzlemli tranzisyon
resolution wedge n. ayar resmi
wedge sliding n. kama tipi kayma
wedge type gate valve n. kama sürgülü gaz vanası
wedge transition n. kırık düzlemli geçiş
lock wedge n. kilit kaması
oil wedge n. yağ kaması
wedge of soil n. zemin kaması
steel wedge n. çelik takoz
adjusting wedge n. ayar kaması
anchor wedge n. ankraj takozu
bearing wedge n. yatak kaması
removable wedge screw n. ayarlanabilen uygu parçası vidası
fixed wedge screw n. kama bağlama cıvatası
foxtail wedge n. kırlangıçkuyruğu kama
quartz wedge n. kuvars kama
wedge-shaped n. kama biçimi
wide wedge formation n. geniş kama düzeni
wedge wire screen n. rima eleği
wedge brick n. kama tuğlası
wedge furnace n. takozlu fırın
screw wedge n. vidalı kama
wedge brick n. sıkıştırma tuğlası
hammer wedge n. saplı kama
wedge extensomeer n. kıskılı genleşmeölçer
wedge key n. ayar kaması
slot wedge n. yiv kilit takozu
winding wedge n. sargı takozu
rotor wedge n. rotor takozu
wedge impact method n. kama darbe yöntemi
wedge product n. vektörel çarpım anlamı
wedge welder n. kama kaynak makinesi
hot wedge welder n. sıcak kama kaynak makinesi
rope wedge n. halat kaması
rubber wedge n. lastik takoz
wedge-shaped adj. yılan başlı
wedge-shaped adj. kama şeklînde
wedge-shaped adj. kama biçiminde
Computer
loft wedge n. havaya vurma golf sopası
power wedge n. güçlü golf sopası
sand wedge n. kum golf sopası
Electric
dielectric wedge n. dielektrik uygulayıcı
dielectric wedge n. dielektrik kama
Mechanic
tool normal wedge angle n. kama açısı
open wedge socket n. açık kama yuvası
wedge angle n. kama açısı
Television
resolution wedge n. mir
resolution wedge n. test resmi
resolution wedge n. ayar resmi
Construction
concrete wedge n. beton takoz
fixed adjusting wedge n. sabit ayar çivisi
Lighting
neutral step wedge n. kademeli geçirici gri süzgeç
neutral wedge n. gri kama
Woodworking
wooden wedge n. ağaç takoz
wedge splitter n. kamalı yarıcı
Automotive
wedge combustion chamber n. kama tipi yanma odası
hydraulic wedge n. hidrolik kama
wedge shaped combustion chamber n. kama tip yanma odası
wedge shaped ground electrode n. kama şekilli topraklama elektrotlu buji
taper faced wedge type compression ring n. tek taraflı trapez konik segman
trim wedge n. panel kaması
wedge type compression ring n. konik kompresyon segmanı
Railway
sliding wedge n. kayma kaması
sliding wedge n. kayma laması
Marine
salt water wedge n. nehire karışan tuz duvarı
saline wedge n. nehire karışan dipteki tuz duvarı