zone - Turc Anglais Dictionnaire

zone

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

zone — Definition

Signification:
bölge
Prononciation (IPA):
(AmE /zoʊn/ – BrE /zəʊn/)
Partie du discours:
İsim: zone (zones)
Synonymes:
area, sector
Antonymes:
entirety

Sens de "zone" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 35 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
zone n. kuşak
It's strange that people in hot climate zones eat spicy things like curry.
Sıcak iklim kuşaklarındaki insanların köri gibi baharatlı şeyler yemeleri garip.

More Sentences
zone n. bölge
All Member State ships should respect an economic twelve-mile exclusion zone.
Tüm Üye Devlet gemileri on iki millik ekonomik dışlama bölgesine riayet etmelidir.

More Sentences
General
zone n. dilim
This country has three time zones.
Bu ülkede üç saat dilimi vardır.

More Sentences
zone n. bölge
All Member State ships should respect an economic twelve-mile exclusion zone.
Tüm Üye Devlet gemileri on iki millik ekonomik dışlama bölgesine riayet etmelidir.

More Sentences
zone n. kuşak
It's strange that people in hot climate zones eat spicy things like curry.
Sıcak iklim kuşaklarındaki insanların köri gibi baharatlı şeyler yemeleri garip.

More Sentences
zone n. alan
If you add a larger block, the page layout can be distorted due to the expanded ad zone.
Daha büyük bir blok eklerseniz, genişletilmiş reklam alanı nedeniyle sayfa düzeni bozulabilir.

More Sentences
zone v. (belirli faaliyete) tahsis etmek
The new dockyard has been zoned for locals' use.
Yeni tersane yerel halkın kullanımına tahsis edilmiştir.

More Sentences
Trade/Economic
zone n. kuşak
It's strange that people in hot climate zones eat spicy things like curry.
Sıcak iklim kuşaklarındaki insanların köri gibi baharatlı şeyler yemeleri garip.

More Sentences
Technical
zone n. bölge
All Member State ships should respect an economic twelve-mile exclusion zone.
Tüm Üye Devlet gemileri on iki millik ekonomik dışlama bölgesine riayet etmelidir.

More Sentences
Computer
zone n. alan
If you add a larger block, the page layout can be distorted due to the expanded ad zone.
Daha büyük bir blok eklerseniz, genişletilmiş reklam alanı nedeniyle sayfa düzeni bozulabilir.

More Sentences
Meteorology
zone n. alan
If you add a larger block, the page layout can be distorted due to the expanded ad zone.
Daha büyük bir blok eklerseniz, genişletilmiş reklam alanı nedeniyle sayfa düzeni bozulabilir.

More Sentences
zone n. kuşak
It's strange that people in hot climate zones eat spicy things like curry.
Sıcak iklim kuşaklarındaki insanların köri gibi baharatlı şeyler yemeleri garip.

More Sentences
General
zone n. kesim
zone n. mıntıka
zone n. yöre
zone n. saha
zone n. zon
zone n. ayırt edilir özelliklere sahip bölge/yöre
zone v. bir yeri belirli bir faaliyet için ayırmak
zone v. çevirmek
zone v. kuşatmak
zone v. bölgelere ayırmak
Trade/Economic
zone n. gümrük tarifesi
Technical
zone n. kısım
zone n. zon
zone n. yöre
Computer
zone n. sıcak bölge
Anatomy
zone n. halka benzeri yapı
zone n. silindirik yapı
Astronomy
zone n. gezegen üzerindeki coğrafi kuşak
Environment
zone n. (kentbilimde) bölge
Geography
zone n. coğrafi kuşak
zone n. dünya yüzeyinin enlem ve iklime göre bölünmüş bölgeleri
Meteorology
zone n. zon
Basketball
zone n. alan savunması

Sens de "zone" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
free zone n. serbest bölge
General
adjacent coastal zone n. komşu olduğu kıyı bölgesi
polar zone n. kutup bölgesi
safety zone n. yaya geçidi
restricted zone n. kontrollü giriş sağlanan alan
ecological zone n. ekolojik bölge
home zone n. yerleşimin yoğun olduğu ve trafiğin zorlayıcı olmayan yöntemlerle engellenmeye çalışıldığı sokak veya bölge
zone of influence n. nüfuz alanı
organized industrial zone n. organize sanayi bölgesi
zone of fire n. ateş bölgesi
military zone n. askeri mıntıka
torrid zone n. sıcak bölge
tropical zone n. tropik bölge
neutral zone n. tarafsız bölge
zone of operations n. harekat bölgesi
integral protection zone n. mutlak koruma bölgesi sınırı
qualified industrial zone n. sanayi bölgesi
dambreak affected zone n. baraj suyu etkileme bölgesi
zone fire n. bölgesel yangın
arctic zone n. arktik bölge
temperate zone n. ılıman kuşak
free zone n. açık bölge
burning zone lining n. pişirme bölgesi örgüsü
seismic zone n. deprem bölgesi
tidal zone n. med cezir bölgesi
dead zone unit n. ölü bölge birimi
time zone n. zaman kuşağı
communications zone n. menzil sahası
frigid zone n. kutup bölgesi
pickup zone n. konma alanı
towaway zone n. araba çekme bölgesi
zone of neutrality n. tarafsız bölge
danger zone n. tehlikeli bölge
buffer zone n. tampon bölge
fishing zone n. balık avlama alanı
zone of security n. güvenlik bölgesi
temperate zone n. ılıman bölge
arctic zone n. arktik kuşak
twilight zone n. belirsizlik
erogenous zone n. erojen bölge
red zone n. kırmızılı alan
landing zone n. konma bölgesi
forbidden zone n. yasak bölge
climatic zone n. iklim bölgesi
antarctic zone n. güney kutup bölgesi
contingency planning zone n. acil durum planlama alanı
zone of interior n. merkeze yakın bölge
safety zone n. emniyet bölgesi
nature protection zone n. doğa koruma alanı
contiguous zone n. bitişik bölge
the torrid zone n. sıcak kuşak
vital zone n. hayati bölge
prohibited zone n. askeri bölge
zone of indifference n. kayıtsızlık bölgesi
zone of occupation n. yerleşim alanı
prohibited zone n. yasak bölge
drop off zone n. yolcu indirme yeri
coastal zone management n. kıyı bölgesi yönetimi
danger zone n. tehlike bölgesi
frontier zone n. sınır bölgesi
strict preservation zone n. mutlak koruma alanı
housing zone n. konut alanı
recreational zone n. rekreasyon bölgesi
comfort zone n. konfor bölgesi
commercial zone n. ticaret bölgesi
comfort zone n. rahatlık bölgesi
residential zone n. oturma bölgesi
forbidden zone n. yasaklanmış bölge
vulnerable zone n. hassas bölge
recreational zone n. eğlence-dinlence bölgesi
time zone n. zaman dilimi
administrative zone n. idari bölge
administrative zone n. yönetim bölgesi
market gardening zone n. bostan bölgesi
protected zone n. korumalı bölge
protected zone n. korunmuş bölge
rural zone n. kırsal bölge
urban zone n. kentsel bölge
university zone n. üniversite bölgesi
unsanitary zone n. sağlıksız bölge
death zone n. ölüm bölgesi
destruction zone n. tahribat alanı
objective zone indicator n. hedef bölge göstergesi
zone cleaning n. mıntıka temizliği
canal zone n. kanal bölgesi
twilight zone n. belli olmayan durum
smoke-free air zone n. dumansız hava sahası
smoke-free zone n. dumansız hava sahası
smokeless zone n. dumansız hava sahası
dry zone n. kurak bölge
dry zone n. kurak alan
technology zone n. teknoloji bölgesi
non-smoking zone n. sigara içilmesi yasak bölge
no smoking zone n. sigara içilmesi yasak bölge
comfort zone n. rahatlık alanı/bölgesi
gun-free zone n. silahsız bölge
zone of proximal development n. yakınsal gelişim alanı
coverage zone n. kapsama alanı
kiss and ride zone n. yolcu indirme/bindirme alanı
kiss and ride zone n. öğrenci indirme/bindirme alanı
local time zone n. yerel zaman dilimi
occupied zone n. işgal edilen/edilmiş alan
comfort zone n. konfor alanı
establishing a buffer zone n. tampon bölge oluşturma
climate zone n. iklim kuşağı
zone list n. mahal listesi
zone of development n. gelişim alanı
war zone n. savaş alanı
quiet zone n. telefon kullanılmasına müsaade edilmeyen bölge
quiet zone n. telefonun kullanılmaması gereken yerler
calm zone n. sakin bölge
calm zone n. sakinleşme bölgesi
take-over zone n. bayrak yarışında batonun el değiştirildiği alan
no-passing zone n. geçilmez bölge
tidal zone n. gelgite maruz kalan bölge
twilight zone n. yasal ve etik sınırların ötesine geçme durumu
twilight zone n. hayal dünyası
geographical zone n. coğrafi boylam bölgesi
geographical zone n. coğrafi enlem bölgesi
dead zone n. ölü evre
dead zone n. ölü mekan
dead zone n. ölü dönem
parking zone n. park alanı
parking zone n. otomobilin park edebileceği alan
disaster zone n. afet bölgesi
habitable zone n. yaşanabilir bölge
habitable zone n. yaşanabilir kuşak
soviet zone n. (almanya'da) sovyet işgaline uğramış bölge
spreading zone n. yitim zonu
spreading zone n. uzaklaşan levha sınırı
parachute into war zone v. paraşütle savaş alanına inmek
establish a buffer zone v. tampon bölge oluşturmak
in the famine zone adv. kitlik bölgesi̇nde
dz (drop zone) abrev. atma bölgesi
dz (drop zone) abrev. atlama bölgesi
Phrasals
zone out v. fark etmemek
zone out v. çevrede olanlara ilgisini yitirmek
zone out v. dalmak
zone something as something v. bir alanı bir şey yapmak için ayırmak
zone something as something v. bir alanı bir şeye tahsis etmek
zone something as something v. bir alanı bir şey olarak belirlemek
zone something off v. bir bölgede belli kısıtlamaları olan bir alan bırakmak
zone off v. bir bölgenin bir kısmına kısıtlama getirmek
zone off v. bir alanı ayırmak (inşaat kısıtlaması getirerek)
zone something off v. bir bölgede özel yönetmeliğe tabi bir alan oluşturmak/bırakmak
zone off v. bir bölgenin bir kısmını (başka bir amaç için) ayırmak/tahsis etmek
zone off v. bir alana inşaat kısıtlaması getirmek
zone off v. bir alanda yapılabilecek inşaatlara kısıtlama getirmek
zone (some place) as (something) v. (bir bölgeyi bir şey) olarak belirlemek
zone (some place) as (something) v. (bir alanı bir şey) yapmak için ayırmak