actually - Türkçe İngilizce Sözlük

actually

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

actually — Definition

Anlamı ve Tanımı:
aslında, gerçekten, fiilen
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈæktʃuəli/ – BrE /ˈæktʃuəli/)
Terim Türü:
Zarf
Bir düzeltme veya vurgu yaparak “gerçekte olan”ı işaret eden zarftır. Actual kökünden gelmiştir ve konuşma dilinde söylem belirteci olarak sık işlev kazanmıştır.
Eş Anlamlılar:
in fact, really, truly
Zıt Anlamlılar:
supposedly, allegedly, ostensibly

"actually" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 30 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
actually zf. aslında
I allowed you to speak, but you were not actually entitled to your contribution.
Sizin konuşmanıza izin verdim ama aslında katkı yapma hakkınız yoktu.

More Sentences
actually zf. fiilen
The EU is involved, then, but it is the UN that is responsible for actually carrying out the work.
O halde AB işin içindedir, ancak işin fiilen yürütülmesinden sorumlu olan BM'dir.

More Sentences
Genel
actually zf. doğrusu
Actually, it's not in our interest either.
Doğrusu, bizim de işimize gelmez.

More Sentences
actually zf. asıl
This is the amount which actually matters for this is the Convention's own budget.
Kongre'nin kendi bütçesi olduğu için asıl önemli olan miktar budur.

More Sentences
actually zf. sahiden
Have you actually ever tried Thai food?
Sahiden hiç Tayland yemeği denedin mi?

More Sentences
actually zf. gerçekten
Are we actually willing to take on a role?
Gerçekten bir rol üstlenmeye istekli miyiz?

More Sentences
actually zf. aslına bakılırsa
Actually, I know nothing about these plans.
Aslına bakarsanız, bu planlara dair hiçbir şey bilmiyorum.

More Sentences
actually zf. gerçekte
We have to discuss what this is actually intended to do.
Bunun gerçekte ne amaçla yapıldığını tartışmalıyız.

More Sentences
actually zf. esasında
Have you looked up the word in a dictionary to see how it's actually spelled?
Bu kelimenin esasında nasıl yazıldığını görmek için sözlüğe baktın mı?

More Sentences
actually zf. şimdi
What do you actually think will happen to European industry now?
Avrupa endüstrisine şimdi ne olacağını düşünüyorsunuz?

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
actually zf. aslında
I allowed you to speak, but you were not actually entitled to your contribution.
Sizin konuşmanıza izin verdim ama aslında katkı yapma hakkınız yoktu.

More Sentences
actually zf. gerçekten
Are we actually willing to take on a role?
Gerçekten bir rol üstlenmeye istekli miyiz?

More Sentences
Genel
actually zf. bilfiil
actually zf. filvaki
actually zf. bizatihi
actually zf. hani
actually zf. hem
actually zf. fiili olarak
actually zf. hakikaten
actually zf. aslına bakarsak
actually zf. fiili şekilde
actually zf. aslına bakarsan
actually zf. doğrusunu söylemek gerekirse
actually zf. şu anda
actually zf. mevcut durumda
actually zf. şu anki
actually zf. halihazırda
actually zf. halen
actually zf. tam olarak
Konuşma Dili
actually expr. şu bir gerçek ki

"actually" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 44 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
actually existing socialism i. reel sosyalizm
wae (while actually employed) [us] kısalt. fiilen çalışır durumdayken (ödenek alma)
Konuşma Dili
finally someone is stepping up and actually doing something expr. nihayet öne çıkıp bir şeyler yapan biri çıktı
Deyim
so crazy (that) it might actually work [cliché] expr. aslında işe yarayabilecek kadar çılgınca
so crazy (that) it might actually work [cliché] expr. çok uçuk bir fikir ama işe de yarayabilir
so crazy (that) it might actually work [cliché] expr. aslında işe yarayabilecek kadar alışılmışın dışında
crazy enough (that) it might actually work [cliché] expr. çok uçuk bir fikir ama işe de yarayabilir
so crazy (that) it might actually work [cliché] expr. sıra dışı/alışılmamış olsa da aslında işe yaraması muhtemel
crazy enough (that) it might actually work [cliché] expr. aslında işe yarayabilecek kadar çılgınca
so crazy (that) it might actually work [cliché] expr. o kadar alışılmadık bir fikir ki aslında işe yarama olasılığı bile var
crazy enough (that) it might actually work [cliché] expr. o kadar saçma ki aslında işe yarayabilir
crazy enough (that) it might actually work [cliché] expr. aslında işe yarayabilecek kadar uçuk
crazy enough (that) it might actually work [cliché] expr. aslında işe yarayabilecek kadar alışılmışın dışında
so crazy (that) it might actually work [cliché] expr. aslında işe yarayabilecek kadar uçuk
so crazy (that) it might actually work [cliché] expr. saçma bir fikir ama işe de yarayabilir
so crazy (that) it might actually work [cliché] expr. öyle çılgın bir fikir ki belki de işe yarar
so crazy (that) it might actually work [cliché] expr. o kadar sıra dışı bir fikir ki aslında işe yarayabilir
so crazy (that) it might actually work [cliché] expr. o kadar alışılmışın dışında ki aslında işe bile yarayabilir
crazy enough (that) it might actually work [cliché] expr. aslında işe yarayabilecek kadar saçma
crazy enough (that) it might actually work [cliché] expr. o kadar sıra dışı bir fikir ki aslında işe yarayabilir
so crazy (that) it might actually work [cliché] expr. o kadar saçma ki aslında işe yarayabilir
crazy enough (that) it might actually work [cliché] expr. çılgınca bir fikir ama işe yarayabilir
so crazy (that) it might actually work [cliché] expr. aslında işe yarayabilecek kadar saçma
crazy enough (that) it might actually work [cliché] expr. çılgınca/saçma olsa da aslında işe yarama olasılığı olan
crazy enough (that) it might actually work [cliché] expr. sıra dışı/alışılmamış olsa da aslında işe yaraması muhtemel
so crazy (that) it might actually work [cliché] expr. çılgınca bir fikir ama işe yarayabilir
crazy enough (that) it might actually work [cliché] expr. saçma bir fikir ama işe de yarayabilir
so crazy (that) it might actually work [cliché] expr. çılgınca/saçma olsa da aslında işe yarama olasılığı olan
Konuşma
it's actually worse than it looks i. aslında göründüğünden de kötü
not actually expr. pek sayılmaz
actually you know what expr. aslında var ya
actually you know what! expr. valla var ya!
actually I wasn't talking about him expr. aslında ondan bahsetmiyordum
I actually haven't thought much about that expr. doğrusunu söylemek gerekirse pek düşünmedim
we've actually already met expr. aslına bakarsan tanışmıştık
quite often actually expr. oldukça sık aslında
it was quite a lot actually expr. aslında bir hayli çoktu
not much actually expr. çok değil aslında
I actually liked it but I didn't show it expr. aslında çok hoşuma gitti ama belli etmedim
Turizm
actually operated bed i. fiilen işletilen yatak
Otomotiv
injector actually open i. enjektörün fiilen açık kaldığı süre
Modern Argo
actually a biscuit i. biseksüel
aes (actually existing socialism) i. gerçek sosyalizm (günümüzde solcularla dalga geçmek için kullanılan bir ifade)
acc (actually) [uk] expr. aslında