alışılmışın dışında - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

alışılmışın dışında



"alışılmışın dışında" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 16 sonuç

Türkçe İngilizce
General
alışılmışın dışında avant–garde i.
alışılmışın dışında anomalous s.
alışılmışın dışında deviant s.
alışılmışın dışında unorthodox s.
alışılmışın dışında out of one's way s.
alışılmışın dışında epic s.
alışılmışın dışında peculiarly zf.
Phrases
alışılmışın dışında out of the way expr.
alışılmışın dışında in no way out of the way expr.
alışılmışın dışında with a difference expr.
Colloquial
alışılmışın dışında epic i.
Idioms
alışılmışın dışında out there s.
alışılmışın dışında out of the ordinary zf.
alışılmışın dışında against the stream expr.
alışılmışın dışında off the charts expr.
Religious
alışılmışın dışında heretic s.

"alışılmışın dışında" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 33 sonuç

Türkçe İngilizce
General
alışılmışın dışında olan novel s.
alışılmışın dışında ve rahat rakish s.
alışılmışın dışında iyi görünümlü/görünen unusually good-looking s.
Phrases
alışılmışın/standardın dışında bir özelliğe sahip with a difference expr.
Colloquial
her zamankinden farklı/alışılmışın dışında davranmak punt f.
alışılmışın dışında kişi odd bod i.
alışılmışın dışında kişi odd-bod i.
biçimsiz/alışılmışın dışında bir vücudu olan kimse odd-bod i.
Idioms
alışılmışın dışında davranmak color outside the lines f.
alışılmışın dışında bir şey yapmak go off the beaten track f.
alışılmışın dışında olmak be out of the way f.
alışılmışın dışında olmak be (out) in left field f.
alışılmışın dışında bir teklif a modest proposal i.
alışılmışın dışında bir isim a name to conjure with [uk] i.
alışılmışın dışında kimse/şey a rare bird i.
işe yarayabilecek kadar alışılmışın dışında (just) crazy enough to work [cliché] expr.
işe yarayabilecek kadar alışılmışın dışında crazy enough (that) it just might work [cliché] expr.
aslında işe yarayabilecek kadar alışılmışın dışında crazy enough (that) it might actually work [cliché] expr.
işe yarayabilecek kadar alışılmışın dışında crazy enough (that) it might just work [cliché] expr.
işe yarayabilecek kadar alışılmışın dışında so crazy (that) it just might work [cliché] expr.
o kadar alışılmışın dışında ki işe bile yarayabilir so crazy (that) it just might work [cliché] expr.
aslında işe yarayabilecek kadar alışılmışın dışında so crazy (that) it might actually work [cliché] expr.
o kadar alışılmışın dışında ki aslında işe bile yarayabilir so crazy (that) it might actually work [cliché] expr.
işe yarayabilecek kadar alışılmışın dışında so crazy (that) it might just work [cliché] expr.
o kadar alışılmışın dışında ki işe bile yarayabilir so crazy (that) it might just work [cliché] expr.
alışılmışın dışında/alışılmışa uygun against the stream expr.
alışılmışın dışında/alışılmışa uygun with the stream expr.
alışılmışın dışında/alışılmışa uygun against the stream expr.
alışılmışın dışında/alışılmışa uygun with the stream expr.
Technical
elektronik sistemlerde alışılmışın dışında yolların kullanılması hacking i.
Architecture
alışılmışın dışında bir tarihi özelliği bulunan ve genelde göze hitap eden yapı landmark i.
Food Engineering
alışılmışın dışında veya istenmeyen toprağa benzer tat earthiness i.
Card
(briçte) alışılmışın dışında natural s.