press - Türkçe İngilizce Sözlük

press

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

press — Definition

Anlamı ve Tanımı:
basın, bastırmak, baskı
Okunuş (IPA):
(AmE /prɛs/ – BrE /prɛs/)
Terim Türü:
İsim: press (uncountable); Fiil: press (presses – pressed – pressing)
Medya kurumlarını ve sıkıştırma eylemini tanımlayan çok anlamlı kelimedir. Latince pressare kökünden türemiştir. Gazetecilik, endüstri ve mecazi anlatımlarda bilgi yayma veya zorlayıcı etkiyi belirtmek için kullanılır.
Eş Anlamlılar:
push, media
Zıt Anlamlılar:
release

"press" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
press i. basın
The opening of the store received good press coverage.
Mağazanın açılışı basında geniş yer buldu.

More Sentences
press i. baskı
She flattened the cookie dough with a press of the hand.
Kurabiye hamurunu eliyle baskı uygulayarak düzleştirdi.

More Sentences
press i. pres
She carefully put a single rose in the flower press.
Tek bir gülü dikkatlice çiçek presine koydu.

More Sentences
press f. basmak
Tom is only able to press 50 kilos.
Tom sadece 50 kilo ağırlık basabiliyor.

More Sentences
press f. bastırmak
The dog pressed her nose up against the window.
Köpek burnunu pencereye doğru bastırdı.

More Sentences
press f. baskı yapmak
The rapporteur has been well ahead of his time in pressing us to do more in this field.
Raportör bu alanda daha fazlasını yapmamız için bize baskı yaparak zamanının çok ötesinde bir iş yapmıştır.

More Sentences
Genel
press i. basın mensupları
The press was waiting for them outside the hotel.
Basın mensupları otelin dışında onları bekliyordu.

More Sentences
press i. baskı makinesi
The very first presses were hand-operated.
Tarihteki ilk baskı makineleri elle çalıştırılıyordu.

More Sentences
press i. basın
The opening of the store received good press coverage.
Mağazanın açılışı basında geniş yer buldu.

More Sentences
press i. pres
She carefully put a single rose in the flower press.
Tek bir gülü dikkatlice çiçek presine koydu.

More Sentences
press i. basımevi
She landed an internship at Camden Press.
Camden Basımevi'nde bir staja başladı.

More Sentences
press f. zorlamak
I did press very hard indeed but unfortunately it was not achievable.
Gerçekten çok zorladım ama ne yazık ki başaramadım.

More Sentences
press f. sıkıştırmak
He pressed money on me, but I told him it was unnecessary.
Cebime para sıkıştırmaya çalıştı ama ben buna gerek olmadığını söyledim.

More Sentences
press f. ezmek
Press the cans before throwing them in the recycling bin.
Kutuları geri dönüşüm kutusuna atmadan önce ezin.

More Sentences
press f. dayanmak
The angry crowd pressed against the gates.
Kızgın kalabalık kapılara dayandı.

More Sentences
press f. baskı yapmak
The rapporteur has been well ahead of his time in pressing us to do more in this field.
Raportör bu alanda daha fazlasını yapmamız için bize baskı yaparak zamanının çok ötesinde bir iş yapmıştır.

More Sentences
press f. ütülemek
Would you like me to press your shirt?
Gömleğini ütülememi ister misin?

More Sentences
press f. bastırmak
The dog pressed her nose up against the window.
Köpek burnunu pencereye doğru bastırdı.

More Sentences
press f. hücum etmek
The crowd pressed toward the gate.
Kalabalık kapıya hücum etti.

More Sentences
press f. vurgulamak
What I will do is to press my point of order.
Yapacağım şey, gündeme getirdiğim konuyu vurgulamaktır.

More Sentences
press f. ilerletmek
It is certainly true that this issue calls for legislation at world level, but the European Union has to press ahead.
Bu konunun dünya düzeyinde mevzuat gerektirdiği kesinlikle doğrudur, ancak Avrupa Birliği ilerlemek zorundadır.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
press i. baskı
She flattened the cookie dough with a press of the hand.
Kurabiye hamurunu eliyle baskı uygulayarak düzleştirdi.

More Sentences
press i. basımevi
She landed an internship at Camden Press.
Camden Basımevi'nde bir staja başladı.

More Sentences
press f. sıkıştırmak
He pressed money on me, but I told him it was unnecessary.
Cebime para sıkıştırmaya çalıştı ama ben buna gerek olmadığını söyledim.

More Sentences
Medya
press i. basın
The opening of the store received good press coverage.
Mağazanın açılışı basında geniş yer buldu.

More Sentences
press i. basımevi
She landed an internship at Camden Press.
Camden Basımevi'nde bir staja başladı.

More Sentences
Teknik
press i. pres
She carefully put a single rose in the flower press.
Tek bir gülü dikkatlice çiçek presine koydu.

More Sentences
press f. bastırmak
The dog pressed her nose up against the window.
Köpek burnunu pencereye doğru bastırdı.

More Sentences
press f. ütülemek
Would you like me to press your shirt?
Gömleğini ütülememi ister misin?

More Sentences
Spor
press i. baskı
She flattened the cookie dough with a press of the hand.
Kurabiye hamurunu eliyle baskı uygulayarak düzleştirdi.

More Sentences
Genel
press i. kalabalık
press i. medya
press i. izdiham
press i. dolap (elbise/çamaşır için)
press i. sıkışıklık
press i. yayınevi
press i. pres ütü
press i. mengene
press i. sıkacak
press i. acele
press i. matbaa
press i. yüklük (elbise/çamaşır için)
press i. yığışma
press i. sıkışma
press i. ütü (giyside)
press i. basın yayın
press i. yazılı basın
press i. ütü
press i. cendere
press i. orta çağ'da bir işkence ve infaz aleti
press i. el cenderesi
press i. el presi
press i. spor malzemelerinin kullanılmadıklarında bükülmelerini önleyen gereç
press i. halterin omuz yüksekliğine getirildikten sonra yavaşça yukarı kaldırıldığı hareket
press i. (eskrimde) saldırılacak bir boşluk yaratmak amacıyla rakibin kılıcına baskı uygulama
press i. jimnastikçinin sadece kaslarını kullanarak elinin üzerinde durması
press i. (kağıt yapımında) ıslak kağıt tomarının nemini alıp sıkıştırmak için arasından geçirildiği bir çift silindir
press i. baskı yapılan yer
press i. baskı tesisi
press i. haberlerde fikir birliği şeklinde yapılan eleştiriler
press i. haberlerde yer alma miktarı
press i. yayıncı
press i. basımcı
press i. fermente edilmemiş katıksız üzüm suyu
press f. zorla almak (askere)
press f. preslemek (çelik/cam/tuğla vb'ni)
press f. preslemek
press f. tazyik etmek
press f. prese etmek
press f. preste sıkıştırmak
press f. topluca ilerlemek
press f. suyunu çıkarmak
press f. sıkmak (limon)
press f. sıkmak
press f. hızlandırmak
press f. çabuklaştırmak
press f. sıkıp suyunu çıkarmak
press f. presle işkence etmek
press f. presle infaz etmek
press f. düşmanca saldırmak
press f. saldırmak
press f. etrafını sarmak
press f. kuşatmak
press f. taciz etmek
press f. sıkıntıya düşürmek
press f. eziyet etmek
press f. zulüm etmek
press f. fazla yüklenmek
press f. moralini bozmak
press f. sıkıp bastırarak düzleştirmek
press f. (kağıdı, kitapları) baskı makinesinde sıkıştırmak
press f. şiddetle ısrar etmek
press f. başının etini yemek
press f. yalvarmak
press f. (tutumu, fikri) şiddetle telkin etmek
press f. (iddiayı) ciddiyetle öne sürmek
press f. (eylem veya işlemi) ısrarla talep etmek
press f. (davranış biçimini) sürdürmek
press f. göğsüne batırmak
press f. kucaklamak
press f. (taş plağı) elektroform baskısından çoğaltmak
press f. (birine) karşı kalabalık oluşturmak
press f. etrafında toplanmak
press f. yığılmak
press f. kümelenmek
press f. bir araya gelmek
press f. kalabalığı yararak ilerlemek
press f. ileriye doğru çabalamak
press f. gayretle ilerlemek
press f. uğraşmak
press f. dakiklik gerektirmek
press f. eylem çağrısı yapmak
press f. aciliyet yaratmak
press f. ağırlık bindirmek
press f. ağırlık yapmak
press f. ütü tutmak
press f. golf topuna fazla sert vurmak
press f. sevgiyle kavramak
press f. (bir şeyi) ısrarla tutturmak
press f. zorluklara rağmen yolunda ilerlemek
press f. (düğmeye, tuşa) parmakla basmak
press f. (acil durumlarda) alışılmışın dışında kullanmak
Medya
press i. basın yayın
press i. matbuat
press i. matbaa
Teknik
press i. basım
press i. pres tezgahı
press f. sıkmak
Bilgisayar
press i. bas
Mekanik
press i. cendere
press i. presle basma
Otomotiv
press i. kalıp
press i. mengene
press f. preslemek
Medikal
press f. doğururken ıkınmak
Askeri
press i. zorla askere alma
press i. zorla donanmaya alma
press f. yetki ile almak
press f. askeri hizmette kullanmak üzere el koymak
press f. yardımını almak
Spor
press f. (ağırlığı) bacakları oynatmadan baş üstüne kaldırmak
press f. halteri omuz yüksekliğine getirdikten sonra yavaşça yukarı kaldırmak
press f. (golfte) uzun mesafeden riskli atışlar yapmaya çalışmak
press f. (sporcu) baskı ve stres hissetmek
Basketbol
press i. yoğun savunma
press f. yakın savunma yapmak
Bahisçilik
press i. golf maçında mevcut bir bahsin iki katı olarak verilen ve bahis anında geçerli olmaya başlayan ek bahis
Matbaa
press i. matbaa makinesi
Eski Kullanım
press i. savaşta askerlerin ezilmesi
press i. yakın muharebe

"press" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
government and press i. devlet ve basın
press box i. basın mensuplarına ayrılan yer
press conference i. basın toplantısı
partisan press i. yandaş medya
press pot i. kahve demleme aparatı
press association i. basın kurumu
press campaign i. basın kampanyası
freedom of the press i. basın özgürlüğü
freedom of press i. basın özgürlüğü
press stud i. çıtçıt
police and the press i. polis ve basın
the tabloid press i. boyalı basın
permanent press i. ütü istemez
speech on press i. basında söylev
press world i. basın dünyası
the press i. baskı
press coverage i. basında ayrılan yer
press agent i. basın sözcüsü
french press i. kahve demleme aparatı
press corps i. gazeteciler
liberty of the press i. basın ve yayın özgürlüğü
the press i. matbuat
press cloth i. ütü bezi
hat press i. şapka kalıbı
press association i. basın birliği
press member i. basın mensubu
press release i. basın bildirisi
general staff press release i. genelkurmay basın açıklaması
corrector of the press i. düzeltmen
fruit press i. meyve sıkacağı
press gallery i. basın locası
press law i. basın hukuku
the press i. basın
press agent i. basın danışmanı
tabloid press i. magazin
world press i. dünya basını
press room i. basın odası
disasters in the press i. basında afetler
ethnic press i. etnik basın
foreign press i. yabancı basın
national press i. ulusal basın
local press i. yerel basın
national press i. yerli basın
press and public relations i. basın ve halkla ilişkiler
vanity press i. yazarın bütün masrafları karşılaması şartıyla kitabı yayınlayan yayınevi
press release i. basın duyurusu
press interest i. medyanın ilgisi
press interest i. basının ilgisi
printed press i. yazılı basın
press organ i. basın organı
digital press i. dijital basın
yellow press i. boyalı basın
yellow press i. magazin basını
international press i. uluslararası basın
freedom of press and expression i. basın ve ifade özgürlüğü
clothes press i. elbise dolabı
clothes press i. çamaşır dolabı
responsibility of press i. basının sorumluluğu
responsibility of press i. basının mesuliyeti
linen-press i. çamaşır dolabı
hot-press i. sıcak pres
press-stud i. çıtçıt
press-up i. şınav
non-turkish press i. türkçe dışı basın
press cutting i. kupür
press clipping i. kupür
press clipping i. gazete kupürü
press release i. basın bülteni
press bulletin i. basın bülteni
a full-court press i. büyük uğraş
press tour i. basın gezisi
press organs i. basın organları
press association (pa) i. basın birliği
press clippings i. gazete küpürleri
press invitation i. basın daveti
press credential i. basın kartı
press card i. basın kartı
free press i. özgür basın
press corrector i. musahhih
press office i. basın bürosu
coffee press i. kahve demleme aparatı
press kit i. basın kiti
press statement i. basın bülteni
press language i. basın dili
popular press i. popüler basın
all-court press i. büyük çaba
wine press i. içinde üzümün pistonla ezilerek suyunun çıkarıldığı tekne
wine press i. içinde üzümün ayakla basılarak suyunun çıkarıldığı tekne
garlic press i. sarımsak ezici
gauffering press i. yaprakları plili hale getirmek için kullanılan pres
press work i. basın sözcülüğü
press work i. basın danışmanlığı
press lord i. güçlü gazete sahibi kimse
press lord i. medya baronu
press bed i. katlanıp dolaba kapatılabilen yatak
press money [obsolete] [uk] i. kamu hizmetine girmiş bir erkeğe ödenen para
hot-press i. ısıtmalı çamaşır kurutma odası
press corps i. basın mensupları
press-on nail i. takma tırnak
go to press f. baskıya girmek
press someone to f. birinin bir şey yapması için ısrar etmek
press someone to f. birine bir şey yapması için baskı yapmak
press for f. baskı yapmak
press someone for something f. ısrarla birinden bir şey istemek
press a charge f. dava açmak
press down f. aşağı bastırmak
hold a press conference f. basın toplantısı düzenlemek
press on f. üşüşmek
press one's luck f. şansına fazla güvenmek
press for f. için baskı yapmak
press into f. zorlamak (işe vb)
press someone into service f. birini işe koşmak
press someone for something f. bir şey için birini sıkıştırmak
press something on someone f. birine bir şeyi ısrarla kabul ettirmeye çalışmak
infiltrate the press f. basına sızmak
press forward f. hızla ilerlemek
press one's advantage f. avantajından mümkün mertebe yararlanmak
press into f. zorlamak
press the starter f. marşa basmak
press home f. iddia etmek
press in upon f. sınırını zorlamak
press something upon someone f. birine bir şeyi ısrarla vermeye çalışmak
press on f. devam etmek
press somebody close f. baskı altında tutmak
press someone's hand f. birinin elini sıkmak
press someone into service f. birini seferber etmek
press somebody close f. sıkıştırmak
press home f. ileri sürmek
press money into someone's hand f. birinin eline para sıkıştırmak
press for f. ısrarla istemek
press into thin sheets f. ince kağıtlara basmak
press one's luck f. şansını zorlamak
press home f. saldırmak
press against f. yüklenmek
press in upon f. sınırına dayanmak
press something into service f. bir şeyi hizmete sokmak
press for f. sıkıştırmak
go to press f. gazete vb baskıya girmek
have a broad repercussion in press f. basında geniş yankı bulmak
make a statement to the press f. basına açıklama yapmak
hold a press conference f. basın toplantısı yapmak
make a statement to the press f. basın açıklaması yapmak
make a statement to the press f. basına demeç vermek
make a press statement f. basına açıklama yapmak
issue a statement to the press f. basına açıklama yapmak
be reflected in the press f. basına yansımak
press a sensitive spot f. can damarına basmak
press hands with f. tokalaşmak
issue a press statement f. basın açıklaması yapmak
press the doorbell f. kapı ziline basmak