press - Turkish English Dictionary
History

press

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "press" in Turkish English Dictionary : 75 result(s)

English Turkish
Common Usage
press v. basmak
press v. bastırmak
press v. baskı yapmak
press n. basın
press n. baskı
press n. pres
General
press v. sıkıştırmak
press v. suyunu çıkarmak
press v. tazyik etmek
press v. topluca ilerlemek
press v. dayanmak
press v. sıkıştırarak itmek
press v. baskı yapmak
press v. zorla almak (askere)
press v. prese etmek
press v. preslemek (çelik/cam/tuğla vb'ni)
press v. preslemek
press v. ezmek
press v. zorlamak
press v. sıkmak (limon)
press v. preste sıkıştırmak
press v. çabuklaştırmak
press v. sıkmak
press v. hızlandırmak
press v. sıkıp suyunu çıkarmak
press v. ütülemek
press v. bastırmak
press n. sıkacak
press n. yüklük (elbise/çamaşır için)
press n. dolap (elbise/çamaşır için)
press n. kalabalık
press n. basın mensupları
press n. baskı makinesi
press n. yayınevi
press n. izdiham
press n. mengene
press n. acele
press n. sıkışma
press n. yığışma
press n. medya
press n. ütü (giyside)
press n. matbaa
press n. pres ütü
press n. sıkışıklık
press n. basın
press n. basın yayın
press n. yazılı basın
press n. basımevi
press n. ütü
press n. pres
press n. cendere
Trade/Economic
press v. sıkıştırmak
press n. basımevi
press n. baskı
Media
press n. basın yayın
press n. basın
press n. basımevi
press n. matbuat
press n. matbaa
Technical
press v. bastırmak
press v. sıkmak
press v. ütülemek
press n. basım
press n. pres tezgahı
press n. pres
Computer
press n. bas
Mechanic
press n. cendere
press n. presle basma
Automotive
press v. preslemek
press n. kalıp
press n. mengene
Sport
press n. baskı
Basketball
press v. yakın savunma yapmak
press n. yoğun savunma
Printery
press n. matbaa makinesi

Meanings of "press" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

English Turkish
General
press home v. ileri sürmek
press forward v. hızla ilerlemek
press someone into service v. birini işe koşmak
press something on someone v. birine bir şeyi ısrarla kabul ettirmeye çalışmak
press money into someone's hand v. birinin eline para sıkıştırmak
press the starter v. marşa basmak
press home v. iddia etmek
press someone for something v. bir şey için birini sıkıştırmak
press into v. zorlamak
press into thin sheets v. ince kağıtlara basmak
press on v. devam etmek
press in upon v. sınırını zorlamak
press against v. yüklenmek
press for v. için baskı yapmak
infiltrate the press v. basına sızmak
press someone to v. birine bir şey yapması için baskı yapmak
go to press v. baskıya girmek
press in upon v. sınırına dayanmak
press one's luck v. şansına fazla güvenmek
press something into service v. bir şeyi hizmete sokmak
press something upon someone v. birine bir şeyi ısrarla vermeye çalışmak
press one's luck v. şansını zorlamak
press on v. üşüşmek
press someone to v. birinin bir şey yapması için ısrar etmek
go to press v. gazete vb baskıya girmek
press for v. ısrarla istemek
press somebody close v. sıkıştırmak
press someone into service v. birini seferber etmek
press a charge v. dava açmak
press one's advantage v. avantajından mümkün mertebe yararlanmak
press for v. sıkıştırmak
press for v. baskı yapmak
press someone for something v. ısrarla birinden bir şey istemek
press home v. saldırmak
press somebody close v. baskı altında tutmak
press down v. aşağı bastırmak
press someone's hand v. birinin elini sıkmak
press into v. zorlamak (işe vb)
hold a press conference v. basın toplantısı düzenlemek
have a broad repercussion in press v. basında geniş yankı bulmak
make a statement to the press v. basın açıklaması yapmak
make a statement to the press v. basına açıklama yapmak
make a statement to the press v. basına demeç vermek
hold a press conference v. basın toplantısı yapmak
issue a statement to the press v. basına açıklama yapmak
make a press statement v. basına açıklama yapmak
be reflected in the press v. basına yansımak
press a sensitive spot v. can damarına basmak
press hands with v. tokalaşmak
issue a press statement v. basın açıklaması yapmak
press the bell v. zile basmak
press the doorbell v. kapı ziline basmak
press the doorbell v. zile basmak
(one's shoes) press against one's feet v. ayakkabı ayağını vurmak
(one's shoes) press against one's feet v. ayağını sıkmak
press a kiss v. öpücük kondurmak
press the button v. butona basmak
press the button v. düğmeye basmak
make a press release v. basına açıklama yapmak
press-gang somebody into doing something v. zorlamak
press on v. presle basarak geçirmek
be leaked to the press v. basına sızdırılmak
disclose to the press v. basına servis etmek
leak to the press v. basına servis etmek
leak to the press v. basına sızdırmak
appear on press v. medyada yer almak
have press coverage v. medyada yer almak
have wide press coverage v. medyada geniş yer bulmak
have wide press coverage v. basında geniş yer bulmak
press upon someone v. birisine baskı yapmak
press on someone v. birisine baskı yapmak
press hands with v. el sıkışmak
press play v. oynat tuşuna basmak
(one's name) appear in the press v. adı basında yer almak
press gallery n. basın locası
speech on press n. basında söylev
partisan press n. yandaş medya
permanent press n. ütü istemez
the press n. matbuat
the tabloid press n. boyalı basın
press corps n. gazeteciler
press cloth n. ütü bezi
government and press n. devlet ve basın
press conference n. basın toplantısı
press world n. basın dünyası
press member n. basın mensubu
police and the press n. polis ve basın
press release n. basın bildirisi
general staff press release n. genelkurmay basın açıklaması
liberty of the press n. basın ve yayın özgürlüğü
corrector of the press n. düzeltmen
fruit press n. meyve sıkacağı
press association n. basın kurumu
the press n. baskı
press stud n. çıtçıt
press association n. basın birliği
freedom of the press n. basın özgürlüğü
press law n. basın hukuku
press campaign n. basın kampanyası
french press n. kahve demleme aparatı
press agent n. basın danışmanı
press box n. basın mensuplarına ayrılan yer
the press n. basın
press coverage n. basında ayrılan yer
freedom of press n. basın özgürlüğü
hat press n. şapka kalıbı
press agent n. basın sözcüsü
press pot n. kahve demleme aparatı
tabloid press n. magazin
world press n. dünya basını
press room n. basın odası
disasters in the press n. basında afetler
ethnic press n. etnik basın
foreign press n. yabancı basın
national press n. ulusal basın
local press n. yerel basın
national press n. yerli basın
press and public relations n. basın ve halkla ilişkiler
vanity press n. yazarın bütün masrafları karşılaması şartıyla kitabı yayınlayan yayınevi
press release n. basın duyurusu
press interest n. medyanın ilgisi
press interest n. basının ilgisi
printed press n. yazılı basın
press organ n. basın organı
digital press n. dijital basın
yellow press n. magazin basını
yellow press n. boyalı basın
international press n. uluslararası basın
freedom of press and expression n. basın ve ifade özgürlüğü
clothes press n. çamaşır dolabı
clothes press n. elbise dolabı
responsibility of press n. basının sorumluluğu
responsibility of press n. basının mesuliyeti
linen-press n. çamaşır dolabı
hot-press n. sıcak pres
press-up n. şınav
non-turkish press n. türkçe dışı basın
press-stud n. çıtçıt
press clipping n. kupür
press cutting n. kupür
press clipping n. gazete kupürü
press bulletin n. basın bülteni
press release n. basın bülteni
a full-court press n. büyük uğraş
press tour n. basın gezisi
press organs n. basın organları
press association (pa) n. basın birliği
press clippings n. gazete küpürleri
press invitation n. basın daveti
press card n. basın kartı
press credential n. basın kartı
free press n. özgür basın
press corrector n. musahhih
press office n. basın bürosu
coffee press n. kahve demleme aparatı
press kit n. basın kiti
press statement n. basın bülteni
press language n. basın dili
popular press n. popüler basın
all-court press n. büyük çaba
closed to the press adj. basına kapalı
off the press adj. baskıdan çıkmış
in the press adv. baskıda
in the press adv. basılmakta
on press adv. baskıda
Phrasals
press something out v. bir şeyden basarak/baskı uygulayarak bir şey çıkarmak
press something out of something v. bir şeyden basarak/baskı uygulayarak bir şey çıkarmak
press down on v. bastırmak
press something down v. bir şeye bastırmak
press ahead v. bir görevi veya işi kararlı bir şekilde sürdürmek
press down on v. basmak
press ahead/on with v. kararlılıkla sürdürmek
press something into something v. (sakız vb gibi) sertçe bastırmak
press something onto something v. (yapışması için) bir şeyin üstüne bastırmak
press something in v. (sakız vb gibi) sertçe bastırmak
press something on v. (yapışması için) bir şeyin üstüne bastırmak
press down on v. (düğmeye vb) basmak
press forward v. birini veya bir şeyi bastırarak ilerletmek
press forward v. birini veya bir şeyi dayanarak ilerletmek
press forward v. birini veya bir şeyi ileri itmek
press forward v. birini veya bir şeyi öne itmek
press forward v. zorla ilerlemek
press forward v. zor da olsa ilerlemeye devam etmek
press forward v. zar zor ilerlemek
press forward v. güçlükle de olsa ilerlemek
press forward v. fiziksel bir engele rağmen ilerlemek
press forward v. ilerlemeye gayret göstermek
press forward v. bir gayret ilerlemeye devam etmek
press forward v. kendini ilerlemeye/devam etmeye zorlamak
press forward v. her şeye rağmen devam etmek
press forward v. tüm problemlere, zorluklara rağmen ileri gitmek
press forward v. zorluklara rağmen gelişme göstermek
press forward v. zor da olsa ilerlemek/devam etmek
press forward v. inatla devam etmek/ilerlemek
press forward v. üstüne gitmek
press forward v. yılmadan devam etmek/ilerlemek
press against (someone or something) v. (birini/bir şeyi birine veya bir şeye) bastırmak
press against (someone or something) v. (birini/bir şeyi birine veya bir şeye) sıkıştırmak
press something against someone or something v. bir şeyi birine veya bir şeye bastırmak
press something against someone or something v. bir şeyi birine veya bir şeye dayamak
press something against someone or something v. bir şeyle birini veya bir şeyi zorlamak
press something against someone or something v. bir şeyle birini veya bir şeyi ittirmek
press against someone or something v. birine/bir şeye baskı yapmak
press against someone or something v. birine/bir şeye yüklenmek
press against someone or something v. birini/bir şeyi sıkıştırmak
press against someone or something v. birini/bir şeyi ittirmek
press against someone or something v. birine/bir şeye abanmak
press on v. -e basmak
press on v. '-e bastırmak
press on v. -e yüklenmek
press on v. '-e baskı yapmak
press on v. '-e dayanmak
press on v. '-e yaslanmak
press on v. '-e abanmak
press on v. basmak
press on v. izini çıkarmak
press on v. azimle devam etmek
press on v. yılmadan ilerlemek
press on v. kendini zorlamak
press on v. sıkıştırmak
press on v. zorlamak
press on v. zorla/baskıyla kabul ettirmek
press on v. bir şeyi itmek
press on v. bir şeye bastırmak
press on v. bir şeye basmak
press on v. -e bastırmak
press on v. '-e abanmak
press on v. '-e yüklenmek
press on v. azimle devam etmek
press on v. yılmadan ilerlemek
press on v. kendini zorlamak
press together v. birbirine bastırmak
press together v. birbirine basmak
press together v. birbirine/bir araya sıkıştırmak
press something together v. bir şeyi baskı uygulayarak bir araya getirmek
press something together v. birbirine kenetlemek
press something together v. bir araya getirmek
press in v. bir yerin/çatlağın içine bastırmak
press in v. bir boşluğun içine bastırmak/ittirmek
press in v. bir çatlağa/boşluğa sıvamak
press in v. -e basmak
press in v. -i ittirmek
press in v. içine ittirmek
press onward v. kararlılıkla devam etmek
press onward v. zorluklara göğüs gererek ilerlemek
press onward v. zor da olsa ilerlemeye devam etmek
press onward v. güçlükle de olsa ilerlemeye devam etmek
press onward v. gayretle ilerlemeye devam etmek
press onward v. her şeye rağmen devam etmek/ettirmek
press onward v. inatla ilerlemek
press onward v. üstüne gitmek
press onward v. kararlılıkla üstüne gitmek
press onward v. yılmadan devam etmek/ilerlemek
Phrases
in press expr. baskıda
in press expr. basılmakta
ladies and gentlemen of the press expr. değerli bay ve bayan basın üyeleri
Colloquial
press someone's buttons v. damarına basmak
get a lot of press lately v. son zamanlarda basında sıkça yer almak
hot off the press adj. taze (haberler)
hot off the press adj. yeni (haberler)
hot off the press adj. yeni yayınlanmış
Idioms
press home (one's) advantage v. birinin avantajlarından sonuna kadar yararlanmak/faydalanmak
press home (one's) advantage v. birinin avantajlarından sonuna kadar menfaat sağlamak
press home your advantage v. gücünü kullanmak
press home your advantage v. üstünlüğünü kullanmak
press charges against someone v. aleyhinde dava açmak
press someone to the wall v. birini köşeye sıkıştırmak
go to press with something v. bir şeyi baskıya/basına vermek
press the right button v. doğru adımı atmak
press the right buttons v. doğru adımı atmak
press the right buttons v. doğru olanı yapmak
press the right button v. doğru olanı yapmak
press the right button v. doğru adımları atmak
press the right button v. gerekli adımı atmak
press the panic button v. eteği tutuşmak
press the panic button v. etekleri tutuşmak
press charges against someone v. hakkında şikayetçi olmak
press the right button v. gerekli şeyleri yapmak
get a bad press v. medya tarafından eleştirilmek
press the panic button v. paçası tutuşmak
press the panic button v. paniğe kapılmak
press one's luck v. şansını zorlamak
be in press v. (kitap vb) baskıda olmak
press the issue v. (bir sorunun) üstüne gitmek
go to press v. (gazete/kitap vb) baskıya girmek
press the issue v. (bir sorunu çözmede) ısrarcı olmak
get/have a good press v. medya tarafından beğenilmek
get/have a good press v. medyada iyi yer almak
get/have a good press v. medyada hakkında iyi bahsedilmek
get/have a bad press v. medyada kötü yer almak
get/have a bad press v. medyada hakkında kötü bahsedilmek
get (a) good press v. medyada iyi yer almak
get (a) good press v. medyada hakkında iyi bahsedilmek
get (a) good press v. medyada iyi haberlerle yer almak
have (a) bad press v. medyada kötü yer almak
have (a) bad press v. medyada hakkında kötü bahsedilmek
have (a) bad press v. medyada kötülenmek
have (a) bad press v. medyada kötü eleştirilmek
have (a) good press v. medyada iyi/olumlu yer almak
have (a) good press v. medyada hakkında iyi bahsedilmek
have (a) good press v. medya tarafından beğenilmek
have (a) good press v. medyada iyi eleştirilmek
press (someone's) buttons v. (birinin) bamteline basmak
press (someone's) buttons v. (birini) kızdırmak
press (someone's) buttons v. (birini) sinirlendirmek
press (someone's) buttons v. (birini) cinsel olarak uyarmak
press (someone's) buttons v. (birini) azdırmak
be hot off the press v. yeni basılmış olmak
be hot off the press v. matbaadan yeni çıkmış olmak
be hot off the press v. yeni bir dedikodu olmak
be hot off the press v. taze haber olmak
be hot off the press v. taze dedikodu olmak
be hot off the press v. son dedikodu olmak
a bad press n. kötü eleştiri
bad press n. kötü eleştiri
a good press n. iyi haber
good press n. iyi haber
a bad press n. kötü haber
bad press n. kötü haber
a good press n. iyi eleştiri
good press n. iyi eleştiri
a good press n. övgü dolu haber
good press n. övgü dolu haber
a good press n. olumlu reklam
good press n. olumlu reklam
a full-court press n. büyük gayret
a full-court press n. büyük bir çaba
a full-court press n. büyük bir gayret
a full-court press n. büyük çaba
dead-tree press n. ölü ağaç basını
dead-tree press n. kağıt baskı olarak çıkan gazeteler
dead-tree press n. genel olarak gazetecilik
hot off the press expr. henüz basılmış
hot off the press expr. matbaadan yeni çıkmış
hot off the press expr. yeni basılmış/çıkmış kitap/yayın
Speaking
distinguished members of the press expr. değerli basın mensupları
dear press members expr. değerli basın mensupları
for english press 9 expr. ingilizce için 9'u tuşlayın
for english press nine expr. ingilizce için 9'a basın
for english press 9 expr. ingilizce için 9'a basın
for english press nine expr. ingilizce için 9'a basınız
for english press nine expr. ingilizce için 9'u tuşlayın
for english press 9 expr. ingilizce için 9'a basınız
don't press your luck expr. şansını fazla zorlama
Trade/Economic
press release n. basın bülteni
press meeting n. basın toplantısı
press conference n. basın toplantısı
press agent n. basın danışmanı
press counsellor n. basın müşaviri
press&public relations specialist n. basın ve halkla ilişkiler uzmanı
noted press n. banknot basımı
financial press n. ekonomi basını
financial press n. iş ve ticaret basını
business press n. mesleki yayın
joint press meeting n. ortak basın toplantısı
press launch of the project n. projenin basın lansmanı
business press n. ticari yayın organı
financial press n. ticaret basını
business press n. ticaret yayın organı
business press n. ticari faaliyetlerle ilgili yayın
Law
press charges against someone v. birinden davacı olmak
press charges against v. şikayetçi olmak
freedom of press n. basın hürriyeti
press code n. basın ahlak yasası
press law n. basın kanunu
freedom of the press n. basın hürriyeti
laws governing the press n. basın hukuku
liberty of press n. basın özgürlüğü
laws governing the press n. matbuat hukuku
crime and the press n. suç ve basın
Politics
online press accreditation n. basın akreditasyon/ online basın akreditasyonu
press conference n. basın konferansı
press secretary n. basın sözcüsü
press adviser n. basın müşaviri
press release n. basın açıklaması
press conference n. basın toplantısı
press schedule n. basın takvimi
press statement n. basın açıklaması
press briefing n. basın açıklaması
press release n. basın bülteni
government and the press n. hükümet ve basın
armistice press n. mütareke basını
joint press declaration n. ortak basın açıklaması
joint press conference n. ortak basın toplantısı
joint press statement n. ortak basın açıklaması
Institutes
general directorate of press and information n. basın ve enformasyon genel müdürlüğü
directorate general of press and information n. basın yayın ve enformasyon genel müdürlüğü
prime ministry directorate general of press and information n. basın-yayın enformasyon genel müdürlüğü
office of press counsellor n. basın müşavirliği
directorate general of press and information (dgp) n. basın-yayın ve enformasyon genel müdürlüğü
office of press and public relations n. basın ve halkla ilişkiler müşavirliği
bureau of press and public relations n. basın ve halkla ilişkiler bürosu
press and public relations unit n. basın ve halkla ilişkiler birimi
office of press and public relations counsellor n. basın ve halkla ilişkiler müşavirliği
office of the press and public relations counsellor n. basın ve halkla ilişkiler müşavirliği
coordination office of press, public relations and promotion n. basın, halkla ilişkiler ve tanıtım koordinatörlüğü
office of senior press counsellor of the presidency n. cumhurbaşkanlığı basın başdanışmanlığı
united press international n. uluslararası basın birliği
Media
issue a press release v. basın açıklaması yayınlamak
associated press n. abd haber ajansı
press and propaganda n. basın ve propaganda
press council n. basın konseyi
press releases n. basın bültenleri
press-association n. basın birliği
press agentry n. basın sözcülüğü
press release n. basın ilanı
press agency n. basın ajansı
press releases n. basın bildirileri
press agentry n. basın ajanlığı
press club n. basın yayın kulübü
press review n. basın özeti
press agentry n. basın danışmanlığı
press monopolies n. basın tekeli
press law n. basın hukuku
press photographer n. basın fotoğrafçısı
press club n. basın kulübü
directorate general of press and information n. basın yayın enformasyon genel müdürlüğü
press announcement n. basın ilanı
freedom of the press n. basın serbestisi
stop press n. baskıya son dakikada/anda yetiştirilen haber
press-card n. basın kartı
press team n. basın ekibi
the news in the press n. basında çıkan haberler
freedom of the press n. basın hürriyeti
press and politics n. basın ve politika
press offences n. basın suçları
press conference n. basın toplantısı
freedom of the press n. basın özgürlüğü
press consultant n. basın danışmanı
press announcement n. basın duyurusu
press release n. basın bildirisi
bad press n. basında çıkan kötü haber
bad press n. eleştiri
press run n. gazete baskı süresi
press run n. gazeteyi yayına hazırlama süresi
press agency n. haber ajansı
press pool n. haber havuzu
bad press n. kötü basın
tabloid press n. magazin basını
tabloid press n. magazin basın
press follow up n. medya takibi
gutter press n. sansasyonel habercilik
gutter press n. sansasyonel medyacılık
gutter press n. sansasyonel medya
gutter press n. sansasyonel basın
leftist press n. sol basın
press junket n. sınırlı sayıda uluslararası gazetecinin katıldığı basın toplantısı
leftist press n. solcu basın
national press agency n. ulusal basın ajansı
international press institute n. uluslararası basın enstitüsü
press and broadcast media n. yazılı ve görsel yayın araçları
mainstream press n. yaygın basın
local press n. yerel basın
Technical
punch press v. metal kesmek
press out v. presle basarak çıkarmak
press in v. presle geçirmek
toggle-joint press n. mafsallı baskı
toggle-joint press n. çift kuvvetli basgaç
knuckle press n. mafsallı baskı
knuckle press n. çift kuvvetli basgaç
interim. press. plate n. ara basınç plakası
press brake n. abkant
bending press n. abkant presler
open back press n. açık arkalı basgaç
open back press n. açık arkalı pres
press fixture n. baskı teçhizatı
filter press n. baskı süzgeç
press nut n. baskı somunu
intermitting press and pull press n. basınçlı ve aktarma kaplı pres
press fit n. baskılı geçirme
press-and-blow process n. bas-üfle süreci
gag press n. baskı basgacı
press fitting n. baskı bağlantı parçası
press mould n. baskı kalıbı
press screw n. baskı vidası
gad press n. baskı presi
press tool n. baskı aleti
press forging n. basgaçta dövme
printing press n. baskı makinesi
press frame n. basgaç çerçevesi
bushing press bench n. burç çakma makinesi
press button n. buton
steam press n. buharlı ütü
bending press n. bükme presi
horn press n. boynuz baskaç
press quenching n. boyuttutarda suverme
steam press n. buharlı pres
extra large press n. büyük pres
toggle press n. çift kuvvetli basgaç
multiple-slide press n. çok kaydırmalı pres
dishing press n. çanaklama presi
cogging press n. çekiçleme presi
arbor press n. cendere
press brake n. cnc kontrollü sac metal büküm makinesi
dishing press n. çanaklama aygıtı
monster press n. canavar pres
draw press n. çekme presi
multiple-slide press n. çok kaydırmalı basgaç
notching press n. çentik açma basgacı
drawing press n. çekme presi