alenen - Türkçe İngilizce Sözlük

alenen

"alenen" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 13 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
alenen openly zf.
In July, Vice-President Haji Qadir was killed openly in the street.
Temmuz ayında Başkan Yardımcısı Haji Qadir sokak ortasında alenen öldürüldü.

More Sentences
alenen publicly zf.
What do we do with people who publicly rejoice in the images of 11 September?
Alenen 11 Eylül görüntülerinden sevinç duyan insanlara ne yapacağız?

More Sentences
alenen overtly zf.
These courts deal with overtly political crimes.
Bu mahkemeler, alenen siyasi nitelik taşıyan suçlarla uğraşırlar.

More Sentences
alenen obviously zf.
Look at his body language; he's obviously lying.
Vücut diline baksanıza; adam alenen yalan söylüyor.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
alenen publicly zf.
What do we do with people who publicly rejoice in the images of 11 September?
Alenen 11 Eylül görüntülerinden sevinç duyan insanlara ne yapacağız?

More Sentences
Genel
alenen in public zf.
alenen downright zf.
alenen avowedly zf.
alenen at discovert [obsolete] zf.
alenen officially zf.
alenen flagrantly zf.
Deyim
alenen in plain view expr.
Ticaret/Ekonomi
alenen in public zf.

"alenen" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 48 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
alenen gösteren exposer i.
alenen suçlama denunciation i.
alenen suçlamak denounce f.
-e alenen iftira etmek vilify f.
alenen sözlü saldırıda bulunmak bash f.
alenen suçlamak excoriate f.
(kocayı) alenen aldatmak cuckoldise [obsolete] f.
(kocayı) alenen aldatmak cuckoldize [obsolete] f.
alenen kötülemek slime f.
alenen yapılan flagrant s.
alenen yapan flagrant s.
alenen duyurulan heralded s.
Öbek Fiiller
alenen desteklemek clamor for i.
'-e alenen karşı olmak clamor against i.
(bir şeye) alenen karşı olmak clamor against (something) f.
alenen desteklemek clamor for (something) f.
alenen hakkını teslim etmek acknowledge (one) as (something) f.
alenen kabul etmek acknowledge someone as something f.
alenen kabul etmek acknowledge (one) as (something) f.
alenen ilan etmek/duyurmak acknowledge someone as something f.
(bir gerçeği) alenen kabul etmek/onaylamak acknowledge something as something f.
alenen hakkını teslim etmek acknowledge someone as something f.
İfadeler
cumhurbaşkanına alenen hakaretten for publicly insulting the president zf.
Konuşma Dili
1960'larda gençlerin yasaya karşı şekilde alenen esrar içtiği toplantı smoke-in i.
esrarın yasal olması için bir araya toplanıp alenen esrar içilerek yapılan protesto smoke-in [dated] i.
Deyim
birini alenen soymak rob someone blind f.
alenen hakkını teslim etmek acknowledge (one) to be right f.
alenen kabul etmek acknowledge (one) to be right f.
alenen soymak rob blind f.
alenen suçlamak tar and feather f.
alenen düşman at swords' points expr.
(birinin/bir şeyin) alenen görebileceği yerde in full view (of someone or something) expr.
bu alenen savaş ilan etmektir! of course, you know this means war! expr.
bu alenen savaş ilan etmektir! of course, you realize this means war! expr.
Ticaret/Ekonomi
alenen satmak sell publicly f.
Hukuk
alenen tefhim publicly announcing i.
alenen ahlaka aykırı hareket open and gross lewdness i.
(mahkeme kararı uygulanmadan önce) alenen asi olarak itham etme denunciation [scotland] i.
Siyasal
resmi parti politikasına karşı bir politikayı alenen belirten off-message s.
resmi parti politikasına karşı bir politikayı alenen destekleyen off-message s.
resmi parti politikasına karşı bir politikayı alenen destekleyen off-message s.
resmi parti politikasını alenen pekiştirerek destekleyen on-message s.
amerikalı sağcı muhafazakarlar tarafından, progresif ve solcu hareketleri alenen destekleyen şirketlerin veya kurumların hisse senedi değer düşüşlerine veya satışlarındaki kayıplara atıfta bulunmak için kullanılan slogan go woke, go broke expr.
amerikalı sağcı muhafazakarlar tarafından, progresif ve solcu hareketleri alenen destekleyen şirketlerin veya kurumların hisse senedi değer düşüşlerine veya satışlarındaki kayıplara atıfta bulunmak için kullanılan slogan go woke, go broke expr.
Dini
dini inancı söz veya davranışla alenen beyan etme witness i.
dini inancını alenen belirten kimse witness i.
Eski Kullanım
alenen ortada olma apertness i.
alenen yapılan brasen s.