| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | bargaining i. | pazarlık | ||
|
I fear that once again pressure and bargaining will carry the day and that a bad decision will be taken. Bir kez daha baskı ve pazarlığın ağır basacağından ve kötü bir karar alınacağından korkuyorum. More Sentences |
||||
| Genel | bargaining i. | pazarlık etme | ||
|
Mr. Mitchell was price sensitive plus well-educated, so he had the bargaining power. Bay Mitchell fiyat odaklı ve iyi eğitimliydi, bu yüzden pazarlık yapma gücünü elinde tutuyordu. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | bargaining i. | pazarlık etme | ||
|
Mr. Mitchell was price sensitive plus well-educated, so he had the bargaining power. Bay Mitchell fiyat odaklı ve iyi eğitimliydi, bu yüzden pazarlık yapma gücünü elinde tutuyordu. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | bargaining i. | pazarlık | ||
|
I fear that once again pressure and bargaining will carry the day and that a bad decision will be taken. Bir kez daha baskı ve pazarlığın ağır basacağından ve kötü bir karar alınacağından korkuyorum. More Sentences |
||||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | bargaining i. | pazarlık etme | ||
|
Mr. Mitchell was price sensitive plus well-educated, so he had the bargaining power. Bay Mitchell fiyat odaklı ve iyi eğitimliydi, bu yüzden pazarlık yapma gücünü elinde tutuyordu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | bargaining i. | görüşme | ||
| Genel | bargaining N. | müzakere | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | bargaining i. | görüşme | ||
| Ticaret/Ekonomi | bargaining i. | pazarlık yapma | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | bargaining i. | pazarlıklı alışveriş yapma | ||