beş - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

beş



"beş" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 4 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
beş five i.
General
beş cinque i.
beş 5 i.
British Slang
beş jack's alive i.

"beş" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
General
şeşi beş görmek get confused f.
şerefini beş paralık etmek dishonour f.
beş vakit namaz kılmak perform five time prayer f.
beş paralık etmek expose another's shameful secrets f.
beş katına çıkarmak quintuple f.
beş paralık etmek expose shameful secrets f.
şeşi beş görmek see double f.
beş para etmemek not to be worth a shit f.
şerefini beş paralık etmek dishonor f.
günde beş vakit namaz kılmak perform five time salaat in a day f.
beş parasız kalmak be totally broke f.
beş paralık olmak be wasted f.
beş kuruşsuz bırakmak leave someone penniless f.
on beş gün sürmek last a fortnight f.
lotoda beş tutturmak get five numbers in the lottery f.
sabah dokuz akşam beş bir iş istemek want a nine-to-five job f.
peş peşe beş maç kazanmak win five games in a row f.
arka arkaya beş maç kazanmak win five games in a row f.
ayda bin beş yüz dolar getirmek bring 1500 dollars in a month f.
beş yıla mahkum edilmek be sentenced to five years f.
beş yıla mahkum olmak be sentenced to five years f.
on beş dakika mola vermek take a fifteen minute break f.
on beş dakika ara vermek take a fifteen minute break f.
on beş gün sürmek last for fifteen days f.
beş dolar para üstü vermek give 5 dollars back in change f.
para üstü olarak beş dolar vermek give 5 dollars back in change f.
zamanı beş dakika daha uzatmak extend the time by 5 minutes f.
beş dakika mola vermek take five f.
beş paralık şey picayune i.
beş yüz five hundred i.
tevratın ilk beş kitabı pentateuch i.
beş yüzlü şekil pentahedron i.
beş faktörlü five factor i.
beş mısralık esprili şiir limerick i.
yüzde yirmi beş twenty five percent i.
beş açısı ve beş kenarı olan bir düzlem şekil pentagon i.
beş top ile oynanan bir çeşit bilardo pool on i.
beş duyu the five senses i.
beş taş oyunu jacks i.
beş kişilik grup quintet i.
beş dolarlık hesap five dollar bill i.
beş vakit namaz five time prayer i.
beş şeyden meydana gelen takım quintuplet i.
beş düzlem yüzü olan katı bir şekil pentahedron i.
beş heceli mısra pentameter i.
abd beş sentlik para nickel i.
iki veya beş kişiyle oynanan top oyunu fives i.
on beş sayısı (15, XV) fifteen i.
beş kenarlı pentagon i.
beş dolarlık banknot fin i.
beş parçadan olma durumu peniamerism i.
beş sentlik madeni para jitney i.
beş sent jitney i.
on beş günde bir olan hafif gelgit neap i.
beş vakit namaz five time salath i.
beş dizelik bölümler halinde yazılmış eser pentastich i.
iskambilde en yüksek dört beş koz honor i.
beş metrelik uzunluk pole i.
beş yüzüncü yıldönümü quincentenary i.
beş rakamı (5, V) five i.
beş para etmez adam trash i.
beş parasızlık poorness i.
beş yıl half a decade i.
beş galonluk bidon tutamağı jerrican handler i.
yaklaşık beş kilometreye eşit bir uzaklık ölçüsü league i.
beş para etmez tip rip i.
beş sentlik metal para picayune i.
beş köşeli yıldız pentagram i.
beş köşeli yıldız pentacle i.
beş paund fiver i.
beş dolar fiver i.
on beş fifteen i.
beş yüzlü pentahedron i.
beş sentlik para nickel i.
eskiden beş sente film seyredilen sinema nickelodeon i.
beş para etmez kimse clamjamphrie i.
beş dakikalık yürüyüş a five minute's walk i.
beş para etmez kişi a bad lot i.
beş sterlin fiver i.
beş yıldızlı otel a five-star hotel i.
beş yıllık kalkınma planı five-year development plan i.
haftada beş gün çalışma five-day working week i.
beş galonluk bidon jerrican i.
otuz beş thirty five i.
kırk beş forty five i.
ilk beş top five i.
ilk beş first five i.
beş çayı five o'clock tea i.
zarda beş quincunx i.
islam'ın beş şartı five pillars of islam i.
yirmi beş twenty five i.
elli beş fifty five i.
altmış beş sixty five i.
yetmiş beş seventy five i.
seksen beş eighty five i.
doksan beş ninety five i.
ciğeri beş para etmez rotter i.
ciğeri beş para etmez scalawag i.
ciğeri beş para etmez worthless person i.
ciğeri beş para etmez badmash i.
ciğeri beş para etmez milk livered man i.
beş saatlik uygulama five-hour application i.
beş vakit namaz 5 times prayer i.
geleneksel kelt müziğini modernize edip sergileyen beş kadından oluşan müzik grubu celtic woman i.
beş çayı elbisesi tea gown i.
beş çayı elbisesi tea-gown i.
on beş bin fifteen thousand i.
beş günlük tatil five-day holiday i.
beş günlük tatil five-day vacation i.
ilk beş ülke first five countries i.
iki bin beş yüz on bir two thousand five hundred eleven i.
beş yıllık gizem 5-year mystery i.
beş dilimli yapı süsü cinquefoil i.
beş liman konfederasyonu cinque ports i.
iskambilde en yüksek dört beş koz honour i.
ciğeri beş para etmez scallywag i.
beş duyudan herhangi biri any one of the five senses i.
beş katlı bina five-storey building i.
beş katlı bina 5-storey building i.
beş kedi yavrusu five kittens i.
beş yaş altı çocuklar children under five years of age i.
binde beş five per thousand i.
binde beş 5 per thousand i.
beş duyu organımız our five sense organs i.
beş kitap five books i.
olgunluğa ulaşmış beş yaşında geyik boynuzu a buck of the first head i.
irokuaların beş kolundan biri olan amerikan yerli halkı cayugas i.
beş taş (oyun) knucklebones i.
beş taş (oyun) tali i.
beş taş (oyun) fivestones i.
beş taş (oyun) jacks i.
zarlarla beş ve dokuz atılması hedeflenerek oynanan bir şans oyunu novum [obsolete] i.
otuz beş birim thirty-five i.
beş neden yöntemi 5 whys i.
beş neden yöntemi five whys i.
beş benzer kağıdın art arda gelmesi (piket) quint i.
beş benzer kağıdın art arda gelmesi quint i.
beş para etmez bum s.
beş açıya sahip olan pentangular s.
beş köşeli pentagonal s.
beş katı quintuple s.
beş parasız badly off s.
beş parasız flat broke s.
beş para etmez trashy s.
beş yüzlüye ait pentahedral s.
beş yüzlü şeklinde olan pentahedral s.
ciğeri beş para etmez dishonourable s.
beş para etmez tinpot s.
beş parasız bad off s.
beş parasız penniless s.
beş misli quintuple s.
beş yılda bir olan lustral s.
beş parasız poor s.
beş katı fivefold s.
ciğeri beş para etmez base s.
beş kat fivefold s.
beş para etmez worthless s.
beş paralık ruined s.
beş paralık spoilt s.
beş misli fivefold s.
beş paralık useless s.
beş parasız broke s.
beş para etmez footling s.
beş paralık (şey/kimse) picayune s.
beş paralık picayune s.
beş yıldızlı five-star s.
beş parasız stone-broke s.
beş parasız stony-broke s.
beş kuruşsuz flat broke s.
on beş günde bir oluşan (gelgit) neap s.
beş kat quintuple s.
ciğeri beş para etmez dishonorable s.
beş katlı 5-storey s.
beş para etmez tabloidy s.
beş para etmez naughty [scottish] s.
otuz beş adet thirty-five s.
beş para etmez tin-pan s.
beş para etmez tin-panny s.
beş para etmez ten-cent s.
beş para etmez tripey s.
beş para etmez tripy s.
yirmi beş tane olan twenty-five s.
beş ila on arasında from five to ten zf.
son beş yıl içinde over the last five years zf.
beş aşağı beş yukarı approximately zf.
üç aşağı beş yukarı approximately zf.
beş katı five times zf.
beş kere five times zf.
haftada beş defa five times a week zf.
haftada beş kez five times a week zf.
haftada beş kere five times a week zf.
hafta sonları günde beş kere five times a day on a weekend zf.
hafta sonları günde beş kere five times a day on weekends zf.
on beş günde bir hafta sonu every other weekend zf.
on beş günde bir every 15 days zf.
beş anlamında bir önek penta ök.
Phrases
beş aşağı beş yukarı close bargaining i.
beş altı tane five or six i.
beş hamle sonrası five moves ahead i.
aramızda üç beş kuruşun lafı mı olur? what's a few bucks between friends? expr.
beş adım önde five moves ahead expr.
üç aşağı beş yukarı close bargaining
Proverb
beş parmak bir olmaz men are not all alike
Colloquial
sınavdan yüz çekmek/yıldızlı beş almak ace f.
beş numaraya yerleşmek reach up to number five f.
beş parasız kalmak be down f.
birini beş parasız bırakmak get someone strapped f.
beş yıl yemek get five years f.
beş parasız kalmak not have a bean f.
beş sene yemek get five years f.
beş parasız skid-row bum i.
beş parasız stew bum [old-fashioned] i.
yirmi beş sent two bits i.
beş para two cents i.
on numara beş yıldız a 10 i.
on numara beş yıldız a ten i.
beş para etmez shucks i.
beş kuruş etmez shucks i.
beş yaşında bir erkek çocuk a 5-year-old boy i.
beş şey five things i.
beş para ermez şey small beer i.
beş kişilik bir iş a five-man job i.
beş kardeş a fourpenny one i.
beş dolar five bucks i.
gergin geçen beş dakika 5 white-knuckled minutes i.
beş parasız dead broke s.
beş parasız poor in money s.
beş parasız kalmış on one's beam ends expr.
beş saat önce five hours ago expr.
beş parasız hard up expr.
dört beş yıl önce four or five years ago expr.
dört veya beş sene önce four or five years ago expr.
dört veya beş yıl önce four or five years ago expr.
dört beş sene önce four or five years ago expr.
en az yetmiş beş yıl seventy-five years at least expr.
haftada beş gece five nights a week expr.
korku dolu beş dakika 5 white-knuckled minutes
üç aşağı beş yukarı more or less
son beş senedir for the last five years
son beş yıldır for the last five years
on beş saat fifteen hours
on beş dakika önce fifteen minutes ago
yirmi beş kez twenty-five times
katile beş yıl vermek give the murderer five
Idioms
beş para etmez olmak be not worth a brass farthing f.
beş para değeri olmamak not worth a continental f.
beş parasız olmak not have a penny to one's name f.
beş parasız olmak not have two nickels to rub together f.
beş parasız bırakmak cut off with a shilling f.
beş para etmemek turn to dust f.
beş parasız bırakmak leave someone flat f.
beş parasız olmak without a red cent f.
birikim yapmak/para biriktirmek/köşeye üç beş kuruş atmak build a nest egg f.
beş kuruş vermemek not pay a red cent f.
beş kuruş miras bırakmamak cut off with a shilling f.
beş parasız olmak not have a bean f.
beş parasız olmak not have two cents to rub together f.
beş parasız olmak be broke f.
beş para etmemek not be worth a hill of beans f.
beş kuruş parası olmamak not have two nickels to rub together f.
beş para etmemek not be worth a fig f.
beş parasız olmak not have a red cent f.
beş kardeşi yapıştırmak box one's ears f.
beş parası olmamak not have a bean f.
beş kuruşsuz olmak not have a penny to one's name f.
beş kuruş parası olmamak not have two pennies to rub together f.
birini beş parasız bırakmak leave someone high and dry f.
beş parasız olmak not have two pennies to rub together f.
dokuz beş arası çalışmak work nine to five f.
beş karış surat a long face i.
ciğeri beş para etmez a piece of work i.
ciğeri beş para etmez a cold piece of work i.
beş kardeş (tokat) clip over the ear i.
beş para etmeyen kimse veya şey a wooden nickel [us] i.
beş kuruş etmeyen kimse veya şey a wooden nickel [us] i.
beş para etmez kişi abbreviated piece of nothing i.
beş para etmez tip a bad penny i.
beş para etmez kişi a bad egg i.
beş aşağı beş yukarı after some haggling i.
beş para etmez twopenny i.
beş para etmez two-bit i.
beş para etmez kimse a bad egg i.
beş para etmez şey nothing burger i.
beş para etmez a nasty piece of work i.
ciğeri beş para etmez son of a bachelor i.
ciğeri beş para etmez a nasty piece of work i.
ciğeri beş para etmez son of a gun i.
beş para etmez of no earthly use s.
beş parasız cleaned out s.
beş para etmez (as) useful as a chocolate teapot zf.
beş para etmez as much use as a chocolate fireguard zf.
üç/beş vs. yapan kazanır the best of three, five, etc. expr.
üç/beş olan kazanır the best of three, five, etc. expr.
yok öyle üç kuruşa beş köfte (there) ain't no free lunches expr.
yok öyle üç kuruşa beş köfte (there) ain't no free lunch expr.
başka bir yerde saat beş nasıl olsa it's five o'clock somewhere expr.
beş para etmez good for nothing expr.
beş parasız as poor as a church mouse expr.
beş para etmez not worth a rap expr.
beş para etmez fit for nothing expr.
beş para etmez not worth a fig expr.
beş para etmez not worth a cent expr.
beş para etmez not worth a doit expr.
beş para etmez not worth a hoot expr.
beş para etmez not worth beans expr.
beş para etmez not worth a button expr.
beş para etmez worth nothing expr.
beş para etmez not worth a penny expr.
beş para etmez not be worth a dime expr.
beş para etmez not worth a hill of beans expr.
beş parasız flat busted expr.
beş para etmez amount to a hill of beans expr.
beş para etmez nickel-and-dime expr.
beş para etmez not worth his salt expr.
beş para etmez not amount to a hill of beans expr.
beş para etmez not worth a plugged nickel expr.
beş para etmez not worth a dime expr.
beş para etmez don't amount to a bucket of spit expr.
beş para etmez not much cop expr.
beş para etmez not worth a red cent expr.
beş para etmez good-for-nothing expr.
beş para etmez not worth a farthing expr.
beş parasız down to chili and beans expr.
beş parasız as poor as lazarus expr.
suratı beş karış face as long as a fiddle
(tokat) beş kardeş a bunch of fives
üç aşağı beş yukarı bir fiyat ver give me a ballpark figure
Speaking
ayıracak beş dakikan var mı? do you have five minutes to spare? expr.
beş ziyaretçiden dördü four out of five visitors expr.
bu ürüne sadece on beş gündür sahibiz we have owned this product for only fifteen days expr.
beş yıl sonra kendini nerede görüyorsun? where do you see yourself in 5 years? expr.
beş yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz? where do you see yourself in 5 years? expr.
beş kardeşiz we are five siblings expr.
ben on beş yaşındayım I am 15 years old expr.
beş kız kardeşten üçüncüsüsüyüm I'm the third of five sisters expr.
beş saat sonra kalkmam gerekiyor I have to get up in five hours expr.
bu ürüne sadece on beş gündür sahibiz we have had this product for only fifteen days expr.
beş dakika içinde oradayız we will be there in five minutes expr.
beş yaşında yüzebiliyorlardı they could swim when they were five expr.
beş dakikaya burada olacak he'll be here in five minutes expr.
beş para etmezsin! you are good for nothing! expr.
beş dakikan var you have 5 minutes expr.
beş dakikanız var you have 5 minutes expr.
beş dakikan var you have five minutes expr.
beş dakikanız var you have five minutes expr.
beş kere beş eşittir yirmi beş 5 times 5 equals 25 expr.
ben on beş yaşındayım I am fifteen years old expr.
beş dakika içinde orada olacağız we will be there in five minutes expr.
biz beş kişilik bir aileyiz we are a family of five expr.
bu adamı beş yıldır tanırım I've known this man for 5 years expr.
beş dakikanız var you have five minutes expr.
bu adamı beş yıldır tanırım I've known this man for five years expr.
beş dakikaya kadar oradayız we will be there in five minutes expr.
beş altı gün içinde döneceğim I'll be back in five or six days expr.
beş para etmez it isn't worth a farthing expr.
dört kere beş eşittir yirmi four times five equals twenty expr.
kendimi değersiz/beş para etmez hissettim I felt like a penny waiting for change
yapacağına beş dolar koyarım five bucks says he does it
stresle ilgili hastalığı olan kişiler beş kat daha fazla doktora gidiyor patients with stress visit the doctor five times more often than other patients
lütfen bana beş dakika verin please give me five minutes
onu beş dakika önce gördüm i saw him five minutes ago
onu beş dakika önce gördüm i saw her five minutes ago
kütüphane beş dakika içinde kapanacaktır the library will be closing in five minutes
saat dokuzu beş geçiyor it's five past nine
üçü beş geçiyor it's five past three
Slang
beş para etmez bir şey satın almak buy a pup f.
beş dakika dinlenmek take five f.
beş yıl almak get a five f.
beş para etmemek suck shit f.
beş para etmez tip bad hat i.
beş para etmez tip bad seed i.
beş dolarlık paket (uyuşturucu) nickel note i.
beş kuruş tinker's dam i.
beş para etmez tinker's dam i.
beş kuruş tinkers damn i.
beş para etmez tinkers damn i.
beş kuruş tinker's damn i.
beş para etmez tinker's damn i.
beş kuruş tinker's cuss i.
beş para etmez tinker's cuss i.
beş kuruş shucks i.
beş para etmez shucks i.
beş kuruş red cent i.
beş para etmez red cent i.
beş kuruş damn i.
beş kuruş shit i.
beş para etmez shit i.
beş kuruş hoot i.
beş para etmez hoot i.
beş kuruş darn i.
beş para etmez darn i.
beş para etmezin biri son of a biscuit i.
ciğeri beş para etmezin biri son of a biscuit i.
beş para etmezin biri son of a sea biscuit i.
ciğeri beş para etmezin biri son of a sea biscuit i.
beş para etmezin biri son of a biscuit eater i.
ciğeri beş para etmezin biri son of a biscuit eater i.
beş para etmez insan/yer barf city i.
beş para etmez insan/yer fat city i.
beş para etmeyen şey a tinker's curse i.
beş kuruş değeri olmayan şey a tinker's curse i.
beş dolarlık poşet içinde uyuşturucu nickelbag (rap slang) i.
beş para etmez diddly-shit i.
beş para etmez kişi son of a bachelor i.
beş dolarlık banknot abe i.
beş para etmeyen kimse frack (fuck) i.
beş para etmez shlock i.
beş para etmeyen kimse (worthless) piece of shit i.
beş dolarlık poşet içinde uyuşturucu nickel (rap slang) i.
beş dolarlık poşet içinde uyuşturucu nickelsack (rap slang) i.
beş para etmez diddlyshit i.
beş para etmez biri a nasty piece of work i.
beş para etmeyen tip punk ass bitch i.
beş para etmez kişi son of a gun i.
beş para etmez tip asshat i.
beş para etmez schlock i.
beş para etmez diddly i.
beş para etmez kimse smuck i.
beş yıl hapis cezası nickel i.
beş para etmez tip bag i.
beş para etmez dreck i.
beş dolarlık poşet içinde uyuşturucu nick (rap slang) i.
ciğeri beş para etmez adam scally i.
ciğeri beş para etmez fucker i.
ciğeri beş para etmez prick i.
ciğeri beş para etmez fuck-face i.
ciğeri beş para etmez fucknugget i.
ciğeri beş para etmez douche bag i.
ciğeri beş para etmez fuckpig i.
ciğeri beş para etmez mofo i.
ciğeri beş para etmez scumbag i.
ciğeri beş para etmez douchebag i.
ciğeri beş para etmez asshat i.
ciğeri beş para etmez fuck-pig i.
ciğeri beş para etmez fuck-nugget i.
beş paralık (as) useless as tits on a boar hog s.
beş paralık (as) useless as tits on a nun s.
beş para etmez diddlysquat expr.
beş para etmez not worth a tinker's damn expr.
beş para etmez it isn't worth a zack expr.
beş parasız he hasn't got a brass razoo expr.
beş para/kuruş etmez shit and piss factory expr.
beş parasız he hasn't got a zack expr.
beş para etmez butters expr.
beş para etmez trash-picker expr.
beş para etmez diddley expr.
beş para etmez not worth a damn expr.
beş para etmez diddly-squat expr.
(içerde/askerde geçirilen) beş yıl nickel
on numara beş yıldız fucking awesome
on numara beş yıldız! some pumpkins!
Trade/Economic
beş yıllık plan five year plan i.
beş yıllık kalkınma planlan five year plans i.
beş rekabetçi güç modeli five competitive forces model i.
beş yıllık plan five-year plan i.
ingiltere'nin en büyük beş bankası big five i.
beş büyük big five expr.
on beş gün içinde within a fortnight
yüzde beş alan five percenter
Law
ingiltere yüksek mahkemesinin beş bölümünden biri chancery i.
ilk beş saatten sonra her duruşma günü için avukata ödenen ek ücret refresher [aus] i.
beş nüsha quintuplicate i.
Politics
avrupa insan hakları sözleşmesinin 22. ve 40. maddelerini değiştiren beş sayılı protokol protocol no. 5 to the convention for the protection of human rights and fundamental freedoms amending articles 22 and 40 of the convention i.
beş prensip parch sheala i.
beş yıllık kalkınma planı five year progress plan i.
nükleer silaha sahip oldukları bilinen beş ulus (abd, rusya, ingiltere, fransa ve çin) nuclear family
Tourism
beş yıldızlı otel 5-star hotel i.
beş yıldızlı otel five-star hotel i.
beş kişilik oda quin room i.
Technical
beş katlı noktalar quintuple points i.
beş yönlü rakor five-way union i.
beş saniye deneyi five second test i.
beş elemanlı kod five-unit code i.
beş sıra küreğe sahip olan kadırga quinquereme i.
beş ızgaralı tüp pentagrid i.
beş galonluk bidon jerrican i.
beş ağızlı yön kontrol valfi five-port directional control valve i.
beş kopya quintuplicate i.
beş yıllık periyot quinquennium i.
beş katlı eğriler quintuple curves i.
beş yılda bir quinquennial i.
beş yüzlü pentahedron i.
beş misli quintuple s.
beş duyarlıklı pentavalent s.
beş misli quintuplex s.
beş kat quintuplex s.
beş kat quintuple s.
beş günde bir olan quintan s.
beş kenarlı pentagular s.
beş değerli quinquevalent s.
beş değerli bizmut içeren bismuthic s.
beş parçalı quinquepartite s.
beş açılı pentagular s.
beş değerli pentavalent s.
beş yıl süren quinquennial s.
beş para etmez tinny s.
beş değerli quinquevalence s.
on beş yılda bir olan quindecennial
on beş kenarlı quindecagon
on beş dakika quarter-hour