| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | bicker f. | atışmak | ||
| Genel | ||||
| Genel | bicker f. | tartışmak | ||
|
Can you two stop bickering? Siz ikiniz tartışmayı keser misiniz? More Sentences |
||||
| Genel | bicker f. | didişmek | ||
|
Tom and Mary bicker all day long. Tom ve Mary bütün gün didişirler. More Sentences |
||||
| Genel | bicker f. | didişmek | ||
|
Tom and Mary bicker all day long. Tom ve Mary bütün gün didişirler. More Sentences |
||||
| Genel | bicker i. | çekişme | ||
| Genel | bicker i. | tartışma | ||
| Genel | bicker i. | ağız dalaşı | ||
| Genel | bicker i. | münakaşa | ||
| Genel | bicker i. | önemsiz bir şey için yapılan tartışma | ||
| Genel | bicker i. | ahşaptan yapılan küçük kap | ||
| Genel | bicker f. | pırıldamak | ||
| Genel | bicker f. | şırıldamak | ||
| Genel | bicker f. | atışmak | ||
| Genel | bicker f. | titremek | ||
| Genel | bicker f. | münakaşa etmek | ||
| Genel | bicker f. | çekişmek | ||
| Genel | bicker f. | titreşmek | ||
| Genel | bicker f. | önemsiz bir şey için kavga etmek/tartışmak | ||
| Genel | bicker f. | ufak ya da önemsiz ayrıntılar üzerinde fazlasıyla durmak | ||
| Genel | bicker f. | (akarsu) hızlı akmak | ||
| Genel | bicker f. | ağız dalaşı yapmak | ||