blushed - Türkçe İngilizce Sözlük

blushed

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

blushed — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kızarmak, utanç belirtisi
Okunuş (IPA):
(AmE /blʌʃ/ – BrE /blʌʃ/)
Terim Türü:
İsim: blush (blushes); Fiil: blush (blushes – blushed – blushing)
Yüzde beliren kızarıklık veya bu tepkiyi doğuran duygu. Eski İngilizce blyscan kökünden gelen sözcük, ani duygusal tepkiyi anlatır. Psikoloji ve edebiyatta, mahcubiyet ve heyecan göstergesi olarak değerlendirilir
Eş Anlamlılar:
redden
Zıt Anlamlılar:
pale

"blushed" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 29 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
blush f. kızarmak
Emma blushed when her boyfriend called her sweetie pie.
Erkek arkadaşı ona tatlı turtam dediğinde Emma kızardı.

More Sentences
Genel
blush i. kızarma
I can understand whether you lie or not from the blush on your cheeks.
Yalan söyleyip söylemediğinizi yanaklarınızın kızarmasından anlayabiliyorum.

More Sentences
blush i. allık
I'm wearing some foundation, a bit of blush and some eyeliner.
Biraz fondöten, biraz allık ve göz kalemi sürdüm.

More Sentences
blush f. kızarmak
Emma blushed when her boyfriend called her sweetie pie.
Erkek arkadaşı ona tatlı turtam dediğinde Emma kızardı.

More Sentences
blush f. utanmak
I blush to admit it, but I lied to you about my relationship with him.
İtiraf etmekten utanıyorum ama onunla olan ilişkim hakkında size yalan söyledim.

More Sentences
blush f. yüzü kızarmak
Tom looked at Mary and blushed.
Tom Mary'ye baktı ve yüzü kızardı.

More Sentences
blush f. kızartmak
Tom kissed her hand, making her blush.
Tom onun elini öptü, onu kızarttı.

More Sentences
blush i. kızartı
blush i. kızarıklık
blush i. utanma
blush i. yüz kızarması
blush i. bakış
blush i. pembemsi parıltı
blush i. pembemsilik
blush i. yanaklardaki sağlıklı pembelik
blush f. kızarmak (yüz vb)
blush f. kızarmak (yüz)
blush f. (yüzü) kızarmak
blush f. kırmızılaşmak
blush f. (gökyüzü, çiçek ) pembeleşmek
blush f. (yeni boya) özellikle nem nedeniyle donuklaşmak
blush f. (çiçek) sıcak ve hoş bir renkte olmak
blush N. utanç belirtisi
Teknik
blush i. (boya filmi, reçine, plastik) beyazımsı, istenmeyen bir görünüm
Boyacılık
blush i. yeni boya üzerindeki bulutlu bölge
Mutfak
blush i. pembe şarap
Sanat
blush i. yeni sürülmüş parlak boya yüzeyindeki bulutlu bölge
Eski Kullanım
blush i. (15. yüzyıldaki gençlerin utangaçlığını belirtmek için kullanılır) bir grup genç erkek
blush f. yüzü kızararak kendini ele vermek

"blushed" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 58 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
cream blush i. krem allık
cream blush brush i. krem allık fırçası
first blush i. ilk bakış
first blush i. ilk izlenim
put to the blush f. utandırmak
blush with shame f. utanmak
blush deeply (due to embarrassment) f. renkten renge girmek
blush (at/for) f. utanmak
blush-colored s. pembe renkli
in the first blush of youth zf. gençliğin ilk çağlarında
at first blush zf. ilk bakışta
at first blush zf. ilk görüşte
Öbek Fiiller
blush with f. ile kızarmak
blush with f. -den dolayı kızarmak
blush with something f. bir şeyden yüzü kızarmak
blush with (an emotion) f. (bir duygudan) kıpkırmızı kesilmek
blush with something f. bir şeyle kızarmak
blush with f. -den kıpkırmızı kesilmek
blush with (an emotion) f. (bir duygudan) dolayı kızarmak
blush with f. -den yüzü kızarmak
blush with (an emotion) f. (bir duygudan) yüzü kızarmak
blush with something f. bir şeyden dolayı kızarmak
blush with something f. bir şeyden kıpkırmızı kesilmek
blush with (an emotion) f. (bir duyguyla) kızarmak
blush with f. -den kızarmak
İfadeler
the blush is off the rose expr. eski havası kalmadı
the blush is off the rose expr. balonu söndü/patladı
the blush is off the rose expr. parıltısını yitirdi
the blush is off the rose expr. havası söndü
Atasözü
paper does not blush (her şeyi yazabiliriz) kağıdın yüzü kızarmaz
Konuşma Dili
at first blush expr. ilk anda
Deyim
language that would make a sailor blush i. kaba söz
language that would make a sailor blush i. saldırgan dil
language that would make a sailor blush i. terbiyesiz dil
language that would make a sailor blush i. ağza alınmayacak söz/küfür
language that would make a sailor blush i. kaba dil
language that would make a sailor blush i. kavgada bile söylenmeyecek söz
language that would make a sailor blush i. saygısız bir dil
blush to the roots of one's hair f. kıpkırmızı olmak
blush to the roots of one's hair f. kulaklarına kadar kızarmak
put someone to the blush f. yüzünü kızartmak
blush like a blue dog f. yüzü bile kızarmamak
at the first blush expr. ilk bakışta
at the first blush expr. ilk görünüşte
at first blush expr. değerlendirmede
at first blush expr. ilk izlenim olarak
at first blush expr. ilk izlenime göre
at first blush expr. ilk başta
at first blush expr. ilk incelemede
the blush is off the peach expr. parıltısını yitirdi
the blush is off the peach expr. eski havası kalmadı
the blush is off the peach expr. balonu söndü/patladı
the blush is off the peach expr. havası söndü
Konuşma
there is no call to blush expr. utanacak bir neden yok
don't make me blush expr. beni utandırma
don't make me blush expr. mahcup etme beni
it made me blush expr. bu yüzümü kızarttı
Mutfak
blush wine i. pembe şarap