bring someone to - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

bring someone to

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"bring someone to" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 1 sonuç

İngilizce Türkçe
General
bring someone to f. birini ayıltmak

"bring someone to" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 67 sonuç

İngilizce Türkçe
General
bring someone to his knees f. birine diz çöktürmek
bring someone to her knees f. birine boyun eğdirmek
bring someone to justice f. adalete teslim etmek
bring someone to her knees f. birini yola getirmek
bring someone to reason f. birinin aklını başına getirmek
bring someone to his knees f. birini yola getirmek
bring someone to justice f. yargılanmak üzere birini mahkemenin önüne çıkartmak
bring someone to his knees f. birine boyun eğdirmek
bring someone to her knees f. birine diz çöktürmek
bring (someone) to top f. zirveye çıkarmak
bring (something) to someone f. ayağına götürmek
bring someone to power f. başa geçirmek
bring someone to forefront f. gözönüne almak
bring (someone) round (to another's point of view) f. yola getirmek
bring someone to the edge of a nervous breakdown f. sinir krizinin eşiğine getirmek
bring someone to the verge of a nervous breakdown f. sinir krizinin eşiğine getirmek
bring someone to the brink of a nervous breakdown f. sinir krizinin eşiğine getirmek
bring someone to justice f. mahkemenin önüne çıkarmak
can't bring oneself to accuse someone f. birini suçlamaya içi el vermemek
bring someone something to eat f. birine yiyecek bir şeyler getirmek
Phrasals
bring someone or something in(to) some place f. birini bir yere getirmek/içeri almak
bring someone over to f. birini bir yere getirmek
Idioms
bring (someone or something) to the peace table f. barış masasına oturtmak/çekmek
bring (someone or something) to the peace table f. anlaşma koşullarını görüşmek için masaya oturtmak
bring (someone or something) to the peace table f. anlaşma koşullarını görüşmek için bir araya gelmelerini sağlamak
bring (someone or something) to the peace table f. anlaşma görüşmeleri için bir araya getirmek
bring (something) home (to someone) f. elinde bir hediye veya özel bir şeyle eve gelmek
bring (something) home (to someone) f. (birine) bir hediye veya özel bir şey alarak eve gelmek
bring (something) home (to someone) f. eve gelirken (birine) bir hediye veya özel bir şey almak
bring (something) home (to someone) f. anlamasını sağlamak
bring (something) home (to someone) f. gerçekleri görmesini sağlamak
bring (something) home (to someone) f. gerçekleri fark etmesini sağlamak
bring (something) home (to someone) f. aklını başına getirmek
bring (something) home (to someone) f. gözünü açmak
bring something home to someone f. elinde bir hediye veya özel bir şeyle eve gelmek
bring something home to someone f. (birine) bir hediye veya özel bir şey alarak eve gelmek
bring something home to someone f. eve gelirken (birine) bir hediye veya özel bir şey almak
bring something home to someone f. anlamasını sağlamak
bring something home to someone f. gerçekleri görmesini sağlamak
bring something home to someone f. gerçekleri fark etmesini sağlamak
bring something home to someone f. aklını başına getirmek
bring something home to someone f. gözünü açmak
bring someone down to earth f. ayaklarının yere basmasını sağlamak
bring someone to his knees f. birini yola getirmek
bring something to the mind of someone f. birine bir şeyi anımsatmak/hatırlatmak
bring someone up to speed f. birini bir konu hakkında bilgilendirmek
bring someone to book f. birinden hesap sormak
call/bring someone to task f. birini ciddi anlamda azarlamak/paylamak
bring someone to his knees f. bozguna uğratmak
bring someone to heel f. boyun eğdirmek
bring someone back to reality f. birini gerçeğe döndürmek
bring someone up-to-date on f. birisini son gelişmelerle ilgili bilgilendirmek
bring someone to his knees f. birini dize getirmek
bring someone to a boil f. çileden çıkarmak
bring someone to heel f. dize getirmek
bring someone to his knees f. diz çöktürmek
bring someone to a boil f. çok sinirlendirmek
bring someone to trial f. hakim önüne çıkarmak
bring someone down to earth f. gerçeklerle yüzleştirmek
bring someone to account f. hesap sormak
bring someone up to speed f. harekete geçirmek/çalıştırmak
bring someone to book f. hesap sormak
bring someone down to earth f. hayal aleminden uyandırmak
bring someone to his knees f. hezimete uğratmak
bring someone to a boil f. küplere bindirmek
bring someone to his knees f. pes ettirmek
bring someone to his knees yola getirmek