broad, - Türkçe İngilizce Sözlük

broad,

"broad," teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
broad bean i. bakla
broad s. engin
broad s. geniş
Genel
broad axe i. dülger baltası
broad belt i. kolan
broad mindedness i. geniş fikirlilik
the broad sweep of his argument i. iddiasının kapsamlılığı
mashed broad beans i. fava
broad gauge i. geniş hat
broad band i. kolan
broad gauge i. geniş hatlı demiryolu
broad participation i. geniş katılım
broad participation i. geniş katılım
broad meaning i. geniş anlam
broad axe i. savaş baltası
broad participation i. yoğun katılım
broad distribution i. geniş dağılım
broad distribution i. geniş yayılım
broad service i. yaygın servis
broad-ax i. savaş baltası
broad-leaved forest i. yapraklı orman
broad-billed sandpiper i. sürmeli kumkuşu
broad-ax i. balta
broad-spectrum i. geniş spektrumlu
broad experience i. engin tecrübe
broad shoulders i. geniş omuzlar
broad perspective i. geniş perspektif
broad opportunities i. geniş imkanlar
broad forehead i. geniş alın
broad concept i. geniş kavram
broad hint i. çok belirgin ima
broad arrow i. ingiliz mallarını gösteren ok işareti
broad axe i. balta
broad subject i. geniş konu
broad experience i. kapsamlı tecrübe
broad experience i. kapsamlı deneyim
broad experience i. geniş tecrübe
broad experience i. geniş deneyim
broad nasal bridge i. geniş burun kökü
broad interpretation i. geniş yorumlama
broad base of knowledge i. geniş bilgi tabanı
broad arrow i. (mahkum kıyafetlerini işaretlemek için kullanılan) ok ucu işareti
broad i. bir şeyin geniş kısmı
broad daylight i. güpegündüz vakit
broad [dialect] i. gezi
broad [dialect] i. yolculuk
broad arrow i. dikenli ve geniş uçlu ok
broad acres i. çok sayıda sahibi olan arazi
broad-mindedness i. geniş mezheplilik
broad i. elin geniş ve düz kısmı
broad acres i. çok dönümlü arazi
broad similarity i. geniş benzerlik
have a broad repercussion f. geniş yankı bulmak
have a broad repercussion in press f. basında geniş yankı bulmak
receive broad acceptance f. geniş kabul görmek
have a broad vision f. vizyonu geniş olmak
have a broad vision f. geniş vizyona sahip olmak
have a broad vision f. geniş vizyonlu olmak
have a broad vision f. geniş vizyonu olmak
look from a broad perspective f. geniş açıdan bakmak
have broad shoulders f. geniş omuzlu olmak
have broad shoulders f. geniş omuzları olmak
have a broad perspective/an open mind f. ufku geniş olmak
broad-side f. (bir şeyin) yan tarafına çarpmak
broad s. yaygın
broad minded s. geniş fikirli
broad s. hudutsuz
broad and shallow s. yayvan
broad s. aksanlı
broad s. açık
broad s. liberal
broad s. kaba
broad s. belli
broad s. terbiyesiz
broad s. esas
broad s. göze çarpan
broad shouldered s. geniş omuzlu
broad s. genel
broad s. uçsuz bucaksız
broad s. ayrıntılara girmeyen
broad s. ana
broad s. serbest
broad s. hoşgörülü
broad s. geniş
broad s. enli
broad-footed s. taraklı
broad-minded s. hoşgörülü
broad-backed s. geniş-sırtlı
broad-minded s. geniş fikirli
broad-minded s. açık fikirli
a broad range of s. geniş bir
broad-based s. geniş tabanlı
broad in scope s. geniş kapsamlı
broad-brimmed s. geniş kenarlı (şapka vb.)
a broad array of s. çok çeşitli
a broad array of s. envai çeşit
a broad array of s. geniş çeşitlilikte
broad-edge s. geniş kenarlı
a broad range of s. geniş bir yelpazede farklı
broad s. kapsamlı
broad s. müstehcen
broad s. etraflı
broad s. serbest (düşünce)
broad s. detaylı
broad s. açık saçık
broad s. müsamahakar
broad s. ayıp
broad s. ayrıntılı
broad s. kaba saba
broad s. geniş çaplı
broad s. pervasız
broad-visioned s. geniş vizyonlu
broad-visioned s. vizyonu geniş
broad-visioned s. vizyonlu
broad-gage s. geniş boyutlu
broad s. zirvede olan
broad s. dizginsiz
broad-shouldered s. geniş omuzlu
broad s. (madeni para) geniş çaplı ve ince
broad-gauge s. geniş kapsamlı
broad-gaged s. geniş boyutlu
broad s. sınırlanmamış
broad s. ayrıntılı olmayan
broad-brush s. yüzeysel
broad-gauged s. geniş kapsamlı
broad-gage s. geniş kapsamlı
broad s. belirli olmayan
broad-horned s. geniş boynuzlu
broad s. doruk noktasında olan
broad s. kısıtsız
broad-headed s. yuvarlak kafalı
broad-minded s. mezhebi geniş
broad-gaged s. geniş kapsamlı
in broad terms zf. geniş manada
in broad daylight zf. güpegündüz
in broad day zf. güpegündüz
broad-mindedly zf. anlayışla
broad-mindedly zf. hoşgörüyle
in a broad sense zf. geniş anlamda
in broad terms zf. geniş anlamda
broad zf. eninde
broad zf. genişliğinde
broad zf. tamamen
in a broad way zf. genel bir şekilde
broad (broadcasting) kısalt. yayıncılık
broad (broadcast) kısalt. yayın
Konuşma Dili
broad brush i. yüzeysel
broad i. kadın
broad i. hatun
broad across the beam i. kalçası/güvertesi geniş