decisive - Türkçe İngilizce Sözlük

decisive

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

decisive — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kararlı, belirleyici, kesin
Okunuş (IPA):
(AmE /dɪˈsaɪsɪv/ – BrE /dɪˈsaɪsɪv/)
Terim Türü:
Sıfat
Hızlı ve net biçimde karar verebilen tutumu veya sonucu belirleyen kritik etkeni niteleyen sözcüktür. Latince decidere köküne dayanır; modern dilde hem “decisive leader” hem “decisive victory” gibi kullanımlarla karakter ve sonuç vurgusunu birlikte taşır.
Eş Anlamlılar:
determined, conclusive
Zıt Anlamlılar:
indecisive, inconclusive

"decisive" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 19 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
decisive s. kararlı
She needs to be more decisive at work.
İş yerinde daha kararlı davranması gerekiyor.

More Sentences
Genel
decisive s. kesin
They defeated the enemy in a decisive battle.
Düşmanı kesin bir savaşla mağlup ettiler.

More Sentences
decisive s. belirleyici
Room size was a decisive factor in establishing a venue for the ball.
Balo için mekan belirlenmesinde oda büyüklüğü belirleyici bir faktör olmuştur.

More Sentences
Siyasal
decisive s. kararlı
She needs to be more decisive at work.
İş yerinde daha kararlı davranması gerekiyor.

More Sentences
Genel
decisive s. nihai
decisive s. kati
decisive s. kesin sonuca ulaştıran
decisive s. kesinkes
decisive s. sonuca götüren
decisive s. şüphesiz
decisive s. sonuç üzerinde rol oynayan
decisive s. aşılmaz
decisive s. geçilmez
decisive s. emredici
decisive s. dönüş noktası niteliğinde
decisive s. kriz yaratıcı
decisive s. sebatkar
decisive s. fikrinde direnen
Siyasal
decisive s. azimli

"decisive" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 23 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
decisive moment i. karar anı
decisive moment i. dönüm noktası
decisive victory i. kesin zafer
decisive victory i. mutlak zafer
decisive answer i. kesin yanıt
decisive advantage i. belirgin üstünlük
decisive factor i. belirleyici faktör
be decisive f. belirleyici olmak
be decisive in f. bir şeyi yapmada kararlı olmak
be decisive of f. karara bağlamak
be decisive f. kesinlik kazanmak
be decisive f. kararlılık göstermek
have a decisive advantage over someone f. birine karşı belirgin bir üstünlüğü olmak
Hukuk
decisive oath i. kati yemin
decisive oath i. kesin yemin
decisive oath i. davayı sonuçlandıran yemin
Siyasal
decisive voter i. kararlı seçmen
Askeri
decisive engagement i. yenen ve yenilen tarafı kesin olarak belirleyecek muharebe
decisive action i. nihai muharebe
decisive engagement i. muhabereye tamamıyla girme
decisive action i. harbin kaderini belirleyen muharebe
decisive engagement i. kesin sonuçlu muharebe
decisive point i. kesin nokta