denizden - Türkçe İngilizce Sözlük

denizden

"denizden" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 2 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
denizden by sea zf.
denizden bye zf.

"denizden" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 96 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
denizden gelecek saldırıları önlemek için yapılan surlar sea wall i.
kara veya denizden giden posta surface mail i.
denizden esen rüzgar sea breeze i.
ülkenin denizden uzak yerleri inland i.
denizden karaya esen yel sea breeze i.
denizden uzak yerler inland i.
denizden kazanılmış toprak polder i.
fransa ve ingiltere'yi denizden birbirine bağlayan, iki ülkenin ortak yapımı olan demir yolu tüneli la manche i.
ticari kargonun denizden toplandığı seferden elde edilen hasılat voyage [obsolete] i.
ticari kargonun denizden toplanması için yapılan sefer voyage [obsolete] i.
denizden esen rüzgar outwind i.
(eski ingiliz derebeylik hukukunda) denizden gelen düşmanlara karşı koruma veya bu düşmanları gözetleme hizmeti seaward i.
denizden iç kesimlere ilerleyen sis fret [dialect] [uk] i.
denizden çıkarmak fish f.
denizden etrafını dolaşmak circumnavigate f.
denizden çıkmış balığa dönmek feel like a fish out of water f.
geçimini denizden sağlamak live by the sea f.
denizden karaya doğru esen onshore s.
denizden uzak olan inland s.
denizden esen seaward s.
denizden uzak inland s.
denizden uzak mediterraneous [obsolete] s.
denizden uzak olan inlandish [obsolete] s.
(rüzgar) denizden kıyıya vuran inshore s.
denizden uzak ve genelde taşrada olan freshwater s.
denizden uzakta inland zf.
hem denizden hem karadan by sea and land zf.
denizden karaya doğru onshore zf.
denizden karaya onshore zf.
Öbek Fiiller
(denizden) karaya atmak cast up f.
Deyim
denizden çıkmış balık a fish out of water i.
Ticaret/Ekonomi
denizden mal taşıma kanunu cogsa i.
denizden mal taşıma kanunu carriage of goods by sea act i.
Teknik
denizden parazit yansıma sea clutter i.
denizden tanka veya tanktan denize sıvı almak için kullanılan valflı sandık valve chest i.
denizden taşınan sea-borne s.
denizden gönderilen sea-borne s.
Radyo
denizden karaya veya karadan denize geçerken radyo yer dalgasının yönünün değişmesi land effect i.
denizden karaya veya karadan denize geçerken radyo yer dalgasının yönünün değişmesi shoreline effect i.
Havacılık
denizden kurtarma air sea rescue i.
Denizcilik
denizden anlamayan kimse landlubber i.
denizden  indirilen mavna launching barge i.
denizden dik olarak yükselen kara parçası bold coast i.
denizden kazanılmış toprak polder i.
denizden karaya esen rüzgar için kullanılan ifade onshore i.
denizden parazit yansıma sea clutter i.
denizden mal taşıma kanunu carriage of goods by sea act i.
denizden havaya fırlatılan füze underwater-to-air missle i.
dar bir denizden geçme transfretation [obsolete] i.
pruvayı yukarı kaldırarak denizden çıkmasını sağlayan yelken lifting sail i.
dar bir denizden geçmek transfrete [obsolete] f.
dar bir denizden geçmek transfreight [obsolete] f.
çapasını denizden çekmek unanchor f.
çapayı denizden çekmek up-anchor f.
denizden kıyıya doğru home zf.
Psikoloji
denizden korkma thalassophobia i.
Deniz Biyolojisi
denizden beslenenler için zehirli olan toksinler üreten, deniz yosunlarının renklendirdiği geniş deniz suyu alanı redwater i.
denizden ikinci kez dönen somon gerlind i.
belli dönemlerde yumurta bırakmak için denizden göllere giden (balık) catanadromous s.
yumurtlamak için denizden nehrin yukarı kısmına yeni göç etmiş (balık) fresh-run s.
Balıkçılık
(istiridyelerin denizden çıkarılması için kullanılan) dişli ağızlı ağır demirden tarak oyster dredge i.
Çevre
(denizden karaya gerçekleşen) tortul sürüklenmesi overwash i.
denizden korunmak için oluşturulmuş set veya mendirek seabank i.
Coğrafya
denizden yükseklik elevation from sea level i.
mercan kayalıkları veya kıyı kordonuyla açık denizden ayrılan su kütlesi laguna i.
mercan kayalıkları veya kıyı kordonuyla açık denizden ayrılan su kütlesi lagune [rare] i.
ülkenin denizden uzak yerleri upcountry i.
karla kaplı arktik bölgelere denizden bakıldığında atmosferde görülen özel bir parlaklık land blink i.
denizden çıkan çamur sea ooze i.
denizden iç kesime gelen nemli sis sea fret i.
denizden çıkan çamur sea mud i.
denizden karaya doğru hareket eden nemli sis veya pus fret i.
denizden sıçrayan su spindrift i.
denizden karaya vuran su spindrift i.
denizden toprak kazanmak empolder f.
Meteoroloji
abd'de denizden esen sıcak ve nemli bir rüzgar wet chinook i.
denizden esen ve genellikle sis getiren esinti veya sert rüzgar sea turn i.
Askeri
noktadan noktaya denizden ikmal point to point sealift i.
denizden havaya füze ship-to-air missile i.
denizden atılan balistik füze sea launched ballistic missile i.
denizden atılan cruise füzesi sea-launched cruise missile i.
denizden havaya ship-to-air i.
denizden havaya sea-to-air i.
denizden havaya füze sea-to-air missile i.
denizden başlatılan askeri operasyon naval expeditionary warfare i.
denizden atılan torpidolara karşı iç limanı korumakta kullanılan ağ torpedo defense net i.
denizden atılan torpidolara karşı gemiyi korumakta kullanılan ağ torpedo nettings i.
denizden fırlatılan balistik füze slbm (sea-launched ballistic missile) i.
denizden fırlatılan seyir füzesi slcm (sea-launched cruise missile) i.
stratejik denizden ikmal strategic sealift i.
stratejik denizden ikmal kuvvetleri strategic sealift forces i.
Mitoloji
denizden yükselen (tanrıça) anadyomene s.
Latince
denizden denize (kanada'nın sloganı) a mari usque ad mare expr.
Engineering
denizden kazanılan toprağı araziye dönüştürmek empolder f.
denizden toprak elde etmek impolder [rare] f.
denizden kıyı seti kurmak impolder [rare] f.