| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | fish i. | balık | ||
|
She named her fish Jason and Tom. Balıklarına Jason ve Tom isimlerini verdi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | fish i. | balıklar | ||
|
It is important not to overfeed your fish. Balıklarınızı aşırı beslememek önemlidir. More Sentences |
||||
| Genel | fish i. | balık | ||
|
She named her fish Jason and Tom. Balıklarına Jason ve Tom isimlerini verdi. More Sentences |
||||
| Genel | fish i. | balık eti | ||
|
I don't like eating fish. Balık eti yemeyi sevmem. More Sentences |
||||
| Genel | fish f. | avlamak | ||
|
The catches the Community fleet can benefit from are the surplus resources which the local fleet cannot fish. Topluluk filosunun yararlanabileceği avlar, yerel filonun avlayamadığı ihtiyaç fazlası kaynaklardır. More Sentences |
||||
| Genel | fish f. | balık avlamak | ||
|
In the Baltic Sea, we could have fished three times as much as we are doing today. Baltık Denizi'nde bugün yaptığımızın üç katı kadar balık avlayabilirdik. More Sentences |
||||
| Genel | fish f. | balığa çıkmak | ||
|
I've never been fishing with Tom. Tom'la hiç balığa çıkmadım. More Sentences |
||||
| Genel | fish f. | araştırmak | ||
|
He fished around his pockets and found the keys. Ceplerini araştırıp anahtarlarını buldu. More Sentences |
||||
| Genel | fish f. | bulup çıkarmak | ||
|
I don't like people fishing about my personal matters. İnsanların özel meselelerimi bulup çıkarmasından hoşlanmıyorum. More Sentences |
||||
| Genel | fish f. | balık tutmak | ||
|
Fishing requires patience. Balık tutmak sabır gerektirir. More Sentences |
||||
| Genel | fish f. | avlanmak | ||
|
It is forbidden to fish in the area. Bu bölgede balık avlamak yasaktır. More Sentences |
||||
| Zooloji | ||||
| Zooloji | fish i. | balıklar | ||
|
It is important not to overfeed your fish. Balıklarınızı aşırı beslememek önemlidir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | fish f. | denizden çıkarmak | ||
| Genel | fish f. | tutmak | ||
| Genel | fish f. | kuyuda kaybolan eşyaları kurtarmak | ||
| Genel | fish f. | kuyuda kaybolan eşyaları kurtarmaya çalışmak | ||
| Genel | fish f. | (övgü, iltifat) beklemek | ||
| Genel | fish f. | (selamet ordusundan kimse) insanları hristiyanlığa davet etmek | ||
| Genel | fish f. | (elektrik kablosu) çekmek | ||
| Genel | fish f. | (çapaya ait) tırnağı çekmek | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | fish f. | zarf atmak | ||
| Deyim | ||||
| Deyim | fish i. | derya kuzusu | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | fish i. | (demiryolu) cebire | ||
| Teknik | fish i. | cebire bulonu | ||
| Teknik | fish i. | bağlantı elemanı | ||
| Teknik | fish i. | bağlantı eklemi | ||
| Teknik | fish i. | ek yeri | ||
| Teknik | fish f. | kablo çekmek | ||
| Teknik | fish f. | çapa tırnağını kaldırmak | ||
| Balıkçılık | ||||
| Balıkçılık | fish f. | balık tutmaya hazırlanmak | ||
| Balıkçılık | fish f. | balık tutmaya uygun olmak | ||
| Dini | ||||
| Dini | fish f. | misyonerlik yapmak | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | fish i. | partnerlerin birbirine sarılarak yaptığı bir dans | ||
| Resim | ||||
| Resim | fish i. | balık sureti | ||
| Argo | ||||
| Argo | fish i. | çaylak | ||
| Argo | fish i. | çömez mahkum | ||
| Argo | fish i. | akılsız kimse | ||
| Argo | fish i. | beceriksiz kimse | ||
| Argo | fish i. | sakar kimse | ||
| Argo | fish i. | alık kimse | ||
| Argo | fish i. | aptal kimse | ||
| Argo | fish i. | acemi poker oyuncusu | ||
| Argo | fish i. | deneyimsiz poker oyuncusu | ||
| Argo | fish i. | kiralık katil | ||
| Argo | fish i. | para | ||
| Argo | fish i. | mangır | ||
| Argo | fish i. | sipali | ||
| Argo | fish i. | papel | ||
| Argo | fish i. | taze mahkum | ||
| Argo | fish ünl. | ha siktir | ||
| Argo | fish expr. | siktir | ||